Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI İstinaf Mahkemeleri Kararları Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları BORÇLUNUN TAŞINMAZ KAYITLARI İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE "UYAP" SORGUSU YAPILACAĞI

BORÇLUNUN TAŞINMAZ KAYITLARI İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE "UYAP" SORGUSU YAPILACAĞI


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19764


T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/347
KARAR NO. 2017/12
KARAR TARİHİ. 17.11.2017

>BORÇLUNUN PASİF TAŞINMAZ KAYITLARINI İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE ALACAKLININ TALEBİ ÜZERİNE UYAP'TAN SORGULAMA YAPILMASININ ZORUNLU OLDUĞU.

2004/m.277


DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararı aleyhine süresi içinde şikayetçi alacaklı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla talep incelendi:

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı'nın 28.11.2016 tarih ve 2016/99 Muhabere sayılı; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 05.12.2016 tarih 6730014-431.99 sayılı; Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü 19.12.2016 tarih 73640249-045.02(02)-125-2016-E.562/19167 Sayılı yazıları ekinde gönderilen listelere göre yapılan sorgulamada, 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 16.maddesi gereğince dava şartları yönünden bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353.maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Şikayetçi alacaklı vekili mahkemeye sunduğu şikayet dilekçesinde; takip borçluları hakkında başlattıkları icra takibinde borçlular adına kayıtlı iken devredilen taşınmazların tespiti için UYAP'dan sorgulama yapılması yönündeki taleplerinin, icra müdürlüğünün 10.11.2016 tarihli kararıyla reddedildiğini, kararın yasaya aykırılık oluşturduğunu, borçlular tarafından üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar olması halinde İİK'nın 277. vd. maddeleri gereğince açılacak tasarrufun iptali davasının, icra takibini ilerletici bir işlem olduğunu, icra müdürlüğü kararının hak arama hürriyetini ihlal ettiğini, tapu sicil müdürlüklerine taşınmaz bilgileri yazılmadan gönderilen müzekkerelerin, taşınmaz sorgulamalarının sistemde yapılması ve taşınmaz bilgilerinin müzekkerede yazılmaması sebebiyle reddedildiğini, icra müdürlüğü kararının bir hakkın yerine getirilmemesi niteliğinde olması sebebiyle süresiz şikayete tabi olduğunu belirterek 10.11.2016 tarihli icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; pasif tapu kaydının borçlunun elinden çıkardığı gayrimenkul kayıtlarını ifade edeceği, hu yönde yapılacak olan araştırma neticesinin, alacaklının alacağına kavuşmasına doğrudan bir yarar ve etkiye sahip olmadığı, alacaklı vekilinin müvekkili adına Avukatlık Kanunu uyarınca tapu kayıtlarını resmi kurum ve kuruluşlardan her zaman tespit edebileceği, pasif kayıtların icra dosyasına etkisinin bulunmayacağı, icra müdürlüğünün açılacak dava için delil toplama görevinin olmadığı, tapu kayıtlarında takip ile ilgisi bulunmayan 3.kişilere dair bilgilerin de bulunacağı, bu durumun kişilik haklarına aykırı olabileceği gerekçesi ile "Şikayetin reddine" karar verilmiştir.

Şikayetçi alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; şikayet dilekçesini tekrarlamış, borçluların pasif kayıtlarına ulaşma imkanlarının bulunmadığını, kararın hak arama hürriyetini ihlal ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, şikayetin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık; takip borçlularının pasif taşınmaz kayıtlarının sorgulanması isteminin reddine dair icra müdürlüğü kararına şikayet niteliğindedir.

İcra Müdürlüğünün; borçlunun tüm mal varlığını araştırma ve alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamakla görevli olduğu, alacaklının bu yöndeki bir bilgiye kendisinin ulaşamayacağı, ancak bu talebin yerine getirilmesi halinde elde ettiği pasif taşınmaz kaydı vasıtası ile İİK.'nın 277. vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanına sahip olacağı, pasif tapu kaydı sorgulamasında ulaşılacak bilginin borçlu adına daha önce kayıtlı bulunan taşınmaz bilgisi olduğu, bu bilginin taşınmazın şimdiki maliki hakkında herhangi bir veri içermeyeceği, bu yöndeki talebin icra müdürlüğünce ve özellikle de dosyanın infazına yarar sağlamayacağı gerekçesi ile mahkemece de reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, şikayetçi alacaklı yanın istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.


SONUÇ : Gerekçesi yukarda izah edildiği üzere;
1-)Şikayetçi alacaklı yanın istinaf başvurusunun esastan KABULÜNE,
2-)Ankara 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 21.11.2016 tarih, 2016/1016 Esas 2016/921 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-)Şikayetin KABULÜ ile. Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2016/20799 E. Sayılı takip dosyasında verilen 10.11.2016 tarihli müdürlük kararının İPTALİNE,
İlk derece yargılaması açısından;
Peşin alınan harcın istenmesi halinde şikayetçi alacaklıya iadesine,
Şikayet icra müdürlüğü işleminden kaynaklandığından şikayetçi tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gider avansından artan kısmın talebi halinde şikayetçi tarafa iadesine,
Şikayetçi yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

İstinaf yargılaması açısından;

İstinaf kanun yoluna başvuru harcı olan 79,70 TL dışında, istinaf karar harcı olarak alınan 29,20 TL harcın istenmesi halinde şikayetçi alacaklıya iadesine,

Şikayet icra müdürlüğü işleminden kaynaklandığından şikayetçi tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Duruşma açılmadığından şikayetçi alacaklı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dairemizin bu kararına karşı İİK'nın 364 - 366 ve 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereği tebliğden itibaren 1 ay içinde temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, 12.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/59
KARAR NO. 2016/68
KARAR TARİHİ. 13.10.2016


2709/m.13, 20
6698/m.3,5,28
5490/m.9



DAVA : Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 11/08/2016 gün 2016/364 Esas - 2016/468 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi:
KARAR : Davacı vekili tarafından Manisa 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2488 esas sayılı takibi kapsamında müdürlükçe alınan 24/06/2016 tarihli kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

CEVAP: Dava icra müdürlüğünün işlemine karşı şikayet davası olup hasımsızdır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Açılan dava sonucu Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/364-468 E.K. sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı taraf istinaf dilekçesinde;

1- Taleplerinde 3. kişilere ait bir sorgu veya malvarlığı araştırması bulunmadığını, sorgulanmasını istedikleri nüfus kaydının borçlunun aile nüfus kaydı olduğunu, bu uygulamanın yaygınlaşmasının kötü niyetli borçlulara imkan sağlayacağını, adli makamların nüfus kayıtlarını almasının mümkün olduğunu,

2- Pasif taşınmazlara ilişkin sorgu işlemlerinin 3. kişilerin temel hak ve hürriyetlerine aykırılık teşkil etmeyeceğini, yapılacak sorguda borçlunun herhangi bir taşınmazını satıp satmadığının tespit edileceğini, satmış ise kime sattığının ve halen kim adına kayıtlı olduğunun tespit edilmeyeceğini,

3- Talebin kabul edilmesinin dosyanın infazına yarar sağlamayacağına ilişkin gerekçenin ise kabul edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/364-468 E.K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Davacı alacaklı taraf icra müdürlüğüne sunduğu talebi ile borçlu adına kayıtlı pasif taşınmaz kaydı olup olmadığının sorgulanmasını ve borçlunun anne babasını gösterir aile nüfus kaydının sorgulanarak muris tespit edilmesi halinde adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığının sorgulanmasını talep etmiş, müdürlük bu talebi reddetmiştir. Şikayete konu karar bu karardır. Burada çözülmesi gereken ilk ihtilaf borçlu dışındaki kişilerin nüfus kayıt bilgilerinin takip dosyası kapsamında temin edilerek açığa çıkarılmasının mümkün olup olmadığıdır.

Konu ile ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde TC Anayasası madde 13: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
TC Anayasası madde 20/3: Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 8: 1- Herkes, özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2- Bu hakkın kullanımına, yasa/hukuk uyarınca olması ve ulusal güvenlik, kamu emniyeti ya da ülkenin ekonomik refahı, düzensizliğin ya da suçun önlenmesi, sağlığın ya da ahlakın korunması ya da başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin korunması için demokratik toplumda gerekli olması hali istisna olmak üzere, bir kamu makamı tarafından bulunulmayacaktır.
Nüfus Hizmetleri Kanunu madde 9: 1- Nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgeler gizlidir. Bunlar, yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında kimse tarafından görülüp incelenemez. Mahkemeler bu hükmün dışındadır.

2- Nüfus kayıtlarına bu bilgileri işleyen memurlar ve Kimlik Paylaşımı Sistemi kapsamında nüfus kayıtlarından faydalanan diğer görevliler de bu gizliliğe uymak zorundadırlar. Bu yükümlülük, kamu görevlilerinin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.

Madde 44: 1- Nüfus kayıt örneklerini; ç ) Adlı makamlar, nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkilidirler.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-d ) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,
Madde 3/1-e ) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi,

Madde 5: 1 - Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.
2- Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:
a ) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b ) Fiili imkansızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
c ) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç ) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d ) ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
e ) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f ) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.

Madde 28: 1- Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hallerde uygulanmaz: ... d ) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi, düzenlemelerine rastlanmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre kişinin nüfus kaydının kişisel veri niteliğinde olduğu tartışmasızdır. ( Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-d ) Kişisel verilerin tamamen veya kısmen elde edilerek kaydedilmesi ise kişisel verilerin işlenmesidir. ( Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-e ) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın içlenemez. ( Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 5 ) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenebilmesi ise bu kuralın istisnasıdır. ( Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 28/1-d ) Kişisel veri olduğu açık olan nüfus kaydına ilişkin bir başka düzenleme olan Nüfus Hizmetleri Kanununun 9. maddesine göre ise nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgeler gizlidir. Tüm bu hususlardan açıkça anlaşıldığı üzere kişisel veriler ve bu bağlamda nüfus kayıtları gizlidir, edinilip kaydedilmeleri ilgili kişinin açık rızasına bağlıdır ve bu durum gerek Anayasa, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve gerekse kanunlarla düzenlenerek koruma altına alınmıştır. Somut olayda nüfus kaydına ulaşması ve kaydetmesi istenen kurum icra müdürlüğü olup bu kurumun yukarıda belirtilen istisnalar arasında sayılan kurumlardan olmadığı da açıktır.

Davacı tarafın beyanlarında dile getirdiği gibi borçlunun murisi olabilecek kişilerin nüfus kaydına erişilmesinin ve onların ölmüş olup olmadıklarının tespitinin borcu tahsilde alacaklı tarafa katkı sağlayacağı muhakkaktır. Hatta bu durum murisinden kendisine intikal eden malları adına tescil ettirmeyen borçluların bu şekilde davranmalarının önüne geçmek sonucunu da doğurabilecektir. Ancak kişisel verilerin bu şekilde işlenmesi ile elde edilmesi muhtemel yararların yanısıra doğabilecek zararlar da birlikte değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve 2013/122 - 2014/74 E. K. sayılı kararında kişisel verilerin niçin gizli tutulması gerektiği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. "Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan çok sayıda verinin toplanabilmesi; daha önce birbirinden ilişkisiz şekilde tutulan pek çok verinin merkezi olarak bir araya getirilebilmesi; verilerin, veri eşleştirme ve veri madenciliği gibi ileri teknolojik imkanlarla analize tabi tutulmak suretiyle, veriden yeni veriler üretme kapasitesinin artması; verilere erişim ve veri transferinin kolaylaşması; kişisel verilerin ticari işletmeler için kıymetli bir varlık niteliği kazanması neticesinde, özel sektör unsurlarınca yaratılan risklerin daha yaygın ve önemli boyutlara ulaşması ve terör ve suç örgütlerinin kişisel verileri ele geçirme yönündeki faaliyetlerinin artması gibi etkenler, günümüzde kişisel verilerin en üst seviyede korunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Anayasa'nın 20. Maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde, "Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilerek kişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye bağlanmış ve bu şekilde kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma altına alınmıştır."

O halde yapılacak bir fayda-zarar kıyaslamasında kişisel verilere kolaylıkla ulaşılmasının yaratması muhtemel olan zararlarının sağlaması muhtemel olan yararlarına göre daha fazla ve daha mühim olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde davacı tarafın icra müdürlüğüne yaptığı borçlunun anne babasını gösterir aile nüfus kaydının sorgulanarak muris tespit edilmesi halinde adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığının sorgulanmasına ilişkin talebi yerinde olmayıp bu talebin reddine ilişkin' müdürlük kararı doğrudur. Nitekim bu hususta yerleşmeye başlayan uygulama kapsamında da mahkemelerce verilen benzer mahiyetteki kararlar Yargıtay tarafından da onanmaktadır. ( Benzer mahiyette Yargıtay 12 H.D.' nin 05/05/2016 tarih ve 2015/33810-2016/13366 E.K. sayılı onama kararı ) Davacı tarafın diğer talebi ise borçlunun varsa pasif taşınmaz kayıtlarının sorgulanması talebidir. Alacaklı bu yöndeki bir bilgiye kendisi ulaşamaz. Ancak bu talebin yerine getirilmesi halinde ulaşacağı pasif taşınmaz kaydı vasıtası ile örneğin tasarrufun iptali gibi bir dava açarak alacağına kavuşma imkanına sahip olabilir. Pasif tapu kaydı sorgulanasın da ulaşılacak bilgi borçlu adına daha önce kayıtlı bulunan taşınmaz bilgisi olup bu bilgi bu taşınmazın şimdiki maliki hakkında herhangi bir bilgi içermeyecektir. Bu nedenle bu kaydın dosyaya dahil edilmesi, borçlu dışındaki herhangi bir 3. kişinin bilgilerinin dosyaya yansıması sonucunu doğurmayacağı gibi borcun tahsili için imkan sağlayabilecektir. O halde bu yöndeki talebin icra müdürlüğünce ve özellikle de dosyanın infazına yarar sağlamayacağı ve borçlu aleyhine delil toplanamayacağı gerekçesi ile reddi yerinde değildir. Davacı tarafın şikayetinin borçlunun varsa pasif taşınmaz kayıtlarının sorgulanması talebinin reddine ilişkin karara karşı yapmış olduğu şikayet yerinde olup, şikayetin bu kısmının da mahkemece reddedilmiş olması yerinde değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereği istinafa konu kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/364-468 E.K. sayılı kararı HMK 353/1-b-2 maddesi gereği kaldırılarak; Davacı tarafın şikayetinin kısmen kabulü ile; Manisa 5. İcra Müdürlüğünün 2016/2488 esas sayılı takibi kapsamında müdürlükçe alınan 24/06/2016 tarihli kararının "borçlu adına pasif taşınmaz kaydı sorgulanması talebinin reddine" kısmının kaldırılmasına, Aynı kararda borçlunun anne babasını gösterir aile nüfus kaydının sorgulanarak muris tespit edilmesi halinde adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığının sorgulanması talebine yönelik verilen red kararına karşı yapılan şikayetin reddine, Maktu karar harcı ve istinaf yoluna başvurma harcı peşin alındığından yeniden alınmalarına yer olmadığına, Davanın niteliği gereği davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Kararın taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK 'nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren bir ay içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları