UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA YÜKÜMLÜLÜK İHLALİ, Dr. Suat ÇALIŞKAN

Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA YÜKÜMLÜLÜK İHLALİ, Dr. Suat ÇALIŞKAN

Mesaj gönderen teoman » 10 Ara 2018 08:57

UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA YÜKÜMLÜLÜK İHLALİ
Dr. Suat ÇALIŞKAN


5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 6545 sayılı Kanun ile değiştirilerek yeni bir sistem getirilmiştir.


Bu sistemin Birinci aşamasını, Kamu davası açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi işlemleri oluşturmaktadır.

5237 sayılı TCK’nin 191. maddesi kapsamında kalan bir suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilecektir. (TCK md. 191/2)

Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarmalıdır. (TCK md. 191/2)

Bu aşamada KDAE kararı şüpheliye tebliğ edilmeli ve kararın kesinleşmesi beklenmelidir. Yapılacak tebligat, tebligat kanunu hükümlerine uygun bir şekilde yerine getirilmelidir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz hakkı beklenilmelidir.

Şüphelinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz hakkı beklenilmelidir. Bu nedenle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına başlanmamalıdır.

5237 sayılı TCK'nin 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle değişik 191/4. maddesi uyarınca kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde hakkında kamu davası açılacaktır.[1]



Şüphelinin KDAE kararına karşı itiraz hakkı vardır.

Dava açılmasının ertelenmesine karar verilmekle birlikte, erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilecektir.

Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. (TCK md. 191/3)

KDAE kararı kesinleştikten sonra, kararla beraber hükmedilen denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi için ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne yazı yazılır. Bu yazı ile denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi istenir.

KDAE kararı kesinleştikten sonra şüpheli hakkında tali karar fişi düzenlenir ve bu karar adli sicil sistemine kaydedilir. Şüphelinin aynı suçu bir kez daha işleyip işlemediği şüphelinin adli sicil kaydından ve UYAP ortamında yapılan uyarı bildirimlerinden takip edilebilir.



Sistemin 2. Aşaması ise; denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi ve ilgili öznenin tedavisinin sağlanmasıdır.

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun (DSHK) 5/1 maddesine göre, hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır.

Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan çağrılara veya hazırlanan denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülük ihlali sayılır. (DSHK md. 5/2) [2]

Denetimli serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin (DSHY) 40/1 maddesine göre, Denetimli serbestlik kararlarının kaydedilmesinden itibaren şüpheli, sanık veya hükümlülere üç iş günü içerisinde yapılacak yazılı veya elektronik tebligat yapılır ve tebliğden itibaren on gün içerisinde müdürlüğe başvurulması gerektiği yapılan tebligatta açıkça belirtilir.

Düzenlenen tebligatta, yükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen bir mazereti olmadan müdürlüğe gelmemesi veya hakkında belirlenen yükümlülüklerin gereğini yerine getirmemesi halinde gelmemenin hukuki sonuçları yükümlüye bildirilmelidir. (DSHY md. 40/3)

Usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen yükümlü on gün içerisinde müdürlüğe müracaat etmezse komisyonun onayından sonra kayıt kapatılarak infaz dosyası Cumhuriyet başsavcılığına geri gönderilir. (DSHY md. 40/4)

Kişinin, erteleme süresi ihlal oluşturan davranışlarda bulunmaması gerekmektedir. İhlal oluşturan davranışlar şunlardır: (TCK md. 191/4)

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması.

Bu ihlallerin yapılması hâlinde, ihlali yapan kişi hakkında hakkında kamu davası açılacaktır.



>Denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamadan önce gerçekleşmiş ihlal, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yükümlülüklerine uymamakta ısrar edip etmediğinin belirlenmesinde dikkate alınamaz.

Sistemin 2. Aşaması, yani denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi aşaması, şüphelinin DS müdürlüğüne başvurması ile başlar. Yükümlülük ihlali açısından tüm aşamalar kendi içinde değerlendirilmelidir. Yani kişi çağırma aşamasında ihlal yapmış ise, bu ihlal tedbirin yerine getirilmesi aşamasındaki ihlal ile bir arada değerlendirilemez.

Örneğin; şüpheli denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yalnızca 17.01.2017 tarihli görüşmeye katılmayarak yükümlülüklerini 1 kez ihlal ettiği ve bunun üzerine her hangi bir uyarı yapılmadan denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına son verilip iddianame düzenlendiği olayda; şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamadan önce örneğin 23.06.2016 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen ilk başvuru davetiyesini tebliğ etmesine rağmen müdürlüğe başvurmaması şeklinde gerçekleşen yükümlülük ihlali denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamadan önce gerçekleşmiş olduğu için, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yükümlülüklerine uymamakta ısrar edip etmediğinin belirlenmesinde dikkate alınamayacağı gözetilmelidir.[3]



>Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilmesi ve kararın kesinleşmesi sağlanmalıdır.

Bu tebligat yapılmadan veya tebligat akıbeti beklenmeden denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazına başlanmış olup da, ilgili özne denetimli serbestlik uygulamasına ilgili kurumun bildirimi ile başlamış ise, bu durum yükümlünün daha sonra gerçekleştirmiş olduğu ihlallerde “ısrar” koşulunun gerçekleşmesine bir etkisi olmayacaktır.

Örneğin; Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce şüpheliye gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğ edilmesini müteakip şüphelinin kuruma müracaat etmesi üzerine hakkında uygulanan tedbir ve tedaviden haberdar olduğu ve daha sonra kamu davasının ertelenmesi kararı tebliğ edildikten sonra da hiçbir aşamada itiraz etmeyerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam ettiği hallerde, yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği tespit edilen şüpheli hakkında yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerekecektir.[4]

Sanık, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması gerekir. Bu başvuruyu yapmamış olması halinde kendisine uyarılı ikinci tebligat yapılmalıdır. Bu uyarılı ikinci tebligat sonrasında kuruma kesin olarak başvurulmalıdır. Bu başvuru yapılmaz ise iki ihlal ve ısrar şartı gerçekleşmiş olur. Bu başvuru aşaması kendi içinde değerlendirilmelidir. Yani, ısrar şartı her aşamada ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Başvuru aşaması kendi içinde, denetimli serbestlik uygulamasının başladığı aşama kendi içinde değerlendirilmeli ve bu aşamalardaki ihlaller birbiri ile toplanmamalıdır.



>Yükümlülüklerin ihlalinde ısrar şartı

Örneğin; Şüphelinin kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakla ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, buna rağmen başvuruda bulunmadığı takdirde de sanık hakkında kamu davasının açılması gerekir.[5]


Uyarıdan sonra 1 yıl içinde yeniden yükümlülük ihlali halinde tekrar uyarı yapılmadan denetimli serbestlik dosyası ihlal nedeniyle kapatılır.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin “Denetim planı” başlıklı 35. maddesinin 7. Fıkrasına göre; Haklarında Tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilenler için denetim planı hazırlanmaz. Bu yükümlülere yükümlülükleri ile uyması gereken kuralları ve dikkat etmesi gereken hususları içeren bilgilendirme formu tebliğ edilir. Bu form denetim planı yerine geçer.

Yönetmeliğin 42. Maddesine göre, yükümlülerin uyması gereken kuralların yazılı olarak imzası karşılığında tebliğ edilmesi gerekir.

Bu aşamada öncelikle hakkında tedavi tedbirinin uygulanacağının ve sevk edildiği hastanenin tedavi programına uyması gerektiği yükümlüye bildirilmelidir.

Burada ayrıca yükümlünün yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde hakkında kamu davası açılacağının da ihtar edilmelidir.

Örneğin; birinci uyarının doğrudan ilgili müdürlükçe yapılmış olması halinde, bu ihtar ve uyarıya rağmen, şüphelinin 06.06.2017 tarihindeki grup çalışması ve vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmayarak yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine, yine yazılı olarak uyarılmasına karar verilerek ve “uyarıdan sonra 1 yıl içinde yeniden yükümlülük ihlali halinde tekrar uyarı yapılmadan dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği” uyarısını içeren bu davetiyenin 15.06.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olması durumunda, bunun da ikinci uyarı olarak kabul edilmesi gerekir.

Şüphelinin yapılan bu uyarıya rağmen örneğin, 20.06.2017 tarihindeki grup çalışmasına katılmamak suretiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmeyerek, ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ettiği olayda, şüpheli hakkında yükümlülük ihlali nedeniyle kamu davası açılması gerekecektir.[6]



>Yükümlülüğün ikinci kez ihlal edilmesi ve bu halin ısrar niteliğinde olması gerekir.

Örneğin; hükümlünün 30/06/2015 tarihindeki seminer çalışmasına ve vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmayarak denetim planına uymaması, 28/07/2015 tarihinde uyarılmasına karşın, yükümlünün belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın 03/11/2015 tarihindeki grup çalışmasına katılmaması, böylece hükümlünün denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü ikinci kez ihlal etmesi halinde, bu durumun ısrar niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.[7]



>Usulüne uygun haklı ihtar (2 ihlal) bulunmalı

Şüpheli hakkında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak kamu davası açılabilmesi için şüphelinin erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi gerekir.

Sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için şu aşamaların gerçekleşmesi gerekir:[8]

1. aşama: sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için tebligat yapılması,

2. aşama: sanığın uymaması halinde "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması,

3. aşama: bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında dava açılması gerekir.

Şüphelinin fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için de, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, en az 2 kez ihlal yapılmış olması halinde 2 ihtar yapmış olması gerekir.

Başka bir söylemle, şüphelinin usulüne uygun 2 haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerekir.

Örneğin; şüpheliye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün çağrı kâğıdının tebliğ edilmesi halinde, şüphelinin tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi halinde, ısrar şartı oluşmadığından dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderilerek tedbirin infazın devam edilmesi gerekir.

Örneğin, bu gibi hallerde Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “yedi gün içinde savcılığa başvurmadığı takdirde yükümlülük ihlalinde ısrar etmiş sayılacağı ve hakkında kamu davası açılacağı uyarısını” içeren tebligat yapılması ve bu tebligattan sonra iddianame ile kamu davası açılması usule ve kanuna uygun olmayacaktır.[9]

Örneğin; hükümlüye 1 yıllık denetimli serbestlik süresi içindeki bütün tedbir ve yükümlülüklerin tamamını içeren denetim planının 26.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, hükümlünün 03.08.2015 tarihinde rehberlik çalışması olan bireysel görüşmeye katılmayarak ilk kez ihlalde bulunduğu ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce uyarılmasına karar verilerek uyarı müzekkeresinin hükümlüye elden tebliğ edildiği, hükümlünün daha sonra 13.05.2016 tarihinde grup/seminer çalışmasına katılmadığı olayda, hükümlünün denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü ikinci kez ihlal ettiği kabul edilmeli ve yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir.[10]



Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, TCK’nin 191. maddesi dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

Örneğin; sanığın erteleme süresi içerisinde erteleme kararının kaldırılmasından önce 19.02.2016 tarihinde yeniden “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlemesi halinde eylemin denetimli serbestlik kararının ihlali niteliğinde olduğu ve ayrıca bir suç oluşturmadığı gözetilmelidir.[11]



>Şüphelinin erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde kamu davası açılır.


Şüphelinin fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce en az 2 kez ihtar yapılmış olması ve şüphelinin usulüne uygun 2 haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerekir.

Örneğin; Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün çağrı kağıdının tebliğ edilmesine karşın, şüphelinin denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi durumunda, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan ihtarın usule ve kanuna uygun olup olmadığı tartışılmalıdır. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce usulüne uygun yapılan ilk çağrıya uymayan şüpheli hakkında sonuçları da şerh edilmek sureti ile ikinci kez çağrı kağıdı çıkartılması, bu çağrıya da uymaması halinde ısrar şartının gerçekleşeceği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak hakkında iddianame düzenlenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

Şüpheli hakkında ısrar şartının gerçekleşmemesi halinde, bu sebeple açılan kamu davası hakkında durma kararı verilmeli ve şüpheli hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunu beklenilmelidir.

Denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde ise, yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekir.[12]



Şüphelinin ilk ihtarata uymaması hali, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemez.

28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, TCK'nın 191/4-a maddesindeki "kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır" hükmü gözetilmeli ve şüpheli ile ilgili evrak ve uyap kaydı incelenmelidir.

Örneğin; 11.06.2010 tarihli çağrı kâğıdı üzerine 07.07.2010 tarihinde denetim işlemlerine başlayan sanığa, 17.12.2010 tarihli yükümlülük ihlali nedeniyle Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün 21.01.2011 tarihinde tebliğ olunan uyarı davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulması halinde, sanığın yasal sürede müracaat etmemesi üzerine, sanığa tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtarat gönderilmelidir.[13]

Denetimli serbestlik müdürlüğünce sanığa 10 gün içerisinde müracaat edilmesine ilişkin ihtarlı davetiye çıkartılması ve tebligatın usulüne uygun olarak yapılması gerekir.

sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine uyarılması ve uyarı yazısının da usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, sanığın tüm uyarmalara karşın müdürlüğe başvurmaması halinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği kabul edilmelidir.[14]



Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde mahkûm olduğu ceza infaz edilmiş sayılır.

5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi gereğince hapis cezasıyla birlikte aynı kanunun 191/2.maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen sanık hakkında 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde mahkum olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi düzenlenmesi gerektiği gözetilmelidir.

Örneğin; sanığın denetimli serbestlik tedbirine uyduğu gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[15]



Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce çıkarılan çağrı yazısına karşın 10 gün içinde Müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemez.

Sanığa, 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne başvurması gerektiği uyarısını içeren çağrı kağıdının usule uygun şekilde tebliğ edilmesi halinde, sanığın müdürlüğe başvuruda bulunması gerekir.

Bu halde, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmaması ve bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması gerekir.

Bu tebligata karşın başvuruda bulunmaması halinde sanığın yükümlülük ihlalinden söz edilebilir.

Örneğin; hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce çıkarılan çağrı yazısına karşın 10 gün içinde Müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle, sanığın süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığı gerekçesiyle yapılan yargılamada; “yükümlülük ihlali bulunmadığından infazın kaldığı yerden devamına ilişkin karar” verilmesi gerektiği gözetilmelidir.[16]



Sanığın ilk ihtarata uymamasının, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemez.

Örneğin; 30.11.2012 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından tedavi ve denetimli serbestlik planları için Tebligat Kanunu 35. madde gereğince PTT memuru vasıtasıyla hükümlünün mernis kayıtlarındaki adresine tebliğ edilmiş ve hükümlünün yapılan çağrılara veya hazırlanan denetim planına uyarıya rağmen uymaması üzerine yükümlülük ihlali sayıp dosyasını kapatarak geri göndermesi halinde;

Sanığın yasal sürede müracaat etmemesi üzerine, sanığa tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtarat gönderilmelidir.

Sanığın ilk ihtarata uymamasının, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmelidir.[17]



>Mazeret bildirmeksizin yükümlülüklere uymama hali

Yükümlülüklere uyma konusunda, yükümlünün mazereti varsa bu husus dikkate alınmalıdır. sanık mazereti nedeniyle denetimli serbestliğe uymamış ise, mazeretin yasal olması halinde denetimli serbestlik uygulamasına devam edilmelidir.[18]

Örneğin; sanığın gerek denetimli serbestlik müdürlüğüne verdiği 04/09/2013 tarihli mazeret dilekçesinde gerekse mahkeme huzurunda alınan 30/01/2014 tarihli savunmasında, "şehirlerarası otobüs firmasında işe başladığı ve belirtilen tarihte İstanbul'da bulunduğu için randevusuna katılmadığını" beyan etmesi halinde, sanığın, uyarı yazısının tebliğinden sonra kendisine önceden bildirilen rehberlik görüşmelerinin örneğin altısına(6) katılmak suretiyle, tedbirin gereklerini yerine getirme hususunda irade gösterdiğinin belirlenmesi ve ayrıca örneğin sanığın savunmasında otobüs firmasındaki işi nedeni ile 02/09/2013 tarihli rehberlik görüşmesine katılmadığını beyan etmiş olması halinde, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191/4-a maddesi gereğince ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği karar yerinde tartışılmalıdır.[19]


Sanığın, uyarı yazısının tebliğinden sonra tedavinin gereklerini yerine getirmeli ve tedbirin gereklerini yerine getirme hususunda irade göstermelidir.

Örneğin; sanığın savunmasında babasının rahatsızlığı nedeniyle 22.08.2013 tarihli rehberlik görüşmesine katılmadığını beyan etmiş olması halinde, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191/4-a maddesi gereğince ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği karar yerinde tartışılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.[20]


Uyarı yazısı sanığa henüz tebliğ edilmemiş iken, sanığın, bu zaman diliminde yükümlülüklere riayet etmemesi hali ikinci kez ihlal olarak değerlendirilemez.

Örneğin; hakkındaki tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında kendisine önceden bildirilen 20/05/2011 tarihli kontrol muayenesine gelmemesi üzerine, 26/05/2011 tarihli uyarı yazısının düzenlendiği; uyarı yazısında, "bu uyarıya rağmen ikinci kez denetim planını ihlal etmeniz veya tebliğden itibaren 10 gün içinde müdürlüğe başvurmamanız halinde infaz dosyasının kapatılacağı" ihtarının yer aldığı ve söz konusu yazının sanığa 09/06/2011 tarihinde tebliğ edildiği somut olayda;

"sanığın, 03.06.2011 tarihli rehberlik görüşmesine katılmadığı ve denetim planını ikinci kez ihlal ettiği" gerekçesi ile 21.06.2011 tarihinde infaz dosyasının kapatılmış ve 03.06.2011 tarihinde, uyarı yazısı sanığa henüz tebliğ edilmemiş olup, sanığın, bu tarihteki rehberlik görüşmesine katılmaması halinde denetim planının ikinci kez ihlali olarak değerlendirilemez.

Bu gibi hallerde sanık hakkında "tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesine" karar verilmesi gerekir.[21]




>İkinci suçtan açılan davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması

Failin 5237 sayılı TCK’nin 191. Maddesi kapsamında kalan suçu, daha önce işlediği aynı nitelikteki suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, 5237 sayılı TCK’nin 191. Maddesinin dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmelidir.[22]


Suç nedeniyle daha önce tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olması

Failin 5237 sayılı TCK’nin 191. Maddesi kapsamında kalan suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle daha önce tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, karardan önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına", Karar verilmesi zorunludur.

Kanun’un bu emredici hükmündeki özel düzenleme gereğince hükümlü hakkında 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi mümkün değildir.[23]


"ısrar koşulunun" gerçekleşmemesi ve kamu davası açılma koşulları oluşmamasına rağmen fail hakkında kamu davası açılması

Sanık, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerekir.

Yükümlünün başvurmamış olması halinde, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakla ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması zorunludur.

Buna rağmen başvuruda bulunmadığı takdirde de fail hakkında kamu davasının açılması gerekir.

Fakat buna rağmen fail hakkında kamu davası açılmış ise;

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediğinden, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

Bu gibi hallerde “kamu davasının düşmesine” karar verilerek, davanın esasını çözen bir kararla yargılamanın sonlandırılması yasaya aykırı olacaktır.[24]

Bu gibi hallerde, yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı olacaktır.[25]



>>Erteleme kararı ve İnfaz dosyasının kapatılması işlemlerine yönelik itirazları değerlendirmeye yetkili makam

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi sırasında infaz dosyasının kapatılarak gönderilmesi işlemine karşı yapılacak itirazlar, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Şüpheli tarafından yapılan itiraz hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.[26]


Tebligatların Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.



>Muhatabın taşınmış olması ve muhtar tespiti ile tebligatın iade edilmesi hali


Örneğin, şüphelinin karakolda bildirdiği adresinin aynı zamanda o tarihteki mernis adresi olması itibariyle, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.05.2015 tarihinde evrak üzerinden verilen davanın açılmasının ertelenmesi kararını belirtilen adrese tebligat çıkarılması "muhatap taşınmış olup muhtar tespiti ile iade" şerhi ile bila tebligat döndüğünü varsayalım.

Tedavi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderilen evrak gereği tedbirin infazı için, açık adres araştırması yapılmaksızın, aynı mernis adresine çağrı yazısının Tebligat Kanunu 21.maddeye göre tebliğ edildiği ve şüphelinin geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti bildirmeksizin on gün içinde şube müdürlüğüne başvurmadığından bahisle evrakın kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade edilmesi halinde, sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan kamu davasında "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediği dikkate alınmalıdır.

Bu durumda, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilmesi yerinde olacaktır.[27]

Bu ve benzeri hallerde, tebligatın yasal düzenlemelere uygun olup olmadığı her aşamada kontrol edilmelidir.



>>Erteleme süresinde aynı nitelikte suç işlenmesi hali

5237 sayılı Kanun’un 191/5. Maddesine göre, erteleme süresi içinde kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, 5237 sayılı TCK’nin 191. Maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.[28]

Örneğin; failin erteleme süresi içerisinde 27/08/2016 tarihinde “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlemesi, denetimli serbestlik kararının ihlali niteliğinde olduğundan, eylemin ayrıca bir suç oluşturmadığı gözetilmelidir.[29]


>Tebliğ mazbatasında uyarı yazısının bulunmaması

Yükümlünün, "yükümlülüklerini uyarıya rağmen ikinci kez ihlal etmesi halinde ısrar koşulu gerçekleşecektir.

Bu nedenle, yapılacak uyarı tebligatında, kişinin tebligat sonucu hakkında tam olarak bilgilendirilmesi ve gerekli ihtarat yazısının bulunması gerekir.

Örneğin; fail hakkında Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edildiği sırada, failin kendisine önceden bildirildiği halde, 09/07/2012 tarihli bireysel görüşmesine mazeret bildirmeksizin katılmaması üzerine, düzenlenen 08/08/2012 tarihli uyarı yazısının 04/09/2012 tarihinde tebliğ edildiği, denetim planında, uyarı yazısında ve uyarı yazısının gönderildiği tebliğ mazbatasında, "Tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması gerektiğine" dair herhangi bir ihtarat bulunmadığı olayda tebligat hukuka aykırıdır.

Bu yüzden, failin tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde Müdürlüğe başvurmamasının uyarı üzerine gerçekleşen ikinci ihlal olarak kabul edilemeyeceği gözetilmelidir.[30]

Bu gibi hallerde sanığın, "yükümlülüklerini uyarıya rağmen ikinci kez ihlal ettiği" gerekçesiyle, infaz dosyasının kapatılması hatalı bir uygulama olacaktır.

Bu durumda Mahkemenin, "tedavi ve denetimli tedbirin infazına devam edilmesine" karar vermesi gerekir.

Bu gibi hallerde sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararını yükümlülük ihlali nedeniyle kaldırarak mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[31]



>>Erteleme kararına itiraz ve değerlendirmenin kapsamı

Cumhuriyet savcısı "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan dolayı şüpheli hakkında, tarafından TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara itiraz edilmesi durumunda, itiraz mercii dosyayı incelemeli ve failin suçu işleyip işlemediğini öncelikle değerlendirmelidir.

İtirazı incelemeye yetkili makam, şüphelinin mevcut delillere göre hakkında isnat edilen suçu işlemediği veya suçun maddi unsurlarının gerçekleşmediği kanaatine varırsa, maddi unsurlarının gerçekleşmediği bir suç nedeniyle şüphelinin uzun süre denetim altında bırakılması adil yargılanma ilkesi ve masumiyet karinesine aykırı olacağından, bu hususlar belirtilerek itirazın kabulüne karar vermelidir.[32]




>>Yükümlülük ihlalinde yasal ve geçerli bir mazeret sunulması hali


Denetimli serbestlik sürecinde, yükümlü bazen mazereti nedeniyle yükümlülüklere riayet edemeyebilir. Yükümlülük ihlalinde mazeretin kabul edilebilmesi için, mazeretinin yasal ve geçerli bir nedene dayanması gerekir.

Örneğin; hakkında "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" karar verilen sanığın, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, düzenlenen çağrı yazısı üzerine süresinde başvuruda bulunduğu; denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında, 08/07/2015 tarihinde kendisine bildirildiği halde; 17/08/2015 tarihli vaka sorumlusu ile bireysel görüşmesine mazeret bildirmeksizin katılmadığı, yükümlülük ihlali nedeniyle düzenlenen uyarı müzekkeresinin, sanığa 27/08/2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, sanığın 04/12/2015 tarihli grup çalışmasına katılmayarak ikinci kez yükümlülük ihlali yaptığı ve denetimli serbestlik dosyasının 10/12/2015 tarihli karar ile kapatıldığı;

İhlal üzerine hakkında iddianame düzenlenen sanığın, mahkeme huzurundaki savunmasında, "20.11.2015 tarihinden sonraki görüşmelere, kavga olayına karıştığı için katılamadığını, 27.12.2015 tarihinde ise tutuklandığını" beyan ettiği olayda;

UYAP sorgulaması sonucu doğrulanan tutuklamanın, ihlal tarihlerinden sonraki bir tarih olan 27.12.2015 tarihinde gerçekleşmiş olması ve "kavgaya karışma" iddiasının yasal ve geçerli bir mazeret olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Bu gibi hallerde yükümlülüklerini yerine getiremediğine ilişkin yasal ve kabul edilebilir mazeretlerin ileri sürülmemesi ve denetimli serbestlik müdürlüğüne bu konuda bildirimlerde bulunmadığı dikkate alındığında; sanığın, TCK'nın 191/4-a maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine uymamakta "ısrar ettiği" kabul edilmelidir.[33]



>Lehe Kanunun tespit edilmesi

Suç tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesi ile hüküm tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürülüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi hükümlerinin ayrı ayrı değerlendirilip karşılaştırma yapılması gerekir.

Bu karşılaştırma sonucuna göre lehe Kanun tespit edilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi şarttır. Belirtilen nitelikte karşılaştırma yapılmadan hüküm kurulması hukuka aykırı olacaktır.[34]



>>Yükümlülük ihlali yapan yükümlüye, tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtaratta bulunulmalıdır.

Örneğin; tedavi ve denetimli serbestlik kararının kesinleşmesinden sonra sanığın Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne başvurarak denetim işlemlerine başlayan sanığın 22.12.2011 yükümlülüğünü ihlal etmesi üzerine 03.02.2012 tarihli uyarı davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulması üzerine yeniden yükümlülük ihlali yapan sanığa, tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtaratta bulunulmadığının anlaşılması karşısında; sanığın ilk ihtarata uymamasının, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemeyeceği gözetilmelidir.[35]



Israr koşulu, kovuşturma şartıdır.


Israr koşulu gerçekleşmemesine rağmen iddianame yazılmış ise bu iddianamenin iadesine karar verilebilir.

"ısrar koşulu" gerçekleşmesi halinde kamu davası açılabilir. Bu durum CMK'nın 174. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kıyasen uygulanarak bir "kovuşturma şartı" olduğundan, ısrar koşulu oluşmaması halinde iddianamenin iadesi mümkündür.[36]




>>Yükümlünün tebligat yapılan tarihlerde askerde olması

Kamu davası açılmasının ertelenmesine dair kararda, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği tedbir ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar edilmesi halinde dava açılacağının ihtar edilmesi gerekir.

Yargıtay, kamu davası açılmasının ertelenmesine dair bu kararın sanığın mernis adresine 17.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği, denetimli serbestlik müdürlüğünce şüpheliye 10 gün içerisinde müracaat etmesi gerektiğine ilişkin ihtarlı davetiye çıkartıldığı ve tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmakta olup sanığın 20.02.2015 tarihli dilekçesi ile 04.11.2014 tarihinde askere gittiğini, halen askerliğinin devam ettiğini, kendisine tebligat yapılan tarihlerde askerde olması nedeniyle tedavi yükümlülüğünü yerine getiremediğini beyanla itirazda bulunduğu olayda; Askerlik Şubesi Başkanlığının 31.08.2015 tarihli yazısında sanığın 04.11.2014 tarihinde askere sevk edildiği, muhtemel terhis tarihinin 04.11.2015 tarihi olduğunun belirtilmiş olması karşısında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Somut olayda, Ağır Ceza Mahkemesince sanığın askere gittiğine dair belge ibraz etmediği gerekçesiyle itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay, yükümlünün askerde olması nedeniyle yükümlülük ihlalinde bulunamayacağını düşünmektedir.[37]

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Denetimli serbestlik kararlarının değiştirilmesi, durdurulması veya kaldırılması” başlıklı 45. Maddesinin 3. Fıkrasına göre; Bu Yönetmeliğin dördüncü kısmının ikinci ve dördüncü bölümü ile beşinci kısmının üçüncü ve dördüncü bölümünde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yükümlünün işlediği bir suç nedeniyle; tutuklanması veya mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanması veya askere alınması durumunda mahkemece aksine bir hüküm de verilmez ise yükümlülüğün yerine getirilmesi durdurulur.

Yükümlü denetim süresi içerisinde serbest bırakılır veya askerlik hizmeti sona ererse yükümlülüğün yerine getirilmesine devam edilir.

Denetim süresinin sonunda yükümlünün mahpusluk halinin veya askerlik durumunun devam etmesi durumunda dosya kapatılarak mahkemesine gönderilir.

Ceza infaz kurumunda veya askerlikte geçirilen süreler denetim süresinden sayılır.

Bu süre içinde rehberlik kapsamında verilen yükümlülüğün yerine getirilmesinde mahkemeye verilecek raporlar ceza infaz kurumu ile işbirliği içerisinde hazırlanır. Hâkime gönderilecek rapora esas olmak üzere üç ayda bir kişinin gelişimi ve davranışları hakkında ceza infaz kurumu idaresinden bilgi istenir.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 2. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; sırf askerî suçlar ile askerî disiplin suçları hariç olmak üzere, askere alınmadan önce veya askerlikleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı aksine bir düzenleme yoksa er veya erbaşlar ile yedek subaylar hakkında mahkemelerce verilen seçenek yaptırımlar ile diğer tedbir ve denetimli serbestliğe ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılır. Bu süreler içinde zaman aşımı işlemez.



>Tedavi programı sırasında yapılan idrar tahlilinde, idrarında uyuşturucu ve uyarıcı nitelikteki aynı maddelerin saptanması

Tedavi programına uymamak suretiyle yükümlülüklerini ihlal eden şüpheli hakkında kamu davası açılabilir.[38]



Sonuç:

1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmesinden sonra 2 aşamalı bir sistem uygulamaya sokulmuştur.

2) Bu sistemin Birinci aşamasını, Kamu davası açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi işlemleri oluşturmaktadır.

3) Bu aşamada KDAE kararı şüpheliye tebliğ edilmeli ve kararın kesinleşmesi beklenmelidir. Yapılacak tebligat, tebligat kanunu hükümlerine uygun bir şekilde yerine getirilmelidir.

4) Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz hakkı beklenilmelidir.

5) Sistemin 2. Aşaması ise; denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi ve ilgili öznenin tedavisinin sağlanmasıdır. Bu aşamayı da başvuru aşaması ve tedbirin yerine getirilmesi aşaması olarak iki kısma ayırmak mümkündür. Bu aşamalar, tebligat işlemleri ile ilerlemektedir. Israr koşulu her aşamanın kendi içinde olmak ve bir yıl içinde 2 ihlal yapılması halinde oluşacaktır.

6) Denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamadan önce gerçekleşmiş ihlal, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yükümlülüklerine uymamakta ısrar edip etmediğinin belirlenmesinde dikkate alınamaz.

7) Şüphelinin kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakla ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, buna rağmen başvuruda bulunmadığı takdirde de sanık hakkında kamu davasının açılması gerekir.

8) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, TCK’nin 191. maddesi dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

9) Şüphelinin erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde kamu davası açılır.

10) Şüphelinin sadece bir kez yükümlülüklere uymaması hali, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemez.

11) Sanığa 10 gün içerisinde müracaat edilmesine ilişkin ihtarlı davetiye çıkartılması ve tebligatın usulüne uygun olarak yapılması gerekir.

12) Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde mahkûm olduğu ceza infaz edilmiş sayılır.

13) Sanığın, uyarı yazısının tebliğinden sonra tedavinin gereklerini yerine getirmeli ve tedbirin gereklerini yerine getirme hususunda irade göstermelidir.

14) Uyarı yazısı sanığa henüz tebliğ edilmemiş iken, sanığın, bu zaman diliminde yükümlülüklere riayet etmemesi hali ikinci kez ihlal olarak değerlendirilemez.

15) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediğinden, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

16) Tebligatların Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.

17) 5237 sayılı Kanun’un 191/5. Maddesine göre, erteleme süresi içinde kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, 5237 sayılı TCK’nin 191. Maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

18) Yükümlünün, "yükümlülüklerini uyarıya rağmen ikinci kez ihlal etmesi halinde ısrar koşulu gerçekleşecektir. Bu nedenle, yapılacak uyarı tebligatında, kişinin tebligat sonucu hakkında tam olarak bilgilendirilmesi ve gerekli ihtarat yazısının bulunması gerekir.

19) Cumhuriyet savcısı "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan dolayı şüpheli hakkında, tarafından TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara itiraz edilmesi durumunda, itiraz mercii dosyayı incelemeli ve failin suçu işleyip işlemediğini öncelikle değerlendirmelidir.

20) Denetimli serbestlik sürecinde, yükümlü bazen mazereti nedeniyle yükümlülüklere riayet edemeyebilir. Yükümlülük ihlalinde mazeretin kabul edilebilmesi için, mazeretinin yasal ve geçerli bir nedene dayanması gerekir.

21) Suç tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesi ile hüküm tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürülüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi hükümlerinin ayrı ayrı değerlendirilip karşılaştırma yapılması gerekir.

22) Israr koşulu, kovuşturma şartıdır. Israr koşulu gerçekleşmemesine rağmen iddianame yazılmış ise bu iddianamenin iadesine karar verilebilir.

23) Yükümlü denetim süresi içerisinde askerlik hizmetine başalarsa, tedbirin infazı askerlik hizmetinin bitmesinden sonrasına bırakılır. Askerlik hizmeti sona ererse yükümlülüğün yerine getirilmesine devam edilir. Denetim süresinin sonunda yükümlünün askerlik durumunun devam etmesi durumunda dosya kapatılarak mahkemesine gönderilir.

24) Tedavi programı sırasında yapılan idrar tahlilinde, idrarında uyuşturucu ve uyarıcı nitelikteki aynı maddelerin saptanması, tedavi programına uymamak suretiyle yükümlülüklerin ihlal edilmesi anlamına gelir ve bu durumda ihlal nedeniyle şüpheli hakkında kamu davası açılabilir.



KAYNAK

[1] Y. 9. CD; E: 2016/927, K : 2016/4447, Teb : KYB-2016/123897, KT: 16.05.2016.

[2] Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S. K. 42. Md.

[3] Y.10.CD, E:2017/3262, K:2017/6805, Teb:KYB - 2017/43542, KT: 14.12.2017: “….somut olayda ise şüpheli denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yalnızca 17/01/2017 tarihli görüşmeye katılmayarak yükümlülüklerini 1 kez ihlal ettiği ve bunun üzerine her hangi bir uyarı yapılmadan denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına son verilip iddianame düzenlendiği, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamadan önce 23/06/2016 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen ilk başvuru davetiyesini tebliğ etmesine rağmen müdürlüğe başvurmaması şeklinde gerçekleşen yükümlülük ihlali denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamadan önce gerçekleşmiş olduğu için, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yükümlülüklerine uymamakta ısrar edip etmediğinin belirlenmesinde dikkate alınamayacağı, bu hali ile şüpheli denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladıktan sonra yalnızca 17/01/2017 tarihli görüşmeye katılmayarak yükümlülüklerini 1 kez ihlal ettiği ve bunun üzerine her hangi bir uyarı yapılmadan denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına son verilip iddianame düzenlendiğinden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği anlaşılmış olup, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesi yasaya uygun olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. …REDDİNE, …14.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[4] Y.10. CD, E:2018/3552, K:2018/6555, Teb:KYB - 2018/54468, KT: 01.10.2018: “….TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ... hâlinde, hakkında kamu davası açılır." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen şüpheliye erteleme kararının 06/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin hiçbir aşamada bu karara itiraz etmediği, Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin de 29/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin bu ilk çağrıya uyarak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne 30/12/2014 tarihinde müracaat etmesi üzerine burada kendisine yükümlülüklerinin yazılı olarak tebliğ edildiği, ayrıca yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar uyuşturucu madde kullanması halinde hakkında kamu davası açılacağının ihtar edildiği, dolayısı ile birinci uyarının doğrudan ilgili müdürlükçe yapılmış olduğu, Ancak bu ihtar ve uyarıya rağmen, şüphelinin 14/04/2015 tarihinde yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine, yine yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ve “yeniden yükümlülük ihlali halinde hakkında dava açılacağı” uyarısını içeren bu davetiyenin 20/04/2015 tarihinde tebliğ edildiği, bunun da ikinci uyarı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak şüphelinin 07/07/2015 tarihinde ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ettiği Anlaşılmıştır. Bu hali ile 2 kez uyarılmasına rağmen 2 defa yükümlülüklerini ihlal ettiği görüldüğünden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleştiği, Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilmesi beklenmeden denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazına başlanmış olmasının “ısrar” koşulunun gerçekleşmesine bir etkisi olmayacağı, zira Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce şüpheliye gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğ edilmesini müteakip şüphelinin kuruma müracaat etmesi üzerine hakkında uygulanan tedbir ve tedaviden haberdar olduğu ve daha sonra kamu davasının ertelenmesi kararı tebliğ edildikten sonra da hiçbir aşamada itiraz etmeyerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam ettiği anlaşılmış olup, dosya kapsamına göre yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği tespit edilen şüpheli hakkında yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerekirken, “kamu davasının durmasına” karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür…BOZULMASINA, …01.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”[4]

[5] Y.10.CD, E: 2018/1984, K: 2018/4728, KT: 31.05.2018

[6] Y.10. CD, E:2018/2574, K:2018/5297, Teb:KYB - 2018/37060,KT: 28.06.2018: “….TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ... hâlinde, hakkında kamu davası açılır." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen şüpheliye tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, şüphelinin de bu ilk çağrıya uyarak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müracaat ettiği, Bu şekilde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müracaat eden şüpheliye, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin “Denetim planı” başlıklı 35. maddesinin 7. fıkrasında yer alan “Haklarında; a) Tedavi ve denetimli serbestlik, ... kararı verilenler için denetim planı hazırlanmaz. Bu yükümlülere yükümlülükleri ile uyması gereken kuralları ve dikkat etmesi gereken hususları içeren bilgilendirme formu tebliğ edilir. Bu form denetim planı yerine geçer.” şeklindeki düzenleme gereğince Yönetmeliğin 42. maddesinde düzenlenen “Yükümlülerin uyması gereken kurallar”ın yazılı olarak imzası karşılığında tebliğ edildiği ve bu kapsamda öncelikle hakkında tedavi tedbirinin uygulanacağının ve sevk edildiği hastanenin tedavi programına uyması gerektiğinin bildirildiği, ayrıca yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde hakkında kamu davası açılacağının da ihtar edildiği, dolayısı ile birinci uyarının doğrudan ilgili müdürlükçe yapılmış olduğu, Ancak bu ihtar ve uyarıya rağmen, şüphelinin 06.06.2017 tarihindeki grup çalışması ve vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmayarak yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine, yine yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ve “uyarıdan sonra 1 yıl içinde yeniden yükümlülük ihlali halinde tekrar uyarı yapılmadan dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği” uyarısını içeren bu davetiyenin 15.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, bunun da ikinci uyarı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak şüphelinin yapılan bu uyarıya rağmen 20/06/2017 tarihindeki grup çalışmasına katılmamak suretiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmeyerek, ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ettiği, Anlaşılmıştır. Bu hali ile 2 kez uyarılmasına rağmen 2 defa yükümlülüklerini ihlal ettiği görüldüğünden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu" gerçekleşmiştir. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerekirken, “kamu davasının durmasına” karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür….BOZULMASINA, 28.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[7] Y.20. CD, E:2018/395, K:2018/2961, Teb:KYB - 2017/71710, KT: 27/06/2018: “….Şüpheli hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen 17/09/2014 tarihli ve 2014/126941 soruşturma, 2014/527 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak kamu davası açılabilmesi için, TCK’nın 191.maddesinin 4.fıkrasında yer alan; “Kişinin erteleme süresi zarfında: a)Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b)Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c)Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, halinde hakkında kamu davası açılır” hükmü uyarınca maddede sayılan koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir. İncelenen dosyada; 01/12/2014 tarihi itibari ile tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazında uyulması gereken kuralların hükümlüye tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, hükümlünün 30/06/2015 tarihindeki seminer çalışmasına ve vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmayarak denetim planına uymadığı, 28/07/2015 tarihinde uyarılmasına karşın, hükümlünün belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın 03/11/2015 tarihindeki grup çalışmasına katılmadığı, böylece hükümlünün denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü ikinci kez ihlal ettiği ve bu halin ısrar niteliğinde olduğu anlaşıldığından, kamu davasına devamla sanığın savunması alınması ve esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile durma kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür….Bozulmasına, …27/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[8] Y.20. CD, E:2016/2777, K:2016/5737, Teb:KYB - 2016/333906, KT: 05/12/2016

[9] Y.20. CD, E:2018/599, K:2018/2958, Teb:KYB - 2018/2722, KT: 27.06.2018:
“….somut olayda, şüpheliye İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün çağrı kağıdının tebliğ edildiği, şüphelinin tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği, mahkemenin ilk durma kararından sonra İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderilerek tedbirin infazın devam edilmesi gerekirken İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “yedi gün içinde savcılığa başvurmadığı takdirde yükümlülük ihlalinde ısrar etmiş sayılacağı ve hakkında kamu davası açılacağı uyarısını” içeren tebligat yapılmasının ve bu tebligattan sonra iddianame ile kamu davası açılmasının usule ve kanuna uygun olmadığı, sonuç olarak; şüpheli hakkında ısrar şartının gerçekleşmediği, açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, şüpheli hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği, bu nedenle incelemeye konu durma kararının kanuna uygun olduğu anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. REDDİNE, 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[10] Y.9.CD,E: 2016/2219, K: 2016/8792, Teb:KYB - 2016/392248, KT: 21.12.2016.

[11] Y.20.CD, E:2018/396, K:2018/2737, Teb:KYB - 2017/72366, KT: 06/06/2018:
“…İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12/02/2015 tarihli “Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesine” ilişkin kararını takiben , şüphelinin erteleme süresi içerisinde 08/12/2015 tarihinde işlediği “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, şüphelinin yine erteleme süresi içerisinde 19/02/2016 tarihinde “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlediği , 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” biçimindeki düzenleme dikkate alındığında, incelenen dosyada kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 11/04/2016 tarihinde kaldırıldığı, sanığın erteleme süresi içerisinde erteleme kararının kaldırılmasından önce 19/02/2016 tarihinde yeniden “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlediği, eylemin denetimli serbestlik kararının ihlali niteliğinde olup ayrıca bir suç oluşturmadığının gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. BOZULMASINA, …06.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[12] Y.20.CD, E:2017/6945, K:2018/2430, Teb:KYB - 2017/65559, KT: 23/05/2018: “…İncelenen dosya içeriğine göre; şüpheli hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından 2015/7143 DS dosyası üzerinden şüpheliye gönderilen çağrı yazısı mernis adresine tebliğ edilmiş, şüphelinin 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması üzerine, 26/06/2015 tarihinde kayıt kapatılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 19/02/2016 tarihli “yükümlülük ihlalinde bulunduğu, 7 gün içerisinde savcılığa başvurmaması halinde yükümlülük ihlalinde ısrar etmiş sayılacağı ve hakkında kamu davası açılacağı ” ihtarını içeren tebligat 29/02/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvuruda bulunmaması üzerine hakkındaki erteleme kararı kaldırılarak 11/04/2016 tarihli iddianame ile şüpheli hakkında kamu davası açılmıştır…

[13] Y.20.CD, E:2017/7208, K:2018/1712, Teb:10 - 2017/41743, KT: 29.03.2018: “….28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, TCK'nın 191/4-a maddesindeki "kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır" hükmü gereğince, evrak ve uyap kaydının tetkikinde; 11/06/2010 tarihli çağrı kağıdı üzerine 07/07/2010 tarihinde denetim işlemlerine başlayan sanığa, 17/12/2010 tarihli yükümlülük ihlali nedeniyle Ü…. Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün 21.01.2011 tarihinde tebliğ olunan uyarı davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu; ancak sanığın yasal sürede müracaat etmemesi üzerine, sanığa tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtarat gönderilmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın ilk ihtarata uymamasının, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,…BOZULMASINA, 29.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[14] 20.CD, E:2017/6697, K:2018/1545, Teb: KYB - 2017/58955, KT: 21.03.2018: “…Tüm bu açıklamalara göre somut olayda; şüpheli hakkında verilen kamu davası açılmasının ertelenmesine ilişkin kararda, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, tedbir ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar edilmesi halinde dava açılacağının ihtar edildiği, bu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleştiği, denetimli serbestlik müdürlüğünce sanığa 10 gün içerisinde müracaat edilmesine ilişkin ihtarlı davetiye çıkartıldığı ve tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı, sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine uyarıldığı ve uyarı yazısının da usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanığın uyarılmasına karşın müdürlüğe başvurmadığı anlaşıldığından kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedir….BOZULMASINA…21.03.2018…”

[15] Y.20.CD, E:2017/6649, K:2018/1273, Teb:KYB - 2017/57863, KT: 07/03/2018.

[16] Y.20.CD, E:2017/6479, K:2018/1177, Teb:KYB - 2017/53518, KT:28/02/2018.

[17] Y.20.CD, E:2017/4749, K:2018/1083, Teb:10 - 2014/104401, KT: 21.02.2018.

[18] Y.9.CD, E: 2016/1697, K: 2016/8409, Teb:KYB - 2016/350467, 24.11.2016.

[19] Y.20.CD, E:2017/6645, K:2018/516, Teb:10 - 2017/29452, KT: 25.01.2018.

[20] Y.20.CD, E:2017/213, K:2017/6886, Teb:10 - 2016/336319, KT: 07.12.2017: “…Dosya kapsamından, hakkında verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında kendisine önceden bildirildiği halde 25/02/2013 tarihli rehberlik görüşmesine mazeret bildirmeksizin katılmayan sanık hakkında 01/03/2013 tarihinde usulüne uygun şekilde uyarı yazısı düzenlendiği ve sanığın söz konusu yazıyı 06/03/2013 tarihinde tebliğ alarak, uyarı yazısında belirtildiği üzere 10 gün içerisinde Müdürlüğe başvurduğu; tedavi için sevk edildiği hastane tarafından düzenlenen 25/04/2013 tarihli sağlık raporunda, "psikiyatrik muayene ve idrar analizi sonucu madde bağımlılığı saptanmadığından, tedavi görmesine gerek olmadığının, denetimli serbestlik tedbirine başlamasının uygun olacağının" bildirildiği sanığın 26/06/2013 tarihli rehberlik görüşmesine katılmasının ardından, kendisine tarihi önceden bildirilen 22/08/2013 tarihli rehberlik görüşmesine mazeret göstermeden katılmaması üzerine, yükümlülük ihlali nedeniyle infaz dosyasının 17/09/2013 tarihli üst yazı ile kapatıldığı; sanığın mahkeme huzurunda alınan 12/12/2013 tarihli savunmasında, "babasının rahatsızlığı nedeniyle ağustos ayındaki randevusuna katılmadığını" beyan ettiği anlaşılmakla; somut olayda, sanığın, uyarı yazısının tebliğinden sonra tedavinin gereklerini yerine getirip, kendisine önceden bildirilen 26/06/2013 tarihli rehberlik görüşmesine katılmak suretiyle, tedbirin gereklerini yerine getirme hususunda irade gösterdiği, ayrıca savunmasında babasının rahatsızlığı nedeniyle 22.08.2013 tarihli rehberlik görüşmesine katılmadığını beyan etmiş olması karşısında 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191/4-a maddesi gereğince ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması, …BOZULMASINA, 07.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi….”

[21] Y.20.CD, E:2017/3248, K:2017/6682, Teb:10 - 2012/99927, KT: 30.11.2017.

[22] Y.10. CD, E:2017/3246, K:2017/6215, Teb:KYB - 2017/42275, KT: 30.11.2017.

[23] Y.10. CD, E:2017/3246, K:2017/6215, Teb:KYB - 2017/42275, KT: 30.11.2017.

[24] Y.10. CD, E:2016/3473, K:2017/3528, Teb:KYB - 2016/391722, KT:14.07.2017.

[25] Y.10. CD, E:2017/3248, K:2017/6208, Teb:KYB - 2017/42561, KT: 30.11.2017.

[26] Y.1. CD, E:2017/1356, K:2017/3701, Teb:KYB - 2017/30082, KT: 06/11/2017.

[27] Y.20.CD, E:2017/6320, K:2017/5214, Teb:KYB - 2017/33159, KT: 17.10.2017.

[28] Y.18. CD, E:2015/22789, K:2016/6684, Teb:5 - 2013/239577, KT: 04.04.2016: “…1-) Hükmün açıklanmasına dayanak alınan “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçunu düzenleyen TCK'nın 191. maddesinde, hükümden sonra 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle yapılan değişiklik kapsamında, sanığın 15/06/2012 tarihinde tespit edilen uyuşturucu madde kullanma eyleminin yeni bir suç değil, yükümlülük ihlali niteliğinde olması nedeniyle, bu eylemi nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dayanak alınmayacağı gözetilerek, sanığın hukuki durumunun adli siciline yansıyan diğer suçlar yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,….BOZULMASINA, , 04.04.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi…”

[29] Y.20.CD, E:2017/1140, K:2017/3670, Teb: KYB - 2017/24378, KT: 07.06.2017.

[30] Y.20.CD, E:2017/1267, K:2017/3566, Teb: KYB - 2017/23899, KT: 01.06.2017.

[31] Y.20.CD, E:2017/1267, K:2017/3566, Teb: KYB - 2017/23899, KT: 01.06.2017.

[32] Y.10. CD, E:2015/4849, K:2017/676, Teb: KYB - 2015/273474, KT:20.02.2017.

[33] Y.20. CD,E:2016/2951, K:2017/980, Teb:KYB - 2016/388950, KT: 09/02/2017.

[34] Y.20. CD, E:2015/6173, K:2016/5827, Teb:10 - 2014/345985, 12.12.2016.

[35] Y.20. CD, E:2015/6173, K:2016/5827, Teb:10 - 2014/345985, 12.12.2016.

[36] Y.9. CD, E: 2015/17425, K: 2016/2148, Teb : KYB-2015/360088,KT: 01.03.2016.

[37] Y.10. CD, E: 2016/74, K: 2016/1336, Teb:K.Y.B. - 2015/386941, KT: 18.02.2016.

[38] Y.10. CD, E:2009/1256, K:2009/3251, Teb:K.Y.B. - 2009/7098, KT: 02.03.2009: “….Hükümlünün infaz dosyası incelendiğinde; İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğince ayakta tedavi programına alındığı; bu süreçte yapılan iki idrar tahlilinde, idrarında madde metaboliti (THC), madde, amfetamin ve ekstazi maddelerinin bulunması üzerine, İzmir Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce kendisine uyarıda bulunulduğu, bu uyarının tebliğinden sonra yeniden başlatılan tedavi programı sırasında yapılan idrar tahlilinde ise, idrarında uyuşturucu ve uyarıcı nitelikteki aynı maddelerin saptandığı; sonuçta, adı geçen hastanenin 03.09.2007 tarihli yazıları ile hükümlünün tedavi programına uymadığına karar verildiğinin bildirildiği; ayrıca, 23.08.2007 tarihli denetim raporu incelendiğinde ise, hükümlüyle yapılan görüşmelerde farkındalık oluşturulmaya çalışılmasına karşın, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin zararlı olmadığını ifade ettiğinin ve olumsuz etkilerini kabul etmediğinin belirtildiğinin, böylelikle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin (5). fıkrası uyarınca, duruşma açılarak davaya devam olunup, hüküm verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi yasaya aykırıdır….BOZULMASINA; 02.03.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi…”


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

lorne malvo
Site Üyesi
Mesajlar: 9
Kayıt: 11 Şub 2019 22:33

Re: UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA YÜKÜMLÜLÜK İHLALİ, Dr. Suat ÇALIŞKAN

Mesaj gönderen lorne malvo » 13 Şub 2019 16:03

Konu için tesekkurler hocam. Bir sorum olacak DS bürosundan gelecek olan 2. Tebligat kagidi için de, ilk defa savciliktan gelen kagitta yaptiklari gibi, eğer evde yoksam ihbarname yapistirirlar mi kapiya? Bir de 1. Gelen kagittan ne kadar sure sonra gelir 2. Kagit acaba? Denetimli serbestlik yedim de. Ilk kagit 2 ay sonra geldi (şubat başı) evdeydim. 2. Kagit da DS'den gelecekmis.

Cevapla