Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI İdare ve Vergi Hukuku 5393 Kanunun 49. Maddesi Sözleşmeli Personel Haksız İşten Çıkarma ve İptali

5393 Kanunun 49. Maddesi Sözleşmeli Personel Haksız İşten Çıkarma ve İptali

İdare, Devlet Memurluğu, Disiplin Suç ve Cezaları, Yolluk, Özlük Hakları, Atama, Tayin, İptal ve Tam Yargı Davaları, İdarenin Sorumluluğu, Kamu Maliyesi ve Vergiler...

ckolukirik Site Üyesi

Mesajlar: 1


T.C.
TEKİRDAĞ
İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/715
KARAR NO : 2019/72
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI: ERGENE BELEDİYE BAŞKANLIĞI / TEKİRDAĞ
VEKİLLERİ:
DAVANIN ÖZETİ: Davalı İdare bünyesinde tam zamanlı sözleşmeli personel statüsünde inşaat mühendisi olarak çalışan davacı tarafından, hizmet sözleşmesinin davalı İdarece haksız ve tek taraflı olarak feshedilmesine ilişkin 13/02/2017 tarih ve 1191 sayılı işlemin; hizmet sözleşmesi öncesinde de davalı İdare bünyesinde taşeron olarak çalıştığı, hizmetinden memnun kalınması üzerine bir yıllık hizmet sözleşmesinin imzalandığı, görevini yaparken birtakım engellerle karşılaştığı, hakkındaki iddialara karşı istenen yazılı savunmasında bu iddiaların gerçek dışı olduğunu ifade ettiği, yaklaşık bir ay boyunca çalıştıktan sonra haksız olarak sözleşmesinin feshedildiği ileri sürülerek hukuka aykırı işlemin iptali ile işine iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul yönünden, dava açma süresinin geçirildiği, esas yönünden ise davacının, hizmet sözleşmesinin 14. maddesine uymaması nedeniyle iş akdinin sonlandığı, hakkında 03/02/2017 tarihli tutanak tutulduğu, 2017 yılında kurumda inşaat mühendisi kadrosu boş olduğu için ve kurumda ihtiyaç bulunduğundan davacının bir an evvel işe başlatıldığı, ancak davacı çok kısa bir sürede kurum içi çalışmaya uyum sağlayamadığından sözleşmesinin feshedildiği, mesnetsiz davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Karar veren Tekirdağ İdare Mahkemesi'nce, duruşma için belirlenen 24/01/2019 tarihinde davacı ile vekili ve davalı İdare vekilinin geldikleri görülerek, taraflara usulüne göre söz verilip duruşma yapıldıktan sonra dava dosyası incelenerek davalı İdarenin usule yönelik itirazı yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
Davalı İdare bünyesinde tam zamanlı sözleşmeli personel statüsünde inşaat mühendisi olarak çalışan davacının hizmet sözleşmesinin davalı İdarece haksız ve tek taraflı olarak feshedilmesine ilişkin 13/02/2017 tarih ve 1191 sayılı işlemin iptali ile işine iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinin 3. fıkrasında "(...) Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, planlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plancısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir(...)" kuralına yer verilmiş, aynı maddenin 5. fıkrasında da, 3. ve 4. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 1. maddesinde; bu Kanun'un, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı, sözleşmeli ve geçici personel hakkında ise, bu Kanunda belirtilen özel hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlandıktan sonra, (A) bendinde memur; mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlanmış; (B) bendinde, sözleşmeli personelin; kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri olduğu, sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri,pozisyonların iptalinin, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 128. maddesine göre Devletin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülebilecektir.
Anayasa Mahkemesi'nin 10.3.2011 günlü, E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında da belirtildiği üzere; sözleşmeli personel, Anayasa’nın 128. maddesinde sayılan “memurlar” kapsamında olmadığı gibi, idare ile arasındaki sözleşme özel hukuk sözleşmesi olmayıp, gördüğü hizmetin niteliği gereği de işçi sayılmamaktadır. İdare, ihtiyaç duyması halinde ve idari hizmet sözleşmesi imzalamak suretiyle sözleşmeli personeli istihdam edebilmektedir.
Nitekim; 16.6.1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 28.6.1978 günlü, 16330 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve Genel Bütçeye dahil dairelerde, katma bütçeli idarelerde, döner sermayeli kuruluşlarda, belediyelerde, özel idarelerde ve kamu iktisadi teşebbüslerinde, özel Bütçeli İdareler ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında kalan kuruluşlarda sözleşme ile çalıştırılan personel ile ilgili düzenlemeler yapan "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar"ın 2. maddesinde de, sözleşmeli personelin; mevzuatına uygun olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu görevlileri olduğu belirtilmiş; 7. maddesinde de; hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi durumunda işsonu tazminatı ödeneceği hükmü yer almış, ayrıca sözleşmeli personelin istihdam koşulları ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.
Sözleşme süresi sonunda, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğu gibi, haklı nedenlerin bulunması durumunda sözleşmeli personelin sözleşme süresi dolmadan sözleşmelerinin feshedilebilmesi mümkün ise de; asli ve sürekli nitelikte kamu hizmeti ifa eden sözleşmeli personelin içinde bulunduğu kamu hukuku bağlantılı, esasları idare tarafından önceden düzenlenmiş, güvenceli durum sebebiyle yenilememenin veya feshin haklı sebeplere dayanması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 26/09/2016-13/01/2017 tarihleri arasında taşeron personel olarak davalı İdare Fen İşleri Müdürlüğünde çalıştığı, bu dönemdeki çalışmalarından davalı İdarenin memnun kalması üzerine 2017 Ocak ayı belediye meclisi kararı ile sözleşmeli mühendis olarak çalışmasının uygun görüldüğü, davacı ile davalı İdare arasında imzalanan hizmet sözleşmesi ile 15/01/2017 tarihinden itibaren tam zamanlı sözleşmeli inşaat mühendisi olarak çalışmaya başladığı, davacı ile davalı idare arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 14. maddesinde, bu sözleşme hükümlerine, 5393 sayılı Belediye Kanununa ve tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerine aykırı davranışı tespit edilen sözleşmeli personele, Kurumu tarafından gerekçesi ile birlikte bu durumun yazılı olarak tebliğ edileceği, tebligatta belirtilecek günden geçerli olmak üzere sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği, 17. maddede ise; sözleşmenin 15/01/2017 tarihinden 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olduğu düzenlenmiş, davacı hakkında 03/02/2017 tarihinde tutanak düzenlenerek 13/02/2017 tarihinde yazılı savunması alınmış, 13/02/2017 tarih ve 1191 sayılı işlem ile hizmet sözleşmesinin davalı İdarece feshedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç duyulması nedeniyle önce taşeron olarak 26/09/2016 tarihinden itibaren istihdam edilmeye başlandığı, 2017 yılından itibaren ise davalı İdare bünyesinde tam zamanlı sözleşmeli inşaat mühendisi olarak istihdam edildiği, sözleşmenin imzalanmasını müteakip 1 aylık sürenin sonunda ise davacının bu defa hizmet sözleşmesinin 14. maddesine uymadığından bahisle hizmet sözleşmesinin 14/02/2017 tarihinden itibaren feshedilerek çıkışının yapılacağına dair 13/02/2017 tarih ve 1191 sayılı işlemin tesis edildiği, bu zaman zarfında davacının hizmetine duyulan ihtiyacın ne şekilde ortadan kalktığına, hizmet sözleşmesinin 14. maddesine ne şekilde uymadığına dair Mahkememizin 27/11/2018 tarihli ara kararı ile davalı İdareden sorulmasına rağmen davalı İdarece dosyaya sunulan 14/12/2018 havale tarihli yazıda; davacının taşeron olarak çalıştığı dönemde herhangi bir disiplinsiz eylemi bulunmadığı, davacının teknik personel olması nedeniyle Fen İşleri Müdürlüğü ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün işlerini yürütmekle görevlendirildiği, bilgisine yer verildiği, ancak yazılı bir görevlendirmesi bulunmadığı, 03/02/2017 tarihli tutanakta belirtilen hususlarla ilgili olarak ise somut herhangi bir gerekçenin davalı İdarece ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dosya kapsamında, davacının hizmet sözleşmesinin feshini haklı kılacak nitelikte görevinde başarısız veya yetersiz olduğu ya da hizmetine ihtiyaç bulunmadığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunulamaması ve davacının hizmet sözleşmesinin 14. maddesine hangi şekilde uymadığının davalı İdarece somut olarak ortaya konulamaması nedeniyle hizmet sözleşmesinin 14/02/2017 tarihinden itibaren feshi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının sözleşmesinin feshinin yargı kararıyla iptali sonrasında davacının sözleşme süresinin bitimine kadar işine iadesi gerekeceğinden, davacının işe iadesine karar verilmesi talebi hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan; 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesi uyarınca davalı İdare bünyesinde istihdam edilen davacı ile davalı İdare arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 15/01/2017 tarihinden 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olduğu, sözleşmenin geçerlilik süresi dolmadan önce İdarece tek taraflı olarak feshedilmesi işleminin yargı kararı ile iptal edilmesinin kendiliğinden davacıyla sonraki yıllarda da geçerli olacak şekilde sözleşme imzalanması sonucunu doğurmayacağı, zira sözleşme süresinin sona ereceği 31/12/2017 tarihinde davalı İdarenin davacıyı yeniden sözleşmeli personel olarak istihdam edip etmeme konusunda takdir yetkisi bulunduğu, davacının 2017 yılına ait hizmet sözleşmesinin feshi işleminin yargı kararlarıyla iptal edilmiş olmasının doğrudan devam eden mali yıllara ilişkin olarak davacının sözleşme süresinin uzatılması sonucunu doğurmayacağı da açıktır.
Nitekim; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesi'nin 25/09/2018 tarih ve E.2018/204, K.2018/2501 sayılı, 01/10/2018 tarih ve E.2018/1759, K.2018/2536 sayılı, 20/11/2018 tarih ve E.2018/1806, K.2018/3218 sayılı kararları da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan davacı tarafından karşılanan 224.-TL yargılama gideri ile A.A.Ü.T. uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2,075.-TL vekalet ücretinin davalı İdareden alınarak davacıya verilmesine, fazladan alınan 166,12 TL harcın istemi halinde, posta ücreti avansından artan miktarın ise talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 24/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Haksız sözleşme feshine yönelik açtığım idari davada böyle bir karar çıktı. Ancak kararı anlamak ve algılamak oldukça zor. İlgili İstanbul BİM İkinci İdare Dava Dairesi'nin kararlarına da ulaşabilmiş değilim. Bu yüzden sizlerden nasıl bir yol izlemem gerektiğine dair yardım istiyorum. Ek olarak bu kararla birlikte idareye "İptal kararının gereği işe iademi ve bu süreçte yoksun kaldığım parasal ve özlük haklarımın tarafıma dava açıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile ödenmesini" talep edeceğim. Ayrıca bu kararı istinafa göndermem gerekir mi? Yoksa belediyenin talebime vereceği cevapla yeni bir idari dava mı açmalıyım?


Dön İdare ve Vergi Hukuku