Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları İŞ YERİ DIŞINDA İŞÇİLERİN KAVGASI, ÖZÜR DİLEMEYEN İŞÇİNİN İŞ AKDİNİN FESHİ

İŞ YERİ DIŞINDA İŞÇİLERİN KAVGASI, ÖZÜR DİLEMEYEN İŞÇİNİN İŞ AKDİNİN FESHİ


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20614


T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2018/6582
KARAR NO: 2018/16484
KARAR TARİHİ: 24.9.2018


>İŞVERENCE VERİLEN YEMEK ORGANİZASYONUNDA İŞÇİLER ARASINDA ÇIKAN KAVGA NETİCESİ, ÖZÜR DİLEYEN İŞÇİLERE KINAMA CEZASI VERİLİP, ÖZÜR DİLEMEYEN İŞÇİNİN İŞ AKDİNİN GEÇERLİ NEDENLE FESHİNİN DOĞRU OLDUĞU.

4857/m.18,25

ÖZET : Dava, feshin geçersizliği ile işe iade ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davacının iş akdi, davalı işveren tarafından organize edilen yemek organizasyonunda çıkan kavga sonrasında feshedilmiş olup davalı tarafından iş akdini feshetmeden önce kavgaya karışan davacı ve iki çalışana mutabakat metni sunularak özür dilemeleri ve şirketle işbirliği yapmaları talep edilmiş olup davacının bunu kabul etmediğini belirterek imzaladığı, davalının beyanına göre diğer iki çalışanın bu metni kabul ettikleri, işbirliği yaptıkları için kınama cezası verildiği ve sadece davacının iş akdinin feshedildiği;

İşverenin diğer işçilere kınama cezası verirken davacıya farklı davranmasının sebebinin davacının özür dilememesi olup bu hususun işverence objektif şekilde ortaya koyulduğu anlaşıldığından işverenin işçiler açısından keyfi bir şekilde ayrım yapmadığı anlaşılmakla,

Feshe konu kavga olayı iş yeri dışında gerçekleşmiş olmasına rağmen iş yemeğinin devamında meydana geldiğinin ve iş yerinde olumsuzluklara yol açan etkilerinin de bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken işe iade yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, davalı işyerinde 16.12.2013-21.08.2014 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını, en son satış departmanında güvenlik danışmanı olarak görev yaptığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 21.08.2014 tarihinde ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranması sebebiyle İş Kanunu'nun 25/II maddesi uyarınca feshedildiğini, fesih bildiriminde gerekçe olarak davacı işçinin 15.08.2014 tarihindeki ödül yemeğinde Satış Direktörüne sarsılacağı şekilde omuz attığı ve bu omuz sonrasında bu kişinin sendelendiğini gören diğer Satış Direktörünün davranışı sorması üzerine davacı işçinin ağza alınmayacak küfürler ettiği ve kargaşa yaşanmasına neden olduğu iddialarına dayandırıldığını, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı işçinin feshe konu ödül yemeğinde gerçekten de ayağa kalktığı sırada yanlışlıkla söz konusu kişiye çarptığını ve akabinde hemen özür dilediğini, özrünün kabul edilip konu kapanmışken aynı yemekte bulunan ve aşırı alkollü olan ve aynı şirkette satış müdür yardımcısı olarak görev yapan kişinin bu çarpmayı bahane ederek davacı işçiye ağza alınmayacak derecede ağır küfürler ettiğini, buna karşı davacının aynı şekilde karşılık vermeden vakur bir şekilde duruş gösterdiğini, ancak bu kişinin küfürleri ve agresif hareketleri sebebiyle ortalığın karıştığını ve kargaşa yaşandığını, feshe konu olay sonrası 18.08.2014 tarihinde işverence davacı işçiden savunmasının talep edildiğini, kendisinin de olayla ilgili savunmasını işverene sunduğunu, savunmasında suçlamaları kabul etmediğini belirttiğini, akabinde üç gün sonra iş sözleşmesinin feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini istemiştir.



Davalı vekili, davacının davalı şirkete ait işyerine 16.12.2013 tarihinde işe girdiğini, iş sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiği 21.08.2014 tarihine kadar güvenlik danışmanı olarak çalıştığını, 15.08.2014 tarihinde yapılan şirket başarı kulüpleri ödül töreni sonrasında düzenlenen şirket yemeği sonunda Satış Direktörüne sarsılacağı şekilde omuz attığını, onun sendelendiğini gören ekip arkadaşlarından birinin kendisine bu davranışın nedenini sorması üzerine davacının bu olayın kendisini ilgilendirmediğini söyleyerek ağza alınmayacak küfürler ettiğini, küfür etmesi sebebiyle kavga yaşandığını, sonrasında olaya diğer iş arkadaşının da dahil olduğunu, olayın polis müdahalesi gerektirecek boyuta ulaştığını, tanık ifadelerinden davaya konu olayı davacının başlattığının anlaşıldığını, feshe konu eylemleri ile ilgili savunmasının talep edildiğini, savunmasında feshe konu eylemleri kabul etmediğini, davacıdan, diğer iki kişiden yaşanan olayla ilgili özür dilemeleri ve bundan sonra bu ve buna benzer davranışlardan kaçınacaklarına dair söz vermelerinın talep edildiği, bu kişilerin teklife uyduğunu, davacının ise bu teklifi kabul etmemesi sebebiyle iş sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.


İlk derece mahkemesince, "... dosyaya getirtilen özlük dosyası ve duruşmada dinlenen tanık anlatımlarından davacının iş akdinin 15/08/2014 günü davalı iş veren tarafından organize edilen ödül yemeği sırasında karışmış olduğu kavga olayı sebebiyle İş Kanunun 25. Maddesinde düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle fesih edildiği,duruşmada dinlenen tanık anlatımlarından davacının kavganın başlamasına neden olmamasına ve kavganın asıl taraflarından olmamasına karşın işten çıkarıldığı ancak kavga eden ve kavganın asıl tarafı olan diğer personelin işten çıkarılmadığı bu haliyle davalı işverenin işçilerine eşit bir şekilde davranmayarak davacının iş akdini haksız bir şekilde fesih ettiği ...”gerekçesiyle davanın kabulüne ve 4 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ile 4 aya kadar boşta geçen süre ücret ve hakların belirlenmesine karar verilmiştir.

İstinaf başvurusu :

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B-) İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili; davacının iş akdini haklı sebeplerle 21/08/2014 tarihinde feshettiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanının reddine karar verilmesini istemiştir.

C-) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :

Bölge adliye mahkemesince, davacının olay gecesi diğer çalışana omuz atmasına dair savunmasında da belirttiği üzere yanlışlıkla çarptığını savunduğu, bunun aksini gösteren her hangi bir delilin dosyada bulunmadığı, davacının küfür veya hakaret ettiğinin kesin ve somut delillerle ortaya konulamadığı, davacı tanıklarının davacının küfür etmediğini beyan ettiği, davalı tanığının "...olay esnasında davacı da dahil olmak üzere herkes birbirine küfür ediyordu. Küfürler havada uçuşuyordu. Ancak kimin kime ne dediğini hatırlamıyorum..." beyanının açık ve net olmadığı, bu olay nedeni ile davacı dışında başka işten çıkarılan bir işçinin olmadığı, davalı işverenlikçe davacının iş akdinin haklı ve geçerli sebeple sona erdirildiğinin ispatlanamadığı, ilk derece mahkemesi kararının işe iade kararı sonuç olarak doğru olmakla beraber gerekçesinin hatalı olduğu, ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/I-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.



Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.


GEREKÇE

4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.

İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Kanun'un 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.

İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali sebebiyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır. Eğer işçinin yükümlülüğünü ihlal etmekten kaçınma olanağına sahip olduğu tespit edilirse fesihten önce işçiye ihtar verilip verilmediği, ihtara rağmen davranışını tekrar etmesi halinde İş Kanunu'nun 19.maddesi uyarınca savunması alınarak iş sözleşmesinin feshedilip edilmediğine bakılacaktır. Ancak, ağır yükümlülük ihlalleri nedeni ile işverenin iş sözleşmesine devam etmesinin beklenemeyeceği hallerde işçiye davranışından dolayı ihtar verilmesine gerek olmayacaktır. Başka bir anlatımla, İşçinin sözleşmeyi ihlal eden davranışının türü ve ağırlığı itibariyle, onun gelecekte sözleşmeye uygun davranması şartıyla işverenden iş ilişkisine devam etmesinin haklı olarak beklenebileceği durumlarda ihtar gerekli ve zorunlu olmalı; aksi takdirde işveren ihtar vermeksizin iş sözleşmesini feshedebilmelidir. Buna göre, işverene süresizi fesih hakkı verilen İş Kanunu'nun 25.maddesinde belirtilen hallerden dolayı kural olarak, işçiye önceden ihtar verilmesine gerek olmadığı kabul edilmelidir.

İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara dair yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.

İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.

İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.

İşçinin iş görme borcu, işverenin yönetim hakkı kapsamında vereceği talimatlarla somutlaştırılır. İşverenin yönetim hakkının karşıtını, işçinin işverenin talimatlarına uyma borcu teşkil eder. İşveren, talimat hakkına istinaden, iş sözleşmesinde ana hatlarıyla belirlenen iş görme ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağını düzenler. Günlük çalışma süresinin başlangıç ve bitiş saatlerini, ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağını, işyerinde işin dağıtımına dair ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler konusunda verilecek talimatlar bu türden talimatlar arasında kabul edilirler. İşverenin yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve işçinin davranışlarına yönelik talimat vermeyi de kapsar. Buna karşılık, işverenin talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan, ücretin miktarı ve borçlanılan çalışma süresinin kapsamına dair söz konusu olamaz. İşveren, tek taraflı olarak toplam çalışma süresini arttırmak veya ücrete etki edecek şekilde azaltmak yetkisine sahip değildir. İşverenin iş sözleşmesinin asli unsurlarını kapsayacak şekilde talimat vermesi, iş sözleşmesindeki edim ile karşı edim arasındaki dengenin bozulması hâlinde, iş güvencesine dair hükümlerin dolanılması söz konusu olabilir. İşverenin talimat verme hakkının, yasa, toplu iş sözleşmesi ve bireysel iş sözleşmesi ile daraltılıp genişletilmesi mümkündür. Bir başka açıdan ifade edilecek olursa, işverenin talimat verme hakkı, kanun, toplu iş sözleşmesi ile bireysel iş sözleşmesi hükümleri ile sınırlıdır. Bu itibarla, işveren, ceza ve kamu hukuku hükümlerine aykırı talimatlar veremeyeceğinden, işçi bu nevi talimatlara uymak zorunda değildir. Bunun dışında işveren, işçinin kişilik haklarını ihlal eden talimatlar veremez. Keza, Medeni Kanunu'nun 2'nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği, işveren dürüstlük kuralına aykırı talimatlar da veremez. Şu halde işveren, diğer işçilerin lehine fakat bir veya birkaç işçinin aleyhine sonuç doğuracak eşitsizlik yaratacak talimatlar veremeyeceği gibi işçiye eza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre, işveren talimat verirken eşit işlem borcuna riayet etmekle de yükümlüdür.

İş sözleşmesinin işçinin davranışı sebebiyle geçerli bir şekilde feshedilebilmesi için, işçinin kendisine verilen ihtardan sonra bir defa daha yükümlülüğünü ihlal teşkil eden davranışta bulunması gerekir. İşçiye verilen ihtardan sonra yeni bir yükümlülük ihlali meydana gelmemişse, sırf ihtara konu olan davranışa dayanılarak iş sözleşmesi geçerli bir şekilde feshedilemez. Çünkü ihtarın verilmesiyle işveren, ihtara konu olan davranış sebebiyle iş sözleşmesini feshetme hakkından örtülü olarak feragat etmiş bulunmaktadır.

Davranış sebebiyle fesih, ancak, sözleşmeyi sona erdirmeye oranla daha hafif bir çare söz konusu olmadığında gerekli olur. Ölçülülük ilkesinin ihtardan başka diğer bir aracı da çalışma yerinin değiştirilmesidir. Çalışma yerinin değiştirilmesi feshe oranla daha hafif çare olarak gündeme gelen bir araçtır. Ancak bu tedbirin uygulanabilmesi, işveren açısından mümkün olması ve kendisinden haklı olarak beklenebilmesi koşuluna bağlıdır. İşçinin başka bir çalışma yerinde çalıştırılması imkânı söz konusu değilse ölçülülük ilkesi ve ultima ratio prensibi uyarınca İş Kanunu'nun 22.maddesi uyarınca değişiklik feshi düşünülmelidir.

İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlara işçi uymak zorundadır. İşçinin talimatlara uymaması, işverene duruma göre iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli fesih hakkı verir. İş Kanunu'nun 25'nci maddesinin II'nci bendinin (h) fıkrası, işçinin yapmakla görevli bulunduğu görevleri, kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini, bir haklı fesih nedeni olarak kabul etmektedir. Buna karşılık, yukarda da ifade edildiği üzere, İş Kanunu'nun gerekçesine göre, işçinin “işini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi” geçerli fesih nedenidir(Dairemizin 17.03.2008 gün ve 2007/27680Esas, 2008/5302 Karar sayılı ilamı).

Somut olayda davacının iş akdi 21/08/2014 tarihli fesih bildirimiyle; "... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. Bünyesinde 16/12/2013 tarihi itibari ile Direk Satış departmanında Güvenlik Danışmanı olarak çalışmaktasınız. 15/08/2014 tarihinde yapılan şirket başarı kulüpleri ödül töreni sonrasında düzenlenen şirket yemeği sonunda organizasyonun yapıldığı mekanının önünde satış direktörü ...'in sendelediğini gören ekip arkadaşınız ...'un size bu davranışınızın nedenini sorduğunda bunun onu ilgilendirmediğini belirtip ağıza alınmayacak derecede ağır sinkaflı küfürler ederek bir ağız dalaşı ve kargaşa yaşanmasına neden olduğunuz sonrasında olaya iş arkadaşınız ...'ın dahil olmasına ve hatta olayı Polisin müdahalesine gerek duyulacak boyuta taşınmasına neden olduğunuz sizin ve şahitlerin ifadelerinden anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsedilen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışınız nedeni ile iş sözleşmenizin 4857 Sayılı iş kanunu 25/II maddesi uyarınca, 21/08/2014 tarihi itibari ile fesih edildiğini ihtar ve ihbar ederiz" gerekçesiyle feshedilmiştir.

Davacının iş akdi davalı işveren tarafından organize edilen ödül yemeği çıkışında davacı ve bazı işçilerin tekel bayiine giderek içecek aldıkları sırada davacının satış direktörü S.'e omzuyla çarpması akabinde diğer kişinin de olaya müdahale ederek davacıyı uyarması sonrasında sözlü tartışmanın karşılıklı küfürleşmelerle birlikte M. isimli çalışanın da karışmasıyla fiziksel müdahaleye dönüşmesi ve kavganın ancak diğer çalışanlar ve polis vasıtasıyla ayrılması sonrasında feshedilmiş olup davalı tarafından iş akdini feshetmeden önce kavgaya karışan davacıya, ... ve ... isimli çalışanlara mutabakat metni isimli bir metin sunularak bu kişilerden omuz atma olayıyla ilgili özür dilemeleri, hatalarını kabul etmeleri, çıkardıkları dersleri şirkette yapılacak toplantıda anlatmaları ve şirketle işbirliği yapmaları talep edilmiş olup davacının bu metnin altına kabul etmediğini belirterek imzaladığı, davalının beyanına göre diğer iki çalışanın bu metni kabul ettikleri, işbirliği yaptıkları için kınama cezası verildiği ve sadece davacının iş akdinin feshedildiği işverenin diğer işçilere kınama cezası verirken davacıya farklı davranmasının sebebinin davacının özür dilememesi olup bu hususun işverence objektif şekilde ortaya koyulduğu anlaşıldığından işverenin işçiler açısından keyfi bir şekilde ayrım yapmadığı anlaşılmaktadır. Feshe konu kavga olayı iş yeri dışında gerçekleşmiş olmasına rağmen iş yemeğinin devamında meydana geldiğinin ve iş yerinde olumsuzluklara yol açan etkilerinin de bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.



SONUÇ : Yukarda açıklanan gerekçe ile;

1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davanın REDDİNE,

3. Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından peşin alınan 25.20TL.nin mahsubu ile bakiye 10,70 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 980.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6. Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine,

7. Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine.kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Kesin olarak 24.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları