Kuyumcunun altın hesabı adı altında mağdurlardan topladığı paraları ödememesi, Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Kavramlar: yargıtay kararları, yargıtay kararları 2019, yargıtay kararları 2018, yargıtay kararları 2017, yargıtay kararları fetö, son yargıtay kararları, yargıtay kararları nereden bulunur...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28921
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Kuyumcunun altın hesabı adı altında mağdurlardan topladığı paraları ödememesi, Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Mesaj gönderen Admin » 02 Eki 2019 11:20

Ceza Genel Kurulu 2015/531 E. , 2019/503 K.
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 274-892

Sanık ... hakkında, katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlara yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın TCK'nın 155/2, 52 ve 53. maddeleri uyarınca her bir katılana, mağdura ve şikâyetçiye yönelik olmak üzere 288 kez 1 yıl hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.11.2013 tarihli ve 274-892 sayılı hükümlerin, sanık ... müdafisi, inceleme dışı sanık ... müdafisi, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri ile katılanlar ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 02.12.2014 tarih ve 20295-20162 sayı ile;


"...Tüm dosya kapsamından, sanıklar ..., ..., ...'ın birlikte suç işleme iradesiyle hareket ederek 5237 sayılı TCK'nın 37. maddesi kapsamında sorumlu oldukları hâlde, ... dışında kalan bu sanıkların da cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ... dışında kalan ve hükmü temyiz etmeyen katılanlar, mağdurlar ve şikâyetçilere yönelik eylemleri nedeniyle haklarında beraat kararı verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

A- Sanık ...'ın, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... dışında kalan diğer katılan, mağdur ve şikâyetçilere yönelik hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında katılanlar ..., ..., ... hakkında kurulan beraat hükümlerine; sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafisi, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılanlar ..., ..., ..., ..., sanık ... müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin onanmasına,

B- Sanık ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., mağdurlar ..., ..., ..., ...'e yönelik eylemleri nedeniyle verilen mahkûmiyet hükümlerine; sanıklar ..., ..., ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ...'ya yönelik eylemleri nedeniyle kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
1- Sanık ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., mağdurlar ..., ..., ..., ...'e yönelik eylemleri nedeniyle verilen mahkûmiyet hükümlerinde; ..., ..., ..., ..., ..., ..., mağdurlar ..., ..., ..., ...'ün paralarını ya da altınlarını birlikte suç işleyen sanıklara işletmek için verdikleri, bir kısmının kâr payı aldığı, bir kısmının ise paralarını altına çevirtip altın verenlerin de altınlarını altın yükseldiğinde satmaları, düştüğünde almaları talimatı ile sanıkta tuttukları, sanıkların 'herkes altın isteyecek' diye panikleyip dükkânı kapatmaları ve dükkândaki altınları bir başka mekâna nakletmelerine yönelik eylemlerinin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan ihtilaf olduğu gözetilmeden ve sanığın kendilerine yönelik eylemleri nedeniyle taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelikte olduğu gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilen ve temyiz dışı olan katılan, mağdur ve şikâyetçi ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik kabul ve takdire ters düşen benimsemeyle sanık ... hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,

2- Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ...'ya karşı olan eylemleri nedeniyle kurulan beraat hükümlerinde; tüm dosya kapsamı ile sanıklar ..., ..., ...'ın birlikte suç işleme iradesiyle hareket ettikleri, 5237 sayılı TCK'nın 37. maddesi kapsamında sorumlu oldukları hâlde, ... dışında kalan bu sanıkların da temyiz eden ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ya karşı eylemlerinden dolayı cezalandırılması gerektiği hâlde yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafisi, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılanlar ..., ..., ...'nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına," karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 16.04.2015 tarih ve 32656 sayı ile;

"...Sanık ... vekili infaz aşamasında 30.12.2014 tarihli dilekçe ile müracaat ederek CMK'nın 308. maddesi gereğince itirazda bulunmuşlar, dilekçelerinde özetle; olayda güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığını, emanete alınan altınların sahiplerinin belirlenerek iadesi yönünde talepte bulundukları hâlde mahkemece yargılama aşamasında iade yapılmadığını, karar ile yapılan iadenin sanık aleyhine sonuç doğurduğunu, iadenin önceden yapılması hâlinde müştekilerin şikâyetlerden vazgeçeceklerini beyan ettiklerini, bu yönüyle mağduriyet oluştuğunu savunmuşlardır.

Yapılan incelemede; sanığın baştan beri savunmalarında, iş yerindeki altınların yağmalanmaması için banka kasasına koyduklarını beyan etmesi, 05.04.2013 tarihli ilk duruşmada da sanıkların ve sanık müdafisinin emanetteki altınların üzerinde yazılan isimlere göre belirlenmesi ve sahiplerine iadesi yönünde talepte bulundukları, fakat mahkemece yargılama sonuna kadar bu yönde bir inceleme yapılmadığı, yargılama sonunda da emanetteki altınların sanığa iadesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, hak sahipleri belirlenebilir nitelikte ve sanık tarafından banka kasasında tutularak kayıt dışına çıkarılmayan malların, emanette muhafaza altında oldukları ve katılan-mağdurların hak sahipliğinin de inkâr edilmediği nazara alınarak bu mal sahipleri yönünden tespit yapılıp iade işleminin yargılama sırasında yapılıp yapılamayacağı ve bu müştekiler yönünden müsnet suçun unsurlarının oluşup oluşmayacağı, iadenin mümkün olması hâlinde bu iadenin TCK'nın 168. maddesi manasında etkin pişmanlık sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Kanaatimizce, üzerinde müşteri isimlerinin de yazılı olduğu emanete kayıtlı eşyaların katılan, şikâyetçi ve mağdurlardan hangilerine ait oldukları belirlenerek muhafaza için bırakılan bu malların hak sahiplerine iade edilmesi ve bu iade sonucunda oluşacak duruma göre sanığın her bir mağdura karşı eyleminin ayrı ayrı tartışılması, TCK'nın 168. maddesinin uygulama yerinin de tartışılması gerekmektedir. Bu araştırma ve inceleme yapılmadan verilen karar ile emanetteki eşyanın da sanığa iadesine karar verilmesi suretiyle bir çelişki oluşturulduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç ve istem: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesine eklenen ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri nedeniyle yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımızın kabulü ile Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2013 tarihli ve 274-892 sayılı kararının sanık ...'ın mahkûmiyetine ilişkin olan ve Yüksek 15. Ceza Dairesinin 02.12.2014 tarihli ilamı ile onanmasına karar verilen bölümlerinin eksik araştırma ve inceleme ile verildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği," düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 14.05.2015 tarih ve 8114-25500 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI


Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanık ... hakkında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan kurulan beraat hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş, sanık ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ..., mağdurlar ..., ..., ... ve ...'e yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ya yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümleri Özel Dairece bozulmuş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında 257 katılan, 2 şikâyetçi ve 29 mağdura yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanığın, katılanlara, mağdurlara ve şikâyetçilere yönelik atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı,
2- TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı,
Hususlarının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.


İncelenen dosya kapsamından;
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2013 tarihli ve 2341-1003, 02.04.2013 tarihli ve 7460-3438, 29.03.2013 tarihli ve 3317-768, 12.04.2013 tarihli ve 3869-1666, 02.05.2013 tarihli ve 4276-1818, 03.05.2013 tarihli ve 4469-1882, 08.11.2013 tarihli ve 9582-3855, 06.11.2013 tarihli ve 9539-3853 sayılı iddianameleri ile; sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'nın, Şanlı-... Kuyumculuk isimli iş yerinin ortakları olduğu, iki katlı olan bu iş yerinin birinci katında perakende, ikinci katında ise toplu altın alım satımının yapıldığı, sanık ...'in iş yerinin her iki katında yapılan işlemlere ortak olduğu, iş yerine gelen bir kısım müşterilerin birikim yapmak amacıyla bu kuyumcu dükkânından para karşılığında altın alıp aldıkları altınları iş yerine emaneten bıraktıkları, bir kısım müşterilerin de yine birikim ve güvenlik amacıyla altınlarını emaneten bu iş yerine verdikleri, alınan altın miktarının iş yerine ait kartvizitlerin üzerine yazılıp imzalanarak bu kartvizitlerin müşterilere verildiği, işleri kötü giden sanık ...'in, inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile birlikte iş yerinde bulunan tüm altın ve paraları alarak ortadan kaybolduğu, bu şekilde katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlara yönelik ayrı ayrı atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davaları açıldığı,
19.11.2012 tarihli iş yeri arama tutanağına göre; Şanlı-... isimli kuyumcu dükkânının vitrininde ve cam bölme içerisinde bulunması gereken altınların olmadığı, iş yerinde hesap defteri ve kasa defteri gibi defterlerin de bulunmadığı, iş yerinin alt katında olan ve bir buçuk metre yüksekliğindeki duvara gömülü vaziyette bulunan kasa kapısının açık ve içinin boş olduğu, iş yeri kamera kayıt cihazının yerinden söküldüğü bilgilerine yer verildiği,
CD izleme tutanağına göre; Şanlı-... isimli kuyumcu dükkânının yakınlarında bulunan iş yerlerine ait görüntülerin izlenmesinde, 16.11.2012 tarihinde saat 00.37.57'de birinci şüpheli erkek şahsın, iki elinde beyaz çanta ve poşetlerle... kaldırımından yürüyerek Subaşı istikametine doğru hızlı adımlarla gittiği, saat 00.32.02'de ikinci şüpheli erkek şahsın görüldüğü, her iki şüpheli şahsın, saat 00.37.01'e kadar Şanlı-... isimli kuyumcu dükkânı istikametinden Subaşı istikametine doğru ellerinde dolu olduğu anlaşılan poşetlerle ve kucaklarında taşıdıkları bir takım eşyalarla Subaşı istikametine doğru gidip geldiklerinin izlenildiği, saat 00.50'de Bankalar Caddesi istikametinden beyaz renkli Hyundai marka olduğu anlaşılan ancak plakası okunamayan bir aracın geldiği, şüpheli şahısların devamlı bir şekilde poşet taşıdıklarının görüldüğü, şüpheli şahısların iş yeri içerisine girip hemen ellerinde poşetlerle dışarı çıkmaları nedeniyle altın poşetlerinin daha önceki bir tarihte hazırlanmış olabileceği, eşkalleri verilen şüpheli şahısların kimliklerinin tespiti amacıyla video görüntülerinin iş yeri çalışanı Tunahan Yalmız'a gösterildiği, adı geçenin, birinci şüpheli şahsın ..., ikinci şüpheli şahsın ise ... olduğunu tespit ettiği,
26.11.2012 tarihli muhafaza altına alma tutanağına göre; sanık ...'in kayınpederi olan ...'ın ikametinde, çok sayıda klasör, çanta ve poşet içerisinde evrakın bulunduğu, belirtilen bu evrakın; 1 adet Laçin marka, mavi renkli, üzerinde 1000-1300 rakamları yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Star marka, sarı renkli, üzerinde 1300-1500 ibareleri yazılı olan, değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Leıtz marka, bordo renkli, üzerinde 1500-2000 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Leıtz marka, sarı renkli, üzerinde 1700-2000 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Tımklas marka, mavi renkli, üzerinde 2000-2500 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet markasız, mavi renkli, üzerinde 2500-3000 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Tımklas marka, kırmızı renkli, üzerinde 4000-4600 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Tımklas marka, siyah renkli, sırt kısmında 4700 yazılı, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet May Rose marka, yeşil renkli, sırt kısmında 3000-3500 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Herfect marka, kırmızı renkli, üzerinde 3500-4000 ibareleri yazılı olan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet Tımklas marka, üzerinde ve sırt kısmında herhangi bir ibare bulunmayan, içerisinde değişik isimlere ait ve değişik tutarlarda senetler bulunan dosya, 1 adet mavi renkli, sırt kısmında "Kendi dosyanı kendin yarat" yazılı, yine sırt kısmında "Satış listeleri, banka evrakları, çantacı listeleri" yazılı olan, içerisinde 2 adet mavi, 2 adet kırmızı şeffaf kapaklı, 1 adet beyaz şeffaf kapaklı, içerisinde değişik isimler yazılmış bir takım evrakın bulunduğu dosya, 1 adet beyaz renkli, üzerinde Şanteks ibaresi bulunan çantada içerisinde bir takım evrak bulunan 15 adet şeffaf dosya, 1 adet üzerinde ofisten bilgisayar yazılı turuncu renkli el çantası içerisinde mermilerin, turuncu renkli ajanda ve yanında bir takım evrakın, 1 adet bilgisayar ara kablosunun, bilgisayar adaptörünün, siyah çanta poşet içerisinde TEB Bankası ibareleri yazılı bir adet ajanda, sanık ...'e ait tapu senetleri, vekâletnameler, kırmızı poşete sarılı 1 adet Samsung marka 80 GB'lik harddisk, Hizmet Turizm ibareli, lacivert renkli, üzerinde tükenmez kalemle "Duriye Yılmaz ..." yazılı çanta ve bu çanta içerisinde çeşitli ajandalar ve hesap dökümleri, yeşil renkli üzerinde "Esnaf defteri" yazılı 1 adet ajanda, kahve renkli üzerinde "Esnaf defteri" yazılı ajanda ile telefon fihristi olduğu,
23.11.2012 tarihli yakalama tutanağına göre; 16.11.2012 tarihinde Samsun ili, Kale Mahallesi, Ziya Gökalp Caddesi, No: 21'de faaliyet gösteren Şanlı-... isimli kuyumcu dükkânında meydana gelen olayla ilgili firari sanık ... ile inceleme dışı sanıklar Harun ve Sefer'i yakalama çalışmalarına devam edildiği sırada, inceleme dışı sanık ...'un, babası olan sanık ...'in rakam grubunu hatırlayamadığı 34 BA plakalı ve gri renkli Fiat Doblo marka bir araç ile kaçırıldığını, kaçırıldıktan sonra babasını aradığını ve babasının kendisine inceleme dışı sanık ...'e iletilmek üzere kardeşi olan inceleme dışı sanık ...'ın 23.11.2012 tarihinde saat 09.00 sıralarında Albaraka Türk Bankası Samsun Şubesi önünde olması gerektiğini söylediğini ifade etmesi üzerine altınların inceleme dışı sanık ... aracılığı ile Albaraka Türk Bankasına götürülmüş olabileceği düşünülerek ve inceleme dışı sanık ...'ın Samsun iline gelme saati de değerlendirilerek 23.11.2012 tarihinde saat 12.00 sıralarında yapılan asayiş uygulamasında ... plakalı Lada marka aracın durdurulduğu, araç içerisinde inceleme dışı sanık ... ile...'nun bulunduğunun görüldüğü, bu şahısların ifadelerinin alındığı, inceleme dışı sanık ...'ın, babası olan sanık ...'in, kuyumcudan aldığı altınları kendi adına Albaraka Türk isimli bankada bulunan kiralık kasaya koyduğunu ve kiralık kasaya ait anahtarlardan iki tanesinin kendisinde olduğunu, diğer iki tanesinin de kuyumcu dükkânının diğer ortağı olan inceleme dışı sanık ...'nin kayınpederinde olduğunu söylediği, bu sırada telefonla bir şahsın inceleme dışı sanık ...'ı aradığı ve kendisine Albaraka Türk isimli bankada bulunan kiralık kasanın diğer anahtarını da alarak banka önüne gelmesi gerektiğini, aksi hâlde iyi şeyler olmayacağını söylemiş olduğu, ekip aracıyla inceleme dışı sanık ...'ın buluşma noktasına getirildiği, burada inceleme dışı sanık ...'ı tekrar arayan şahsın beyaz renkli Volkswagen marka bir jipe binmesi gerektiğini söylemesi üzerine sanık ...'ın ekip aracından indirildiği ve uzaktan takibe alındığı, sonrasında sözü edilen bu aracın durdurularak inceleme dışı sanık ... hakkında gerekli işlemlerin yapılması için asayiş şube müdürlüğüne gelindiği, işlemlerin yapıldığı sırada sanık ...'in ağabeyi olan Bedirhan Yılmaz'ın, saat 18.30 sıralarında sanık ...'in ikametinde olduğunu belirtmesi üzerine bu adrese gidildiği ve bu adreste sanık ... ile yanında bulunan ... isimli şahsın görüldüğü,
23.11.2012 tarihli muhafaza altına alma tutanağına göre; asayiş uygulaması sırasında ... plakalı araç içerisinde inceleme dışı sanık ... ve...'nun görüldüğü, yürütülen soruşturmaya istinaden inceleme dışı sanık ...'ın ifadesinde babası olan sanık ...'in kuyumcudan aldığı altınları kendi adına Albaraka Türk isimli bankada bulunan kiralık kasaya koyduğunu ve kiralık kasaya ait anahtarlardan iki tanesinin kendisinde, diğer iki tanesinin de inceleme dışı sanık ...'nin kayınpederinde olduğunu beyan ettiği, birinin üzerinde "48 GKK-10 GÜLER", diğerinin üzerinde ise "KOR ÇELİK KROMER 000064" ibareleri bulunan ve inceleme dışı sanık ...'ın rızasıyla teslim ettiği iki adet anahtarın muhafaza altına alındığı, diğer iki adet anahtarın ise inceleme dışı sanık ...'den ele geçirildiği,
27.11.2012 tarihli tespit tutanağına göre; Albaraka Türk Samsun Şubesinde inceleme dışı sanık ... adına kiralanan 48 ve 64 numaralı kiralık kasaların bulunduğunun anlaşılması üzerine sözü edilen banka şubesine polis memuru ve bilirkişiler ile birlikte gidildiği, işlemler sırasında görüntülerin kayda alındığı, kasaların usulüne uygun olarak açıldığı, 48 numaralı kasa içerisinde 2 adet beyaz renkli, üzerinde "Şanteks" yazılı naylon poşet ile bir adet üzerinde "Şanlı-... Kuyumculuk" yazılı kahverengi kuyumcu çantasının olduğu, çanta içerisinden "Şanteks" ibareli naylon bir poşet çıktığı, bu naylon poşet içerisinde liste-1 olarak listelenen malzemelerin bulunduğu, bu malzemelerin; toplam 441,22 gram 14 ayar taşlı ve muhtelif çeşitte, 1 adet ata ziynet yarım Lira, 4 adet ata ziynet çeyrek, toplam 9,63 gram 1 adet 14 ayar çerçeveli taşlı küpe, 1 çift hamit yarımlık küpe, 1 çift hamit çeyrek küpe, 1 çift yeni reşat küpe, toplam 5,45 gram 1 çift zincirli yeni reşat çeyrek küpe, 1 çift ata ziynet çeyrek küpe, 1,82 gram 18 ayar zincirli kolye, 2 gram 18 ayar pırlantalı tek taş yüzük, 52 gram 14 ayar karışık kullanılmış hurda altın, 1 adet maden saat kordon parçası, 1 adet büyüteç olduğu; üzerinde "Şanlı-... Kuyumculuk" ibaresi yazılı kahverengi çanta içerisinde liste-2 olarak listelenen malzemelerin bulunduğu, bu malzemelerin; 588,50 gram 18 ayar pırlanta taşlı ürün, 38,09 gram 14 ayar alyans, 92,20 gram 14 ayar pırlanta, 492,45 gram 8 ayar pırlanta, 14,53 gram 18 ayar pırlanta, 15 adet küçük boy pırlanta taş, 144,60 gram karşılığı ayarda pırlantalı muhtelif ürünlerin olduğu; üzerinde "Şanteks" yazılı beyaz naylon poşet içerisinde liste-3 olarak listelenen malzemelerin bulunduğu, bu malzemelerin; toplam 1452,12 gram 22 ayar bilezik, 1251,13 gram 22 ayar bilezik, 73,92 gram 14 ayar bilezik olduğu; üzerinde "Şanteks" yazılı beyaz naylon poşet içerisinde liste-4 olarak listelenen malzemelerin olduğu ve bu malzemelerin toplam 1257 gram 22 ayar bilezik, 1250,72 gram 22 ayar bilezik, 1383,28 gram 22 ayar bilezik olduğunun görüldüğü, bu malzemelerin aynı şekilde poşet ve çanta içerisinde 48 numaralı kasaya koyulduğu; 64 numaralı kasaya ait kasa içerisinde 2 adet beyaz renkli üzerinde "Şanlıteks" yazılı naylon poşetler olduğu ve poşetlerin ağızlarının koli bandıyla kapatılmış vaziyette bulunduğu, poşetlerin içerisinde liste-5 olarak listelenen malzemelerin olduğu ve bu malzemelerin; toplam 834,32 gram 22 ayar, 1221,37 gram 14 ayar, 585,90 gram 14 ayar, 490,28 gram 22 ayar, 1068,27 gram 14 ayar, 159,94 gram 8 ayar, 152,40 gram 14 ayar, 190,60 gram 6 adet altın tokalı incili ürün ile toplam 1570,48 gram 22 ayar bilezik, 967,33 gram 22 ayar bilezik ve 1 gram 24 ayar külçe altın olduğunun görüldüğü; 64 numaralı kasadan çıkan ikinci poşet açıldığında içerisinde liste-6 olarak listelenen malzemelerin bulunduğu ve bu malzemelerin; toplam 404,87 gram 14 ayar, 1287,10 gram 22 ayar, 116 gram 14 ayar, 1347,45 gram 14 ayar, 1393 gram 14 ayar 181,19 gram 22 ayar, 1568,45 gram 14 ayar, 1453,20 gram 14 ayar, 1365,18 gram 14 ayar, 184 gram 14 ayar inci ve incili taş ürününün olduğunun görüldüğü, 64 numaralı kasadan çıkan poşetler içerisinde üzerinde "Şanlı-... Kuyumculuk" ibaresi yazılı tamir zarfları ve zarflar üzerinde müşteri isimleri olduğu düşünülen, içerisinde muhtelif değerli maddelerin olduğu zarflar bulunduğu, bu zarfların içerisinde liste-7 olarak listelenen malzemelerin bulunduğu, bu malzemelerin; üzerinde ... yazılı zarf içerisinde toplam 27,97 gram 14 ayar zincir, ata çeyrekli çerçeve ve 1 adet küpe, altın olmayan bayan saati, üzerinde Bahadır Hakyemezoğlu yazılı zarf içerisinde toplam 8,20 gram 14 ayar yüzük, üzerinde Arzu Arslanoğlu yazılı zarf içinde toplam 20,10 gram 22 ayar bilezik, üzerinde tam olarak okunamayan ancak Mükerrem yazılı olduğu tahmin edilen bir zarf içerisinde toplam 6,55 gram 14 ayar alyans, üzerinde Turan Şahin yazılı zarf içinde toplam 30 gram 14 ayar boyunluk, isimsiz bir zarf içinde 1 adet sedef taş, üzerinde Tülay Hoşaf yazılı zarf içerisinde altın olmayan yıldız şeklinde kolye, üzerinde isim yazmayan zarf içerisinde taşı olmayan gümüş yüzük, üzerinde isim yazmayan zarf içerisinde toplam 6,87 gram 14 ayar kelepçe bilezik, üzerinde Ali Biral yazılı zarf içerisinde toplam 17,50 gram 14 ayar bilezik, 7,50 gram 22 ayar küpe, üzerinde Mehmet Demirbağ yazılı zarf içinde toplam 13,57 gram 14 ayar boyunluk ve küpe, üzerinde Tolga Bey yazılı zarf içinde toplam 3,30 gram 18 ayar pırlanta taşlı yüzük, üzerinde ... yazılı zarf içerisinde toplam 3,15 gram 14 ayar alyans, üzerinde bakımevi yazılı zarf içerisinde toplam 8 gram 14 ayar bileklik yüzük, üzerinde ...yazılı zarf içerisinde toplam 4,30 gram 18 ayar tek taş pırlanta yüzük, üzerinde Kürşat Komiser yazılı zarf içerisinde toplam 9,70 gram 14 ayar toplu taşlı küpe boyunluk olduğunun görüldüğü, malzemelerin yine aynı poşetlere konularak ağızlarının koli bandıyla kapatıldığı ve görevliler huzurunda kasaya konulduğu,
Samsun Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 04.02.2013 tarihli inceleme raporuna göre; sanık ...'in kayınpederi olan ...'dan temin edilen 1 adet Samsung marka, SP0802N S00JJ60Y505679 seri numaralı, 80 GB, 3,5 inç ebatlı hard diskin yapılan teknik incelenmesinde, söz konusu hard diskte ticari kayıtların tutulduğu düşünülen "PROBUFE" isimli programın olduğunun tespit edildiği, tespit edilen programın ve bu programın şifresine ait ekran görüntüsünün görsel olarak rapora eklendiği, yine bu programda ticari işlemlerin kayıtlı tutulduğu programın şifre girildikten sonra gelen ekran görüntüsünün de görsel olarak sunulduğu, evrak içeriğinde yapılan görsel araştırmalarda oluşturulan mağdur ve şikâyetçi isim listesinde adı geçen şahıs veya şahısların sanık ile ticari ilişkilerinin tespitine yönelik devam eden teknik çalışmalarda söz konusu hard diskte ticari kayıtların tutulduğu düşünülen "PROBUFE" isimli programın CAHAR.DBF data dosyaları içerisinde mağdur ve şikâyetçi isim listeleri ile eşleşen isimlerin olduğu, bunun da görsel olarak rapora eklendiği, hard disk üzerinde yapılan detaylı teknik çalışma neticesinde sanığın ticari ilişkilerinin kayıtlarının yapıldığı "PROBUFE" isimli programın verilerinin toplandığı data dosyalarının tamamının ve elde edilen diğer verilerin rapor ekinde DVD'ye eklendiği,
Sanık ...'in kayınpederi olan ...'ın ikametinde bulunan bir takım çanta ve içerisinde yer alan malzemelerin listesinin dosya arasında bulunduğu, elde edilen bu evrak içerisinde alışveriş karşılığı müşterilere verilen hesap kartları ve bu kartlarda bulunan isimlerin liste hâlinde dosya içerisinde yer aldığı,
Mali Müşavir Ali Ayöz ve Mali Müşavir (Bağımsız Denetçi) Akın Demirci tarafından düzenlenen 11.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda; yapılan hesaplamalar sonucunda tacir olmayan kişilerin tasarruf veya kâr payı almak için sanıklara teslim ettiği veya emanet olarak bıraktığı altınların ayarlarına göre gram dağılımının 14 ayar altın 125,90 gram, 18 ayar altın 29,84 gram, 22 ayar altın 22.599,75 gram, 24 ayar altın 21.602,16 gram olduğunun belirlendiği tespitlerine yer verildiği; raporun ekine alacaklı olduğu belirlenen katılan, mağdur ve şikayetçilerin isimlerinin bulunduğu tablonun eklendiği,
Aynı bilirkişiler tarafından düzenlenen 14.11.2013 tarihli ek bilirkişi raporunda; şikâyetçi olmayan, şikâyetini geri alan ve hesabı netleştirilemeyen mağdurlar ve müştekiler dışında alıkonulan menkullerin hesaplanmış değerinin 1.758.098,65 TL olduğu, 131,49 gram 14 ayar hurda altın, 7,60 gram 18 ayar hurda altın, 22 ayar hurda altın bilezik, 1 adet sedef taşlı yüzük ve 1 adet taşsız gümüş yüzüğün tamir için bırakıldığı, borçların ise 2.107.025,68 TL, 9.859,73 gram muhtelif ayarlarda altın karşılığı 1.185.849,40 TL ve diğer mamüller karşılığı 82.393,80 TL olmak üzere toplam 3.375.268,88 TL olduğu, alıkonulan değerlerin mağdur ve şikâyetçilerin alacaklı olduğu iddia edilen tutarı karşılama oranının % 52,09 olarak göründüğünün belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.

...

Tanık Ayettün Uslu; sanık ...'in eşinin amcası, inceleme dışı sanık ...'in de eşinin kardeşi olduğunu, İstanbul ilinde yaşadığını, 16.11.2012 tarihinde saat 17.00 sıralarında eşi Rukiye Uslu'nun kendisini cep telefonundan arayarak sanık ... ile inceleme dışı sanıklar Sefer ve Harun'un eve geldiklerini, gece de kalacaklarını söylediğini, ertesi gün eve gittiğinde sanık ... ile oğlu olan inceleme dışı sanıklar Harun ve Sefer'in evde olduğunu, konuşma sırasında sanık ...'in artık buraya yerleşmek istediklerini, bundan sonra da burada yaşayacaklarını, yeni bir iş yeri açmak istediklerini söylediğini, ancak ne işi yapacaklarını söylemediğini, kendisinin zaten Samsun'da kuyumcu dükkânının bulunduğunu, neden İstanbul'da iş yeri açmak istediğini sorması üzerine sanık ...'in, Samsun'daki iş yerini kapattığını, artık orada iş yapmayacağını, kuyumcu dükkânını tamamen boşalttığını söylediğini, ertesi gün kendilerine yakın olan bir muhitte kiralık ev aradıklarını, İstanbul Avcılar'da kiralık ev bulduklarını, sanık ...'in ev sahibine kiraladığı bu ev karşılığında kapora verdiğini, sanık ve inceleme dışı sanıkların bir süre daha evlerinde kaldıklarını, eşinin 21.11.2012 tarihinde kendisini tekrar arayarak bu kez sanık ile inceleme dışı sanıkların eşlerinin de kendi evlerine geldiğini söylediğini, 22.11.2012 tarihinde saat 22.00 sıralarında yine eşinin kendisini arayıp evlerinin önünden amcası olan sanık ...'in silahlı şahıslar tarafından kaçırıldığını söyleyerek acilen eve gelmesini istediğini, iş yerinden izin alarak aracıyla eve geldiğini, evde kimsenin olmadığını, eşini aradığını ancak ulaşamadığını, daha sonra alt komşularının eşinin karakola gittiğini söylediğini, bunun üzerine karakola gittiğini, karakolda eşiyle sanık ...'in eşinin bulunduğunu, burada polislere sanık ...'in kaçırılması ile ilgili ifade verdiklerini, sonrasında karakoldan ayrılarak eve geldiklerini, evde eşinden olayı detaylı olarak anlatmasını istediğini, eşinin de sanık ...'in eşiyle birlikte dışarı çıktığı esnada arabalarına binerken elinde silah bulunan iki şahsın geldiğini, bu şahıslardan bir tanesinin sanık ...'e silah çekip başka bir araca bindirip götürdüklerini söylediğini, 23.11.2012 tarihinde saat 01.31 sıralarında tanımadığı ve kendisinde kayıtlı olmayan 0534 540 .. .. numaralı hattan kendisine ait olan 0545 398 .. .. numaralı hattı sanık ...'in arayarak “Ben iyiyim, telefonu eşime verir misin” dediğini, kendisinin de telefonu eşine verdiğini, bir süre eşiyle görüştüklerini, ancak ne görüştüklerini bilmediğini, yaklaşık bir saat sonra sanık ...'in tekrar arayarak kendisinden eşiyle birlikte oğlu inceleme dışı sanık ...'ı İstanbul'dan Samsun'a götürmesini istediğini, bu görüşmeden kısa bir süre sonra kendisine ait araç ile yola çıktıklarını, yolda seyir halinde iken sanık ...'in saat 02.08 sıralarında sabit bir hattan arayarak kendisine yola çıkıp çıkmadıklarını sorduğunu, kendisinin de inceleme dışı sanık ... ile birlikte yola çıktıklarını, Samsun'a yaklaştıklarını söylediğini, saat 07.30 sıralarında sanık ...'in yeniden farklı bir hattan arayarak nerede olduklarını sorduğunu, kendisinin de Ankara'da olduklarını, Samsun'a doğru gittiklerini söylediğini, sanık ...'in oğlu inceleme dışı sanık ...'la da bir süre telefon görüşmesi yaptığını ancak ne görüştüklerini bilmediğini, Çorum ilinde aracının arızalandığını, tamirci çağırdığını, gelen tamircinin aracın tamirinin uzun süreceğini söylemesi üzerine aracı orada bıraktıklarını, ticari bir taksiyle yola devam ettiklerini, Samsun ili Kavak ilçesine geldiklerinde polislerin bu aracı durdurduğunu,
Tanık Bedri Yılmaz; sanık ...'in kardeşi, inceleme dışı sanık ...'in babası, inceleme dışı sanıklar Harun ve Gökhan'ın da yeğenleri olduğunu, sanık ...'in dükkânını kapatarak gittiğini 16.11.2012 tarihinde oğlu Şahin'den duyduğunu, 22.11.2012 tarihinde saat 22.30 sıralarında da inceleme dışı sanık ...'in kendisini arayarak “Amcamı kaçırdılar, 34 BU plakalı gri doblo araç ile kaçırdılar, kimin kaçırdığını bilmiyorum, ben dışardayım, Bağcılar Emniyeti Harun'u aldı” dediğini, bu görüşmeden sonra inceleme dışı sanık ...'ın saat 01.30 sıralarında kendisini arayarak “Amca ben uçakla Samsun'a geliyorum” dediğini, sabah saat 09.00'da da “Samsun'da bulunan Albaraka Türk Bankasından babamın söylediği kadar para çekeceğim” dediğini, daha sonra inceleme dışı sanık ... ile akrabası Emrah'ın görüşme yaptığını, 23.11.2012 tarihinde de kendisine bir telefon geldiğini, arayanın Ufuk Koyun olduğunu, kendisine nerede olduğunu sorduğunu, evde olduğunu söylemesi üzerine “Yanında kimse olmasın, kimseye de haber verme, ... bizim yanımızda, ...'in evinin anahtarını al, Atakentteki evine gel, ... elbise değiştirecek, bu görüşmeyi kimseye haber verme” dediğini, bu durumu Samsun Emniyet Müdürlüğü görevlilerine bildirdiğini,
Tanık ...; Şanlı-... isimli kuyumcu dükkânında 2009 yılının Temmuz ayından itibaren çalıştığını, iş yerinin giriş kısmında kendisinin, sanık ...'in, inceleme dışı sanıklar Sabri ve Harun'un ve ..., ... ve ...'nın çalıştığını, iş yerinin giriş katında altın alım satımı, tamir ve sipariş işlemlerinin takip edildiğini, her ne kadar ana giriş kapıları aynı olsa da kendisinin çalışmış olduğu iş yerinin bir üst katında bulunan ve kendilerinden bağımsız olarak faaliyet yürüten sanık ...'in eşi Duriye Yılmaz adına kayıtlı sarrafiye dükkânında ise sanık ... ve başka personellerin çalıştığını, her iki iş yerinde çalışan personellerin birbirlerinin işlerine karışmadığını, sanık ...'in oğlu olan inceleme dışı sanık ... ile hem Şanlı-... Kuyumculuk hem de iş yerinin üst katındaki sarrafiye dükkânının işlerini takip ettiklerini, üst katta bulunan sarrafiye dükkânında uzun yıllar ...'ın çalıştığını, 16.11.2012 günü sabah saat 08.00 sıralarında patronu olan inceleme dışı sanık ...'nin arayarak “Erkan neredesin” diye sorduğunu, evden çıkmak üzere olduğunu söylediğinde “dükkâna geçme, benim yanıma gel, ben kayınpederimin evindeyim, buraya gel” demesi üzerine inceleme dışı sanık ...'nin bulunduğu yere gittiğini, inceleme dışı sanık ...'nin oldukça bitkin vaziyette evin ortasında oturduğunu, kendisine konunun ne olduğunu sorduğunda bir süre cevap veremediğini, daha sonra “... dükkândaki malların hepsini alıp gitmiş, biz mahvolduk, ne yapacağız” dediğini, olayın nasıl olduğunu sorduğunda gece sanık ... ile inceleme dışı sanıklar Sefer ve Harun'un evine geldiklerini, onlarla tartıştıklarını, küfürleştiklerini, sanık ...'in iflas ettiğini, buralardan çekip gideceğini, kendisini mağdur etmeyeceğini söyledikten sonra üçünün birlikte evden ayrıldıklarını, ertesi sabah erken saatlerde de sanık ...'in kendisini arayarak aynı şeyleri tekrarladığını, dükkâna gitmemesi gerektiğini söylediğini, bu söylemlerinden dükkânın tamamen boşaltılmış olduğunu anladığını, olaydan bu şekilde haberdar olduğunu, bu olaydan dolayı müşterilerin genelde çalışanları arayacaklarını, dikkat edilmesi gerektiğini söylediğini, ardından inceleme dışı sanık ... ile birlikte emniyete ifade vermeye geldiklerini, Tuba Keleş, ..., Mustafa Çerkes, Kaya Könpe, ..., ... ve ...'in iş yerininin müşterileri olduğunu, diğer kişilerin ise sanık ...'in işlettiği sarrafiye dükkânının müşterileri olduğunu, müşterilerin yatırım amaçlı altın aldıklarını ve almış olduğu altınları da iş yerine muhafaza amacıyla bıraktıklarını, bırakmalarındaki amacın tamamen güvenlik olduğunu, kâr payı alma amacıyla bırakmadıklarını, sanık ... ile inceleme dışı sanıklar Sefer ve Harun'un iş yerindeki malzemeleri boşaltmadan önce iş yerinde tahminine göre 15 ila 20 kilo arasında altın ve 10.000 TL civarında nakit para bulunduğunu, olay duyulduktan sonra iş yerinin yanında bulunan dükkân çalışanlarının, kendisini arayarak 16.11.2012 tarihinde saat 01.00 sıralarında inceleme dışı sanıklar Sefer ve Harun'un iş yerine gelip on dakika içerisinde iş yerinde bulunan bütün altınları götürdüklerini söylediklerini, iş yerinde çalışırken böyle bir olayın olabileceğini sezinlemediğini, sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasında da herhangi bir problem olmadığını, olay nedeniyle inceleme dışı sanık ...'nin de mağdur olduğunu, onun da iş yerinde 9-10 kilo altını olduğunu, sanık ... ve inceleme dışı sanıklar Sefer ve Harun'un bu altınları da alıp gittiğini, sanıkların nereye gittiğini bilmediğini, müştekilerin ifadelerinde yer alan Hikmet ... isimli şahsı tanımadığını, iş yerinde böyle bir çalışanın bulunmadığını, muhtemelen sanık ...'dan bahsettiklerini, ayrıca iş yerinde müşterilere ait hesapların alacak ve verecek kayıtlarının bulunduğu bilgisayarın 1 ay önce arızalandığını, arıza esnasında kendisinin iş yerinde olmadığını, inceleme dışı sanık ...'un dükkânda bulunduğu sırada “Bu bilgisayara ne oldu, arızalandı mı” diye sorduğunu, kendisinin de bilgisayarı açmak istediğini ancak açamadığını, bunun üzerine inceleme dışı sanık ...'un bilgisayarı alarak Kayseri'de kendisinin bilmediği bir servise gönderdiğini, daha sonra da bilgisayarın tamirinin yapılamadığını söyleyerek tamir için bilgisayarın İstanbul'a gönderildiğini öğrendiğini, o tarihten beri iş yerinde bilgisayar bulunmadığını, tüm kayıtların bu bilgisayarda bulunduğunu, ancak Harun'un yaptığı özel görüşmelerden bilgisayarın içindeki bilgilerin kayıtlarının kendisinde olabileceğini anladığını,
Tanık ...; yaklaşık 5 yıldır sanık ... ile birlikte çalıştığını, sanık ...'in Şanlı-... isimli iş yerine ortak olduğunu, bu iş yerinin üst katında ise eşi adına olan ... Kuyumculuk Sarrafiye adlı iş yerini işlettiğini, kendisinin de burada çalıştığını, bu iki iş yerinin birbirinden bağımsız olarak faaliyet yürüttüğünü, sanık ...'in oğlu ve aynı zamanda inceleme dışı sanık ...'nin damadı olan inceleme dışı sanık ...'un bu iki iş yerinin işlerini takip ettiğini, hesap işlerini de inceleme dışı sanık ...'un takip ettiğini, 16.11.2012 tarihinde saat 08.10 sıralarında iş yerine giderken sanık ...'in kendisini cep telefonundan arayarak “Biz iş yerini kapattık, sen de iş yerine gitme” dediğini, kendisinin “Ne oldu” diye sorduğunda, “Yapacak bir şey yok, bu saatten sonra bana ulaşamazsın, hakkını helal et” dediğini, bunun üzerine iş yerine gitmediğini, ardından müşterilerinden bir kaç kişinin kendisini aradığını, arayan kişilerin mağdur olduklarını anlaması üzerine durumun ciddi olduğunu düşünerek eşi ve çocuğuyla birlikte Gülören Köyü'ne gittiğini, telefonunu bir gün kapalı tuttuğunu, müşterilerin sanık ... ile inceleme dışı sanıklar Sefer ve Harun'a ulaşamadıklarından kendisini aradıklarını, onlara olayla ilgili haberinin olmadığını söylediğini, alt kattaki Şanlı-... Kuyumculuk dükkânında inceleme dışı sanık ... ve Harun ile ..., ..., ... ve ...'nın çalıştığını, bu iş yerinde altın alım satımı tamir ve sipariş işlemlerini takip ettiklerini, kendisinin de sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile birlikte iş yerinin üst katındaki toptancı kısmında çalıştıklarını, inceleme dışı sanık ...'un iş yerinin hem alt hem de üst katında görev yaptığını, sanık ...'in işlerinin 2009 yılından itibaren kötüye gitmeye başladığını, müşteri ve diğer kuyumcularla değişik meblağ, gramaj ya da kilo olarak alış veriş yaptığını, piyasadaki döviz kuru ve altın fiyatlarının altında veyahut piyasa değerinde alım satım yaptığını, iş yerinde bazı kişilerin emanet olarak bıraktığı altınların da bulunduğunu, müşteri, kuyumcu esnafı ve bunun gibi kişilerle altın, Türk Lirası, döviz alış verişinde de bulunduğunu, iş yerinin toptancı kısmında alacak verecek hesaplarının bilgisayar ortamında "PROBÜFE" adlı programa kayıtlı olduğunu, bu programı kendisinin, sanık ...'in ve inceleme dışı sanıklar Harun ve Sefer'in kullandıklarını, inceleme dışı sanık ...'nin kendisinin çalıştığı iş yerine müdahale etmediğini, burayla herhangi bir ilgisinin olmadığını, emniyet müdürlüğünde kendisine gösterilen ve olay gecesi iş yerinin ön tarafına ilişkin olan güvenlik kamerası kayıtlarında yer alan şahısların inceleme dışı sanıklar Harun ve Sefer olduğunu,
Tanık Duriye Yılmaz; sanık ...'in eşi olduğunu, eşinin borçları olduğunu bildiğini, ancak ne kadar borcu olduğunu bilmediğini, yaklaşık bir hafta önce eşinin kendisine İstanbul'a gezmeye gideceklerini söylediğini, bunun üzerine dört çocuğuyla birlikte İstanbul'a geldiklerini, burada yeğeninin evinde kaldıklarını, 22.11.2012 tarihinde saat 22.30 sıralarında eşi ve sekiz yaşındaki kızı ile birlikte evden çıkarak araçlarına bindiklerini, eşinin aracı çalıştırmak üzereyken plakasını hatırlamadığı gri renkli doblo marka aracın yanlarına yaklaştığını, bu araçtan 28-30 yaşlarında kirli sakallı esmer iki şahsın indiğini, bu şahıslardan birinin elinde silah olduğunu, silahı eşine doğru göstererek “İn ulan arabadan” dediğini ve kapıyı açtıklarını, iki şahsın eşini kollarından tutup indirdikten sonra zorla araca bindirerek hızla uzaklaştıklarını,
Tanık Saniye Yılmaz; sanık ...'in oğlu, inceleme dışı sanıklar Sefer, Harun ve Gökhan'ın torunları olduğunu, olay günü ... ve arkadaşlarının önce Bayındır Köyüne, sonra da Yukarı Çirişli Köyüne gidip sanık ...'i sorduklarını, köy halkının bilmediklerini söylemeleri üzerine bu şahısların Samsun ilinde bulunan evlerine geldiklerini, içeri girerek “O benim paramı bagaja koydu götürdü, ben de onu görürsem onu bagaja koyup götüreceğim.” dediğini, kendisinin de "Onu öldürürsen paranı nasıl alacaksın." dedikten sonra fenalaştığını,
Tanık Mecit Sarıoğlu; kuyumcu olduğunu, Cuntay isimli kuyumcu dükkânının bulunduğunu, sanıkları tanıdığını, ... Kuyumculuk isimli iş yerinde iki ayrı ticaret yapıldığını, birisinin toptan diğerinin perakende satışı yaptığını, perakende satış bölümünde vatandaşların birikim yapmak için geldiklerinde aldıkları altınları emanet bırakarak orada biriktirmekte olduklarını, kendilerinin de zaman zaman bu şekilde çalıştıklarını, altın iniş çıkışına göre alım satım yapılarak paranın bu şekilde değerlendirilmeye çalışıldığını,
Tanık ...; yaklaşık üç sene kadar önce ... Kuyumculukta işe başladığını, maaşlı olarak bu iş yerinde çalıştığını, iş yerinin alt katının sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ye ait olduğunu, ikisinin ortak olarak çalıştıklarını, üst katın ise sanık ...'e ait olduğunu, sanık ...'in oğlu Harun'un da alt katta çalıştığını, inceleme dışı sanık ...'in ise üst katta bulunduğunu, üst kattaki işler ile alt kat arasındaki işler arasında bir ilişkinin bulunmadığını, vatandaşların birikim yapmak için alt kattaki iş yerine para verip karşılığında altın aldıklarını, olay günü iş yeri çalışanı Recep'in kendisini arayarak iflas ettiklerini söylediğini, tüm bilgisinin bundan ibaret olduğunu,
Tanık Mustafa Kolcu; katılan ...'nun eşi olduğunu, gerek eşinin gerekse kendisinin güven duyduğu sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'e parça parça birikimlerini emanet olarak muhafaza etmeleri için teslim ettiklerini, bu şekilde yaklaşık 129.000 TL civarında para verdiklerini, sanıkların kendilerine bir kartvizit verdiklerini, bu kartvizitin arka kısmına kendilerinden aldıkları paraların yazıldığını, paralarını almak için zaman zaman sanıkların yanlarına gittiklerini ancak kendilerini oyalayarak paralarını vermediklerini,
İnceleme dışı sanık ... kollukta; 1988 yılından bu yana kuyumculuk işiyle uğraştığını, 2003 yılında farklı şahıslarla ortak olarak Şanlı Kuyumculuk isimli iş yerini açtığını, 2009 yılının yedinci ayına kadar burayı işlettiğini, 2009 yılında diğer ortaklarından ayrılarak sanık ... ile ortak olduğunu, sanık ...'in kendisine ortaklık teklif ettiğinde onun da aynı mahallede kendi isminde bir kuyumcu dükkânı işlettiğini, dükkân kiraları pahalı olduğundan ortaklık teklifi uygun geldiği için sanık ile anlaştıklarını, sanık ...'in “Bu iş yerine ortak olduğumuzda ben bankadan iş yeri adına oldukça yüksek kredi çekeceğim, çekeceğim krediye senin de ortak olman nedeniyle imzan gerekiyor.” dediğini, kendisinin ise bankadan çekilecek olan kredinin altına imza atmayacağını, iş yerine fahri olarak ortak olacağını, iş yerini birlikte işletebileceğini, iş yeri ruhsatının onun adına olmasını istediğini söylediğini ve bu şekilde anlaştıklarını, sanık ... ve ...'ın daha önceden ortaklaşa işlettikleri iş yerine kendisini fahri ortak olarak kabul ettiklerini ve bu şekilde ortak olduklarını, ...'ın bir sene sonra ortaklıktan ayrıldığını, onun yerine sanık ...'in yeğeni olan inceleme dışı sanık ...'i ortak olarak iş yerine aldıklarını, inceleme dışı sanık ...'in ortak olmasının tek sebebinin sanık ...'in bankadan çekeceği krediyle alakalı olduğunu, sanık ...'in birlikte ortak oldukları iş yerinin üst katında kendisinden ayrı ve bağımsız olarak eşi adına kayıtlı sarrafiye iş yerini de işlettiğini, kendisinin burayla bir ilgisinin bulunmadığını, iş yerini kendisinin sanık ... ve inceleme dışı sanıklar Harun ve Sefer ile birlikte her gün açtıklarını, kendisinin iş yerinin alt katında bulunduğu zamanlarda sanık ...'in genelde iş yerinin üst katında bulunduğunu, iş yerlerine gelen müşterilerin kendilerine altın üzerine yatırım yapacaklarını, o günkü kur üzerinden aldıkları altının iş yerinde kalmasını, istedikleri zaman da alacaklarını söylediklerini, kendilerinin de iş yerinde bu altınları çalıştırmak amacıyla kabul ettiklerini, altın alarak kendilerine emanet bırakan vatandaşlara da bırakmış oldukları altınların miktarı ve tarihlerini iş yerine ait kartvizitlerin arkasına yazarak bu kartvizitleri verdiklerini, aynı zamanda yapılan bu alışverişin bilgisayara da kayıt edildiğini, başka kuyumcuların da bu şekilde çalıştığını, iş yeri anahtarının kendisinde, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'da bulunduğunu, iş yeri içerisinde bulunan kasaya ait şifreleri sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'un bildiğini, kendisinin şifreyi lazım olduğu zaman telefon açarak onlardan öğrendiğini, 15.11.2012 tarihinde saat 23.00 sıralarında eşinin rahatsızlığı nedeniyle kayınpederi Necip Kılıç'ın evine gittiğini, bu sırada damadı ve aynı zamanda sanık ...'in oğlu olan inceleme dışı sanık ...'un kendisini telefondan arayarak “Seninle görüşmemiz gerek” dediğini, daha sonra sanık ... ile inceleme dışı sanık ... ve Harun'un kendisinin bulunduğu eve geldiklerini, bir süre oturduktan sonra ayrı bir odada özel olarak konuşmaya başladıklarını, sanık ...'in kendisine “Benim durumum çok kötü, ben bittim, ben iflas ettim” dediğini, kendisinin de “Ben ne yapabilirim” diye sorduğunda sanık ...'in “Ben buradan gidiyorum” demesi üzerine tartışmaya başladıklarını, sanık ...'in “Ben senin altınlarını vereceğim, seni mağdur etmem, müşterileri de mağdur etmem” dediğini, tartışmanın iyice büyüdüğünü, daha sonra sanıkların evden ayrıldıklarını, 16.11.2012 tarihinde saat 08.00 sıralarında sanık ...'in kendisini arayarak “Kardeşim ben senin altınlarını getireceğim, sen sakin ol, seni mağdur etmeyeceğim, kuyumcu dükkânına da gitme” dediğini, bunun üzerine mağazanın boşaltılmış olduğunu anladığını, iş yerinde çalışan ...'i arayarak “İş yerine gitme, benim yanıma gel” dediğini, yanına gelen Erkan'a olayı anlattığını, müşterilerin Erkan ile daha çok muhatap olması nedeniyle ona zarar gelmemesi için bu durumu anlatarak iş yerine gitmemesi gerektiğini söylediğini, yaklaşık bir ay önce de iş yerinde kullanılan ve müşterilerin iş yerine bırakmış oldukları altınların miktar ve değerlerinin yazılı olduğu bilgisayarın çöktüğünü inceleme dışı sanık ...'un kendisine söylediğini, bilgisayarın İstanbul iline tamir için gönderildiğini, ancak henüz gelmediğini, sanık ...'e ortaklıkları ilk başladığında yaklaşık 7 kg altın verdiğini, daha sonraki tarihlerde içeride bulunan ve kendisine ait altınların getirisi ile bu altınların toplam 9 kg olduğunu, eşinin rahatsızlığı nedeniyle yaklaşık 1 aydır işleri takip edemediğini, kayıtları sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'un takip ettiğini, müşteki olarak isimlerini emniyette öğrendiği kişilerin sanık ... ile ortak olduğu iş yerinin üst katında bulunan sarrafiye dükkânına da altın vermiş olabileceklerini, bilgisayar çöktüğünden bu konuda kesin bir bilgi veremeyeceğini, hem altınlarının çalındığını, hem de 25 yıllık sermayesinin kaybolduğunu,
Savcılıkta; sanık ... ile ortaklıkları boyunca iş yerinin birinci katında yaklaşık 16-17 kg kadar altını emanet olarak aldıklarını, kimlerden hangi tarihlerde ne kadar altın aldığını hatırlamasının mümkün olmadığını, bunları bilgisayarlara kayıt ettiklerini, ayrıca klasörlere işledikleri senetlerde de miktarların ve kişilerin belli olduğunu, bilgisayarın tamir için İstanbul'a gönderildiğini, klasörlerin de sonradan öğrendiğine göre sanık ...'in kayınpederinden bulunarak polislerce alındığını, işlerinin çok iyi gitmediğini, sanık ...'in son bir yıldır durumun iyi olmadığını kendisine söylediğini, ancak ayrıntılı bilgi vermediğini, altınların iş yerinden toplanacağını ve kiralık kasaya konulacağını kendisinin de bildiğini, altınların iş yerinden alınarak kasaya konulmasına ortak olarak karar verdiklerini, önceki ifadesinde bu hususa değinmediğini, ancak önceden de belirttiği gibi altınları toplayıp İstanbul'a kaçtıktan sonra sanık ...'in kendisini ertesi sabah telefonla aradığını, iş yerine fiilen kendisinin ve sanık ...'in ortak olduğunu, resmiyette ise ... ve % 10 oranında inceleme dışı sanık ...'in ortak olarak göründüğünü, ancak sanık ...'in pay almadığını, kendisinin alt kattaki iş yerinden elde edilen kârın yarısını aldığını, üst katta yapılan işlemlerden pay almadığını, alt katın ve üst katın bilgisayar kayıtları ve belgelerinin ayrı olduğunu, muhasebelerinin de ayrı tutulduğunu,
Sorguda; sanık ... tarafından götürülen altınlar içerisindeki 10 kg altının kendisine ait olduğunu, altınların sanık ... tarafından iş yerinden toplanarak kiralık kasaya konulacağı hususunda bir bilgisinin olmadığını, sanık ...'in olaydan sonra kendisinin yanına gelerek altınlarını yaklaşık 4-5 ay sonra geri vereceğini söylemesi nedeniyle susup bir yere müracaat etmediğini,
Mahkemede; müşterilerin ellerinde bulundurdukları, değerlendirmek istedikleri veya çalınmasından korktukları altın ve paraları iş yerlerine emaneten bıraktıklarını, kendilerinin de karşılığında iş yerine ait kartvizite alınan miktarı yazdıklarını, istenildiği zaman para olarak istenildiği zaman da altın olarak yazıldığını, kâr payı vermediklerini, kasaya konulan altınların kasa anahtarlarının evine gönderildiğini, kendi altınlarının da emanete kayıtlı altınlar içerisinde olduğunu, bunları alabilirse zararı karşılayacağını,
İnceleme dışı sanık ...; babası olan sanık ...'in Şanlı-... isimli kuyumcu dükkânını inceleme dışı sanık ... ile birlikte işlettiklerini, kendisinin ise Şanteks Tekstil mağazasında çalıştığını, zaman zaman da babasının işlettiği kuyumcu dükkânının bankayla ilgili bazı işlemlerini takip ettiğini, 16.11.2012 tarihinde gece evde tek başına olduğu sırada babası sanık ...'in kendisini evin içerisinde ayrı bir odaya çekerek “Gökhan, ben bir süre ortalıktan kaybolacağım, anneni büyük babanlara bırakırsın ben sana telefon açtığımda annenleri büyük babana bırakırsın, ben geleceğim sebebini sana sonra açıklarım” dediğini kendisinin ne olduğunu sorduğunda “Daha sonra açıklarım, annene de kesinlikle hiç bir şey söyleme” diyerek evden ayrıldığını, aynı gece saat 03.30 sıralarında babasının telefon açarak “Anneni al büyük babanlara geç, ben de oraya geliyorum” dediğini, bunun üzerine annesini alarak büyük babası Durmuş Arslan'ın ikamet ettiği eve gittiklerini, bir süre sonra babasının ağabeyi olan inceleme dışı sanık ... ile birlikte bu eve geldiğini, büyük babası Durmuş Arslan, annesi Duriye Yılmaz, ağabeyi inceleme dışı sanık ..., kendisi ve babasının birlikte bir süre evde oturduklarını, daha sonra babasının “İflas ettik, dükkândaki altınlar yanımda getirdiğim valiz ve poşetlerin içinde, bunlar bizim iş yerinin müşterilerine ait altınlardır, aslında bizim sorunumuz annenin adına işletmiş olduğumuz kuyumcu dükkânından ama alt katta bulunan Sabri ile ortak olduğum kuyumcu dükkânına zarar gelmesin diye altınları da korumak için aldım” dediğini ve kendisine dönerek “Gökhan, sen bunları Albaraka Türk Bankasında senin adına açılmış olan kasada muhafaza edeceksin, sen bankaya giderken ... seninle irtibat sağlayacak, onunla görüşürsün, altınları kasaya koyduktan sonra sana 4 anahtar verirler, anahtarların ikisini Hacı amcana ulaştırırsın” dediğini, bir süre sonra da babası ile ağabeyi inceleme dışı sanık ...'un evden çıktığını, onları yolcu etmek için aşağıya indiğinde inceleme dışı sanık ...'e ait aracın aşağıda olduğunu ve onun da araç içerisinde beklediğini gördüğünü, 16.11.2012 tarihinde sabah saatlerinde bankaya giderek altınları adına açılmış olan kasaya koyduktan sonra inceleme dışı sanık ...'yi cep telefonundan arayarak altınları bankaya bıraktığını, anahtarı kime vereceğini sorduğunu, onun da "Birini gönderdim, anahtarları ona verirsin, o da hacı amcaya (...'nın kayınpederi) bırakır." diyerek kendisine bir şahsı tarif ettiğini, bankaya yakın yerde bulunan taksi durağında ismini bilmediği ve daha önceden tanımadığı 45 yaşlarında kır saçlı bir şahsın gelerek “Beni hacı amca gönderdi” dediğini, kendisinin de Albaraka Türk bankasında adına açtırdığı ve babasının verdiği altınları koyduğu kasaya ait 4 anahtardan iki tanesini bu şahsa verdiğini, babasının da altınları kasaya koyduktan sonra ortalıkta gözükme dediği için inceleme dışı sanık ...'yi de bir daha aramadığını, 17.11.2012 tarihinde babasının gizli bir numara ile kendisini arayarak “Gökhan sizi yanımıza alabiliriz, sizin can güvenliğiniz için benim yanıma gelebilirsiniz, işler iyice karıştı” diyerek telefonu kapattığını, aynı gün tekrar telefonla arayarak aileden kim varsa herkesin İstanbul'a gelmesini istediğini, aynı gün gecesi inceleme dışı sanık ...'in eşini ve iki çocuğunu, ağabeyi inceleme dışı sanık ...'un eşi ve çocuğu ile annesi ve erkek kardeşini alarak İstanbul'a gittiklerini, burada amcasının kızı olan Rukiye Uslu'nun evinde kaldıklarını, ertesi gün ev kiraladıklarını ve kiralanan bu evde kalmaya başladıklarını, 22.11.2012 tarihinde saat 22.00 sıralarında Rukiye'nin kendisini cep telefonundan arayarak “2 tane silahlı adam babanı kaçırdı, biz karakola gidiyoruz, çabuk buraya gelin” dediğini, bunun üzerine eve gittiğini, sonrasında babasının kendisini gizli numaradan arayarak “Beni merak etmeyin, can güvenliğim için şikâyeti geri alın, senin yarın sabah Samsun ilinde Albaraka Türk bankasında olman gerekiyor, sen Samsun'a geldiğinde ben seninle irtibata geçeceğim” dediğini, bunun üzerine eve geri döndüğünü, bir süre sonra...'nun karakolda ifade veren kendi aile fertlerini toplayarak eve getirdiğini, burada Ayettin'in kendisine “Baban beni aradı, Samsun'a gitmemiz gerekiyor” dediğini daha sonra da inceleme dışı sanık ... ile Sefer'in karakolda tutulduklarını öğrendiğini, Ayettin ile Samsun'a geldikleri sırada aracın Çorum ilinde arızalandığını, taksi ile Samsun iline gittikleri sırada yakalandıklarını, emniyete geldikten sonra da kendisini arayan erkek bir şahsın Samsun'a gelip gelmediğini sorduğunu, polislerin yanında bu şahısla buluşma ayarladıklarını, bu kez gizli numaradan arandığını, arayan kişinin babası sanık ... olduğunu ve kendisine “Sen kasanın anahtarlarını hacı amcandan al, bankaya git, bankadan 5 kilo altın al, senin yanına birisi gelecek, zaten seni de arayacaklar, seni de yanıma getirecekler, hiçbir şekilde sıkıntı yok, eğer polise bilgi verilirse canım, senin canın ve ailenin diğer fertlerinin canı tehlikeye girer” dediğini, daha sonra sivil polislerle birlikte şehir merkezine gittiklerini, polislerin uzaktan kendisini takip ettiklerini, cadde üzerinde iken yine aynı şahsın arayarak nerede olduğunu sorduğunu, yerini söylediğinde bir araçla gelerek kendisini araca aldığını, bu şahsı önceden tanımadığını, sonrasında polislerin aracı durdurarak o şahsı da yakalayıp emniyete geldiklerini, babası sanık ...'in kuyumcu dükkânından boşaltmış olduğu altınların kendisine teslim edilmesinden sonra bu altınları olduğu gibi adına açılmış kasaya koyduğunu, altınların ne kadar olduğunu bilmediğini, kasanın açılabilmesi için 4 anahtarın ve kendisinin de bankada bulunması gerektiğini, anahtarların ikisinin kendisinde diğer ikisinin de hacı amca dedikleri inceleme dışı sanık ...'nin kayınpederinde bulunduğunu, altınların kasaya konulduğunda hacı amcanın ve inceleme dışı sanık ...'nin bilgisinin bulunduğunu, kendisinin sadece denileni yaptığını,
İnceleme dışı sanık ... kollukta; babasının borcu olduğunu bildiğini, ancak ne kadar borcu olduğunu bilmediğini, yaklaşık bir hafta önce babasının alacaklısından kaçmak için dükkânı kapatarak Samsun'dan ayrılacağını duyduğunu, alacaklıların rahatsız edeceği düşüncesiyle kendisinin de İstanbul'da oturan amcasının kızının evinde kaldığını, 22.11.2012 tarihinde saat 22.00 sıralarında babası ile annesinin aşağı indiklerini, kendisinin de aşağı indiğinde annesi ile sekiz yaşındaki kız kardeşinin ağladığını gördüğünü, ne olduğunu sorduğunda iki şahsın babasını kaçırdıklarını söylediklerini, şahısların gittiği istikamete doğru koştuğunu ancak yetişemeyeceğini anlayınca arabaya binerek arkalarından gittiğini, yaklaşık 500 metre sonra aracı görerek yanına yanaştığını, aracın arka bir sokağa saparak durduğunu, bu araçtan bir şahsın indiğini, araçtan inen şahsın elinde bir şeyler olduğunu ancak karanlık olduğu için elinde ne olduğunu göremedeğini, şahsın elinde silah olabileceği düşüncesiyle başka bir sokağa girdiğini, geri geldiğinde aracın gitmiş olduğunu, olaydan sonra memurlarla birlikte kamera görüntülerini izlerken babasının arayarak “Ben iyiyim, kardeşin Gökhan sabah saat 09.00'da Samsun Albaraka önünde olsun” diyerek telefonu kapattığını,
Savcılıkta; sanık ...'in babası, inceleme dışı sanıklardan Sabri'nin kayınpederi, Sefer'in ise amcasının oğlu olduğunu, yedi yıldır kuyumculuk yaptığını, üç yıldır sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'nin ortak olarak aynı iş yerini çalıştırdıklarını, inceleme dışı sanık ...'nin ortaklığının resmiyette görünmediğini, kendisinin bu kuyumcu dükkânının banka ve kredi kartlarına ilişkin işlemleri gerçekleştirmek üzere yetkisinin olduğunu, inceleme dışı sanık ...'in daha sonra bu iş yerine resmî olarak ortak olduğunu, iş yerlerinin iki katlı olduğunu, birinci katında perakende işi, ikinci katında ise yüksek miktarlı alım satım yapıldığını, birinci kattaki işlemleri daha çok inceleme dışı sanık ... ile kendisinin, ikinci kattaki işlemleri ise babası sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'in yürüttüğünü, kuyumcu olarak işlerinin iyi gitmesi nedeniyle ve çevrelerinde kendilerine güven duyulduğundan dolayı pek çok kişinin tasarruf ettiği altını getirip kendilerine emanet ettiklerini ya da nakit para vererek altına çevirip emanete bıraktıklarını, bu şekilde emaneten bırakılan altınların miktarına göre isteyen müşterilere altın ya da karşılığı olan parayı verdiklerini, kâr payı vermediklerini, ancak üst katta yüklü miktarda altın bırakıldığından burada kâr payı verilip verilmediğini bilmediğini, iş yerine altın bırakanlara iş yerinin kartvizitinin verildiğini, bu kartvizitin arkasında ne kadar altın bırakıldığının yazıldığını, başka bir belge vermediklerini, emanete bırakılan altınları bilgisayara da kayıt ettiklerini ancak son zamanlarda bu bilgisayarın çöktüğünü, bunun için İstanbul'daki "ML Jevel" adlı firmaya gönderdiklerini, tamirinin yapılıp kargoya gönderildiğini ancak bilgisayarın gelip gelmediğini bilmediğini, ayrıca emanet bırakılan altınları not ettikleri klasörlerin de bulunduğunu, perakende sektöründe işlerinin iyi gittiğini, ancak son bir yıldır babasının sürekli işlerin kötü gittiğini söylediğini, olay akşamı babasının iş yerini kapatırken perakende kısmındaki müşterileri korumak için bu iş yerini kapatmaları gerektiğini, altınları da toplayacaklarını söylediğini, aynı gece babası sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve kendisinin dükkândan yaklaşık 25 kg altını topladıklarını, babasının altınları araca koyup gittiğini, daha sonra inceleme dışı sanık ... ve kendisinin mağazadaki terazileri alıp İstanbul'a gittiklerini, babalarının da yanlarında bulunduğunu, babası sanık ...'in altınları kardeşi inceleme dışı sanık ...'a verdiğini, onun da altınları banka kasasına koyduğunu, kardeşi inceleme dışı sanık ...'ın kuyumcu dükkânında çalışmadığını, inceleme dışı sanık ...'nin de işlerin kötü gittiğini bildiğini, altınların toplandığı gün de iş yerini kapatacaklarından haberdar olduğunu, ancak altın toplama işinde kendilerine katılmadığını, İstanbul'a gittikten sonra babasının kaçırıldığı düşüncesiyle polise başvurduklarını, orada da yakalandıklarını, iş yerinde ..., ..., ..., ... ve ...'un işçi olarak çalıştıklarını, iş yeri adının ... ve ... limited şirketi ismi ile kurulduğunu, ancak kartvizitlerde Sabri-... ya da ... adının yazdığını, pek çok kişiye kartvizit vererek altın emaneti aldığını, ancak altın emaneti aldığı müşteri isimlerini, miktarlarını ve tarihlerini hatırlamasının mümkün olmadığını, iş yerinde topladıkları altınlar dışında ayrıca altın bulunmadığını, banka kasasına bırakılanlar dışında da herhangi bir şekilde iş yeri altınlarını başka bir yere taşımadıklarını, yapılan işlemlerin bazen iş yerinin alt katında bazen de üst katında yapıldığını,
İnceleme dışı sanık ... kollukta; amcası olan sanık ...'in şirket ortağı olduğunu, bir çok şahsa borçlandıklarını, alacaklıların paralarını istemeye başladıklarını, bunun üzerine amcasının da dükkânı kapatıp altınları topladığını, ancak altınların nerede olduğunu bilmediğini, daha sonra İstanbul'a geldiklerini, burada bir kaç gün kız kardeşinde kaldıklarını, 22.11.2012 tarihinde de amcası olan sanık ...'in kaçırıldığını duyduğunu,
Savcılıkta; inceleme dışı sanık ...'un sanık ...'in oğlu olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nin ise ... Kuyumculuk adlı iş yerinin ortağı ve Harun'un kayınpederi olduğunu, yaklaşık altı buçuk yıldır kuyumculuk yaptığını, iş yerine % 10 kâr payı ile yaklaşık iki yıl kadar önce ortak olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nin ortaklığının resmiyette görülmediğini ancak tüm işlere ortak olduğunu, iş yerlerinin iki katlı olduğunu, birinci katında perakende işinin ikinci katında ise yüksek miktarlı altın alım satım işinin yapıldığını, birinci kattaki işlemleri sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'nin birlikte yürüttüğünü, ikinci kattaki işlemlerden de kendisinin sorumlu olduğunu, inceleme dışı sanık ...'un da burada çalıştığını ancak ortaklığının bulunmadığını, işlerinin iyi gitmesi ve kendilerine güven duyulduğundan dolayı pek çok kişinin tasarruf ettiği ya da nakit para karşılığı satın aldığı altınları emanete bıraktıklarını, bu şekilde emaneten bırakılan altınların miktarına göre isteyen müşterilere altının ya da karşılığı olan paranın verildiğini, müşterilerin kâr payı almadıklarını, altın bırakanlara iş yeri kartvizitini verdiklerini, bu kartvizitin arkasına da ne kadar altın bırakıldığını yazdıklarını, başka belge vermediklerini, emanete bırakılan altınları bilgisayar kayıtlarına da işlediklerini, ancak son zamanlarda bilgisayarın çöktüğünü, bilgisayarı firmaya gönderdiklerini, yine söz konusu emanet bırakılan altınları kayıt ettikleri klasörlerin de olduğunu, her ne kadar toptan işine baksa da birinci kattaki işleri de takip ettiğini, 2012 yılından itibaren işlerin kötü gitmeye başladığını, dükkânı kapatacaklarında dükkânın yağmalanacağından korktuklarını, bu nedenle müşterilerin altınlarını korumak adına iş yerindeki altınları kasaya bırakmaya karar verdiklerini, gece saat 23.00 sıralarında sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve kendisinin yaklaşık 25 kg altını topladıklarını, altınların sanık ...'de kaldığını, daha sonra birlikte İstanbul'a gittiklerini, sanık ...'in altınları banka kasasına bırakması için inceleme dışı sanık ...'a verdiğini, bu durumu inceleme dışı sanık ...'nin de bildiğini, İstanbul'da sanık ...'in kaçırılması olayı olunca polis merkezine gittiklerini, iş yerinde ..., ..., ..., ... ve ...'un işçi olarak çalıştıklarını, iş yerinin resmi adının ... ve ... limited şirketi olduğunu, ancak kartvizitlerde ... ve ...'ın adının yazdığını, pek çok kişiye kartvizit vererek altın emaneti aldığını, ancak emanete aldığı altın miktarını, müşteri isimlerini ve tarihlerini hatırlamasının mümkün olmadığını, iş yerinde topladıkları altın haricinde başka bir yere altın bırakmadıklarını, banka kasasında ele geçen ziynet eşyaları arasında üzerinde ismi yazan zarflar içerisinde bulunan altınlar ya da kıymetli eşyaların fazla miktarda olmayan, geçici olarak kuyumcuya bırakılmış ve geri alınacak olan altınlar olduğunu, bu altınların üzerlerinde ismi yazılan kişilere ait olduğunu, üzerinde ismi yazmayan zarfların içerisindeki altınların kime ait olduklarını bilemeyeceğini,
Mahkemede; iş yerine fiilen ortak olmadığını ancak limited şirket olması nedeniyle ortak olarak gösterildiğini, bu iş yerinde çalıştığını, müşterilerin aşırı yoğun talepte bulunmaları sebebiyle sıkıntı yaşandığını, altın veya parasını bırakan müşterilerin altın fiyatı yükseldiği zaman paralarını geri almak istediklerini, bu şekilde kendilerini hiç aramayıp altın yükseldiğinde arayarak sattığını söyleyen müşteriler olunca sıkıntı yaşadıklarını, tehditler gelmeye başladığını, "Altınları alırız" dediklerini, bunun üzerine sanık ... ile altınları kasaya koymaya karar verdiklerini, ellerindeki altın tutarında zararı ödemeyi kabul ettiğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... kollukta; inceleme dışı sanıklar Harun ve Gökhan'ın oğlu, inceleme dışı sanık ...'in ise hem yeğeni hem de iş ortağı olduğunu, Şanlı-... Kuyumculuk isimli iş yeri vergi levhasının kendisi ve inceleme dışı sanık ... adına kayıtlı olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nin resmiyette ortaklarının olmadığını, ancak hem dünürü olduğunu hem de ticari yönden ortaklıklarının bulunduğunu, Şanlı-... Kuyumculuk isimli iş yerinin iki katlı olduğunu, giriş katını inceleme dışı sanık ... ve kendisinin işlettiğini, ikinci katın ticari unvanının ... Kuyumculuk ve Sarrafiye olduğunu, bu kattaki işlemleri yeğeni olan ve maaşlı olarak çalışan inceleme dışı sanık ...'in yürüttüğünü, iş yeri gelir ve giderinin kendisine ait olduğunu, yaklaşık 25 yıldır Samsun ilinde çeşitli iş yeri ünvanları adı altında kuyumculuk yaptığını, tanınan bir esnaf olduğunu, 2009 yılının yedinci ayı içerisinde ... ve Şanlı Kuyumculuk isimli iş yerini inceleme dışı sanık ... ile birlikte ortak olarak açtıklarını ve bu tarihten itibaren adı geçen iş yerini işletmeye başladıklarını, tanınan esnaflar olmaları nedeniyle çok sayıda müşterilerinin kendilerine güvendikleri için yatırım amaçlı ellerinde bulunan altın veya paraları getirip emanet olarak iş yerine bıraktıklarını, müşterilerinin bırakmış olduğu altın ve paraları hem bilgisayar ortamında hem de kağıda yazılı olarak kayıt altına aldıklarını, yine bilgi amaçlı olarak üzerinde iş yerinin adı yazılı kartvizitin arka kısmına aldıkları altın miktarlarını yazdıklarını, müşterilerine kâr payı vermediklerini, sadece o günkü kur üzerinden veya müşteriyle anlaşmalarına bağlı olarak altınları veya paraları alıp bozdurmak istediklerinde yine kuru takiben bozdurup müşterilerine ödeme yaptıklarını, yıllardır bu şekilde alışveriş yaptıklarını, bu iş yerine ait işçilik de dahil olmak üzere 25 kg civarında has altınlarının mevcut olduğunu, bu altınların bir kısmının kendisine, bir kısmının inceleme dışı sanık ...'ye, bir kısmının da emanet bırakılan müşterilere ait olduğunu, ancak bu altınların ne kadarının müşterilere ne kadarının kendisine ait olduğunu bilmediğini, yaklaşık 1.5 yıl kadar önce ikinci katta bulunan ve eşi üzerine kayıtlı olan iş yerinde yaptıkları sarrafiye ve külçe altın işinin kötü gitmeye başladığını, elinde bulunan mevcut sermaye ile ikinci kattaki işleri yürütemez hâle geldiğini, ikinci kattaki işlerin kötü gitmesinin sebebinin yeğeni inceleme dışı sanık ...'in işleri iyi yönetememesinden kaynaklandığını, kendisinin iş yerinin ikinci katındaki işlerin kötü gittiğini yaklaşık 1.5 ay kadar önce öğrendiğini, sonradan esnaf ve vatandaşlar arasında inceleme dışı sanık ...'in müşterilere paralarını ödeyemediği şekilde dedikodular çıkmaya başladığını, bu dedikodulardan sonra da ticari ilişki içinde olduğu bir çok müşterisinin iş yerine gelerek para ve altın ödeme konusunda sorunlar yaşadığını söylediklerini, gelen müşterilerden rahatsız olduğunu, gelen emanet ve paralar ile işin yürütülmeye çalışıldığını, gün geçtikçe iş yerinden altın ve para alacaklı olan müşteri sayısının çoğaldığını ve işin içinden çıkılmaz bir hâle geldiğini, müşterilerden bir kısmının kendisine “Ben altın ve paramı alamazsam, vitrinde bulunan bilezikleri ve diğer takıları alırım” diye konuştuklarını, bu durumu ortağı olan inceleme dışı sanık ...'ye anlattığını, 15.11.2012 tarihinde oğlu inceleme dışı sanık ...'un da yanında bulunduğu sırada inceleme dışı sanık ...'ye işlerin kötü gittiğini, para ve altın yatıran müşterilerin alacaklarını isteyeceklerini, müşterilerin üst kattan alacaklarını alamazsa alt kattaki iş yerinden alacaklarını tahsil edeceklerini, altınların iş yerinde durması halinde sıkıntı olabileceğini, tek çarelerinin bu altınları bankada kiralık kasada saklamak olduğunu söylediğini, onun da bu durumu kabul ettiğini, bunun üzerine 15.11.2012 tarihinde saat 18.00 sıralarında Albaraka Türk Bankasına gidip banka müdürüyle konuştuğunu, ona altınları kasaya koyup koyamayacaklarını sorduğunu, yardımcı olacaklarını söylemeleri üzerine inceleme dışı sanık ...'ye durumu anlattığını, inceleme dışı sanık ...'nin de "Sen nasıl biliyorsan öyle yap en güvenilir yer banka" dediğini, ayrıca inceleme dışı sanık ...'ye gece iş yerine gidip bütün altınları toplayacağını ve götürüp banka kasasına koyacağını söylediğini, o günden itibaren sanık ...'nin bu olaydan haberi olduğunu, aynı gün inceleme dışı sanıklar Sabri, Harun ve iş yeri çalışanlarıyla birlikte iş yerinden ayrıldıklarını, aynı gece inceleme dışı sanık ...'e altınları iş yerinden alacaklarını, üst kattaki evrakı ve bilgisayarları almasını söylediğini, 16.11.2012 tarihinde saat 23.00 sıralarında kendisine ait araçla iş yerine geldiğini, aracını iş yerine uzak bir yere park ettikten sonra inceleme dışı sanık ... ve Sefer'in de iş yerine geldiğini, iş yeri kapısını birlikte açıp iş yerinin giriş katında bulunan müşterilere ve kendilerine ait altınları toplayıp naylon poşetlere koyduklarını, inceleme dışı sanık ...'in de iş yerinin üst katında bulunan evrakı ve müşterilerin bıraktıkları emanetlerin kayıt altına alındığı bilgisayarı aldığını, güvenlik kamera kayıtlarının yapıldığı cihazı da söktüğünü, müşterilerin alacaklarını ve borçlarını kayıt altına aldıkları evrakı güvenlik amacıyla yanına aldığını ve kayınpederi Durmuş Arslan'ın evine bıraktığını, 16.11.2012 tarihinde gece sıralarında altınları ve evrakı oğlu olan inceleme dışı sanık ...'a teslim ettiğini, kendisinin inceleme dışı sanıklar Harun ve Sefer ile birlikte kayınpederinin evinden ayrıldığını, nereye gideceklerine dair bir fikirlerinin olmadığını, İstanbul'a inceleme dışı sanık ...'in kız kardeşinin evine gitmeye karar verdiklerini, oğlu olan sanık ...'ın 16.11.2012 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında altınları banka müdürüne teslim ettiğini, altınlar bankaya teslim edildikten sonra inceleme dışı sanık ...'yi ve iş yeri çalışanlarını arayarak iş yerini açmamalarını ve iş yerine yaklaşmamaları gerektiğini söylediğini, oğlu inceleme dışı sanık ...'a kasanın anahtarı olarak kendisine verilen dört anahtardan iki tanesinin inceleme dışı sanık ...'de, kalan iki tanesinin de kendisinde durması gerektiğini söylediğini, İstanbul iline kuyumculuk yapmak için ya da herhangi bir iş yeri açma amacıyla gitmediğini, iş yerine ait güvenlik kamera kayıtlarının bulunduğunu, kayıt cihazının da kayınpederinin evinde olduğunu, müştekilerin ifadelerinde beyan ettiği gibi altın kayıtlarının tutulduğu bir defterlerinin olmadığını, ancak müşteri isimlerinin bir fihristinin olabileceğini, yine bilgisayar ortamında da kayıt yapıldığını, tek amacının kendisinin ve ailesinin can güvenliğini sağlamak olduğunu, altınları banka kasasına yatırttığını, gücü yettiği kadar müşterilerine alacaklarını ödeyeceğini, bankaya emaneten bıraktığı altınların perakende müşterilerin kendilerine emanet bıraktığı altınlar ve kendi altınları olduğunu, üst katta yaptıkları alışverişin kendilerine ticareten bırakılan altınlara ilişkin olduğunu,
Savcılıkta; topladıkları altınların bütün borçlarını ödemeye yetmeyeceğini ancak borçlarını ödeyeceğini, iş yerine emanet bırakılanlar ile açılan hesapları bilgisayarlara kayıt ettiklerini, herhangi bir not defteri tutmadıklarını, bilgisayar arızasına karşı tedbiren evrak düzenlediklerini, bu evrakın birisinin kendilerinde diğerinin de müşterilerde bulunduğunu, bütün hesap bilgilerini gösterir kayıt ve belgelerin kayınpederi Durmuş Arslan'ın evinde olduğunu,
Mahkemede; kimsenin mağdur olmaması için altınları muhafaza altına almaya karar verdiğini, şuanda da altınlara el konulduğu için bir şey yapamadıklarını, herkesin parasını karşılayacak kadar mal varlıklarının bulunduğunu, zararları karşılayacaklarını, bunun bir ticari ilişki olduğunu, kâr gibi zararın da mümkün olduğunu,
Savunmuştur.
“Güveni kötüye kullanma” suçu TCK'nın 155. maddesinde;
“(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlemiş,
Maddenin gerekçesinde de;
“Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır... Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gereklidir” açıklaması yapılmıştır.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere kanun koyucu tarafından mülkiyetin korunması amacıyla getirilen güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkâr edilmesiyle oluşmaktadır.
TCK'nın 155. maddesinde sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanunu'muzun 973. maddesinde;
“Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.” şeklinde açıklanmış,
Asli ve fer'i zilyetlik ise aynı Kanun'un 974. maddesinde;
“Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î zilyettir.” biçiminde tanımlanmıştır.
Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu hukuki ilişkinin gereği olarak taraflar arasında oluşan güvenin korunması gerekmektedir. Bu amaçla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkâr kanun koyucu tarafından cezai yaptırım altına alınmıştır. Eğer mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslim olmayacağı için güveni kötüye kullanma suçu da oluşmayacaktır. Zira, hukuksal anlamda geçerli bir sözleşmeden söz edilebilmesi için tarafların iradelerinin aldatılmamış olması gerekmektedir.
Bu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde ise, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli sözkonusu olacaktır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümü için “etkin pişmanlık” kavramı üzerinde de durulmalıdır.
Pişmanlık, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde; "Yaptığı bir iş ya da davranışının olumsuz sonucunu görerek üzülme, nadim olma" şeklinde tanımlanmaktadır.
Öğreti ve uygulamada; "Bir suçun işlenmesinden sonra failin, herhangi bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle, meydana gelen neticeyi ortadan kaldırmaya yönelik davranışlarına etkin pişmanlık" denilmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nun kabul ettiği suç teorisi uyarınca, suçun kanuni tanımında yer alan unsurların gerçekleşmesiyle, ortaya cezalandırmayı gerektirir bir haksızlık çıkmakta ve kusurluluğu kaldıran bir sebebin bulunmaması hâlinde, fail hakkında bir ceza ya da güvenlik tedbirine hükmolunmaktadır. Fakat bazı hâllerde kanun koyucu, failin cezalandırılması için başka birtakım unsurların da bulunması veyahut bulunmamasını aramıştır. İşte haksızlık ve kusur isnadı dışında kalan bu gibi hususlar "suçun unsurları dışında kalan hâller" başlığı altında ele alınmaktadır. Bunlardan failin cezalandırılması için gerekli olanlara "objektif cezalandırılabilme şartları" bulunmaması gerekenlere ise "şahsi cezasızlık sebepleri" ya da "cezayı kaldıran veya azaltan şahsi sebepler" denilmektedir. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 367 vd). Bu yönüyle etkin pişmanlık, cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler arasında yer almaktadır.
İşledikleri suç nedeniyle şahısların cezalandırılması kural olmakla birlikte, bir kısım şartların gerçekleşmesi durumunda kişi hakkında ceza davasının açılmasından, açılmış olan davanın devamından ve sonuçta ceza verilmesinden veya mahkûm olunan cezanın infazından vazgeçilmesi izlenen suç politikasının bir gereğidir. Bilindiği üzere suç, bir süreç içerisinde işlenmekte olup buna suç yolu ya da "iter criminis" denilmektedir. Bu süreçte fail, önce belli bir suçu işlemek hususunda karar vermekte, daha sonra bunun icrasına yönelik hazırlıkları yapmakta, son olarak icra hareketlerini gerçekleştirmektedir. Çoğu suç, fiilin icra edilmesiyle tamamlanırken, kanuni tarifte ayrıca bir unsur olarak neticeye yer verilen suçlarda, suçun tamamlanması için fiilin icra edilmesinden başka ayrıca söz konusu neticenin gerçekleşmesi de aranmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesindeki "gönüllü vazgeçme" düzenlemesi ile failin suç yolundan dönerek, suçun tamamlanmasını veyahut da neticenin gerçekleşmesini önlemesi; etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeler ile de, suç tamamlandıktan sonra hatasının farkına vararak nedamet duyup neden olduğu haksızlığın neticelerini gidermesi için teşvikte bulunulması amaçlanmıştır.
Etkin pişmanlık kavramıyla ilgili bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığa konu 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık müessesesini irdeleyecek olursak:
5237 sayılı TCK'nın 08.07.2005 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik 168. maddesi;
"1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hâllerde yarısına, ikinci fıkraya giren hâllerde üçte birine kadarı indirilir.
4) Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklinde iken; 6352 sayılı Kanun'un 84. maddesiyle yapılan değişiklikle "ve karşılıksız yararlanma" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye eklenen 5. fıkrada karşılıksız yararlanma suçlarında etkin pişmanlıkla ilgili farklı bir düzenlemeye gidilmiştir.
Anılan madde bu düzenleniş şekliyle, 765 sayılı TCK'nın 523. maddesinden oldukça farklıdır. 29.06.1955 tarihli ve 10-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Ceza Genel Kurulunun 11.11.1997 tarihli ve 248-288 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıklandığı üzere, 765 sayılı TCK'nın 523. maddesi, "iade ve tazmin" esasına dayalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesi ise tazminden çok "pişmanlık" esasını ön plana çıkarmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 tarihli ve 127-147 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; TCK'nın 168. maddesinde yer alan "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi hâlinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı, aynen geri verme ya da tazmin suretiyle gidermesi gerekmektedir.
Öğretide hâkim olan görüşe göre de; 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin, 765 sayılı TCK'nın 523. maddesinden farklı olarak; "tazminden çok pişmanlık" esasına dayandığı kabul edilmektedir. (Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Ankara, 2014, s. 696-702)
Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın, failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hâllerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, TCK'nın 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Bununla birlikte, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp davranışlar yoluyla da gösterilebileceği; yine sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına üçüncü kişilerce giderilmesi hâlinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir.

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'nin, Samsun il merkezinde faaliyet gösteren Şanlı-... Kuyumculuk isimli iş yerinin ortakları olduğu, iki katlı olan bu iş yerinin birinci katında perakende, ikinci katında ise toplu altın alım satımının yapıldığı, sanık ...'in iş yerinin her iki katında yapılan işlemlere ortak olduğu, iş yerine gelen bir kısım müşterilerin birikim yapmak amacıyla bu kuyumcu dükkânından satın aldıkları altınları iş yerine emaneten bıraktıkları, bir kısım müşterilerin de yine birikim ve güvenlik amacıyla altınlarını emaneten bu iş yerine verdikleri, yapılan bu işlemler nedeniyle müşteriler adına ayrı ayrı hesap açıldığı, alınan altın miktarlarının iş yerine ait kartvizit üzerine yazılıp imzalanarak bu kartvizitlerin müşterilere verildiği, aynı zamanda bu işlemlerin iş yerinde bulunan bilgisayara da kaydedildiği, sanık ...'in, oğlu olan inceleme dışı sanık ... ve bu iş yerinde çalışan inceleme dışı sanık ... ile birlikte 16.11.2012 tarihinde gece saat 00.37 sıralarında iş yerinde bulunan altınların ve evrakın tamamını alarak iş yerini boşalttığı, altınların bir kısmını Samsun'da bulunan Albaraka Türk Bankasına oğlu olan inceleme dışı sanık ... adına kiraladığı 48 ve 64 numaralı kasalara koyduğu, altınların konulduğu kiralık kasa anahtarlarından iki tanesini inceleme dışı sanık ...'a verdiği, diğer iki anahtarın da inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla inceleme dışı sanık ...'ye ulaşmasını sağladığı, iş yerinde bulunan evrakı ve diğer malzemeleri de kayınpederi olan tanık ...'ın evine bıraktıktan sonra ailesi ile birlikte Samsun'dan ayrılarak İstanbul iline gittiği ve burada bir ev kiraladığı, iş yerinin boşaltıldığını gören bir kısım müşterilerin şikâyeti üzerine kolluk tarafından sanık ...'in yakalanmasına yönelik yapılan tahkikat sırasında inceleme dışı sanık ...'un, babası sanık ...'in kimliğini bilmediği şahıslar tarafından kaçırıldığını, kaçırılma olayından sonra telefon ile görüştüğü babasının, kardeşi olan inceleme dışı sanık ...'ın Samsun ilindeki Albaraka Türk Bankasına gitmesi gerektiğini söylediğini ifade etmesi üzerine iş yerinden alınan altınların Albaraka Türk Bankasında bulunabileceği değerlendirilerek inceleme dışı sanık ...'ın takibe alındığı, 23.11.2012 tarihinde yapılan asayiş uygulamasında Samsun iline girmek üzereyken yakalanan inceleme dışı sanık ...'ın alınan ifadesinde babası sanık ...'in suça konu altınları kendi adına Albaraka Türk Bankasında bulunan kiralık kasalara koyduğunu beyan ettiği, adı geçen bankada bulunan kiralık kasaların açılarak bir miktar ziynet eşyasının ele geçirilip tespitinin yapıldığı olayda;
Samsun il merkezinde faaliyet gösteren Şanlı-... Kuyumculuk isimli iş yerinin ortağı olan sanık ...'in savunmasında, katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurların, kendisinin tanınan bir esnaf olması nedeniyle güvendikleri için yatırım amacıyla ellerinde bulunan altın veya paraları emaneten iş yerine bıraktıklarını, bırakılan altın ya da paraların geri istenmesi hâlinde katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlarla yaptıkları anlaşmaya göre ödemenin, ya altınların alındığı tarihteki kur üzerinden ya da altınların geri istenildiği tarihteki kur üzerinden yapılacağını beyan etmesi; aynı iş yerinin diğer ortağı olan inceleme dışı sanık ...'nın, katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlar tarafından iş yerine bırakılan altınları işletmek amacıyla emaneten aldıkları yönündeki beyanı ile katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurların aşamalarda, altınları yatırım amacıyla veya emanet olarak sanığa verdiklerini ifade etmeleri göz önüne alındığında, sanık ... ile katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlar arasında kanun koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için aranan nitelikte, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğu, sözleşme sonucu meydana gelen bu güvene bağlı olarak emaneten bırakılan suça konu altınlar ve paralar üzerinde tasarrufta bulunma hak ve yetkisinin sanığa verildiği, sanık ...'in hizmet ilişkisi kapsamında her bir katılan, şikâyetçi ve mağdur tarafından iş yerine emaneten bırakılan altın ve paraları da alarak iş yerini tamamen boşaltıp ortadan kaybolduğu, akabinde oğlu olan inceleme dışı sanık ... adına bankada hesap açtırarak elindeki altınların bir kısmını kiralık kasalara koydurduğu ve sonradan kolluk tarafından ele geçirilen altınların bilirkişi raporuna göre parasal değerinin, katılanların, şikâyetçilerin ve mağdurların alacaklı olduğu tutarın % 52,09'unu karşıladığı, yine tespiti yapılan altınların niteliği dikkate alındığında hangilerinin katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlara ait olduğu yönünde somut bir belirleme yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanık ...'in, ortağı olduğu kuyumcu dükkânına katılanlar, şikâyetçiler ve mağdurlar tarafından güvenlik veya yatırım amacıyla emaneten bırakılan altınları işletmek için aldıktan sonra kendisinin yararına olacak şekilde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunup iş yerindeki tüm altınları ve paraları alarak ortadan kaybolması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin her bir katılan, şikâyetçi ve mağdura yönelik olarak TCK'nın 155. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve ele geçirilen altınların aidiyetleri hususunda mal sahipleri yönünden somut bir tespit yapılamayacağı dikkate alındığında eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir.
Sanık ... hakkında TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı hususuna gelince; her ne kadar sanık ... aşamalarda, ele geçirilen altınların katılanlara, şikâyetçilere ve mağdurlara ait zararın bir kısmını karşılayabileceğini ifade etmiş ise de, söz konusu altınların sanığın iradesi veya yer göstermesi doğrultusunda değil, kolluk tarafından yapılan tahkikat sonucu elde edilmiş olması nedeniyle bu altınların ele geçirilmesinde katkısı bulunmayan ve katılanların, mağdurların ve şikâyetçilerin zararının karşılanmasına yönelik pişmanlığını gösterir bir irade de ortaya koymayan sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı bu nedenle TCK'nın 168. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı bakımından da eksik araştırmayla hüküm kurulmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının her iki uyuşmazlık konusu bakımından REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 27.06.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla