Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI Aile ve Boşanma Hukuku Boşanma davası devam ederken eşlerin birlikte ev alması

Boşanma davası devam ederken eşlerin birlikte ev alması

Kişiler, Ad ve Soyad Düzeltme, Yaş Düzeltme, Aile, Nişanlılık, Evlilik, Ayrılık, Boşanma, Nafaka ve Tazminat, Velayet, Vesayet, Mal Paylaşımı, Evlat Edinme, Babalık ve Tanıma...

ufukbey55 Kıdemli (**) Üye

Mesajlar: 219


Merhabalar
Boşanma davası devam ederken eşlerin birlikte yaşamak için ev alması hoşgörülü davranışlara girer mi acaba? Bu durumda mahkeme bu hususu eşlerin birbirini affedici davranışlarda bulunduğunu düşünerek davayı rededer mi. Bu konuda düşüncelerini ben Yargıtay ilamı paylaşırsanız sevinirim.
Teşekkürler



teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20615


ufukbey55 yazdı:
Merhabalar
Boşanma davası devam ederken eşlerin birlikte yaşamak için ev alması hoşgörülü davranışlara girer mi acaba? Bu durumda mahkeme bu hususu eşlerin birbirini affedici davranışlarda bulunduğunu düşünerek davayı rededer mi. Bu konuda düşüncelerini ben Yargıtay ilamı paylaşırsanız sevinirim.
Teşekkürler



Sayın üstadım eğer bu gerekçe gösterilirse büyük ihtimalle davayı ret eder diye düşünüyorum.




Karşı Oy yazısı

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2010/2-343
KARAR NO: 2010/361
KARAR TARİHİ: 30.06.2010



DAVA: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. Aile Mahkemesince davanın "kabulüne" dair verilen 26.02.2008 gün ve 2007/1005 Esas, 2008/182 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2009 gün ve 2008/7984 E., 2009/9826 K. sayılı ilamı ile;

(...Türk Medeni Kanunu’nun 166/1.maddesi uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması gerekir. Dinlenen tanık sözlerinden, boşanma davasından sonra da tarafların aynı evde birlikte yaşamaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu hal, evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını, ortak hayatın sürdürülmesinin fiilen mümkün olduğunu göstermektedir. O halde, davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30.06.2010 gününde, oy çokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY

Davacı kadın davalı kocası aleyhine açtığı boşanma davası evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeni ile mahkemece kabul edilmiştir. Davalının temyizi üzerine Özel Daire boşanma davasından sonra da tarafların aynı evde birlikte yaşamaya devam ettikleri, bu halin evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını, ortak hayatın sürdürülmesinin fiilen mümkün olduğunu gösterdiğini, davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Aşağıda açıklanan nedenlerle bozma kararına katılamıyorum:

Aralarında çıkan olaylar nedeni ile davacı kadın eldeki boşanma davasını açmıştır. Boşanma davasının açılması ile birlikte tarafların birlikte oturdukları konut ortak konut olmaktan,diğer bir anlatımla aile konutu olmaktan çıkmamaktadır. Taraflar boşanma davasına karşın bu konutu birlikte kullanmaya devam edebilirler. Aile konutunun boşanma davasının varlığına rağmen birlikte kullanılması davacının boşanmaya neden olan ve evlilik birliğini temelinden sarsan olaylara onay verdiği ve evlilik birliğini devam ettirmek niyetinde olduğunun kanıtı değildir.Bu düşünce kabul edildiği taktirde her boşanma davasının açılmasından sonra eşlerden birinin davadan önceki olaylara dayanabilmesi için ortak konutu terk etmesi gerektiği gibi bir sonuç çıkar ki bu yasanın temel ilkesine aykırıdır. Boşanma davasının açılması ile birlikte taraflardan birisi aile konutunu terk etme hakkına kavuşur, ancak bu muhakkak terk etmesi gerektiği biçiminde anlaşılmamalıdır, aksine isterse terk edebilir biçiminde yorumlanmalıdır.Özel Dairenin genel uygulaması da bu yoldadır.

Özel Daire bozma kararında, dava açılmadan önceki olayların aile birliğini temelinden sarstığı yolundaki yerel mahkemenin davalı temyizine rağmen bunu bozma nedeni saymamış böylelikle davadan önceki olayların boşanmaya neden olan olaylar olduğu kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle boşanmadan sonra tarafların aynı evde birlikte oturmaları davacının davadan önceki olaylara dayanmasına engel olmayacaktır. Zaten davacının barışma niyeti olsa idi eldeki davayı takip etmez veya feragat ederdi. Bu yönde bir irade beyanı olmadığına göre davacının davadan önceki olaylara dayanmaktan vazgeçtiğini söylemek mümkün değildir.

O halde boşanmaya hükmeden mahkeme kararı yerinde olup, diğer hususların incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği düşüncesindeyim.








YARGITAY 2. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/19618
KARAR: 2015/4536


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.12.03.2015


KARŞI OY YAZISI
Davalının, eşinin ablasının onbeş yaşından küçük kızına birden fazla cinsel istismarda bulunduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp ceza aldığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Mahkemece, davacının, cezaevinde tutuklu bulunan kocasını sık sık ziyaret etmiş olması ve iki defa da cezaevinde üçer saat "mahrem görüşmede" kalmış olması, "af ve hoşgörü" olarak değerlendirilmiş, dava reddedilmiştir. İşlenen suçun küçük düşürücü niteliği ve davacıyı toplum içinde düşürdüğü durum, yerleşik ahlaki değerlerde yarattığı tahribatın ağırlığı, olumsuz etkilerinin yıllar boyu silinemiyecek olması nazara alındığında, davacının davranışı "af veya hoşgörü" olarak değerlendirilemez. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır. Hükmün açıklanan sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğa katılamıyoruz.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


Dön Aile ve Boşanma Hukuku