Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları YEMİN DELİLİ, YEMİN ALTINDA SÖYLENEN SÖZLERİN BÖLÜNÜP BÖLÜNMEYECEĞİ

YEMİN DELİLİ, YEMİN ALTINDA SÖYLENEN SÖZLERİN BÖLÜNÜP BÖLÜNMEYECEĞİ


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 21219


T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/20676
KARAR NO: 2018/7584
KARAR TARİHİ: 3.7.2018

>BEYAZ EŞYA VE EV ALETİ SATIŞINDAN KAYNAKLANAN İTİRAZIN İPTALİ--BAĞLANTISIZ BİRLEŞİK İKRAR--İSPAT YÜKÜ


2004/m. 67

ÖZET : Dava, beyaz eşya ve küçük ev aleti satışından kaynaklanan itirazın iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemine ilişkindir. Olayda; davalının, ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Çünkü vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa aittir. Uyuşmazlıkta ispat yükü davalı yana bir kısım mobilya vb. Sattığını ve bu ürünleri de davalıya teslim ettiğini ileri süren davacıda dır. Mahkemece, delillerin bu yönde değerlendirilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek ve davalının yemin beyanı yanlış yorumlanarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalıya halı, beyaz eşya, televizyon, elektrik süpürgesi gibi muhtelif eşya sattığını, eşyaları teslim alan davalının bedeli ödememesi üzerine icra takibi başlattığını ve takibin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüyle 1.İcra Dairesinin 2013/6972 Esas sayılı icra takip dosyasının davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davacının icra inkar tazminat talebinin kabulü ile, asıl alacağın %20'si olan 1.400,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı iddiasını ispat için fatura, icra dosyası, davacı yan kayıtları, tanık ve yemin deliline dayanmıştır.

Davacının yemin teklifi karşısında, davalı “Ben kredi kartımı güvendiğim bir arkadaşıma verdim, o alışveriş yapmış ve yaptığı alışverişlerin karşılığını ödemiş, daha sonra kartı bana iade etti, bu kart verdiğim arkadaş alışveriş yapmış ise bu onu bağlar, ben davacıyı tanımam davacı ile de herhangi bir alışveriş yapmadım.” şeklinde beyanda bulunmuş mahkemece bağlantısız birleşik ikrar kabul edilip, davalı tarafın ikrarı olarak nitelendirilerek edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, davacı tarafından teklif edilen yemini eda eden davalının, yemin edeceği hususa bazı ilaveler yaparak yemini eda etmiş olması sebebiyle yemin altında söylediği sözlerin bölünüp bölünemeyeceğine ilişkindir.

Yemin ile iddianın sonucu, yemin edecek kimsenin iradesine ve vicdanına bırakılmış olur ve yemin altında söylenen sözler bölünemez. Gerçekten de yemin edecek olan kimse, ikrarda olduğu gibi, yemin edeceği hususa bazı ilaveler yapacak tarzda yemin edebilir. Bu takdirde yemin yine bütün olarak ele alınmak gerekir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1977, C.I,s. 575).

Konu ile ilgili olarak Kuru da, yemin edenin, mahkemenin hazırladığı yeminli ifade metnini aynen tekrarlamak zorunda olmayıp, kendisine sorulan sorulara metin dışı bazı açıklamalar yapmak suretiyle cevap verebileceğini; bu halde mahkemenin, yemin edenin sözlerini bölmeden tüm olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade etmektedir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, C.III, s. 2530). Öğretide, yemin altında söylenen sözlerin bölünemeyeceği, yani yemin edilen husustaki ifadenin bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği hususu ... tarafından da dile getirilmektedir (Yılmaz, E.: Medeni Yargılama Hukukunda Yemin, Ankara 2012, s.178).

Nitekim, öğretide olduğu gibi Hukuk Genel Kurulunun 01.04.1964 gün ve 146/253 Sayılı kararı ile 16.03.2012 gün ve 2011/3-861 E., 2012/158 K. sayılı kararlarında da yemin teklif etmenin iddianın sonucunu yemin edecek kişinin iradesine ve vicdanına bırakma, yani onun söyleyeceklerinin doğru olduğunu hâkimin kabul etmesine önceden rıza göstermek demek olduğu ve yemin altında söylenen sözlerin tüm olarak göz önünde bulundurulması gerektiği benimsenmiştir. Bu ilke son olarak yine Hukuk Genel Kurulunun 2017/3-1002 E., 2018/494 K. sayılı ilamı ile tekrar edilmiştir.

O hâlde somut olayda, davalının yemin beyanında söylediği sözlerin de bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerekir.

Davalı yemininde, kendisine ait olan kredi kartını bir arkadaşına verdiğini, bu şahsın alışveriş yapmış olduğunu ve yaptığı alışverişlerin karşılığını da ödediğini, daha sonra kartı kendisine iade ettiğini, bu kart verdiği arkadaşı başka alışveriş yapmış ise bunun onun sorumluluğunda olduğunu, davacıyı tanımadığını, davacı ile de herhangi bir alışveriş yapmadığını beyan etmiştir. Görüleceği üzere davalı kendisinin davalı ile herhangi bir alışverişi bulunmadığı sadece dava dışı üçüncü bir şahsın daha önce davacıdan kendi kartını kullanmak suretiyle alışveriş yapmış olduğuna dair yemin etmiş olup, davalının bu beyanı içinde geçen daha önce kendisine ait kredi kartının kullanılmış olduğuna dair cümlenin bu beyandan ayrılarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Davalının yemin beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde yapılmış olan bir alışverişe ait bedelin davalı tarafından ödenmediği yönündeki davacı iddiasının kanıtlanamadığının kabulü gerekmiştir.

Davalının yemininin bölünmesi, “bağlantısız birleşik ikrar” olarak kabul edilemez. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar. Davalının, ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit (adi) veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Zira her ikisinin de temel koşulu, ileri sürülen maddi vakıanın ve onun hukuki vasfının birlikte kabul edilmiş olmasıdır. Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerekir. Bu yöndeki bir iradenin, diğer tarafı ispat külfetinden kurtardığı söylenemez. Yine, öğretide vasıflı ikrarın bölünemeyeceği benimsenmiştir. O halde, somut olayda davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Çünkü vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir. Uyuşmazlıkta ispat yükü davalı yana bir kısım mobilya vb. Sattığını ve bu ürünleri de davalıya teslim ettiğini ileri süren davacıdadır. Mahkemece, delillerin bu yönde değerlendirilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek ve davalının yemin beyanı yanlış yorumlanarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.07.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları