Polis karakolunda işkence iddiası, eksik araştırma ile mahkumiyet kararı verilemeyeceği hk.

Kavramlar: yargıtay kararları, yargıtay kararları 2019, yargıtay kararları 2018, yargıtay kararları 2017, yargıtay kararları fetö, son yargıtay kararları, yargıtay kararları nereden bulunur...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28921
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Polis karakolunda işkence iddiası, eksik araştırma ile mahkumiyet kararı verilemeyeceği hk.

Mesaj gönderen Admin » 07 Eki 2019 10:14

Ceza Genel Kurulu 2019/130 E. , 2019/498 K.
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 141-259

İşkence suçundan sanıklar ... ve ...'un TCK’nın 94/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.06.2016 tarihli ve 141-259 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 18.06.2018 tarih ve 5502-7026 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 22.11.2018 tarih ve 92111 sayı ile;

"...26.03.2014 tarihinde saat 05.15'te düzenlenen Sultanbeyli Devlet Hastanesi Genel Adli Muayene Formunda 'Darp ve cebir izi yoktur' ibaresinin yazılı olduğu, yine aynı tarihte Özel Sarıgazi Yaşam Tıp Merkezinden verilen beş günlük iş göremezlik raporunda sadece miyalji (kas ağrısı) teşhisinin konulduğu hâlde, Kartal Adli Şube Müdürlüğünün 28.03.2014 tarihli raporunda, katılanın vücudunun değişik bölümlerinde ekimozlu veya üzeri hafif kabuklanmış sıyrıkların bulunduğunun belirtildiği, 26.03.2014 tarihinde saat 05.15'te katılan gözaltından çıkarken düzenlenen genel adli muayene formunda imzası bulunan Dr. İsmail Taş'ın mahkemede tanık olarak verdiği ifadesinde, katılanı muayene ederek raporu düzenlediğine ilişkin beyanları da göz önüne alındığında, mahkemece bu raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, katılanı hastaneye götüren polislerin ifadelerine başvurulmadan eksik inceleme ile karar verildiği," düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 11.02.2019 tarih ve 11640-1787 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI


Sanık ... ve inceleme dışı sanıklar... ile ... hakkında haksız arama, sanık ... hakkında ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş; inceleme dışı sanıklar... ile ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise itiraz mercisince kaldırılmış olup itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında işkence suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı işkence suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;
26.03.2014 tarihinde saat 02.00’da düzenlenen olay tutanağına göre; 25.03.2014 tarihinde Selective Samandıra Sitesinde meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinde, yaklaşık 45-55 yaşlarında, 80-90 kg ağırlığında, siyah pantolonlu bir erkek şahsın el arabası ile getirdiği beyaz renkli bir poşeti sitenin arka tarafına bıraktığı, bu poşetin üzerini de mavi renkli bir çuvalla kapattığı, iş çıkışında da tekrar aynı yere gelerek mavi renkli çuvalın altından beyaz renkli poşeti alarak uzaklaştığının görülmesi üzerine eşkali belirlenen şahsın sakladığı poşet içerisinde hırsızlık malzemesi olabileceği düşünülerek söz konusu sitenin inşaat işlerinde kalfa olarak görevli olan tanık ...’nın bilgisine başvurulmak amacıyla Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine getirildiği, yapılan görüşmede eşkal bilgilerinin katılan ...'a ait olduğunu beyan etmesi üzerine katılanın tespit edilen adresine 26.03.2014 tarihinde gece saat 01.00 sıralarında gidildiği, katılana polis tanıtma kartları gösterilerek konu hakkında bilgi verildikten sonra Asayiş Büro Amirliğine davet edildiği, katılanın fiziki olarak direnmesi nedeniyle de kademeli olarak zor kullanılarak kelepçe takılmak suretiyle etkisiz hâle getirildikten sonra Asayiş Büro Amirliğine götürüldüğü,
Sultanbeyli Devlet Hastanesinde görevli Dr. Yağmur Canoğlu tarafından 26.03.2014 tarihinde saat 03.04’te düzenlenen 102 sayılı raporda; “Hayati tehlikesi yoktur BTM ile giderilir kati rapordur” ibarelerinin yer aldığı,
Katılanın inceleme dışı hırsızlık suçuna ilişkin olarak kolluk tarafından, 26.03.2014 tarihinde saat 04.05’te, müdafi katılımı olmaksızın, şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde atılı hırsızlık suçlamasını kabul etmediği,
Serbest bırakma tutanağına göre; katılanın 26.03.2014 saat 04.54’te serbest bırakıldığı,
Sultanbeyli Devlet Hastanesinde görevli Dr. İsmail Taş tarafından 26.03.2014 tarihinde saat 05.15’te düzenlenen 103 sayılı raporda; “Darp cebir izi yoktur” ibaresinin yer aldığı,
Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli hastane polisi tarafından düzenlenen ve Sultanbeyli Devlet Hastanesi Başhekimliğine hitaben yazılan 26.03.2014 tarihli ve 1290 sayılı yazıda; katılan hakkında darp cebir raporu düzenlenmesinin istendiği,
Katılanın 26.03.2014 tarihinde saat 10.39'da Sultanbeyli Devlet Hastanesine müracaatı üzerine Dr. Müjgan Tuna tarafından düzenlenen acil hasta triaj ve gözlem formuna göre; aynı gün saat 10.40’ta katılana “Muscoril” ve “Dikloron” isimli ilaçların enjekte edildiği,
Özel Sarıgazi Yaşam Tıp Merkezinde görevli Dr. Cihan Kahraman tarafından düzenlenen 26.03.2014 tarihli ve 3347 poliklinik defter sıra numaralı raporda; “Miyalji” teşhisi ile katılanın 26.03.2014-01.04.2014 tarihleri arasında istirahatli olduğunun ve 02.04.2014 tarihinde çalışabileceğinin belirtildiği,
Katılanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 28.03.2014 havale tarihli şikâyet dilekçesinde; Selective Samandıra Sitesi şantiyesinde işçi olarak çalıştığını, bu sitede meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgisinin olmadığını, suç tarihinde gece saat 01.00 sıralarında evine sivil kıyafetli 6-7 kişinin gelerek emniyete gideceklerini söylediklerini, ancak bu kişiler sivil oldukları için inanmadığını, daha sonra resmî polisleri aradığını, polislerin gelmesine müteakip eline kelepçe takarak gözünü bağladıklarını ve karakola götürdüklerini, karakolda kendisine işkence yapıldığını, çırılçıplak soyduklarını, coplarla cinsel organına ve diğer bölgelerine vurduklarını, kendisini hırpaladıklarını, gözünün tamamen morardığını, kafasına vurduklarını, kendisine olayı anlat dediklerini, olayla ilgisi olmadığını belirtmesine rağmen şiddet uyguladıklarını, daha sonra polislerin kendisini Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürdüklerini, baygın hâlde olduğundan ne şekilde rapor alındığını bilmediğini ve şikâyetçi olduğunu belirttiği,
Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28.03.2014 tarihli ve 8599 sayılı raporda; katılanın alınan beyanında; 1970 doğumlu olduğunu, inşaat işçisi olarak çalıştığını, 25 Mart akşamı gece saat 01.00 sıralarında sivil giyimli 4-5 kişinin evine geldiğini, kimlik gösterdiklerini, kendileri ile birlikte emniyete kadar gelmesini istediklerini, çocuğu askerde olduğu için kötü haber geldiğini düşündüğünü, ellerini kelepçelediklerini, neye uğradığını şaşırdığını, gözünü bağladıklarını, emniyette kendisine acı verdiklerini, "Ne yaptın, nereye koydun." dediklerini, sabaha kadar işkence yaptıklarını, ayağına copla vurduklarını, dizleriyle midesine vurduklarını, saat 04.00’te hastaneye götürüldüğünü sabah ezanından anladığını, hastanede ve karakolda imza attığını ancak neye imza attığını bilmediğini, yemek bile yiyemediğini, iki gündür evde yattığını, yürüyemediğini, testislerini sıktıklarını, elleri arkadan kelepçeli ve gözleri bağlıyken ensesine, yüzüne, gözüne yumrukla vurduklarını, pijama ve külotunu çıkardıklarını, elleriyle testislerini sıktıklarını, zemine yarı çıplak hâlde yatırılıp ayak tabanına copla vurduklarını, bulanık gördüğünü, omuzlarında, ayak tabanlarında, dizlerinde, ellerinde ağrı olduğunu, kendini iyi hissetmediğini, başının ağrıdığını, ağrı kesici kullandığını, morluklara buz tuttuğunu, “Acaba tekrar gelirler mi?”, “Yine işkence yaparlar mı?”, “Tekrar götürücekler mi?” diyerek korktuğunu zaman zaman ağlayarak anlattığının, aksayarak muayene odasına girdiğinin, alın solda orta kısımda yatay seyirli 1 cm uzunluğunda 0,5 cm genişliğinde üzeri hafif kabuklanmış sıyrık, sol periorbital bölgede ekimoz, burun kökü sol yanda ekimoz, sol kaş dış kenarın 2 cm solunda zigoma üzerinde 0,7-0,5 cm ebadında hafif kabuklu sıyrık, sağ omuzda 2 adet çizgisel tarzda 2-3 cm’lik sıyrıklı alanlar, her iki el bileğinde simetrik şekilde, sol el bileği iç dış yan yüzde daha belirgin olmak üzere birbirine paralel hat oluşturan 0,7-0,8 cm genişliğinde 1,5 cm uzunluğunda kenarları hafif kabuklanmış, ortası hiperemik sıyrık, sol el bileği iç ve dış yanda hatları belirgin olarak görülen bilezik tarzında 0,7-0,6 cm genişliğinde sıyrıklı hiperemik alan, sol ayak tabanında 2x3 cm mor renkli ekimozlu alan tespit edildiğinin, katılanın Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilerek üroloji konsültasyonu ve üregenital renkli doppler USG, göz konsültasyonu, ortopedi ve beyin cerrahi konsültasyonları yaptırılarak düzenlenecek raporların temin edilip gönderilmesi hâlinde kesin rapor düzenlenebileceğinin belirtildiği,
Katılan ... hakkında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi;
Beyin ve Sinir Cerrahi Bölümü tarafından düzenlenen 31.03.2014 tarihli ve 17060 sayılı raporda; katılanın vücudunun muhtelif yerlerinde darp izi mevcut olduğunun, patolojik bulgu olmadığının,
Ortopedi ve Travma Bölümü tarafından düzenlenen 31.03.2014 tarihli ve 5539 sayılı raporda; hastanın elinde ve sol ayak bileğinde ekimoz bulunmadığının, muayenesinde hassasiyet olmadığının, katılanda osseos patoloji bulunmadığının,
Göz Hastalıkları Bölümü tarafından düzenlenen 31.03.2014 tarihli raporda; katılanın sol göz alt kapakta hafif ekimoz bulunduğunun,
Üroloji Bölümü tarafından düzenlenen 31.03.2014 tarihli raporda; skrotal renkli doppler USG normal olduğunun, FM’de bilateral testis ve kord yapılarının doğal olduğunun, elle yapılan muayenede hafif hassasiyet mevcut olduğunun,
Belirtildiği,
Zahide Turan isimli şahıs tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilen 31.03.2014 tarihli elektronik posta ihbarında; 25.03.2014 tarihinde Sancaktepe Emniyet Müdürlüğünden gelen sivil memurlar tarafından hiçbir açıklama yapılmadan amcası olan katılanın karakola götürüldüğü, gözlerinin bağlanarak dövüldüğü, işkence edilerek sorguya çekildiği ve eve geri getirildikten sonra da polis memurlarınca özür dilendiği bilgilerine yer verildiği,
İdari tahkikat sırasında düzenlenen 04.05.2014 tarihli teşhis tutanağında; katılanın beyanında kendisine gösterilen “A” listesinde yer alan 23 numaralı polisin elleri arkadan kelepçeli iken kendisine yumruk attığını, gözlerini bağladığını, ayağına cop ile vurduğunu, ayrıca pantolonunun çıkarılarak cinsel organının sıkıldığını, yüzüne yumruk atıldığını, karnına “A” listesinde yer alan 1 numaralı polisin tekme attığını, 23 ve 1 numaralı polislerin “Biz seni konuşturmasını biliriz.” dediklerini, bayılana kadar dövüldüğünü, odada bu iki polis dışında polislerin de olduğunu ancak yüzlerini hatırlamadığını beyan ettiğinin belirtildiği,
Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğünün 05.05.2014 tarihli yazısında; teşhis tutanağında bulunan 1 numaralı fotoğrafın Emniyet Amiri ...’a ve 23 numaralı fotoğrafın ise polis memuru ...’a ait olduğunun belirtildiği,
Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 06.06.2014 tarihli ve 14869 sayılı raporda; katılanın vücudunda saptanan yumuşak doku yaralanmalarının küt travmatik yaralanmalar olduğu ve katılanın öyküsünde aktarmış olduğu kaba dayak ile uyumlu olduğunun, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığının, katılanın olaya ilişkin aktardığı işkence öyküsü, olayla ilişkili korku, kaygı, endişe, ağlama gibi akut ruhsal yakınma belirtileri nedeniyle ve Birleşmiş Milletler belgesi olan işkencenin etkin soruşturulması ve belgelenmesi için kılavuz niteliğindeki İstanbul Protokolü’nde belirtilen tıbbi belgeleme süreci standartlarına uygun raporlama amacıyla; katılanın İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Psikososyal Travma Birimine veya Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine, olaya bağlı ruhsal durum değerlendirmesi, tanılama ve tedavi amacıyla ikinci ön raporla birlikte sevk edilerek düzenlenecek sağlık kurulu raporunun temin edilip gönderilmesinin uygun olduğunun belirtildiği,
İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 18.12.2014 tarihli ve 2240 sayılı raporda; soruşturmaya konu olan olayla ilgili olarak, katılanda olay sonrasında depresif mizaçla giden uyum bozukluğu geliştiğinin ve hâlihazırda remisyonda olduğunun belirtildiği,
Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04.03.2015 tarihli ve 4007 sayılı raporda; katılanın vücudunda saptanan yumuşak doku yaralanmalarının küt travmatik yaralanmalar olduğu ve katılanın öyküsünde aktarmış olduğu kaba dayak ile uyumlu olduğunun, kişinin ruhsal muayene ve değerlendirmeler sonucunda katılanın söz konusu olayla ilgili olarak olay sonrasında depresif mizaçla giden uyum bozukluğu tanısı aldığının, bu ruhsal tanının katılanın işkence öyküsünde aktardığı travmayla doğrudan ilişkili olduğunun, yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığının, kişinin üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının, kişinin sağlığının ve algılama yeteneğinin bozulmasına neden olduğunun belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... Cumhuriyet Başavcılığında; Samandıra Selective Sitesi şantiyesinde işçi olarak çalıştığını, söz konusu sitede 25.03.2014 tarihinde hırsızlık olayı olduğunu, 26.03.2014 tarihinde gece saat 01.00 sıralarında evine sivil giyimli 6-7 kişinin gelerek polis olduklarını söylediklerini, bu kişilere sivil oldukları için inanmayarak polisi aradığını, polisler geldikten sonra ne olup bittiğini dahi sormadan eline kelepçe taktıklarını, gözünü bağlayarak karakola götürdüklerini, karakolda kendisine işkence yaptıklarını, çırılçıplak soyduklarını, coplarla cinsel organı da dâhil olmak üzere kendisine vurduklarını, gözü ve vücudunun morardığını, "Olayı anlat." dediklerini, olaydan hiçbir haberinin olmadığını söylemesine rağmen durmadan şiddet uyguladıklarını, daha sonra Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürdüklerini, hakkında rapor düzenlenmiş ise de baygın olduğu için hatırlamadığını, kendisine hem karakolda hem hastanede imza attırdıklarını ancak neye imza attığını bilmediğini, idari tahkikat sırasında; eve gelen polislerin kendisine gösterilen “A” listesindeki (23-8-10-19) numaralı polisler olduğunu, emniyette sorgu odasında “A” listesinde yer alan (1-23) numaralı polisler olduğunu, suçlamayı kabul etmemesine rağmen kendisine inanmadıklarını, yere battaniye serdiklerini, “A” listesindeki 23 numaralı polisin gözlerini bağladığını, sonra ayağına cop ile vurduğunu, pantolonunu çıkardıklarını, testislerini ve cinsel organını sıktıklarını, yüzüne yumruk atıldığını, karnına “A” listesinde yer alan 1 numaralı polisin tekme attığını, 23 numaralı polisin “Biz seni konuşturmasını biliriz.” dediğini, bayılana kadar dövüldüğünü, sonrasında ayıltmak için yüzünü yıkadıklarını, ayağına su tuttuklarını, ayılınca elbiselerini giydiğini, bir şey sormadan bir takım evrak imzalattıklarını, sonrasında kendisini iki sivil memur eşliğinde Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürdüklerini, bu memurlarının yüzlerini hatırlamadığını, doktorun kendisine “Bir şeyin var mı?” demesi üzerine korkudan “Yok” dediğini, daha sonra sabaha karşı kendisini evine bıraktıklarını, yüzünde morarma ve şişme olduğunu ayrıca ayaklarının da şiştiğini, eve geldiği zaman çekmiş olduğu üç adet fotoğrafı tahkikat memuruna ibraz ettiğini, eşi ...’ın hâline üzülerek kendisini hastaneye götürdüğünü, hastane polisi tarafından kendisine verilen 26.03.2014 tarihli ve 1290 sayılı darp ve cebir raporu düzenlenmesine ilişkin yazıyı da tahkikat memuruna ibraz ettiğini, hastanede kendisi hakkında daha önce düzenlenen rapora imza attığından bahisle yeniden rapor düzenlenmediğini, konuyu Zahide Turan isimli şahsa anlattığını, onun da hâline üzülerek ihbarda bulunduğunu, olaydan 3-4 gün sonra “A” listesindeki polislerden (8-19) numaralı polislerin evine gelerek teşkilat adına özür dileyerek içinde yiyecek malzemeleri olan poşeti vermek istediklerini ancak kabul etmediğini, bunun üzerine kapısının önüne bırakarak gittiklerini, “A” listesinde yer alan (1-23) numaralı polislerden şikâyetçi olduğunu, Mahkemede; karakolda bulunduğu sırada sanık ...’ın kendisine güvenlik kamerası görüntülerini izleterek el arabası ile ne taşıdığını sorduğunu, odun parçaları olduğunu söyleyince sanık ...’ın dirsekle boşluğuna vurduğunu, yere yıkıldığını, gözünü bağladıklarını, sanık ...’un elini kafasının üzerine koyduğunu, “Malı nereye koydun?” diye sorduklarını, belden aşağısını soyduklarını, yumrukla vurduklarını, şuurunu kaybettiğini, gözü kapalı iken organlarını sıktıklarını, bu olay sonucunda psikolojisi bozulduğundan 3-4 ay çalışamadığını, iki senedir doktora gidip geldiğini, eve bıraktıklarında ayağının altının şiş ve yüzünün mor olduğunu, eşinin daha sonra kendisini Özel Sarıgazi Yaşam Tıp Merkezine götürdüğünü, olayı anlattığını, "Sultanbeyli Devlet Hastanesine gitmen lazım orada rapor verirler." dediklerini, Sultanbeyli Devlet Hastanesinde doktorun imza atacağı sırada polisin gelerek "Adliyeye gitmen lazım." dediklerini, sanıklar ... ve ...’tan şikâyetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini,
İnceleme dışı haksız arama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının katılanı ... Mahkemede; katılanın eşi olduğunu, olay gecesi yaklaşık 10 kişinin sivil kıyafetle evlerine geldiklerini, oğlu asker olduğu için onunla ilgili bir olay olduğunu düşündüğünü, küçük oğlu Hayrettin Kılıç’ın polisi araması üzerine resmî polislerin gelerek eşini aldıklarını, bu olaylar sonrası eşinin psikolojisinin bozulduğunu, eve gelen polisler arasında sanık ...’un da bulunduğunu,
Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; katılanı Samandıra'da bulunan bir inşaatta beraber çalıştıkları için tanıdığını, söz konusu inşaatın sorumlu kalfası olduğunu, katılanın inşaatta işçi olduğunu, çalıştığı inşaatta meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili bilgisi alınmak üzere polislerle birlikte karakola gittiğini, bir süre sonra da polislerin katılanı karakola getirdiklerini, karakolda katılan ile görüştüğünü, hırsızlık yapmadığını kendisine söylediğini, polislere de ifadesini verdiğini, o anda katılanın sağlık durumunun gayet iyi olduğunu ve herhangi bir yaralanmasının olmadığını, polislerin kendisini darbettiğinden de bahsetmediğini, karakolda da katılana karşı herhangi bir darp, hakaret veya tehdit olayı görmediğini, ifadeleri alındıktan sonra karakoldan katılan ile birlikte ayrıldıklarını, hatta bir gün sonra katılanın gelip inşaatta işine devam ettiğini, o zaman da herhangi bir yaralanması bulunmadığını, herhangi bir darp olayından da bahsetmediğini, Mahkemede; hırsızlık olayı sonrası polis tarafından karakola getirildiğini, karakolda sabaha karşı katılanı gördüğünü, yorgun ve düşkün bir hâlinin olduğunu,
İnceleme dışı haksız arama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının sanıkları ... ve... Cumhuriyet Başsavcılığında; Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde görevli polis memuru olduklarını, 25.03.2014 tarihinde Selective Sitelerinde meydana gelen hırsızlık olayının şüphelisi olarak tespit edilen katılanın ikametine gittiklerini, kapıyı açan katılana polis tanıtım kartlarını ibraz ederek konu hakkında kısaca bilgi verildiklerini, ayrıca çalıştığı şantiyede kalfa olan tanık ...’nın da bürolarında olduğunu belirtmelerine rağmen katılanın kendilerine inanmayarak ve hakaretlerde bulunarak ikametinin kapısını kapattığını, bunun üzerine resmî ekiplerden yardım istediklerini, kısa süre sonra resmî ekiplerin katılanın ikametine gelerek konuyu izah ettiklerini, ancak katılanın karakola gelmemek için direnmesi üzerine katılana kademeli olarak güç kullandıktan sonra kelepçe takmak suretiyle ekip otosuna bindirdiklerini, katılanın Asayiş Büro Amirliğine getirilmesinin ardından prosedür gereği giriş raporu alınması amacı ile Sultanbeyli Devlet Hastanesine gidildiğini, rapor alındıktan sonra tekrar yasal işlemlerin tamamlanabilmesi amacı ile Asayiş Büro Amirliğine gelindiğini, nöbetçi savcının talimatına istinaden şüpheli sıfatı ile ifadesinin alınmasının ardından da katılanın tekrar Sultanbeyli Devlet Hastanesinden çıkış raporu alınarak serbest bırakıldığını, bu şahıs ile sadece karakola intikali ve doktor raporlarının alınması aşamasında muhatap olduklarını, katılana karakolda bulunduğu süre zarfında herhangi bir kötü muamelede bulunulmadığını, Mahkemede; katılanın adresini tespit ederek evlerine gittiklerini, katılanın polis olduklarına inanamadığını, resmî ekipler gelince kapıyı açtıklarını, bunun üzerine katılanı alıp karakola götürdüklerini, ifadesini aldıklarını, herhangi bir şekilde darbetmediklerini, çıkış raporu için katılanı doktora götürdüklerini, doktorun tekrar tekrar katılanın yüzünün her yerine baktığını, yüzünde herhangi bir şey olmadığını, hatta ısrarları üzerine katılanın tomografisinin çekildiğini, çünkü çıkışta katılanın sizinle görüşüceğiz şeklinde tehditlerde bulunduğunu, daha sonra katılanı serbest bıraktıklarını,
İnceleme dışı haksız arama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının şüphelisi olan ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığını, 26.03.2014 tarihinde saat: 02.00 sıralarında 8565 ve 8566 kod nolu ekipler tarafından Selective Sitesinde meydana gelen hırsızlık konusu ile ilgili olarak Asayiş Büro Amirliğine getirilen katılanı ilk defa olay sebebiyle karakolda gördüğünü, şahsın karakola getirilmesinin ardından herhangi bir yasal işlem yapılmadan ekiplerin giriş raporu alınması amacıyla katılanı Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürdüklerini, ardından da yasal işlemlerin tamamlanabilmesi amacı ile katılanın karakola getirildiğini, katılanın karakolda bulunduğu süre zarfında kalfası olan ... isimli şahsın da karakolda bulunduğunu, katılanın ifadesinin alınmasının ardından Sultanbeyli Devlet Hastanesinden çıkış raporu alındıktan sonra savcılık talimatı doğrultusunda serbest bırakıldığını, katılana karakolda bulunduğu süre zarfında herhangi bir kötü muamele uygulanmadığını,
Tanık ...Mahkemede; katılanın oğlu olduğunu, olay gecesi sivil giyimli 5-6 kişinin gelerek polis olduklarını söylediklerini, bu kişilere inanmayarak 155'i aradığını, daha sonra resmî kıyafetli polislerin gelerek babasını götürdüklerini, sabah saatlerinde babasının geri geldiğini, yüzü, gözü, elleri ve ayaklarının şiş vaziyette olduğunu, kendisine işkence yapıldığını söylediğini, “İşkenceyi götüren polisler yaptı.” dediğini, sabah geldikten bir saat sonra hastaneye gittiklerini ancak diğer rapora imza attığı için yeniden rapor düzenlemediklerini, daha sonra özel bir hastaneye giderek rapor aldıklarını,
Tanık... Mahkemede; olayın üzerinden zaman geçtiği için katılanı hatırlayamadığını, düzenlemiş olduğu muayane formunda "Darp cebir izi yoktur." ibaresinin yazılı olduğunu, bu ibareyi hastayı görmeden ve muayane etmeden yazmış olamayacağını, bu gibi durumlarda hastayı muayane ettikten sonra ayrıca şikâyetçi olduğu bir durum olup olmadığını sorduklarını veya kişi şikâyetçi olduğunu belirtirse buna göre değerlendirme yaptıklarını, muhtemelen katılan şikâyetinin olmadığını bildirdiğinden bu şekilde tutanak düzenlemiş olabileceğini, tutanak içeriğinin doğru olduğunu, Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 06.06.2014 tarihli raporda belirtilen bulguları kendisinin görmediğini, raporda belirtildiği gibi morarma olsaydı mutlaka bu hususun belirtileceğini, bu şekilde muayeneye getirilen şüphelilere rutin olarak tomografi ve röntgen çekilmediğini, ihtiyaç duyulduğunda bu yola başvurulduğunu,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği kadrosunda üç yıldır Sancaktepe Asayiş Büro Amiri olarak görev yaptığını, 25.03.2014 tarihinde Selective Sitesinde meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili olarak karakola getirilen katılana güvenlik kamerası görüntüleri izlettirildiğinde görüntülerdeki şahsın kendisi olduğunu mavi renkli çadırın altına gizlediği şeyin odun ve ekmek olduğunu, hırsızlıkla bir alakasının bulunmadığını belirtmesi üzerine konu ile bilgilendirilen nöbetçi savcının talimatı doğrultusunda katılanın ifadesine başvurduktan sonra giriş ve çıkış raporları alınmak suretiyle serbest bırakıldığını, Mahkemede; olay gecesi katılanın mukavemet göstermesi nedeniyle ekiplerin zor kullanarak katılanı karakola getirdiklerini, ifadesi alındıktan sonra da savcı talimatı üzerine doktor raporuyla birlikte serbest bırakıldığını, işlemleri sanık ...’un yürüttüğünü, işlemler sırasında asayiş büroda olduğunu, ... isimli şahsın olay günü karakolda olması nedeniyle her şeye şahit olduğunu ve suçlamaları kabul etmediğini,
Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğunu, 26.03.2014 tarihinde Grup Amir Vekili olarak görev yaptığını, Selective Sitesinde meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili olarak aynı gün saat 02.00 sıralarında 8565 ve 8566 kod nolu ekipler tarafından katılanın karakola getirilmesinin ardından herhangi bir yasal işlem yapılmadan Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürülerek giriş raporu alındıktan sonra gerekli yasal işlemlerin tamamlanabilmesi amacı ile tekrar karakola getirildiğini, o esnada katılanın kalfası olan tanık ...'nın da karakolda bulunduğunu, katılanın ifadesinin ardından savcılık talimatına istinaden Sultanbeyli Devlet Hastanesinden çıkış raporu alındıktan sonra serbest bırakıldığını, katılanın karakolda bulunduğu süre zarfında kendisine herhangi bir kötü muamelede bulunulmadığını, Mahkemede; olay gecesi karakola getirilen katılanın Sultanbeyli Devlet Hastanesinden giriş raporu alındığını daha sonra nöbetçi savcının talimatı üzerine ifadesi alındıktan sonra çıkış raporu alınması amacıyla aynı hastaneye götürüldüğünü katılan başının ağrıdığını belirttiği için tomografi bile çekildiğini, katılanı ayın 26’sında bıraktıklarını, katılanın ayın 28’inde giderek rapor aldığını, bu nedenle suçlamaları kabul etmediğini, katılana kötü muamelede bulunmadıklarını, giriş ve çıkış raporlarının temiz olduğunu,
Savunmuşlardır.
Nüfus kayıtlarının incelenmesinde Kocaali İlçe İdare Kurulunun 06.12.2018 tarihli ve 193 sayılı kararı ile sanık ...'ın "Durgut" olan soyadının "Turgut" olarak düzeltildiği anlaşılmıştır.
Ceza muhakemesinin amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler nazara alınarak, somut gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak ortaya çıkarılmasıdır. Bu bağlamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılarak maddi gerçeğe varmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle, ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, adaletin tam olarak tecelli edebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

25.03.2014 tarihinde Selective Samandıra Sitesinde meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinde, yaklaşık 45-55 yaşlarında, 80-90 kg ağırlığında, siyah pantolonlu bir erkek şahsın el arabası ile getirdiği beyaz renkli bir poşeti sitenin arka tarafına bıraktığı, bu poşetin üzerini de mavi renkli bir çuvalla kapattığı, iş çıkışında da tekrar aynı yere gelerek mavi renkli çuvalın altından beyaz renkli poşeti alarak uzaklaştığının görülmesi üzerine eşkali belirlenen şahsın sakladığı poşet içerisinde hırsızlık malı olabileceği düşünülerek söz konusu sitenin inşaat işlerinde kalfa olarak görevli olan tanık ...’nın bilgisine başvurulmak amacıyla Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine çağrıldığı, yapılan görüşmede eşkal bilgilerinin katılan ...’a ait olduğunu beyan etmesi üzerine katılanın tespit edilen adresine 26.03.2014 tarihinde gece saat 01.00 sıralarında gidildiği, katılana polis tanıtma kartları gösterilerek konu hakkında bilgi verildikten sonra asayiş büro amirliğine davet edildiği, katılanın fiziki olarak direnmesi nedeniyle de kademeli olarak zor kullanılarak kelepçe takılmak suretiyle etkisiz hâle getirildikten sonra asayiş büro amirliğine götürüldüğü, katılanın Sancaktepe Asayiş Büro Amirliğinde bulunduğu sırada aynı yerde görevli emniyet amiri ... ile polis memuru ... tarafından kendisine işkence edildiği iddiası üzerine yapılan yargılama sonucunda Yerel Mahkemece; katılanın bütün aşamalardaki özde değişmeyen birbiriyle uyumlu beyanlarına, katılanın eşi ... ile oğlu Hayrettin Kılıç’ın olay sonrası serbest bırakılan katılanın, yüzünde, vücudunda şişlik ve morluklar bulunduğuna dair beyanlarına, teşhis tutanağına ve olaydan iki gün sonra katılanın şikâyeti üzerine düzenlenen 28.03.2014 tarihli Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü ön raporuna dayanılarak her iki sanık hakkında işkence suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmuş ise de;

1- Sultanbeyli Devlet Hastanesinde görevli olan Dr. Yağmur Canoğlu tarafından düzenlenen 26.03.2014 tarihli ve 102 sayılı ilk raporun kaç sayfadan oluştuğu hususu Sultanbeyli Devlet Hastanesinden sorularak ayrıca katılan ... hakkında hırsızlık suçundan yapılan soruşturma dosyasından araştırılarak tespit edilip varsa diğer sayfaların onaylı suretlerinin getirtilmesi,

2- a) Katılan hakkında 26.03.2014 tarihli ve 102 sayılı ilk raporu düzenleyen Dr. Yağmur Canoğlu'nun,
b) 26.03.2014 tarihli Sultanbeyli Devlet Hastanesi Acil Hasta Triaj ve Gözlem Formuna göre katılan ...’a “Muscoril” ve Dikloron” isimli ilaçların enjekte edilmesine karar veren ve olay tarihinde Sultanbeyli Devlet Hastanesinde görevli olan Dr. Müjgan Tuna'nın,

c) "Miyalji" teşhisi ile katılan hakkında 26.03.2014 tarihli iş göremezlik belgesini düzenleyen ve olay tarihinde Özel Sarıgazi Yaşam Tıp Merkezinde görevli olan Dr. Cihan Kahraman’ın,

Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28.03.2014 tarihli raporda belirtilen yaralama bulgularının muayene sırasında katılanda bulunup bulunmadığı, ayrıca Dr. Müjgan Tuna tarafından uygulanan tedavi ile Dr. Cihan Kahraman tarafından konulan tanının bu yaralanmalara yönelik olup olmadığına ilişkin tanık sıfatıyla dinlenmeleri,

3- Katılana karakolda bulunduğu sırada herhangi bir kötü muamelede bulunulmadığına yönelik tanık ..., inceleme dışı sanıklar ... ve... ile savcılıkta haksız arama ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından şüpheli olarak ifadesi alınan ...'in anlatımları gözetildiğinde; 26.03.2014 tarihli olay tutanağında katılan ...’ın tespit edilen adresine aynı gün gece saat 01.00 sıralarında gidildiği, katılana polis tanıtma kartları gösterilmek suretiyle konu hakkında bilgi verildikten sonra Asayiş Büro Amirliğine davet edilmesi üzerine katılanın fiziki olarak direnmesi nedeniyle kademeli olarak zor kullanılarak kelepçe takıldıktan sonra Asayiş Büro Amirliğine götürüldüğünün belirtilmiş olması karşısında, söz konusu tutanakta ismi yazılı olan kolluk görevlileri ile katılan ...'ın, Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28.03.2014 tarihli raporda belirtilen yaralama bulgularının katılanın direnişini kırmak amacıyla güç kullanılması ve akabinde kelepçe takılması sonucunda meydana gelip gelmeyeceği hususlarında beyanlarının alınması,

4- Katılanın 04.05.2014 tarihli idari tahkikat sırasında alınan ifadesinde karakoldan eve geldiğinde yüzünde morarma ve şişme olduğunu ayrıca ayaklarının da şiştiğini, eve geldiği zaman çekmiş olduğu üç adet fotoğrafı da tahkikat memuruna teslim ettiğini belirtmesi karşısında söz konusu fotoğrafların idari tahkikat dosyasından araştırılmak ve katılana sorulmak suretiyle temin edilmeye çalışılması,

5- Katılan hakkında 26.03.2014 tarihinde saat 03.04'te düzenlenen 102 sayılı ilk doktor raporunda; “Hayati tehlikesi yoktur BTM ile giderilir kati rapordur” ibarelerinin yer aldığı ancak kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği değerlendirilen yaralama fiiline ilişkin bulgulara raporda yer verilmediği, aynı gün saat 05.15'te düzenlenen doktor raporunda ise darp ve cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği ancak 28.03.2014 tarihinde Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 8599 sayılı raporda; katılanın alın solda orta kısımda yatay seyirli 1 cm uzunluğunda 0,5 cm genişliğinde üzeri hafif kabuklanmış sıyrık, sol periorbital bölgede ekimoz, burun kökü sol yanda ekimoz, sol kaş dış kenarın 2 cm solunda zigoma üzerinde 0,7-0,5 cm ebadında hafif kabuklu sıyrık, sağ omuzda 2 adet çizgisel tarzda 2-3 cm’lik sıyrıklı alanlar, her iki el bileğinde simetrik şekilde, sol el bileği iç dış yan yüzde daha belirgin olmak üzere birbirine paralel hat oluşturan 0,7-0,8 cm genişliğinde 1,5 cm uzunluğunda kenarları hafif kabuklanmış, ortası hiperemik sıyrık, sol el bileği iç ve dış yanda hatları belirgin olarak görülen bilezik tarzında 0,7-0,6 cm genişliğinde sıyrıklı hiperemik alan, sol ayak tabanında 2x3 cm mor renkli ekimozlu alan tespit edildiğinin belirtilmesi ve anılan sıyrıklarında kabuklanmış diğer bir anlatımla iyileşmeye başlamış olduğunun anlaşılması karşısında yukarıda belirtilen deliller toplandıktan sonra dosyanın bir bütün hâlinde işkence suçuna ilişkin özel olarak görevlendirilmiş olan Adli Tıp İkinci İhtisas Kuruluna gönderilerek mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından görüş istenmesi,

6- Toplanan tüm bu deliller birlikte değerlendirilerek katılanda mevcut yaralanma bulgularının katılanın evinde gözaltına alındığı sırada direnişini kırmak amacıyla güç kullanılması ve akabinde kelepçe takılması nedeniyle meydana gelip gelmeyeceği de karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi,

Gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükümlerinin sanıklara atılı işkence suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.06.2018 tarihli ve 5502-7026 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 141-259 sayılı hükümlerinin, sanıklara atılı işkence suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.06.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla