Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları İŞÇİNİN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ KAPSAMINDA SORUŞTURULMASI ŞÜPHEDE OLSA İŞ AKDİ FESH

İŞÇİNİN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ KAPSAMINDA SORUŞTURULMASI ŞÜPHEDE OLSA İŞ AKDİ FESH


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20614


T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2018/6413
KARAR NO: 2018/15908
KARAR TARİHİ: 17.9.2018


>İŞÇİNİN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ KAPSAMINDA SORUŞTURULMASI ŞÜPHEDE OLSA İŞ AKDİNİN GEÇERLİ NEDENLE FESHİ EDİLE BİLECEĞİ

4857/m. 17, 18, 19, 20/3


ÖZET : Dava, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden davacı hakkında ceza soruşturması bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı istinaf ve temyiz dilekçelerinde davacı hakkında C. Başsavcılığı nezdinde soruşturmanın devam ettiğini bildirmiştir. Davacı işçi hakkında C. Başsavcılığı tarafından terör örgütü üyeliği kapsamında hazırlık soruşturması başlatılması, işveren yetkili kurulları tarafından yapılan feshin şüphe feshine dayandığını göstermektedir. Bu durumda işveren tarafından yapılan fesih geçerli nedene dayanmakta olup, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar yerindedir.

BAM’nin fesih bildiriminde neden gösterilmemesine dayalı olarak verdiği işe iade kararı hatalı olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle şüphe feshini gerektiren delillerin bulunmasına, göre BAM tarafından verilen kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulüyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermiştir.


Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin kararı duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; davacının, davalı işyerinde 03/08/2009 tarihinden 18/08/2016 tarihleri arasında ... ünvanı ile uzman kadrosunda çalıştığını, davalı işveren tarafından 18/08/2016 tarihinde tarafına yapılmış olan yazılı fesih ihbarnamesinde hiç bir neden gösterilmeden iş akdinin feshedildiğini, iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile, işe iadesinin, iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespiti kararı ile birlikte İş Kanunun 21.maddesi gereğince işverenin 1 ay içerisinde işe başlatmasının, başlatmaması halinde tarafına 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesine, kararın kesinleştirilmesine kadar çalıştırılmadığı süreler için tarafına 4 aylık ücret ve diğer tüm haklarının ödenmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.


Davalı vekili; davacının iş sözleşmesi işveren açısından haklı ve zaruri sebeplerle fesih edilmiş olup, işe iade talebinin ve davanın reddi gerektiğini, davacının müvekkili bankada "..." ünvanı olarak en son çalıştığı Avrupa Yakası Bölge İstihbarat Müdürlüğünde görev yaptığını, 15/07/2016 tarihinde Ülkemize yönelik menfur darbe teşebbüsü sonrasında 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilerek, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde zaruri bazı tedbirler alındığını, darbe teşebbüsünü ve terör eylemlerini gerçekleştirdiği tespit edilen ... Terör Örgütü (...) üyeliği, mensubiyeti veya iktisadi yahut irtibatı olduğu değerlendirilen, devlet karşıtlığı ve bunlarla ilgili olarak bu eylemleri destekleyici, ülkemiz güvenliği ve değerlerine ters düşecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunan veya görev yaptıkları dönem içerisinde yeterli verim alınamayan performansı beklentilerin altında kalan kişiler önce genel müdürlük emrine alınmış, ardından da Ülkemizdeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi ... bağlantılı çalışanlarla ilgili olarak görevlerine son verilmiş olması göz önüne alınarak, Ülkemiz ve davalı Banka güvenliği, kurumun itibarı ve ilgililerin kurumda meydana getirebileceği zafiyetler göz önünde bulundurularak, 4857 Sayılı İş Kanunun 17.maddesiyle geçici 6.maddesine istinaden ve 1475 Sayılı İş Kanunun 14.maddesi uyarınca ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle davalı Bankanın 12/08/2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile iş akdinin feshedildiğini Davalı banka personelinden ... üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatı olanları tespit etmek amacıyla, bir dizi çalışma yapıldığını, bu çalışma neticesinde huzurdaki davanın da sebebini oluşturan iş akdi fesihlerinin söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.


Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının iş sözleşmesinin milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan terör örgütü üyeliği mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle feshedildiği, fesih nedenine göre davacının 673 Sayılı KHK m.7 uyarınca işe geri alınma talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonunda, taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, bu konudaki normatif dayanaklar 4857 Sayılı İş Kanununun 17-18 vd. maddeleridir.

4857 Sayılı Kanun'un 18 ila 21. maddeleri arasında iş güvencesi hükümleri düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 18. maddesinde feshin geçerli sebebe dayandırılması ve 19. maddesinde de fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Geçerli neden fesihlerinde bu şekil koşullarına uyulmaması yapılan feshi geçersiz hale getirir.

Somut olayda fesih bildiriminde " Bankamız Yönetim Kurulu'nun 12/08/2016 tarihli toplantısında; 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17.maddesi ve geçici 6.maddesine istinaden de 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14. Maddesi hükümlerine göre ihbar ve kıdem tazminatınız ödenmek suretiyle iş akdinizin feshedilmesine..." ibaresine yer verildiği, bundan başka herhangi bir sebep belirtilmediği, bildirimde bahsi geçen yönetim kurulu kararının da davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

Söz konusu fesih bildirimi 4857 Sayılı İş Kanunu 19. maddenin aradığı şekilde fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde ortaya koyan bir bildirim değildir. Geçerli fesih iddiasında bu yasal zorunluluğa uymamak feshin geçersizliği sonucunu doğurur.

Bu durum karşısında; fesih bildiriminde davacının ... terör örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiğinin belirtilmemiş olması da dikkate alınarak işverenin fesih bildiriminde gösterdiği sebeple bağlı olması ve davada işverence başka bir sebebe dayanılamayacağı dikkate alındığında, fesihte biçimsel koşula uyulmadan yapılan ve sebep içermeyen davalı işverenlik feshinin geçersiz olduğu, bu sebeple ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararının yerinde olmadığı'' gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-b/2.bendi uyarınca kaldırılarak işverence gerçekleştirilen feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

GEREKÇE

6100 Sayılı HMK'nın 165/1. maddesi uyarınca “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir”.

Diğer taraftan Ülkemizde 15.07.2016 tarihinde Devlete karşı bastırılan darbe teşebbüsü sonrasında 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarılmıştır.

667 Sayılı KHK.'un(18.10.2016 tarihinde kabul edilen 6749 Sayılı kanun ile değiştirilerek kabul edilmiştir) 4/1.g maddesi uyarınca “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Aynı maddenin 2. Fıkrası gereğince de “görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır(6749 Sayılı kanun Mad. 4/1.g ve 4/2).

Daha sonra çıkarılan 685 Sayılı KHK ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuş ve komisyona 2/1.a maddesiyle kanun hükmünde kararname ile çıkarılanların başvurularını komisyonun değerlendirileceği belirtilmiş, bu kararnamenin geçici 1. maddesi 690 Sayılı KHK'un 56. Maddesi ile değiştirilerek, komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için 7. Maddedeki başvuru usulünün uygulanacağı belirtilmiş ve “bu dosyalar hakkında yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar verileceği, vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, bu dosyaların, yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderileceği” açıklanmıştır.

Dolayısı ile KHK kapsamına iş sözleşmesi feshedilen işçi, feshin geçersizliği ve işe iade davası açmış ise geçici madde uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken, komisyonun görevinin sadece KHK kararnamesi ile ihraç listesi içinde çıkarılanlarla sınırlı olduğudur. Kurum ve kuruluş, KHK listesinden yayınlanmadan çıkarmış ise iş sözleşmesi ile çalışanın feshin geçersizliği ve işe iade davasının iş mahkemesince görülmesi gerekir. Burada mahkemece feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı sunulan deliller kapsamında değerlendirilecektir. İşçinin terör örgütü ile bağlantısı, irtibat ve iltisakı var ise fesih haklı veya geçerli nedene dayanacaktır. Diğer taraftan KHK'lar çıkarılmadan, tazminatları ödenerek davranış, verim veya işletme nedenleri gösterilerek feshedilen işçiler var ve yargılama sırasında terör örgütü ile bağlantıları olduğu savunulup, bu kişiler hakkında soruşturma başlatılmış ise 667 Sayılı KHK.'ın 4/2 maddesindeki " daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler” hükmü nedeni ile işe iadelerine olanak bulunmamaktadır.

Dosya içeriğinden davacı hakkında ceza soruşturması bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı istinaf ve temyiz dilekçelerinde davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturmanın devam ettiğini bildirmiştir. Davacı işçi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından terör örgütü üyeliği kapsamında hazırlık soruşturması başlatılması, işveren yetkili kurulları tarafından yapılan feshin şüphe feshine dayandığını göstermektedir. Bu durumda işveren tarafından yapılan fesih geçerli nedene dayanmakta olup, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar yerindedir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin fesih bildiriminde neden gösterilmemesine dayalı olarak verdiği işe iade kararı hatalı olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle şüphe feshini gerektiren delillerin bulunmasına, göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

4857 Sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.


SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davanın REDDİNE,

3. Alınması gereken 35,90 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin mahsubu ile bakiye 6,70 TL. karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 300,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan ... göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6. Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 17.09.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.







T.C
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2017/36622
KARAR NO:2017/20195 K.
KARAR TARİHİ:02/10/2017
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE


Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


KARAR

Davacı vekili, davalı işverence 31/08/2016 tarihli fesih bildirimi ile; "15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle ülkemizin içinde bulunduğu fevkalade durum ve bu durum neticesinde ortaya çıkan güvenlik gerekçeleriyle hakkınızda duyulan şüphe gereği Kurumumuz ile iş ilişkinizin devamı mümkün olmadığından ayrıca istihdam edildiğiniz görev ve işletmesel gereklerle iş akdiniz haklı nedenle tazminatsız feshedilmiştir." denilerek davacının iş akdinin feshedildiğini, iş akdinin feshine dayanak duyulan şüpheye dair somut bir bilgi belge veya kayıt olup olmadığı araştırılmaksızın hakkında herhangi soruşturma ve kovuşturma bulunmaksızın feshin yapıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.


Davalı vekili, davalı Kurumun Türkiyede kuruluş kanunundaki amaç ve hedefleri gerçekleştirmede stratejik önemi haiz bir faaliyet yürüttüğünü, .../... örgütünün başta ..., Emniyet teşkilatı ve yargı olmak üzere kamu kurumlarının tamamında örgütlenmiş olduğunu ve darbe teşebbüsünün bu yapılanmadan kaynaklanmış olmasının potansiyel tehdidi mevcut tehlikeye dönüştürdüğünü, demokratik anayasal düzeni sürdürmek amacıyla olağanüstü tedbirler alındığını, bu tedbirler kapsamında yayınlanan OHAL KHK leri çok sayıda kişinin kamu kurumlarından ihraç edildiğini, 667 sayılı KHK 4. maddesinde kurum çalışanların hukuki durumlarının değerlendirilmesi kapsamında .../... ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat şeklinde herhangi bir bağlarının olduğu yönünde edinilen kanaate göre fesihlerin yapıldığını, hakkında soruşturma başlatılan çok sayıda üst düzey ... yöneticilerinin örgüt üyeliği ve bu amaç doğrultusunda casusluk, veri yok etme, usulsüz dinleme, sahtecilik v.b. suçlardan yargılandığını, bu yöneticilerin iş sözleşmelerine kurumu temsilen imza attıklarını, "tesis güvenlik belgesine" sahip tek kurum olan ...' ta gizlilik dereceli projelerin yürütülmesi nedeniyle en ufak bir ihmalin ülkeyi zafiyete düşüreceğini beyanla davacıya duyulan haklı şüphe nedeniyle yapılan değerlendirilmeler sonucunda davacının iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, davacının iş akdinin 667 sayılı KHK gereğince fesh edildiği, davalı işverence davalı kurumun 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu ile Milli Savunma Bakanlığı'na ait ilgili mevzuat kapsamında personel istihdam etmekte olup gizlilik dereceli bilgi, belge ve malzeme olarak tanımlanmış kriptografik ve atomal bilgi ve malzeme de dahil olmak üzere gizlilik dereceli içeriğe sahip her türlü kaydı yazılı ve sözlü haberleşme ortamını, mesajları belgeler ve yazılımlar ile donanımları bünyesinde " tesis güvenlik belgesine" sahip olması nedeniyle bulundurduğu, davalı bünyesinde gizlilik dereceli projelerin de yürütülmesine nazaran .../... ilişkisi irtibatı ve iltisakı olan, olma şüphesi bulunan kişi veya kişilerin, kurum bünyesinde istihdamının kurum açısından geri dönüşü olmayan ve hatta devletin kurum bünyesinde yürütülen projeleri de dikkate alındığında ülkenin zafiyete düşürülmesi sonuçlarını doğrulabileceği savunulmuş olup, bu kapsamda davalı kurumun çalışanları ile arasındaki güven ilişkisinin son derece önemli olduğu çalışan personelin .../... terör örgütü ile irtibatı ve ilişkisine ilişkin bir şüphenin varlığının yeterli olduğu, Yargıtayın da güçlü şüpheye dayanan feshin haklı ve geçerli neden olarak kabul edilebileceği yönünde kararlarının mevcudiyeti, davacının .../... terör örgütü ile irtibat ve ilişkisinin bulunduğu yönünde şüphenin var olması nedeniyle taraflar arasındaki güven ilişkisinin temelden zedelendiği, davalı kurumun görevleri de nazara alındığında bu yönde alınan tedbir ve kararlarda hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, öte yandan 667 (ve diğer Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince ) sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılan kişilerin kamu hizmetinde bir daha istihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği, davacının iş akdinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince fesh edilmiş olmasına, şüphe halinde şüphe feshinin olduğu hallerde akdin feshinin geçerliği nedenlere dayandığının kabul edilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.


Bölge Adliye Mahkemesince, davalının kurumsal yapısı dikkate alındığında davacının Bakanlık oluru ve kurul kararı olmadan sadece ... Başkanının imzası ile işine son verildiği ve bu durumun idari prosedür açısından 667 sayılı KHK'ya uygun olmadığı; .../...’nin kamu kurumlarının neredeyse tamamında örgütlenmesi ve somut darbe teşebbüsünün bu yapılanmadan kaynaklanmış olmasının, potansiyel (olası) tehdidi var olan (mevcut) tehlikeye dönüştürdüğü, demokratik anayasal düzeni sürdürmek bakımından olağanüstü tedbirler alınmasını zorunlu kıldığı, davalının bu şüpheye dayanarak iş akdini feshetmesi 4857 sayılı Yasanın 25. maddesinde düzenlenen fesih sebeplerinden hiçbirine uymamakla birlikte .../... ile bağlantısı bulunduğundan şüphe edilen birinin davalı gibi gizlilik ve güvenliğin önemli olduğu bir kurumda çalıştırılmaya devam edilmesi beklenemeyeceğinden yapılan feshin geçerli bir fesiholduğu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353-(1) b)1 maddesi gereğince karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.


GEREKÇE
İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir.

Somut olayda davacının iş akdinin feshine neden olan ve duyulan şüpheyi ortaya koyacak bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Sadece iş sözleşmesinde .../... örgüt üyeliği ve bu amaç doğrultusunda çeşitli suçlardan yargılanan Yöneticinin imzası bulunduğu ileri sürülmüştür. Davacının iş akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve ... Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.


SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 02/10/2017 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları