Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Bankacılık İşlemleri, Mevduat, Faiz, Banka Kredileri, Kredi Kartları, Banka Kartları, Havale, Tüketici Kredisi, Mortgage, Tüketici Hakları, Tüketici Hakem Heyeti, Tüketici Mahkemeleri...
Cevapla
stormblade
Site Üyesi
Mesajlar: 2
Kayıt: 22 Ara 2017 19:34

Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Mesaj gönderen stormblade » 22 Ara 2017 19:50

Merhabalar ben bir sosyal mühendislik vakasına kurban gittim. sahte çağrı merkezi tarafından arandım. Telefonunuza virüs girmiş denildi. Sabah telefondan saat 9 civarlarında internet şubesine giriş yaptığımı ve hesaptaki para miktarımı biliyorlardı sizden sonra da girilmiş hesap boşaltılmış virüs sayesinde internet şubeniz indirilmiş ama kurtaracağız diyerek binbir yalandan sonra kendilerine EFT yapıp malesef kodu göndermemi sağladılar. Bankaya bildirdiğimde artık çok geç idi başka 2 bankaya aktarılmıştı. Bankanın güvenlik merkezine bildirdikten sonra Çağlayanda savcılığa gidip suç duyurusunda bulundum ama bu süreçler çok yavaş bankayla yazışmalar vs savcının belirlenmesi bile 2 gün sürdü.En az 6 aylık bir süreç. Emnyetin teknik takibi için de geç kalınmış denildi sonradan takip yapılamıyor mu bu IP ler kamera kayıtları ve EFT ler ile ilgili Emniyet tarafından hızlıca. İlla yazışmalarla mı yürütülmesi gerekiyor anlam veremedim sonuçta paranın aktarıldığı hesaplar da %90 ara hesap ve mağdur hesabı denilmekte. Savcı 3 ay sonra gel dedi. Elinde bunun dolandırıcılık olduğunun hukuki ispatı olursa banka sana öder dedi. Bankaya geri dönerek savcılığa başvurduğumu bildirdim. Onlar da aynı şeyi dediler.

Burada bankalarla ilgili birçok yargıtay kararı gördüm çoğunda banka haklı bulunmamış fakat onların çoğu habersiz yapılan işlemlerle ilgili. Burada ise benim kandırılarak elde edilmiş bir onayım söz konusu. Böyle bir durumda bankayı dava edip paranın tamamını ya da bir kısmını alma şansım var mıdır? Yargıtayın emsal kararları var ama 3D onayının da olduğu bir karar görmedim.

Olay işyerimde gerçekleşti ve o işlemlerin yapıldığı IP adreslerinde olmadığımı ispat edebilirim tanık da bulabilirim. Ama savcı konum değiştirme yazılımları nedeniyle bunun anlamı olmaz diyor.

Savcı istersen git bir avukatla konuş ama bunun dolandırıcılık olduğuna dair bir ipucu ve kanıt olmadığı sürece şimdi bankaya dava açmanın bir anlamı yok diyor zaten savcılık başvurumu da bankaya bildirdiğim için muhtemelen banka da hemen geri dönüş yapmayacak gibi.
Bu konuda görüş ve önerileriniz var mıdır? Böyle bir dava kazanılabilir mi? Ya da banka bu parayı dolandırıcılık olduğu saptanırsa geri öder mi? Meblağ epey yüklü vadeli hesabımın bozulup EFT yapılması söz konusu internet şubesinden. İnternet vadeli hesabını bozup vadesiz hesaba aktarırken onay istemiyor.


Bu şahısların benimle ilgili detayları biliyor olması bankanın kusuru değil mi? Ama bunu nasil ispatlayabiliriz işte orası var. Sabah telefondan net şubesine girdiğimi nereden biliyorlar. Telde virüs vb yok ben orda aldanmış olmama rağmen.

Ikinci bir husus bankanın telefonla teyit almadan onaylaması garanti bu konuda daha iyiymiş sanırım. Bu bir hukuki zorunluluk değil gibi ama olası bir davada kullanılabilirliği olur mu bilemiyorum.

Üçüncü bir husus bu paranın aktarıldığı kişi ben de mağdurum hesabım kullanılmış derse bu zaten dolandırıcılık yönünde şüphe olusturmaz mı. O şahıs ben bu parayı borca istinaden aldım derse sanırım o zaman işim daha zor.

ÖZETLE:
Dolandırıcılık olduğu ispatlanır ise banka öder diye bir durum söz konusu mudur? Yani yasalarımızda buna benzer bir ibare var mı?

Şunun gibi yüzlerce haber ve karar var

https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2013/0 ... ka-sorumlu


Bir kısmında müşterinin de bilgileri koruması gerektiğine dair beyanlar geçmesine rağmen banka yine de sorumlu bulunmuş ancak müşteri şifreyi ne şekilde vermiş emin olamadım. Bazı yerlerde müşterinin bankayı dolandırmak üzere karşı tarafla işbirliği olduğu gösterilmediği sürece bu bir dolandırıcılıktır ve banka müşterisinin yatırımını korumak zorundadır ne olursa olsun gibi bir durum var mı? Şifreyi sosyal mühendislik yaparak alan kişilere söyleyen kişilerin de bu şekilde dava açarak paranın tamamını ya da bir kısmını alma şansı var mı yargıtay kararlarında buna benzer bir durumu içeren var mı?
İyi akşamlar
Saygularımla

adaletci06
Site Üyesi
Mesajlar: 4
Kayıt: 22 Ara 2017 20:01

Re: Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Mesaj gönderen adaletci06 » 22 Ara 2017 21:01

Anlatımızın çok karışık geldi bana:"... kendilerine EFT yapıp malesef kodu göndermemi sağladılar. Bankaya bildirdiğimde artık çok geç idi başka 2 bankaya aktarılmıştı..." buradan kastınız nedir? normalde sizin hesaba ilk girişte 1. kod gelmesi, arkasından eft yaparken de 2. kod gelmesi lazım. Ayrıca para havaleleri için, miktar sınırlaması ya da eft işlemine de kapatabilirdiniz. Bu özellikleri banka size kullanmadan önce anlatan bir kitapçık vermesi de lazımdı. Siz bu sınırlamaları biliyor ve yapmadınızsa siz de hatalı gözüküyorsunuz... Savcılık soruşturma dosyasını ve toplanan delilleri yeterli mi değil mi ancak konunun, bilişim suçları uzmanı bir avukat bilebilir ancak,
o yolu seçseniz daha iyi...
Hukuki bilginiz ne kadar bilemeyiz ama olayı ancak uzman bir hukukçu ile takip etmeniz ve çözmek daha uygun gözüküyor. Savcının şunun bunun ne dediği somut deliller, bilirkişi incelemesi yargılama olmayınca bir tahmin kesinlik veremez...
Hesabınız diyelim bir ticari hesap ve siz de tacirseniz, işiniz daha zor sanki... Ticaret mahkemesine davayı yansıtdınız diyelim, kanaatime göre banka avukatları sizin tebdirli ve basiretli bir tacir gibi davranmadığınızı da, kusurunuz olduğunuzu vs.ile de itiraz edebilirler hemen. Bilirkişi değerlendirmelerinde, sizin de kusurlu olup olmadığınızın tesbiti de her halükarda istenebilecektir de... Uzman hukukçular ile rakam büyükse dava açtırıp takip etseniz bankayı zarar ziyan tazmin ettirmek için daha isabetli gözüküyor. Paranın aktarıldığı hesap sahibi de bir başkasına da aktarmış mı? Sanki örgütlü bir işe benziyor... anlatımınızdan tam belli olmuyor... Geçmiş ve sağlık olsun yine de...

stormblade
Site Üyesi
Mesajlar: 2
Kayıt: 22 Ara 2017 19:34

Re: Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Mesaj gönderen stormblade » 23 Ara 2017 10:23

Çok sağolun ben devlet memuruyum ticaretle uğraşmıyorum. Burda sanırım müterafik kusur denilen benim kusurum var. Ama çok yüklü bir meblağ aktartiliyor banka uyarmiyor telefonla aramıyor araç taksidi diye açıklama giriliyor ama ortada bir araç yok hiçbir zaman bir aracım olmadi benim. O paranın aktarıldığı kişiler mağdur mu henüz bilmiyorum ama öyledir diyor herkes net bilgi vermiyorlar zaten bu kisiler isleri zora sokmak icin karti kopyalanmis 3 4 kisinin hesabında eft lerle gezdirip sonra çekerlermiş. Bir bankanın bile yazışmaları çok uzunken bu haliyle nasıl olacak bilmiyorum.
Ben muterafik kusura ragmen bankanın para ödediği davalar var mi onu merak ediyorum.

Constantine
Site Üyesi
Mesajlar: 4
Kayıt: 08 Oca 2019 15:05

Re: Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Mesaj gönderen Constantine » 08 Oca 2019 15:28

Hocam sizin olayla bir bir benimde başıma geldi geçen hafta sizin açtığınız dava ne aşamda herhangi bir gelişme varmı lehinize davailgili yargıtay kararlarını buldunuzmu benimde yüklü bir miktarda param gitti bulduğunuz herhangi bir yargıtay karar varmı varsa benimle palaşabilirmisiniz yardıcı olursanız sevinirim .

Constantine
Site Üyesi
Mesajlar: 4
Kayıt: 08 Oca 2019 15:05

Re: Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Mesaj gönderen Constantine » 14 Oca 2019 19:48

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar....

Constantine
Site Üyesi
Mesajlar: 4
Kayıt: 08 Oca 2019 15:05

Re: Sahte Çağrı Merkezi ile EFT Dolandırıcılığı

Mesaj gönderen Constantine » 15 Oca 2019 09:35

T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
E: 2016/2153 K: 2017/4721 K.T.: 26.09.2017

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27/11/2015 tarih ve 2015/378-2015/640 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesi nezdinde hesabı bulunduğunu, davalı banka şubesinde görevli dava dışı kişi olarak kendisini tanıtan kişi facebook üzerinden yazışmaya geçerek müvekkilinden kart ve şifre bilgilerini talep ettiğini, müvekkilinin de bilgileri verdiğini, bu aşamada müvekkilinin cep telefonuna gelen mesajlarla hesaptaki paranın başka hesaplara havale edildiğini öğrendiğini ileri sürerek, 34.590,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesaplarında internet aracılığı ile yapılan işlemlerin şüpheli bulunarak arandığını, kendisine ait kart ve şifre bilgilerini tanımadığı 3. şahsa vermesi sonucunda dolandırıldığını, yapılan havalelerin göndericiye ödenebilmesi için havale alıcılarının yazılı rızasının veya bu tutarın davacıya ödenmesine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı ya da CMK’nın 132/1 ve 132/5 maddeleri gereğince iadesi hükmünü içerir bir kararın bulunması gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, teknik imkanları çok geniş olan ve bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren davalı bankanın sahteliği önleyici tedbirler alması, kredi sağlayarak ve mevduat toplayarak getirisinden faydalanan bankaların, gerekli güvenliği sağlayamaması nedeniyle meydana gelen zararlardan da sorumlu olması gerektiği, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, davacının hesabını iptal ettirmesi ya da bloke ettirmesi gerekirken bunu yapmadığı, bankanın bloke konulmasına ve Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturması bulunmasına ve beyanından sorumlu olduğu müşteri temsilcisinin bloke konulan paranın üçüncü kişiye ödenmeyeceği bilgisi ve taahhüdüne rağmen üçüncü kişiye ödeme yapılarak davacının zararına sebep olduğu, eğer bloke konulan parayı üçüncü kişiye ödememiş olsaydı davacının müterafık kusuru sebebiyle indirim yapılabileceği, oysa üçüncü kişiye ödeme yapılması sebebiyle artık bu indirimin uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 34.590,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka nezdindeki hesaptan yapılan usulsüz havaleler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK’nin 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda, davacının daha önceden tanıdığı, facebook isimli sosyal medya aracılığı ile kendisini davalı banka şubesinde görevli dava dışı kişi olarak tanıtan kişiye şifre ve parola bilgilerini verdiği, bu kişinin talimatları doğrultusunda bankamatiğe giderek kendi hesaplarından tanımsız hesaplara havale yapılmasına kapalı olan seçeneği kaldırdığı ve sonrasında davacının hesaplarından dava konusu havale işlemlerinin gerçekleştirildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Bu itibarla, davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda bankacılık hukukundan anlayan bilirkişi marifeti ile banka kayıtları üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cevapla