Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri VASİ ATANMASI DAVA DİLEKÇE ÖRNEĞİ

VASİ ATANMASI DAVA DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Dava, icra ve temyiz dilekçe örnekleri ile her türlü hukuki sözleşme örneği paylaşım platformu...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20614


:arrow: Vesayet nedir?

Vasi tanımına geçmeden önce vesayet konusuna değinmek yerine olacaktır. Reşit olmamış küçüklerin veya yasal hakları kısıtlanmış olan kısıtlıların haklarının korunmasını ve hukuken temsil edilmesini sağlayan ve kamu görevi sayılan bir kurumdur. Özünde farklı olsalar da hukuki temsil ve sorumluluk anlamında vesayet ve velayet kurumları birbirine benzemektedir.

:arrow: Vasi ne demek?

Vasi, en basit anlamıyla reşit olmamış küçükler ile kanuni hakları kısıtlanmış kişilere mahkemece atanan yasal temsilcidir. Daha kolay anlaşılması açısından vasiyi, yasal hakları kısıtlanmış kişiler için “veli” görevi gören kişi olarak tanımlayabiliriz.


:arrow: Vasi tayini gerektiren durumlar nelerdir?

Vasi tayini veya bir başka ifadeyle vasi atama sebepleri temel olarak iki durumda söz konusu olabilir. Bunlarından birincisi yaş küçüklüğü ikincisi ise kısıtlılık halidir. Kanunda belirtilen bu haller sınırlı sayıdadır ve bu sebepler dışından başka herhangi bir sebeple vasi tayini yapılamaz.

:arrow: A) Yaş Küçüklüğü

Reşit olmayan küçüklerin normal şartlarda kanuni temsilcisi velidir. Ancak herhangi sebeple velisi bulunmayan çocuklara kanunen zorunlu olarak vasi atanır. Bu itibarla yaş küçüklüğü kanunen zorlu vasi atama sebebidir.


:arrow: B) Kısıtlılık

Vasi tayini gerektiren ikinci hal ise kısıtlılıktır. Kısıtlanmayı gerektiren haller ise Medeni Kanun’da tek sayılmıştır. Buna göre aşağıdaki durumlarda kısıtlama ve vasi atanması istenebilecektir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı
Kötü yaşam tarzı
Kötü yönetim
Savurganlık
Hapis Cezası
Kişinin kendi talebi


:arrow: Vasi tayini nasıl yapılır?

Vasi tayini için Sulh Hukuk Mahkemesinde vasi tayini dilekçesi ile dava açmak gerekir. Vasi ataması konusunda kesin sonuç almak ve davanın reddedilmesi adına bu konuda uzman bir avukat ile çalışmak her zaman tavsiye edilmektedir.
vesayet

:arrow: Vasi nasıl seçilir?

Eğer mümkünse vesayet altına alınacak kişinin veya onun anne ve babasının göstereceği kişiler vasi olarak atanır. Ancak vasi ataması yapacak hakim, vasinin vesayet altındaki kişiyi temsil etmesi ve onun haklarını koruması açısından yerleşim yerine yakın bir kişiyi tercih edecektir.

:arrow: Kimler vasi olamaz?

Reşit olmayanlar, kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklı olanlar, haysiyetsiz bir yaşam sürenler ve vesayet alınacak kişi ile arasında çıkar çatışması olanlar vasi olamaz. Bu itibarla vasilik görevi için gönüllü olsa dahi, vasi adayının vasi olmaya engel bir durumu varsa vasi olarak atanamayacak ve hakim tarafından bir başka alternatif vasi ataması yapılacaktır.



TÜRK MEDENİ KANUNU
MADDE 403


Vasi ve kayyım
Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.
Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır


TÜRK MEDENİ KANUNU
MADDE 408
İstek üzerine
Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.




SAVURGAN OLANLARIN ELDEKİ AVUÇTAKİNİ HAR VURUP HARMAN SAVURANLARIN KISITLANMASI MADDELERİ

TÜRK MEDENÎ KANUNU

MADDE 406.- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.

MADDE 414.- Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet makamı, vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atar. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur.





Vesayet, anne veya babasının velayeti altında bulunmayan küçük çocukların ve istisnai olarak, velayete tabi olmayan 18 yaşın üzerindeki kişilerin korunmasını amaçlayan hukuki kurumdur.


Vesayet sayesinde, anne ve babasını kaybetmiş yaşı itibarıyla kişisel ve mali menfaatlerini koruma gücünden yoksun olan küçükleri ve yetişkin oldukları halde, Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı,Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı, Kötü Yönetim, Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olunması ya da
kişi, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebi ile işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat ederek, kendi isteğiyle kısıtlanmasını isteyebilir.

Bu şartlar mevcut ise hakim kararı ile vasi ataması yapılır.Vasi, vesayeti altındaki kimselerin malları icin defter tutar, sulh hakimine hesap verir ve bu mallar uzerinde, kural olarak tek başına tasarruf edemez. Ayrıca, yaptığı hizmetler icin ücret isteyebilir.


Yargıtay Kararları Işığında Vesayet Kurumu


Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu madde bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı, Kötü Yönetimi veya Kendi İsteği ile vesayet altına alınma durumlarında hakim mutlaka vesayet altına alınacak kişiyi dinlemek zorundadır.
'' Türk Medeni Kanunun 409/1. maddesine göre Bir kimse dinlenmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Kısıtlanması istenilen ..dinlenilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. ''


Mal varlığını bilinçsiz, amaçsızca tüketmek ( İnsan daha iyi yaşam koşulları sağlamak amacıyla emek vererek mal varlığı edinir bu mal varlığını elden çıkarır iken mantık çerçevesinde bir amacının olması gerekir örneğin 80 yaşındaki bir kişinin evini satıp yaşı, mevki, konumu itibarıyla kullanması imkanı olmayan son model üstü açık bir spor araba alması amaçsızca mal varlığını tüketmektir )


Alım-satım ilişkilerinde yarar dengesini gözetmemek ( Bir insan kendisine faydalı olmayan bir alım satım ilişkisi içerisinde olamaz örneğin yok pahasına gayrimenkulları elden çıkarıp piyasa rayici üzerinde alım yapmak doğru bir davranış tarzı değildir )

Savurganlık ve toplumun genel ahlak kurallarına aykırı yaşayış hali içerisinde ve eğiliminde olmak

'' Dava, Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde yer alan " savurganlık , kötü yaşama ve mal varlığını kötü yönetme sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açma.. " sebebiyle kısıtlama isteğine ilişkindir.

Toplanan delillerden; kısıtlanması istenilen M.T.'nün 1340 doğumlu olup 80 yaşında olduğu, eşinin 1993'te ölümünden sonra uzunca bir süre yalnız yaşadığı, 31.01.2001 tarihinde kendisinden ( 45 ) yaş küçük K.isimli Azeri bir kadınla evlendiği, bu kadının köye hiç gelmediği, daha sonra evine değişik tarihlerde Azeri uyruklu başka kadınların geldiği; hakkında evinde Azeri kadınlarla fuhuş yaptırdığı iddiasıyla birkaç kez Jandarmaya ihbarlar yapıldığı, bu ihbarlar üzerine yapılan kontrollerde; 31.03.2001 tarihinde evinde Z. İbrahimova ile V. Aliyeva isimli iki Azeri kadının bulunduğu, 30.01.2002 tarihinde yapılan kontrolde P. Rougiva isimli Azeri bir kadının olduğunun tesbit edildiği, köyde M.T.'nün gayrimenkullerini satıp Azeri kadınlarla yediği konusunda yaygın duyumların olduğu, 1160, 1161, 1000, 748 ve 1155 parsel sayılı zeytinlik ve bademlik vasıflı beş parça taşınmazını 20.12.2001 ve 20.07.2001 tarihlerinde üçüncü kişilere sattığı, bu taşınmazlardan sadece birini 10 milyara sattığı ifade edildiği halde, bankalardaki kendi adına olan hesaplarda toplam 6.1 milyar lira civarında parasının olduğu, 13.11.2002 tarihinde de noterde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile iki parça taşınmazını F.isimli kadına verdiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen ve gerçekleşen bu olgular M.T.'nün malvarlığını, bilinçsiz, amaçsızca tükettiğini, alım-satım ilişkilerinde yarar dengesini gözetmediğini, savurganlık ve suihal içerisinde ve eğiliminde olduğunu göstermektedir. Türk Medeni Kanununun 406. maddesinin koşulları oluşmuştur. Kısıtlanmasına ve vasi atanmasına karar verilmesi gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir.
2- 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından ( MK. md. 118-494 ) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici 1. maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır. Karar bozulmakla sonuçlanmamış hale gelmiştir. Bu açıklama karşısında işin görev yönünün de düşünülmesi zorunludur. ''

Kumar oynama ve aileyi yoksulluğa düşürme vesayet sebebidir

''Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalının, sürekli kumar oynadığı, bu alışkanlığı nedeniyle kendisini ve ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açtığı anlaşılmış olup, Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi koşulları oluşmuştur. İsteğin kabulü ile davalının kısıtlanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.''
Birden fazla sebep ile vesayet kararı verilebilir sebeplerden birinin ortadan kalkmış olması vesayet kararının kalkacağı anlamına gelmemektedir.

''Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacı Türk Medeni Kanunu?nun 406.maddesinde yazılı olan vesayeti gerektiren hallerden; mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini ve ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açması nedeniyle, vesayet altına alınmış olup, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı bulunmadığına dair alınan raporun, kısıtlılığın devamına veya kaldırılmasına herhangi bir etkisi bulunmadığına ''

Sadece alkol almak tek başına kısıtlama sebebi değildir alkol nedeni ile kişinin kendi ve ailesinin mal varlığı tehlikeye girmeli ya da başkalarının güvenliği tehdit edilmelidir.

''Savurganlık alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı,kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle bir kişinin kısıtlanabilmesi için sayılan bu hallerin, kişinin kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açmış ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesi gerekir. ( TMK.m.406 ) Davalının malvarlığını kötü yönettiğine ve kötü yaşama tarzı içinde olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmamaktadır. Alkol almak tek başına kısıtlama sebebi değildir. Türk Medeni Kanununun 406. maddesindeki kısıtlama sebepleri bulunmamaktadır. İsteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmuştur.''


Vesayet davasında elden çıkarılan mal varlığı değerleri ile kalan mal varlığı değerlerinin gerçek değerlerini tespit etmeden karar verilmemelidir.

'' Türk Medeni Kanununun 406. maddesi gereğince savurganlık ve kötü yönetimi nedeniyle de davalının kısıtlanması istenmiş, davalının tasarruflarının kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde belirlenip tesbit edilmemiştir. Vesayet makamınca yapılacak iş; elden çıkarılan mal varlığı değerleri ile kalan mal varlığı değerlerinin gerçek değerini tesbit etmek sonucuna göre Türk Medeni Kanununun 406. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek bir karar vermekten ibarettir. Bu hususta inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. ''

Vesayet davalarında asla ispat edilemeyecek onur kırıcı iddialarda bulunulmamalıdır tanıklara da bulundurtulmamalıdır aksi durumda vesayet davasını açan kişi yasal mirasçı ise mirastan mahrum kalabilir.


'' Tanıklardan ( G.E ) konuşma sırasında ve işyerinde davalının, babasına ( haram yiyiciler, haram yiyiciler, burada oturmaya utanmıyormusunuz ) dediğini ve yine babasının yazıhanesinde yüzüne karşı ( genel ev işlettiğini ) söylediğini ifade etmiştir. Tanık ( M.A ) ise ifadesinde davacının babasına ( haram yiyiciler ) dediğini duyduğunu açıklamış ve ( G.E )'ın beyanını teyit etmiştir. Öte yandan davacı, babasının yaşlılığını ileri sürerek vesayet altına alınmasını istemiş, bu iddianın ispatlanması konusunda delil göstermiş, ikâme ettiği tanıklardan ( A ), miras bırakanın iş yerine gelenlere fuhuş yaptırdığını ifade eylemiş, tanık ( Ş ) ise, miras bırakanı namuslu kazanç sağlamadığı için kızı ile kimsenin evlenmediğini ve bu yüzden kızın Amerika'ya gittiğini açıklamıştır. Davacının anayasadan doğma hakkına dayanarak babasının sui idare ve akıl zayıflığını ileri sürdüğü davada konu ve ihbarla hiç bir ilgisi olmıyan ithamlarda bulunan kendi tanıkları ( A ) ve ( Ş )'in ifadelerine karşı çıkmaması, zımnen de olsa benimsenmesi asla hoş görülecek bir davranış değildir. Bu tutum az önce belirtilen Medenî Kanun'un 260. maddesi aracılığı ile 457/2. maddesinin unsurlarını oluşturur. Yani ıskatı haklı kılar. Öteki tanık sözleri ise babasına karşı onur kırıcı, ağır nitelik taşıyan bir hakaret olup bu eylemler ise Medenî Kanun'un 457/1. maddesinin uygulanmasına hak verir. Yukarda açıklanan olaylar ve eylemler karşısında, miras bırakanın ıskatı tasarrufu haklı sebebe dayanmaktadır. ''

'' Medenî Kanun çocuğun ana, babasına riayete mecbur olduğunu öngörmüştür. Bu hükmün çocuğun ana, babasına karşı duygusal alandaki görevleri açısından önemini belirtmeye gerek yoktur. Medenî Kanun'un 457 nci maddesi mirastan iskat sebepleri arasında muris veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük bir kusur irtikap eylemeyi de saymıştır.
Davacı 19.10.1981 günlü dilekçede babası hakkında aynen; «M.kanun kaçağı müflis M.Ş.'nin yakını olan ve ona beraber yaşadığı F. isimli kadınla borç para veren babam taşınmazı satarak yurt dışına döviz kaçıracaktır. Bu hususta tecrübesi vardır» sözlerini kullanmış; haciz dosyasındaki 12.6.1980 tarihli dilekçesinde de; «müstakbel miras haklarımız tehlikededir. Babamın hacir altına alınmasına ve benim vasi tayinime karar verilsin» demiştir. 25.8.1980 günlü dilekçesinde babasının gayrimeşru ilişkiler içerisinde olduğunu, malının tasarrufunu israf şeklinde yaptığını» belirtmiştir. Davacının bizzat yazdığı dilekçelerle babasına karşı kullandığı sözler, tanıklar tarafından mirastan iskatı gerektirir hallere ilişkin olarak söylenenleri de ayrıca doğrular niteliktedir. Esasen bu sözler davacının babasına karşı taşıdığı duygusal durumu da açıklıkla göstermektedir. Diğer taraftan hacir altına alınmayı gerektirir bir durum mevcut olmadan pek ağır sözlerle ve üstelik hacir altına alınacak kişinin değil de miras haklarının tehlikeye girdiğini açıkça belirterek kişisel endişelerle talepte bulunma keyfiyeti de birlikte mütalâa olunduğunda ''

Sadece yaşlılık ve buna bağlı fiziksel yetersizlik eğer akıl sağlığını etkilememiş ise kişi kendi rızası ile dilemedikçe vesayet sebebi değildir.

''Vesayet altına alınması talep edilen A.Çekli'nin 1322 ( Miladi: 1906 ) doğumlu olduğu; yaşlı olması ve ayaklarının sakat olması sebebiyle fiziksel yetersizlikten dolayı kendi işlerini göremeyecek durumda olduğu, bu fiziksel yetersizliğinin ve geniliteye bağlı kognitif fonksiyonlardaki kısmı azalma nedeniyle bakıma muhtaç olduğu; bu durumun idrak ve muhakeme melekelerini bozmadığı, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığı, toplanan delillerle alınan raporlarla sabittir. Açıklanan ve kişide saptanan bu olgular, kişinin kendisinin istemesi halinde vesayet altına alınmasını gerektiren sebeplerdir. 355. maddede ( yeni Yasanın 405. maddesindeki ) sebeple kanıtlanmamıştır.Ret kararı doğrudur.''

Vesayet işlerinde bir kişinin sürekli kalma arzusu olduğu yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir

''Vesayet işlerinde yetki kısıtlının yerleşim yerindeki Vesayet dairelerine aittir.(TMK. 411 m.) Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalmak niyetiyle oturduğu yerdir.(TMK. 19 m.)
Dosya kapsamından kısıtlanması istenen Havva Aydın’ın 3 ay öncesine kadar Dalaman’da yaşadığı, taşınmazlarının olduğu, Dalaman’dan yaşlılık aylığı aldığı, bakıma muhtaç hale gelmesi nedeniyle Gümüşhane İli Kürtün İlçesinde polis memuru olarak görev yapan torununun yanına gittiği ve orada kaldığı anlaşılmaktadır.
Kısıtlanması istenen Havva Aydın’ın yaşlılık nedeniyle bakıma ihtiyaç duyduğundan, torunun yanına gitmesi onun sürekli kalma niyetini göstermez. Öte yandan yanında bulunduğu torunu polis memuru olup her an idare bir tasarrufla görev yeri değiştirileceğinden halen bulunulan Kürtün İlçesi torunu için yerleşim yeri olmadığı gibi, kısıtlı adayı için de yerleşim yeri sayılamaz. Mahkemece taraf delilleri toplanıp sonucu uyarınca işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.''






..............................NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE


DAVACI                                           :Adı ve Soyadı..................T.C.No:.......................Adres:.............................

DAVALI                                            :Hasımsız

KONU                                               : Vasi Atanması İstemi.

KENDİSİNE VASİ TAYİNİ İSTENİLEN:Adı ve Soyadı..........................TC.No:...............Adres.........


AÇIKLAMALAR                      :


1) Babam…………………………………kendini ve işlerini idare edemeyecek derecede sağlık sorunları vardır. Durumu doktor raporuyla da tespit edilmiştir.


2) Rahatsızlığı nedeniyle fiilen ve hukuken kendi sorumluluğunu taşıyacak, medeni ve yasal haklarını kullanabilecek durumda değildir .Bu nedenlerle hala ona bakmakta olmam ve onun işlerini takip etmem nedeniyle babam…………………………………’e vasi olarak atanmam için mahkemenize başvuru zorunluluğu doğmuştur.


HUKUKSAL NEDENLER : MK. ve diğer ilgili mevzuat hükümleri..


DELİLLER : Nüfus Kaydı, Sağlık Kurulu Raporu, Tanık ve Her türlü yasal delil.


SONUÇ ve İSTEM:
Yukarıda açıkladığım nedenler, resen nazara alınacak hususlar ışığında babam ……………………………. için vasi olarak tayin edilmem yönünde karar verilmesini arz eder, saygılar sunarım. ..../..../2015


DAVACI
Adı ve Soyadı
İmza


EKİ:
1-Sağlık Raporu,
2-Kimlik Fotokopisi










.......SULH HUKUK MAHKEMESİNE

DAVACI :.................................


VEKİLİ :................................


DAVALI :Hasımsız.


KONU : Vasi Atanması İstemi.




AÇIKLAMALAR :

1-) Müvekkilim eşi … ile …/…/….... tarihinde evlenmiş ve bu mutlu evlilikten üç çocukları olmuştur.


2-) Müvekkilimin eşinde son yıllarda unutkanlık baş göstermiştir. Bu unutkanlık ileri dereceye yükselmiş ve yapılan tetkikler sonucu doktorlarca Alzeimer (unutkanlık) teşhisi konulmuştur.


3-) Müvekkilim işlerini yürütemez hale gelmiştir. Bu nedenle müvekkilimin, eşine vasi olarak atanması gerekmektedir.



HUKUKİ NEDENLER :HMK. 4721 S. K. m. 403, 408 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER : Nüfus kaydı, doktor raporu, tanık beyanları ve diğer deliller.


SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimin eşi …’nın hacir altına alınmasına ve müvekkilimin de eşine vasi olarak atanmasına karar verilmesini Yüce Mahkemenizden saygıyla talep ederim. …/…/2015


Davacı Vekili
Av.






.....................SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE


VASİ TAYİNİ İSTEYEN : Güntülü GÜL TC:No ....................Açık adresi..............................................


VEKİLİ :.................................................. ......................................................


DAVALI : Hasımsız


KONU : İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Has. Özürlü Sağlık Kurulu Raporu gereğince sakat olan Güldane GÜL'e vasi tayini isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1) Müvekkilimin kardeşi olan Güldana GÜL İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince özürlü sağlık kurulu raporu ile özürlü olduğu tespit edilmiştir.

2) Müvekkilimin annesi Hatice GÜL ../../..... Tarihinde vefaat etmiş ,müvekkilimin kızkardeşi olan Güldane'ye annesinin ölümü dolayısı ile kendisine yetim aylığı bağlanmıştır. Kardeşinin sakat olaması nedeni ile zaruri ihtiyaclarını tek başına gidermesi mümkün olmadığından iş bu davanın açılması zorunlu hale gelmiştir.

HUKUKİ SEBEBLER : M.K ilgili hükümleri , sair mevzuat

İSPAT NEDENLERİ : İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesi Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ve tanık beyanları

NETİCE ve TALEP : Yukarıda kısaca izah ettiğimiz nedenlerle sağlık kurulu raporu ile özürlü olduğu tespit edilen Güldana GÜL adına tasarrufları yapabilmesi için kız kardeşi müvekkilim Güntülü GÜL'ü vasi olarak tayin edilmesini saygı ile arz ve talep ederim. ../../2015


DAVACI VEKİLİ
Av..............
İmza



EKİ : Sağlık Kurulu Raporu ve Kimlik fotokopisi


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

imsel Kıdemli (**) Üye

Mesajlar: 147


kolay gelsin.
vasiye muhtaç %76 sol kolundan ve bacağından engellidir.rapor 2017 ağustos ayında adıyamandan alınmış.mersinde vasilik için mk 408 madde uyarınca(engellilikten) başvuruda bulunduk.vasi kardeşi olacak.vasiye muhtaç kişi çocuklukta menenjit geçirmiş.mahkeme devlet hastanesine sevk etti.hastane müvekkil yakınlarına sadece akıl sağlığı bakımından rapor veririz demişler.annesinin söylediğine göre nörölog da bakmış.raporun ne şekilde çıktığını bilmemekle birlikte sanırım istediğim sonuç olmadı gibi.bu durumda bu hastalık ortopedi ile ilgili midir? engel durumunun tespitini nasıl yaptırırız?nisanda duruşma var.ortopedi muayenesi isteyeyim mi?ben dilekçeyi vasi olacak müvekkil adına yazdım.vasiye muhtaç kişi adına yazsaydım sonuç daha kolay alınabilir miydi? ne dersiniz?saygılar.


Dön Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri