Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Danıştay Kararları Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları MEMURUN GÖREVİNE DEVAMSIZLIK SÜRESİ-UYGULANACAK CEZALAR

MEMURUN GÖREVİNE DEVAMSIZLIK SÜRESİ-UYGULANACAK CEZALAR


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 21226


MEMURUN GÖREVE GELMEDİĞİ GÜNLER NASIL HESAPLANIR?


Memurun izinsiz ve kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın göreve gelmemesi halinde, göreve gelinmeyen gün sayısına göre değişen disiplin cezaları uygulanmakta, göreve gelmemenin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde ise, memur çekilmiş (istifa etmiş) sayılmaktadır.

Ancak disiplin cezası uygulamalarında ve çekilmiş sayılmaya ilişkin işlemlerde, göreve gelinmeyen gün sayısının hesabında farklı değerlendirmelerle karşılaşılabilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, memur;

-Özürsüz olarak 1 veya 2 gün göreve gelmezse, Aylıktan Kesme Cezası verilmekte,

-Özürsüz ve kesintisiz olarak 3 - 9 gün göreve gelmezse, Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezası verilmekte,

-Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün (kesintili de olabilir) göreve gelmezse, Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası verilmekte,

-Özürsüz ve kesintisiz 10 gün göreve gelmezse, hakkında çekilmiş sayılma hükümlerine göre işlem yapılmaktadır.

Uygulama nasıl?

Memurun göreve kesintisiz gelmediği günlerin hesabı konusunda farklı uygulamalarla karşılaşılabilmektedir.

Örneğin;

-Cuma günü işe gelmeyip, izleyen pazartesi günü gelen memur kaç gün işe gelmemiş sayılacaktır?

-Cuma günü işe gelmeyip, izleyen salı günü gelen memur kaç gün işe gelmemiş sayılacaktır?

Bu durumlarda; pazartesi günü işe gelen memurun 1 gün, salı günü gelen memurun ise 4 gün işe gelmediği şeklinde uygulamalar olduğu gibi; pazartesi günü gelen memurun 1 gün (cuma), salı günü gelen memurun ise 2 gün (cuma ve pazartesi) işe gelmediği şeklinde değerlendirildiği durumlar da söz konusudur.

Öte yandan, çekilmiş sayılamaya ilişkin olarak, kesintisiz göreve gelinmeyen günlerin hesabında, 10 uncu günün hafta sonu günlerine denk gelmesi ve memurun izleyen pazartesi günü göreve başlaması halinde de, ilgili memurun çekilmiş (müstafi) sayılıp sayılmayacağı konusunda da tereddütler yaşanabilmektedir.

Kesintisiz sürenin hesabı

Memurun kesintisiz göreve gelmediği günler hesaplanırken, bazı kurumların tatil günlerini de hesaba kattığı, bazı kurumların ise sadece çalışılan günlere göre değerlendirme yaptığı görülmektedir.

Ancak, 657 sayılı Kanunun ilgili düzenlemelerinde; “göreve gelmemek”, “görevin terk edilmesi” gibi kavramlar kullanıldığından, göreve gelinmeyesi söz konuş olmayan günlerin (tatil), memurun göreve gelmediği sürelerden sayılmasının uygun olmayacağı düşünülmektedir.

Bu nedenle;

-Memurun göreve gelmediği günler hesaplanırken, diğer emsali memurların normal koşullarda göreve geldikleri günlerin esas alınması, bunun dışında kalan günlerin ise hesaba katılmaması gerektiği

-Göreve gelinmeyen günlerin hesaba katılmamış olmasının, göreve gelmemeyi kesintiye uğratmış sayılmayacağı

değerlendirilmektedir.







DANIŞTAY
12.DAİRESİ
ESAS NO: 2003/1034
KARAR NO: 2005/4521
KARAR TARİHİ: 13.12.2005


ÖZET:Kesintisiz 10 gün göreve gelmediği gerekçesiyle görevden çekilmiş sayılan davacının 10 günlük süresinin son iki gününün Cumartesi, Pazar günlerine rastlaması, bu günlerde de hukuken göreve başlamasının mümkün bulunmaması karşısında işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.



İSTEMİN ÖZETİ : Antalya 1.İdare Mahkemesinin 5.6.2002 günlü, E:2001/1285, K:2002/874 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: E.D.Durmuş

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : E.N.Necef

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

KARAR :

Dava, S.D.Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde hasta bakıcı olan davacının, görevden çekilmiş sayılmasına ilişkin 12.7.2001 günlü işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Antalya 1.İdare Mahkemesinin 5.6.2002 günlü, E:2001/1285, K:2002/874 sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, S.D.Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde hasta bakıcı olan davacının, 21.6.2001-6.7.2001 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve devam etmediği gerekçesiyle 657 sayılı Kanunun 94. maddesi uyarınca 12.7.2001 günlü işlemle görevden çekilmiş sayıldığı, davacının 21.6.2001 tarihinden 6.7.2001 tarihine kadar görevine gelmediği hususunun dosyaya ibraz edilen tutanaklardan anlaşıldığı, davacı tarafından da 21.6.2001-2.7.2001 tarihleri arasında mazeretsiz olarak, 2.7.2001-6.7.2001 tarihleri arasında ise cezaevinde bulunması nedeniyle mazeretli olarak göreve gidemediğinin belirtildiği, davacının 2.7.2001-6.7.2001 tarihleri arasında göreve gidememesine ilişkin mazeretinin kabulü halinde bile 21.6.2001-2.7.2001 tarihleri arasında kesintisiz ve mazeretsiz olarak 11 gün süreyle göreve gitmediği hususu açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, 30.6.2001 ve 1.7.2001 tarihlerinin hafta sonu tatili olan Cumartesi ve Pazar günlerine rastladığını, 2.7.2001-6.7.2001 tarihlerinde ise Mal Beyanında Bulunmamak suçundan dolayı cezaevinde bulunduğunu, bu nedenle kesintisiz ve mazeretsiz olarak 10 gün görevine devam etmemesi halinin bulunmadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı D. Memurları Kanununun 94. maddesinde; "Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır..." hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, ... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde hasta bakıcı olan davacının, 21.6.2001-6.7.2001 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve devam etmediği gerekçesiyle 657 sayılı Kanunun 94. maddesi uyarınca 12.7.2001 günlü işlemle görevden çekilmiş sayıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, davacının 21.6.2001-29.6.2001 tarihleri arasında 9 gün süreyle görevine gitmediği günü gününe tutulan tutanaklarla sabit olmakla birlikte, kesintisiz ve mazeretsiz olarak görevine devam etmediği ileri sürülen 30.6.2001 ve 1.7.2001 tarihlerinin hafta sonu tatili olan Cumartesi ve Pazar günlerine rastlaması nedeniyle davacının bu tarihlerde fiili olarak göreve başlayamayacağının açık olması, sonraki ilk iş günü olan 2.7.2001 Pazartesi gününden başlamak üzere 6.7.2001 tarihine kadar olan dönemde ise davacının, Mal Beyanında Bulunmamak suçundan dolayı aldığı cezanın infazı için cezaevinde bulunması nedeniyle bu tarihler arasında görevine devam etmemesi halinin kabul edilebilir bir mazeret niteliği taşıması karşısında, 30.6.2001-6.7.2001 tarihleri arasında mazeretsiz bir devamsızlıktan söz edilemeyeceğinden, davacının izinsiz ve mazeretsiz olarak 10 gün göreve gelmediği gerekçesiyle görevinden çekilmiş sayılması yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Antalya 1.İdare Mahkemesince verilen 5.6.2002 günlü, E:2001/1285, K:2002/874 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



DANIŞTAY
12.DAİRESİ
ESAS NO:2005/5195
KARAR NO:2006/1109
KARAR TARİHİ27.03.2006



ÖZETİ: Öğretmen olan davacının görevine devam etmediğinden bahisle Devlet Memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın devam durumu hakkında gerekli inceleme yapılmadan reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.

Dava, Adana Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğünde öğretmen olarak görev yapan davacının,16.12.1998 tarihinde görevine başladığı halde, bu tarihten sonra göreve gelmediğinin 30.6.1999 tarihli tutanakla tespiti üzerine 657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesi hükmü uyarınca “Devlet memurluğundan çıkarma cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun 29.2.2000 günlü ve 2000/25 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Kayseri İdare Mahkemesince Danıştay On ikinci Dairesinin 25.4.2002 günlü, E:2001/1745,K:2002/1697 sayılı bozma kararına uyularak verilen 10.9.2004 günlü, K:2004/1283, K:2004/1207 sayılı kararıyla; Adana Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğüne öğretmen olarak atanan ve 16.12.1998 tarihinde göreve başlayan davacının, bu tarihten itibaren göreve gelmediğinin 30.6.1999 tarihli tutanakla tespiti üzerine başlatılan soruşturmada, dinlenen tanıkların davacıyı 6 aylık süre içerisinde bir veya iki kez göreve gelirken gördüklerini, 8.00 - 17.00 saatleri arasında mesaiye gelmediği, sürekli olarak hizmette bulunmadığı ve kendisini eşine ait beyaz eşya dükkanında gördüklerini ifade ettikleri, davacının ise ifadesinde mesaiye riayet etmediğini, hizmet içi eğitim ile ilgili ders ve konferanslar gibi görevler verildiğinde bu görevleri yaparak görevden ayrıldığını, Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlığı Genelgesine göre hareket ettiğini belirttiği, bu genelgenin polis okulunda kadrolu öğretmenler için geçerli olduğu, davacının ise 657 sayılı Yasanın 76.maddesi uyarınca atanmasının il Emniyet Müdürlüğü kadrosuna yapıldığından diğer memurlar gibi mesai saatlerine riayet etmesi gerektiği, 30.6.1999 tarihinde tutulan tutanak ile atamasının yapıldığı tarihten bu tarihe kadar görevine gelmediğinin tespiti nedeniyle dava konusu cezanın verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda Polis Okulu Müdürlüğü’nde görevli iken 16.12.1998 tarihinde Adana Emniyet Müdürlüğü Eğitim Müdürlüğünde göreve başlayan ve 30.6.1999 tarihine kadar görevine gelmediği hususu tanık ifadeleri, kendi ifadesi ve tutanakla sabit olan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek yaptığı temyiz başvurusu Danıştay On ikinci Dairesinin 6.6.2005 günlü, E:2004/4199,K:2005/2314 sayılı kararı ile reddedilerek İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.


Davacı, idari yargı düzeninde hakim olan resen araştırma ilkesi doğrultusunda hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığının yapılacak araştırma neticesinde anlaşılabileceğini, böyle bir araştırma yapılmadan karar verildiğini, soruşturma raporunda yer verilen müfettiş kanaatinin tamamen varsayıma dayalı olduğunu, hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan raporun işlem tesisine dayanak alınamayacağını ileri sürmekte ve Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasını istemektedir.

Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1/c fıkrası hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 6.6.2005 günlü, E:2004/4199,K:2005/2314 sayılı karar kaldırılarak uyuşmazlığın esasına geçildi:

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-d maddesinde; özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmeme fiilinin “Devlet memurluğundan çıkarma” cezasını gerektiren fiillerden olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan,2577 sayılı Kanunun 20. maddesinin 1. bendinde de; Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinin bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları kuralına yer verilmiştir.

İdari Yargılama Usulü Kanununun sözü edilen bu maddesi ile idari yargılama hukukunda resen araştırma ilkesinin benimsendiği, bu ilke ile mahkemelere uyuşmazlığın çözümünde her türlü evrak, bilgi ve belgeyi isteyebilme yetkisinin verildiği görülmektedir.

Resen araştırma ilkesi, bir taraftan yargılamada, göz önüne alınması gereken kamu düzenine ilişkin hususlarda mahkemenin sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi, bir taraftan da idari yargı denetiminin bir hukuka uygunluk denetimi olması ve herhangi bir işlem veya eylemin hukuka uygun olup olmadığının bazen kapsamlı bir araştırma ve incelemeyi gerektirebilmesi nedeniyle önemli bir ilkedir.

Dosyanın incelenmesinden; Adana Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğüne öğretmen olarak atanan ve 16.12.1998 tarihinde göreve başlayan davacının, bu tarihten itibaren göreve gelmediğinin 30.6.1999 tarihli tutanakla tespiti üzerine hakkında başlatılan soruşturmada, dinlenen tanıkların, davacıyı 6 aylık süre içinde bir veya iki kez göreve gelirken gördüklerini, öğretmenin 08:00- 17:00 saatleri arasında mesaiye gelmediğini, sürekli olarak hizmette bulunmadığını ve kendisini eşine ait beyaz eşya dükkanında gördüklerini ifade ettikleri, davacının ise ifadesinde, sabah 08:00 ile akşam 17:00 saatlerine riayet etmediğini, hizmet içi eğitim ile ilgili ders ve konferans gibi görevler verildiğinde bu görevi yapıp görevden ayrıldığını, Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlığının Genelgesine göre hareket ettiğini belirttiği, soruşturmacı tarafından, davacının sözünü ettiği Genelgenin Polis Okulunda kadrolu öğretmenler için geçerli olduğu, davacının 657 sayılı Yasanın 76. maddesi uyarınca ataması İl Emniyet Müdürlüğü kadrosuna yapıldığından diğer memurlar gibi mesai saatlerine riayet etmesi gerektiği, 30.6.1999 tarihinde tutulan tutanakla, davacının atamasının yapıldığı tarihten bugüne kadar görevine gelmediği hususunun tespit edildiğinden bahisle 657 sayılı Yasanın 125. maddesinin E-d fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.

Davalı idarece, Adana Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğüne öğretmen olarak atanan ve 16.12.1998 tarihinde göreve başlayan davacının, bu tarihten itibaren göreve gelmediğinin 30.6.1999 tarihli tutanakla tespiti üzerine hakkında başlatılan soruşturmada, dinlenen tanıkların, davacıyı 6 aylık süre içinde bir veya iki kez göreve gelirken gördüklerini, öğretmenin 08:00-17:00 saatleri arasında mesaiye gelmediğini, sürekli olarak hizmette bulunmadığını ve kendisini eşine ait beyaz eşya dükkanında gördüklerini ifade etmeleri üzerine davacının 657 sayılı Yasanın 125. maddesinin E-d fıkrası uyarınca “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmakta ise de; davacının göreve başladığı 16.12.1998 tarihinden 30.6.1999 tarihine kadar göreve gelmediğinin 30.6.1999 tarihinde düzenlenen tek bir tutanak ile belirlenmiş olması, bu tarihler arasında davacının göreve gelmediğine dair başka bir tutanak düzenlenmemesi nedeniyle, davacının Adana Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğü’nde “öğretmen” kadrosunda görev yapması hususu dikkate alınarak dava konusu disiplin cezasının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak diğer yasal belgelerle açık bir şekilde ortaya konulmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince davacının öğretmen olarak görevli olması göz önünde bulundurularak, görev alanı ile ilgili tüm yasal mevzuat dikkate alınmak suretiyle göreve gelmediği iddia edilen 16.12.1998-30.6.1999 tarihleri arasında davacının devam durumunu gösteren görev defteri, bu tarihler arasında görevlendirildiği hizmetiçi eğitim seminerleri, ders ve konferanslarda görevlendirilmesine ilişkin belgeler ve bu görevlendirmelere katılımını gösteren diğer belgelerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun yukarıda yer verilen 20. maddesi hükmü uyarınca getirtilerek incelenip değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Kayseri İdare Mahkemesince verilen 10.9.2004 günlü, E:2004/1283, K.2004/1207 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan 18.20.- YTL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,27.3.2006 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


T.C
DANIŞTAY
12.DAİRE BAŞKANLIĞI
ESAS NO.2008/7586
KARAR NO.2009/5098
KARAR TARİHİ. 30.9.2009



ÖZET:DAVACININ AYLIKTAN KESME CEZASINA DAYANAK TEŞKİL EDEN DEVAMSIZLIK SÜRELERİNİN, 657 SAYILI YASANIN 125/E-D MADDESİ UYARINCA VERİLEN DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASINA- DA ESAS ALINABİLECEĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davalı): Adalet Bakanlığı

Karşı Taraf :...

Vekili : Av. ...

İsteğin Özeti : İzmir 1. İdare Mahkemesince verilen 13.9.2007 günlü, E:2006/1799, K:2007/1171 sayılı kararın onanması yolunda Danıştay Onikinci Dairesinin 27.5.2008 günlü, E:2007/6441, K:2008/3155 sayılı kararının düzeltilmesi ve mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği

savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Oğuz Özkarslı

Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin kabul edilerek işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Nazmiye Kılıç

Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler,

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü: Dava, ... M Tipi Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda diş doktoru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-d maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 12.5.2006 gün ve 72 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İzmir 1. İdare Mahkemesince verilen 13.9.2007 günlü, E:2006/1799, K:2007/1171 sayılı kararla, davacının 2005 yılı içerisinde göreve gelmediği günlerin bir kısmı için disiplin cezası verildiğinden, disiplin cezası verilmemiş olan 17 günlük süre ise davacının memuriyetten çıkarılması için yeterli bir süre olmadığından, bu haliyle dava konusu işlemin tesisi halinde davacıya daha önce disiplin cezası verilen süreler için mükerrer ceza verilmiş olacağından, dava konusu işlemde bu yönden hukuka uygunluk bulunmadığı gibi; davacıya daha önce özürsüz olarak göreve gelmediği günler için kademe durdurma cezası verilmemiş olduğundan olayda Devlet memurluğundan çıkarmaya ilişkin olarak iki ve üçüncü tekrardan dolayı bir ağır cezanın verilmesine ilişkin 125. madde hükmünün uygulanması şartları bulunmamakta, ayrıca Yüksek Disiplin Kurulunca davacıya usulüne uygun tebligat yapılarak 657 sayılı Kanunun 129. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca savunma yapma hakkının verilmemiş olması nedeniyle dava konusu memuriyetten çıkarma işleminde bu yönlerden de 657 sayılı Kanun hükümlerine uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bu kararın temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine, Dairemizce verilen 27.5.2008 günlü, E:2007/2007/6441, K:2008/3155 sayılı kararla mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davalı idare, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürmekte ve Dairemiz onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.

Davalı idarece, kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin (c) bendine uygun görüldüğünden Dairemizce verilen 27.5.2008 günlü, E:2007/6441, K:2008/3155 sayılı karar kaldırılarak uyuşmazlığın esası yeniden incelendi.

Dosyanın incelenmesinden, davacının ... M Tipi Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu diş doktoru olarak görev yapmakta iken özürsüz olarak 1 yıl (2005 yılı) içerisinde 31 gün görevine gelmemesi nedeniyle 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin (E-d) bendi uyarınca dava konusu işlemle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

657 sayılı Yasanın 125. maddesinin C fıkrasında "özürsüz olarak göreve bir veya iki gün gelmemek" fiili, aylıktan kesme cezasını, (D) fıkrasında, "özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek18 fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını, (E) fıkrasında da "özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek" fiili ise Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır

Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden; memurun belli aralıklarla görevine gelmemesi ve bu göreve gelmeme gün sayısının 1-2 gün olması durumunun, aylıktan kesme cezasını, 3-9 gün sürmesi durumunun, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektireceği, memurun bir yıl içinde aralıklı olarak göreve gelmediği gün sayısının 20' yi bulması halinde ise daha önce aldığı cezaların yanında ayrıca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile de cezalandırabileceği, bu durumun aynı fiil için iki farklı ceza verilmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, çünkü davacıya verilen aylıktan kesme cezalarının 1-2 gün göreve gelmemesi eyleminin karşılığı olmasına rağmen, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının davacının göreve gelmemeyi alışkanlık haline getirmesi fiilinin cezası olarak verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Aksi bir düşüncenin benimsenmesi halinde; 657 sayılı Yasanın 125/E-d maddesinde ayrıca düzenlenen Devlet memurluğundan çıkarma cezası hükümleri hiçbir zaman uygulanamayacaktır.

Öte yandan, temyize konu İdare Mahkemesi kararında, Yüksek Disiplin Kurulunca davacıya usulüne uygun tebligat yapılarak 657 sayılı Kanunun 129/2.maddesi uyarınca savunma yapma hakkının verilmemiş olması nedeniyle de dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiş ise de; dava dosyasında mevcut belgelerin incelenmesinden; 14.12.2005 günlü savunma istem yazısı ile disiplin amiri tarafından davacının savunmasının istenildiği ve bu yazının aynı gün davacıya tebliğ edildiği, ayrıca davacı hakkındaki soruşturma evraklarının Bakanlık Yüksek Disiplin Kuruluna intikalini müteakip; 8.2.2006 günlü ara kararı ile davacının savunmasının istenildiği, davacıya söz konusu savunma istem yazısının 10.3.2006 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının vermiş olduğu 17.3.2006 tarihli savunmasında; "yazı içerisinde belirtilen günlerde hastalığım ve ailevi sebeplerden dolayı görevime gelemedim. Affınıza sığınıyorum" şeklinde savunma verdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla; davacıdan usulüne uygun olarak Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunca dava konusu işlem tesis edilmeden önce savunması istenilmiş olup, idare mahkemesi kararında bu yönüyle de hukuki isabet görülmemiştir.

Bu durumda, 1 yıl içerisinde 31 gün göreve gelmediği sabit olan ve 17.3.2006 tarihli savunmasında da göreve gelmediğini kabul eden davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, İdare mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle İzmir 1. İdare Mahkemesinin 13.9.2007 gün ve E:2006/1799, K:2007/1171 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 30.9.2009 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.



KARŞI OY İdare Mahkemesi kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.




DANIŞTAY
1.DAİRESİ
ESAS NO:1983/309,
KARAR NO:1983/323)
KARAR TARİHİ:15.12.1983




ÖZETİ: Tam gün olarak toplamı 20 gün devamsızlığı olmayan, ancak görevden uzak kaldığı saatlerin toplamı 20 günü geçen bir memurun 657 sayılı Yasanın değişik 125’incl maddesinin E-d fıkrası uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılamayacağı hk.


Duraksama, 20 gün göreve gelmemek durumu söz konusu olmamakla birlikte, özürsüz olarak geç gelmek, erken ayrılmak suretiyle görevde bulunmadığı saatlerin toplanması yoluyla 21 gün göreve gelmediği tutanaklarla saptanan bir memura 657 sayılı Yasanın 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 125. maddesinin birinci fıkrasının E-d bendi hükmünün uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin bulunmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 125’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiili ve haller şunlardır” denildikten sonra, göreve devamsızlıkla ilgili bentlerinde, özürsüz ya da izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev yerini terk etmek eylemlerinin uyarma cezasını, özürsüz olarak bir ya da iki gün göreve gelmemenin aylıktan kesme cezasını, özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemenin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını ve nihayet E-d bendin-de, “özürsüz olarak, kesintisiz 10 gün ya da bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemenin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği hükme bağlanmış; maddenin ikinci fıkrasında ise disiplin cezası verilmesine neden olmuş fiil ya da halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde yinelenmesinde bir derece ağır ceza uygulanacağı belirtmiş bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi, 125'inci maddenin A-b bendinde özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev yerini terk etmek uyarma cezasını gerektiren fiil ve hallerden sayılmıştır. Ayrıca, aynı maddenin disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve halin, cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde yinelenmesinde bir derece ağır ceza uygulanacağına ilişkin hükmü gereğince, öngörüldüğü biçimdeki yinelenme halinde kınama cezası verilebilmektedir. İzinsiz ve özürsüz olarak göreve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk hallerinde, Yasanın öngördüğü disiplin cezaları bunlardan ibarettir. Şu durumda, oluş veya ortaya çıkış biçimleri ne olursa olsun, bu fiil ve halleri, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmak, ilk önce bu yönden Yasaya uygun düşmez.

Öte yandan, göreve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk hallerinin cezası böylece belirlendikten sonra, yukarıda belirtildiği gibi göreve gelmeme eylemlerinin ceza-sı, gün olarak süresine göre, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması olarak belirlenmiş, “özürsüz olarak kesintisiz 10 gün veya bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek” için ise Devlet memurluğundan çıkarma cezası öngörülmüştür. Görülmektedir ki, yasa koyucu göreve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk halleriyle göreve gel-meme halini, disiplin cezaları yönünden, farklı nitelikte kabul etmiştir. Şu hale göre, göre-ve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk hallerinin” göreve gelmemek” hali sayılması ve sürelerinin toplanıp çıkan sonucuna göre, bu hallerin göreve gelmeme hali için öngörülen cezayla cezalandırılması bu bakımdan da olanaksızdır

Esasen, sözü edilen 125’inci maddenin E-d bendindeki, “özürsüz olarak kesintisiz 10 gün veya bir yılda toplam 20 gün göreve gelmeme” ibaresinde yer alan “gün” sözcüğünden tam bir çalışma gününün amaçlandığı, hükmün anlatım biçiminden derhal ve açık olarak anlaşılmaktadır.

Bu nedenlerle, tam gün olarak toplam 20 gün devamsızlığı olmayan, ancak görevden uzak kaldığı saatlerin toplamı 20 günü geçen bir memurun 657 sayılı Yasanın değişik 125. maddesinin E-d fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmayacağı mütalaa kılınmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 15.12.1983 gününde oybirliğiyle karar verildi.







:arrow: Sendikal Faaliyetten Dolayı Göreve Gelmeyen Memura Ceza Verilemeyeceği Hakkında Karar

T.C. D A N I Ş T A Y İdari Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2009/1063 Karar No : 2013/1998

Bu durumda, davacının, sendikal faaliyet gereği, 11/12/2003 tarihinde göreve gelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanunun 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır

:arrow: Göreve Gelmeyen Kişinin Sonradan Aldığı Sağlık Raporunun Mazeret Kapsamında Olduğu Hakkında Karar

T.C. D A N I Ş T A Y İdari Dava Daireleri Kurulu Esas No: 2005/2156 Karar No: 2008/1787

Özeti : Davacının müstafi sayılması işleminin iptali istemiyle açılan davada; idare mahkemesince, davacının göreve gelmediği günlere ilişkin olarak sonradan temin ettiği, ancak davalı idarece dikkate alınmayan sağlık raporunun, davacının bir başka hastaneye sevkinin sağlanarak inceletilmesi sonunda, sözü edilen sağlık raporuna itibar edilmesi gerektiği, böylece davacının göreve gelmediği günler için kabul edilebilir mazeretinin bulunduğu sonucuna ulaşılarak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında..

:arrow: İzin Almadan İşe Gelmeyen Memurun Eşinin Babasının Ölümü Nedeniyle İşe Gelmediğini Sonradan Bildirmesi Mazeret Kapsamında Sayan Mahkeme Kararı

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2012/4436 Karar No : 2015/6001

……..Her ne kadar davacının 31.05.2010-04.06.2010 tarihleri arasında işe gitmediği hususu sabit olsa da, söz konusu tarihlerde işe gitmemesinin eşinin babasının vefatından kaynaklandığı, geçerli bir mazereti olan davacının bu mazereti nedeniyle işe başladığı tarihte izin talebinde bulunduğu, ayrıca 657 sayılı Kanun’un 104. maddesinde 6111 sayılı Kanun ile yapılan ve 13.02.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklikle; memurların kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verileceği düzenlemesinin getirildiği görülmektedir.Bu durumda; geçerli bir mazereti nedeniyle işe gidemediği ve işe başladığı tarihte mazeretini de belirtmek suretiyle izin talebinde bulunduğu açık olan davacının………1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır

:arrow: Göreve Gelmeme Fiili Gün Olarak Hesaplanması Gerektiği Yönünde Karar

DANIŞTAY KARARI, 1. Daire 1983/309 E., 1983/323 K., 15.12.1983 T.

Esasen, sözü edilen 125.maddenin E-d bendindeki, “özürsüz olarak kesin tisiz 10 gün veya bir yılda toplam 20 gün göreve gelmeme” ibaresinde yer alan “gün” sözcüğünden tam bir çalışma gününün amaçlandığı, hükmün anlatım biçiminden derhal ve açık olarak anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, tam gün olarak toplam 20 gün devamsızlığı olmayan, ancak görevden uzak kaldığı saatlerin toplamı 20 günü geçen bir memurun 657 sayılı Yasanın değişik 126.maddesinin E-d fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılamıyacağı mütalaa kılındı. İdari İşler Kurulundan geçmemiştir.

:arrow: Özürsüz Olarak Bir Yıl İçinde İfadesinde Yıl Hesabının Nasıl Yapılacağına İlişkin DPB Görüşü

Devlet Personel Başkanlığınca verilen 08/07/2014 tarih ve 343 sayılı görüşte ” 1 yıllık sürenin hesabında takvim yılının değil memurun devamsızlık yaptığı son günden önceki bir yıllık zaman diliminin anlaşılması gerektiği bildirilmiştir.”

Konunun daha iyi anlaşılması için konuyu bir örnekle açıklamamız gerekirse örneğin 20.07.2017 tarihinde özürsüz olarak 2 gün göreve gelmeyen memur hakkında disiplin soruşturması yapılması durumunda ilgiliye bu iki gün için aylıktan kesme cezası verilip aynı zamanda 20.07.2016 tarihinden 20.07.2017 tarihleri arasında ilgili memurun özürsüz olarak devamsızlıkları olup olmadığı incelenmelidir.Eğer ilgili memurun bu dönem içerisindeki devamsızlıklarının toplamı 20 güne ulaşmış veya geçmiş ise ilgili memurun Devlet Memurluğundan çıkarılması yönünde işlem yapılabilecektir.

:arrow: Çekilme İşleminde Kesintisiz 10 Gün Hesabında Hafta sonu ve Bayram Günlerinin Hesaba Katılması Hakkında DPB Görüşü

ÖZET : Devlet memurunun çekilme isteğinde bulunmuş sayılabilmesi için gerekli görevin kesintisiz 10 gün terk edilmesindeki sürenin hesabında hafta sonu tatil günleri ile ulusal, milli ve resmi bayram günlerinin de hesaba katılması gerektiği hk. (21.09.1999-17 sayılı Bülten-43. Sayfa)

Bu hükme göre, Devlet memurunun çekilme isteğinde bulunmuş sayılabilmesi için gerekli görevi terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi koşulunun, çalışma günlerinin arasında kalan hafta sonu tatil günleri ile ulusal, milli ve resmi bayram günlerinin de hesaba katılması suretiyle belirlenmesi, 10 uncu günün tatile rastlaması halinde ise bu tatilden sonraki ilk mesai gününün 10 uncu gün olarak kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.

:arrow: Sokağa Çıkma Yasağı Nedeniyle İşe Gelmeyen Memurun Mazeretinin Geçerli Olduğu Hakkında DPB Görüşü

ÖZET: Sokağa çıkma yasağı sebebiyle görevine gelemeyen memurun çekilmiş sayılıp sayılamayacağı hk. (29/04/2016-2641)

-Kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeni ile ilan edilen sokağa çıkma yasağı sebebiyle göreve gelemeyen memurun, bu durumu resmi makamlarca verilmiş bir belge ile ispat etmesi durumunda, göreve gelemediği bu sürelerin yıllık izinden düşülemeyeceği, mazeret izni kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu süreler için kişi hakkında herhangi bir işlem yapılmasının, uygun olmayacağı mütalaa edilmektedir.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 21226


T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE BAŞKANLIĞI
ESAS NO: 2016/9237
KARAR NO: 2017/3386
KARAR TARİHİ:21/06/2017
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :
Karşı Taraf (Davalı) :
Vekili :




İstemin Özeti : Kastamonu İdare Mahkemesince verilen 23/03/2016 tarihli ve E:2015/978; K:2016/407 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.


Danıştay Tetkik Hâkimi :
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava; ... İlköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacının özürsüz ve mazeretsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(d) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 21.07.2015 tarihli ve 7395252 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu olayda soruşturma raporu eki tutanaklar ve ifadelerin birlikte incelenmesi sonucunda; davacının 1 yıllık süre içinde özürsüz ve mazeretsiz olarak toplam 20 gün göreve gelmediği sabit olup devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(d) maddesinde, "Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek" fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği hüküm altına alınmıştır.

Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.


657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmüne, 130. maddesinde, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. 130. maddede diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken 129. maddey'le memuriyetten çıkarma cezası açısından, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür

Anayasa ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısı yapılan maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Yüksek Disiplin Kurulunca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye son savunma hakkı tanınması gereklidir.

Dosyanın incelenmesinden; ...İlköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacı hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 05.03.2014-20.10.2014 tarihleri arasında; 5 Mart, 23-29-30 Nisan, 2-6-14-15-20-23 Mayıs, 2 Haziran, 9-11-15-16-19-23-24-25-26 Eylül, 13-15-20 Ekim tarihlerinde toplam 23 gün izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinin tespiti üzerine 05.01.2015 tarihli ve 65918223-663.07/1 sayılı disiplin soruşturması raporunda 657 sayılı Kanun'un 125/E-(d) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, 02.07.2015 tarihli ve 7395252 sayılı kararla davacının "Devlet Memuruluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; davacıdan 22.01.2015 tarihinde 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi uyarınca savunmasının istenildiği davacının da 13.02.2015 tarihinde bu isteme yanıt olarak savunmasını verdiği, ancak davacıdan anılan Kanun'un 129. maddesi kapsamında hakları hatırlatılarak son savunması alınmadan Yüksek Disiplin Kurulunca Devlet memurluğundan çıkarma cezası veridiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında son savunması alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, bu husus göz ardı edilip işin esasına girilerek verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, Dairemizin bu kararı uyarınca davacı hakkında, son savunması alındıktan sonra yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan 48,10 TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 21/06/2017 tarihinde esasta oy birliği, gerekçede o yçokluğu ile karar verildi.






KARŞI OY:

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Buna göre, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli süreler içinde ilgili memur hakkında soruşturma emri verilmesi ve tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında soruşturmaya başlanılmadan önce alınan 30.09.2014, 09.10.2014, 04.11.2014 tarihli Valilik olurlarında, davacının 01.09.2014-24.10.2014 tarihleri arasında belli tarihlerde göreve gelmediği yönündeki iddiaların araştırılmasının istenilmesine karşın davacının bu tarihten önceki döneme ilişkin devamsızlıkları da dikkate alınarak ceza verildiği, davacının 05.03.2014-02.06.2014 tarihleri arasındaki devamsızlıklarına ilişkin kısmın soruşturma olurunda yer almadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; soruşturma olurunda bulunmayan ve soruşturma esnasında tespit edilen devamsızlıklarla ilgili olarak disiplin amirinin bilgilendirilmesi, disiplin amiri tarafından verilecek soruşturma oluru üzerine soruşturmanın davacının bu fiilini kapsar şekilde yürütülmesi gerekirken, soruşturma sırasında tesipit edilen fiil nedeniyle ek disiplin soruşturma oluru alınmaksızın konunun incelenerek ceza teklifinde bulunulmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, yukarıda belirtilen gerekçesininde eklenmesi suretiyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına gerekçede katılmıyorum.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


Dön Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları