CEZA YARGILAMASINDA SÜRELER, Dr. Suat ÇALIŞKAN

Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22838
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

CEZA YARGILAMASINDA SÜRELER, Dr. Suat ÇALIŞKAN

Mesaj gönderen teoman » 10 Eki 2019 07:17

CEZA YARGILAMASINDA SÜRELER
Dr. Suat ÇALIŞKAN
08 Ekim 2019





Ceza yargılamasında soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yerine getirilmesi açısından bazı süreler öngörülmüştür. Bu sürelere uyulması veya uyulmaması halinde işlemin niteliğine göre bazı hukuki sonuçlar doğmaktadır. Bu nedenle, ceza yargılamasında yapılan işlemin niteliğine göre belirlenen sürelerin hesap edilmesi önemli bir konudur.

A. SÜRELERİN HESAPLANMASI

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, “sürelerin hesaplanması” başlıklı 39. Maddesinde sürelerin hesaplanması ile ilgili bir takım kurallar tespit edilmiştir.

1) Gün ile belirlenen süreler

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. Maddesinin birinci fıkrasında, gün ile belirlenen sürelerin, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.


2) Hafta olarak belirlenen süreler

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. Maddesinin ikinci fıkrasında; süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona ereceği i fade edilmektedir.


3) Ay olarak belirlenen süreler

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. Maddesinin üçüncü fıkrasında; süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona ereceği belirtilmektedir. Şayet ayın son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erecektir.


4) Son günün bir tatile rastlaması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. Maddesinin dördüncü fıkrasına göre; şayet son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü bitecektir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. maddesi, sürelerin başlayacağı günü göstermektedir. Buna göre, Tebligat Kanununa göre yapılacak tebligattan sonra süre, tebligatın yapıldığının ertesi günü başlayacaktır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. maddesi, hafta veya ay olarak belirlenmiş sürelerin ne zaman sona ereceğini açık bir şekilde göstermektedir.

Yasal düzenlemeye göre, hafta olarak belirlenen süreler, takip eden hafta veya haftaların, sürenin işlemeye başladığı günün isim itibarıyla karşılığı olan günde sona ermesi söz konusudur.

Ay itibarıyla belirlenen süreler, izleyen ay veya aylarda sayı itibarıyla karşılığı olan günde sona erecektir. Şayet sürenin son bulduğu ayda o sayıda gün yoksa örneğin sürenin işlemeye başladığı ay 31 gün ise, izleyen ay veya ayların 31 gün çekmemesi halinde, ayın son gününde (örneğin ay 30 gün ise 30. Gün) sona erecektir.

Bu sürelerin hesaplanmasında tatiller de dikkate alınmalıdır. Şayet son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü yani tatilin bittiği günün ertesi günü sona erecektir.


5) İdari izinler

Yasal düzenlemeler ile tespit edilmiş olan tatil günleri dışında, bazen "idarî izin" de söz konusu olabilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kural, idari izinleri de kapsamaktadır.


B. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA SÜREYE BAĞLANAN HALLER

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, bazı karar ve işlemler için bir takım süreler öngörmüştür. Süreye bağlanan ceza muhakemesi kurum ve işlemlerine kısaca değinmek konunun daha iyi anlaşılması açısından faydalı olacaktır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda süreye bağlanan işlemler şunlardır:


1) HÂKİMİN REDDİ (7 gün) (CMK m. 25)

Bu işlem ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 25. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.[1]


2) ESKİ HÂLE GETİRME (7 gün) (CMK m. 41)

Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilmesi gerekmektedir.


3) BİLİRKİŞİNİN İNCELEME SÜRESİ ( süre kararda belirtilir- en fazla 3 ay) (CMK m. 66)

Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda, cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorularla inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği sürenin belirtilmesi gerekmektedir. Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel nedenlerin zorunluluk arz ettiği hallerde bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan makamın gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabilecektir.

Bu süreye uyulmaması halinde doğacak hukuki sonuç şudur: Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişinin hemen değiştirilmesine karar verilebilir. Bu halde bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar ve görevi nedeniyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri vermek zorundadır. Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan talep edilir. (CMK m. 66/2)[2]


4) GÖZLEM ALTINA ALINMA (3 hafta- ek süre toplam 3 ay) (CMK m. 74)

Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez. (CMK m. 74/3)


5) GÖZALTI SÜRESİ (24 Saat- en fazla üç gün uzatma) (CMK m.91)

Yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için aynı makam tarafından gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. (CMK m. 91/1)


En yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme süresi (12 saat)

Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. (CMK m. 91/1)


Toplu olarak işlenen suçlar

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. (CMK m. 91/3)


Toplumsal olaylar ve Katalog Suçlarda

Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında CMK’nin 91/4 fıkrasının alt bentlerinde ifade edilen katalog suçlarda ve toplumsal olaylarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir.

Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir.

Kişi serbest bırakılmazsa CMK’nin 91. maddesine göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. (CMK 91/4)[3]


6) TUTUKLULUKTA GEÇECEK SÜRE (1yıl-6 ay uzatma ve Ağır cezada 2 yıl ve uzatmalı 3 yıl-Bazı suçlarda 5 yıl) (CMK m.102)

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde (1 yıl – 6 ay uzatma)

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (CMK 102/1)[4]

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde (2 yıl-uzatma 3 yıl)

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. (CMK 102/2)

Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Millî Savunmaya Karşı Suçlar, Millete ve Devlete Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar ve Terör Suçlarında (uzatma 5 yıl)

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma süresi toplam beş yılı geçemez.[5]


7) CUMHURİYET SAVCISININ TUTUKLAMA KARARININ GERİ ALINMASINI İSTEMESİ veya ŞÜPHELİ veya SANIĞIN SALIVERİLME İSTEMLERİNE DAİR; İSTEMİN KABULÜNE, REDDİNE veya ADLİ KONTROL UYGULANMASI HAKKINDA KARAR VERİLECEK SÜRE (3 gün) (CMK m. 105)

Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi ile ilgili CMK’nin 103 ve Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri ile ilgili CMK’nin 104 üncü maddeleri uyarınca yapılan talep üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilmelidir. (CMK m. 105/1)


Örgütlü suçlarda ( 7 gün)

Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi ile ilgili CMK’nin 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanması gerekir.[6]

Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.[7]

8) TUTUKLULUĞUN İNCELENMESİ ( 30 gün ara ile) (CMK m.108)

Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 5271 sayılı CMK’nin 100 üncü maddesi hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilmelidir. (CMK m. 108/1)[8]

Tutukluluk durumunun incelenmesi yönündeki talep, süresi içinde şüpheli tarafından da gerçekleştirilebilir. (CMK m. 108/2)

Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya 5271 sayılı CMK’nin 108. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 30 günlük süre içinde de re'sen karar verebilir. (CMK m. 108/3)


9) İLETİŞİMİN TESPİTİ ( 2 ay-1 ay uzatma/örgütlü suçlarda 1 ay uzatma-toplamda 3 ayı geçemez) (CMK m.135)

İletişimin dinlenebilmesi, kayda alınabilmesi ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi


5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun135. Maddesinin birinci fıkrasına göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının olmadığı hallerde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir.


Onay süresi

Burada Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunmalı ve hâkim de, kararını en geç yirmi dört saat içinde vermelidir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.[9]


Tedbir kararının uygulanma süresi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun135. Maddesinin dördüncü fıkrasına göre, CMK’nin 135/1 maddesi hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.[10]


Örgütlü suçlar

Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilecektir.[11]


Mobil telefonun yerinin tespiti ( en çok 2 ay-1 ay uzatma)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun135. Maddesinin beşinci fıkrasına göre, şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilecektir.

Bu duruma dair kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.[12]


10) TEKNİK ARAÇLARLA İZLEME (ençok 3 hafta- en çok 4 hafta uzatma(CMK m.140)

Yetkili makam


5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140. Maddesinin ikinci fıkrasına göre, teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilmektedir.


Savcı tarafından verilen kararın hâkim onayına sunulması (24 saat)

Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmak zorundadır.


Onayda hâkimin karar verme süresi

Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde vermelidir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilecektir.[13]

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun140. Maddesinin üçüncü fıkrasına göre, teknik araçlarla izleme kararının en çok üç haftalık süre için verilebilecektir. Bu süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir.


Örgütlü suçlarda (her defasında bir hafta-toplam 4 haftaya kadar)

Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun140. Maddesinde belirtilen sürelere ek olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilecektir.[14]


Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi halinde (süreyi bir kat artırma)

Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli soruşturmacı görevlendirilmesi halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun140. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen süreler bir kat artırılarak uygulanır.[15]


11) MÜDAFİLİK GÖREVİNDEN YASAKLANMA (1 yıl-altı ay, en fazla iki uzatma) (CMK m. 151)

Yasaklama kararı verilebilecek haller


5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun151. Maddesinin üçüncü fıkrasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun149 uncu maddeye göre seçilen veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle soruşturma veya kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilecektir.[16]


Yasaklama talebi ile ilgili gecikmeksizin karar verilmesi zorunluluğu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun151. Maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin karar verilir.


Yasaklama kararlarına karşı itiraz yasa yolunun açık olması

Yasaklama kararlarına karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir.


Yasaklama süresi ( 1 yıl)

Müdafilik görevinden yasaklama kararı, avukat hakkındaki soruşturma veya kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilmesi mümkündür. Gerek görülmeyen hallerde veya şartların bulunmaması halinde bu süre uzatılamaz


Yasaklama süresinin altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilmesi

Soruşturma veya kovuşturmanın niteliği itibariyle bu sürelerin altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilmesi mümkündür.


Yasaklama kararı kendiliğinden kalkması

Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar.[17]


Baro başkanlığına bildirilme zorunluluğu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 151. maddesinin beşinci fıkrasına göre, görevden yasaklama kararı, şüpheli, sanık veya hükümlü ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilmelidir.[18]


Ziyaret yasağı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 151. maddesinin altıncı fıkrasına göre, müdafi veya vekil görevden yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemeyecektir.



12) AİHM KARARI ÜZERİNE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞ OLAYLA İLGİLİ TEKRAR SORUŞTURMA AÇILMA SÜRESİ ( Kesinleşmeden itibaren 3 ay) (CMK m. 172/3)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi halinde, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılmak zorundadır.[19]


13) KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARINA İTİRAZ ( 15 gün) (CMK m. 173/1)

Cumhuriyet savcısının kararına itiraz


5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun173. Maddesinin birinci fıkrasına göre, suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilme hakkına sahiptir.[20]


14) İDDİANAMENİN İADESİ ( 15 gün) (CMK m. 174/1)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesinin birinci fıkrasına göre, mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebilir.[21]

İade kararına karşı Cumhuriyet savcısının itiraz yasa yoluna başvurması mümkündür. (CMK m. 174/4)


15) SANIĞIN SAVUNMA DELİLLERİNİN TOPLANMASI İSTEMİ (duruşma gününden en az beş gün önce) (CMK m.177/1)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 177. maddesinin birinci fıkrasına göre; sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime vermek durumundadır.

Sanığın bu yöndeki dilekçe üzerine karar verilmesi halinde, kararın sanığa derhâl bildirilmesi gerekir. (CMK m.177/2)

Sanığın talebi kabul edilmiş ise, bu durumun Cumhuriyet savcısına da bildirilmesi zorunludur. (CMK m.177/3)


16) GEREKÇENİN DOSYAYA KONULMASI (Hükmünden sonra en geç 15 gün içinde) (CMK m.232/3)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulmalıdır.[22]


17) ÇAĞRILAN SANIĞIN ÇAĞRIYA UYMA SÜRESİ (işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren 15 gün) (CMK m.247/2-b)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun247. Maddesinin birinci fıkrasında; hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişi “kaçak” olarak tanımlanmıştır.[23]

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. Maddesinin ikinci fıkrasına göre; hakkında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 248 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan[24] dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme iki şekilde davranmalıdır:[25]


a) Çağrının ilanı: Çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verilir ve yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun248 inci maddede gösterilen tedbirlere[26] hükmedilebileceği ayrıca açıklanır. Bu düzenlemede çağrıya uyulmamasının sonuçları açık bir şekilde gösterilmiştir.


b) Sanığın kaçak olduğuna karar verilmesi: Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verilir.[27]

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun247. Maddesinin üçüncü fıkrasına göre; kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Fakat sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan sanığa bir avukat görevlendirilmesini talep etmelidir. (CMK m. 248/4)


18) UZLAŞMA TEKLİFİNE CEVAP (kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün) (CMK m.253/4)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. Maddesinin dördüncü fıkrasına göre; soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmek zorundadır.

Uzlaşma Bürosu tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunmalıdır.

Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılması gerekmektedir.

Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilmesi mümkündür.

Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacaktır.[28]



19) UZLAŞTIRMA İŞLEMLERİNİN SONUÇLANDIRILMASI (Belgelerin örnekleri verildikten itibaren otuz gün-Uzlaştırma bürosu bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir) (CMK m.253/12)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin onikinci fıkrasına göre; Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırmalıdır. Fakat zorunlu görülen hallerde uzlaştırma bürosunun bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilmesi mümkündür.[29]


20) HÂKİMİN VEYA MAHKEMENİN KARARLARINA İTİRAZ (Öğrenme gününden itibaren yedi gün) (başkaca hüküm yoksa) (CMK m.268/1)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268. maddesinin birinci fıkrasına göre; Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 35 inci maddesine göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılmalıdır.

Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylamalıdır. Burada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 263 üncü madde hükümleri[30] saklı tutulmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268. maddesinin ikinci fıkrasına göre; kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.


21) İTİRAZIN CUMHURİYET SAVCISINA VE KARŞI TARAFA TEBLİĞİ İLE İNCELEME VE ARAŞTIRMA YAPILMASI VE GÖRÜŞLERİN BİLDİRİLMESİ (üç gün) (CMK m. 270)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 270. maddesinin birinci fıkrasına göre; itirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir.

İtiraz Merci, kendisi bizzat inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 270. maddesinin birinci fıkrasına göre; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101[31] ve 105[32] inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilmelidir. Burada şüpheli, sanık veya müdafii’nin üç gün içinde görüşünü bildirebilmesi mümkündür.[33]


22) İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİ HALİNDE İTİRAZ (ret kararının tebliğinden itibaren 7 gün) (CMK m. 276)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 276. maddesinin birinci fıkrasına göre; İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa veya istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla istinaf talebine ilişkin dilekçeyi reddedecektir.

İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini talep edebilmeleri mümkündür. (CMK m. 276/2)

Bu durumda dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmelidir. Fakat bu nedenle hükmün infazının ertelenmesi mümkün değildir. (CMK m. 276/2)

23) İSTİNAF TALEBİNE CEVAP (tebliğ tarihinden itibaren 7 gün) (CMK m. 277)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 276 ncı maddesine göre, hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.

Bu durumda karşı tarafın, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilmesi mümkündür. (CMK m. 277/1)

Karşı taraf sanık ise, bir tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla da cevabını verebilecektir. Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyasının, bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. (CMK m. 277/2)[34]


24) TEMYİZ SÜRESİ (hükmün açıklanmasından/tebliğden itibaren 15 gün içinde) (CMK m. 291)

Temyiz talebi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması şeklinde gerçekleştirilebilir. İlgili öznenin beyanı tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 263[35] üncü madde hükmü saklı tutulmuştur. (CMK m. 291/1)

Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlayacaktır. (CMK m. 291/2)


25) SÜRE TUTUMDAN SONRA GEREKÇELİ TEMYİZ (temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 gün) (CMK m. 295)

Temyiz başvurusunda temyiz nedenlerinin gösterilmemesi halinde, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmelidir.

Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtmesi gerekmektedir. (CMK m. 295/1)


26) TEMYİZ TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ (ret kararının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün) (CMK m. 296)

Temyiz talebi, yasal sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, bu temyiz talebini bir karar ile reddeder. (CMK m. 296/1)

Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtay’dan bu hususta bir karar vermesini talep edebilir.

Bu durumda dosya Yargıtay’a gönderilir. Ancak, temyiz talebinin reddine itiraz edilmesi, hükmün infazının ertelenmesine neden olmayacaktır. (CMK m. 296/2)


27) TEMYİZE CEVAP (tebliğ tarihinden itibaren yedi gün) (CMK m. 297)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296 ncı maddesine göre hükmü veren bölge adliye mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ edilmelidir.

Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilme imkanına sahiptir. (CMK m. 297/1)

Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmelidir. (CMK m. 297/2)[36]


Aleyhe sonuç doğurabilecek görüş içeren tebliğnamenin tebliği

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur.


Tebliğnameye cevap verme süresi (1 hafta)

İlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilme imkanına sahiptir. (CMK m. 297/3)


Tebligatların ilgililerin belirlenen son adreslerine yapılması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 297 ncı maddesinin Üçüncü fıkrası uyarınca yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur. (CMK m. 297/4)

Burada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklı tutulmuştur. (CMK m. 297/5)


28) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ DAİRE KARARINA İTİRAZ (ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün) (Sanığın lehine itirazda süre aranmaz) (CMK m. 308)

Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya talep üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilme hakkına sahiptir. Burada sanığın lehine olduğu durumlarda itirazda süre aranmamaktadır. (CMK m. 308/1)

İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (CMK m. 308/2)[37]

Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderir. (CMK m. 308/3)[38]


29) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİNİN KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARINA KARŞI BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ İTİRAZI (verilme tarihinden itibaren 30 gün) (sanık lehine olanda süre aranmaz) (CMK m. 308/A)

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya talep üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilme hakkına sahiptir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın lehine itirazda bulunması halinde süre şartı aranmamaktadır.

Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, aksi halde itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin kararlar kesindir. [39]



30) CUMHURİYET SAVCISI, HÂKİM VEYA MAHKEME TARAFINDAN BİLGİ İSTEMİNE CEVAP (10 gün) (CMK m. 332)

Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur.

Şayet bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi mümkün değilse, bunun nedeni ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir. (CMK m. 332/1)

Bilgi istenen yazıda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 332. Maddesinin birinci fıkra hükmü ile buna aykırı hareket etmenin Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine aykırılık oluşturabileceği yazılır.

Bu durumda haklarında kamu davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır. (CMK m. 332/2)


KAYNAK

[1] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi” başlıklı 25. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: MADDE 25. - [1] Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir. [2] Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.

[2] (Değişik son cümle : 3/11/2016-6754/44 md.)

[3] (Ek fıkra: 04/04/2015 YT – 6638/13 md.)

[4] MADDE 102. - [1] (19.12.2006 T. 5560 sk. değ.)

[5] (Değişik: 25/8/2017 YT.li-KHK-694/141 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/136 md.)

[6] (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.)

[7] (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.)

[8] MADDE 108. - [1] (Değişik: 11/4/2013-6459/16 md.)

[9] MADDE 135. - [1] (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.; Değişik 24/11/2016-6763/26 md.); (Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)

[10] (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.; Değişik 24/11/2016-6763/26 md.)

[11] (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.)

[12] (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.)

[13] (Değişik: 24/11/2016-6763/28 md.)

[14] (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.; Değişik: 24/11/2016-6763/28 md.)

[15] (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/143 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/138 md.)

[16] (5353 sk. ek. - Değişik: 3/10/2016-KHK-676/2 md.)

[17] (5353 sk. ek.- Değişik: 3/10/2016-KHK-676/2 md.)

[18] (5353 sk. ek.- Değişik: 3/10/2016-KHK-676/2 md.)

[19] (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.)

[20] (Değişik: 28/6/2014 YT-6545/71 md.)

[21] Mahkeme şu hallerde iddianamenin iadesine karar verebilir: a) CMK’nin 170 inci maddesine aykırı olarak düzenlenen iddianame, b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianame, c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianame hakkında iade kararı verilebilir.

[22] (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.)

[23] (Değişik: 24/11/2016-6763/32 md.)

[24] Bu suçlar şunlardır: a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan; 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80), 3. Hırsızlık (madde 141, 142), 4. Yağma (madde 148, 149), 5. Güveni kötüye kullanma (madde 155), 6. Dolandırıcılık (madde 157, 158), 7. Hileli iflas (madde 161), 8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 9. Parada sahtecilik (madde 197), 10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220), 11. Zimmet (madde 247), 12. İrtikâp (madde 250), 13. Rüşvet (madde 252), 14. İhaleye fesat karıştırma (madde 235), 15. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236), 16. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308), 17. (Ek: 24/11/2016-6763/33 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313), 18. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315), 19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337), Suçları, b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları, c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin [3] ve [4] numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu, d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar, e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

[25] (5353 sk. ek.; Değişik: 24/11/2016-6763/32 md.)

[26] Bu durumda sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi” başlıklı 248. Maddesindeki tedbirler uygulanacaktır. Yasal düzenleme metni şu şekildedir: “ MADDE 248. - [1] (Değişik: 24/11/2016-6763/33 md.;Değişik: 2/1/2017-KHK-680/13 md.; Aynen Kabul: 1/2/2018-7072/12) Kaçağın Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir.”

[27] (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/12 md.; Aynen Kabul 1/2/2018-7072/11)

[28] (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.)

[29] (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.)

[30] Tutuklunun kanun yollarına başvurması ile ilgili hükümler.

[31]5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama kararı” başlıklı 101. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: “MADDE 101. - [1] Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. [2] (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. [3] Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. [4] Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır. [5] Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”

[32]5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “ Usul” başlıklı 105. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: “MADDE 105. - (5353 sk. değ.) [1] 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.”

[33] (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)

[34] (Değişik: 15/8/2016-KHK-674/15 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/15 md.)

[35] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklunun kanun yollarına başvurması” başlıklı 263. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: “MADDE 263. - [1] Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. [2] Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. [3] Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. [4] Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.”

[36] (Değişik: 15/8/2016-KHK-674/15 Md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/15 md)

[37] (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.)

[38] (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.)

[39] Madde 308/A- (Ek:20/7/2017-7035/23 md.)


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Cevapla