DURUŞMA YAPILMASINDAKİ AMAÇ , TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINI YAZILI BEYANLAR DIŞINDA SÖZLÜ OLARAK AKTARMALARINA......

Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22915
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

DURUŞMA YAPILMASINDAKİ AMAÇ , TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINI YAZILI BEYANLAR DIŞINDA SÖZLÜ OLARAK AKTARMALARINA......

Mesaj gönderen teoman » 03 Kas 2019 09:45

T.C
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2018/6109
KARAR NO:2019/7432
KARAR TARİHİ:15.10.2019
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
No : 2018/300-2018/347



>DURUŞMA YAPILMASINDAKİ AMAÇ , TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINI YAZILI BEYANLAR DIŞINDA SÖZLÜ OLARAK AKTARMALARINA İMKAN TANIYARAK, HAKİMİN TEREDDÜT OLUŞTURAN KONULARDA SORU SORMASINI SAĞLAMAKTIR.


Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından
kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir.

Mahkemece, bozma sonrasında, dosya üzerinden yapılan inceleme ile ilamında belirtilen
şekilde davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde
olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar
okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununda; yazılı, sözlü, basit ve seri olmak
üzere dört yargılama usulü düzenlenmiş iken 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yazılı ve basit yargılama usulleri düzenlenmiştir.
Bir davada hangi yargılama usulünün uygulanacağı uyuşmazlığın niteliği veya davanın
görüleceği mahkemeye göre belirlenmektedir. Bu bağlamda; 5510 sayılı Kanununun
101’inci maddesinde, anılan Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili çıkan
uyuşmazlıkların çözümlenmesinde İş Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 5521
sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7’nci maddesinde ise, İş Mahkemelerinde sözlü
yargılama usulünün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanununun 447’nci maddesindeki diğer kanunların sözlü yahut seri
yargılama usulüne atıf yaptığı hallerde bu Kanununun basit yargılama usulü ile ilgili
hükümlerinin uygulanacağına ilişkin hüküm karşısında; artık, iş mahkemelerinde basit
yargılama usulünün uygulanması gerekecektir.

Yazılı yargılama usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda ayrıntılı olarak
düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleriyle kaleme alınmış, 322/1’inci
maddesinde basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı
yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiştir. (Hakan Pekcanıtez, Oğuz
Atalay, Muhammet Özekeş, Medeni Usul Hukuku, 12. Baskı, Ankara 2011, s.586).
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 320’nci maddesinin birinci fıkrasında “mümkün olan
hallerde” mahkemenin tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar
verebileceği öngörülmüş, ancak “mümkün olan haller”in neler olduğu madde metninde
sayılmamıştır.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27’nci maddesi, T.C.
Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36’ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6’ncı maddesi nazara alındığında “bir dava
hakkında karar verilirken duruşma yapılması esastır.” Gerek Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin ve gerekse Yargıtay ve doktrinin kabulü de bu yöndedir. Duruşma
yapılmasında amaç, tarafların iddia ve savunmalarını yazılı beyanlar dışında bir kez de
sözlü olarak hâkime aktarmalarına imkân tanıyarak, hâkime de bu iddia ve savunmalarda
açık olmayan, tereddüt oluşturan konularda soru sormasını sağlamaktır. Tecrübeler bu
uygulamanın uyuşmazlıkların sağlıklı çözümü için büyük önem taşıdığını, taraflar ve
hâkimin yüz yüze gelmesinin gerçeğe erişimi kolaylaştırdığını göstermektedir. (Ejder
Yılmaz, Geçici Hukuki Himaye Tedbirleri, C1, Ankara 2001, s. 888) (Cenk Akil, Terazi
Aylık Hukuk Dergisi, Kasım 2012, s.17).


Ayrıca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile
bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi
olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak
değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin
en önemli aracı duruşma yapılmasıdır.

Duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi ise istisna olup, ancak bu konuda
kanuni dayanak bulunması halinde mümkündür. Eş deyişle; ancak hukukun izin verdiği
“ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti, İcra ve İflas Kanununun 17 ve 18’inci
maddelerinde öngörülen şikâyet davaları” gibi durumlarda dosya üzerinden karar
verilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 320/1’inci maddesi hükmünün de bu
çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Eldeki davada ise, mahkemece bozma ilamından sonra duruşma açılmaksızın ve bozma
ilamına karşı uyulup uyulmama konusunda herhangi bir karar verilmeksizin yazılı şekilde
karar verildiği anlaşılmakta olup, bozma ilamının taraflara tebliği ile yeni duruşma
gününün belirlenmesi ve yargılama yapılarak tahkikata geçilmesi ile bozma ilamına karşı
tarafların diyeceklerinin sorulması/belirlenmesi ve uyma/uymama konusunda karar
verildikten sonra esas hakkında bir karar tesisi gerekirken; duruşma açılmaksızın dosya
üzerinde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm
bozulmalıdır.


SONUÇ: Temyiz edilen hükmün sair hususlar incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.10.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Cevapla