HACİZ İHBARNAMESİNE ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN YANILTICI CEVAP VERMESİ NEDENİYLE OLUŞAN ZARARIN TAZMİNİ, GÖREVLİ MAHKEME İCRA HUKUK

Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22990
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

HACİZ İHBARNAMESİNE ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN YANILTICI CEVAP VERMESİ NEDENİYLE OLUŞAN ZARARIN TAZMİNİ, GÖREVLİ MAHKEME İCRA HUKUK

Mesaj gönderen teoman » 15 Kas 2019 14:48

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/13179
KARAR NO: 2019/3564
KARAR TARİHİ:25.6.2019


>HACİZ İHBARNAMESİNE ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN YANILTICI CEVAP VERMESİ NEDENİYLE OLUŞAN ZARARIN TAZMİNİ--DAVA ŞARTI--GÖREVLİ MAHKEME.


2004/m.89,338

6100/m.114,115

ÖZET :Dava, üçüncü şahıs konumundaki davalının haciz ihbarnamesine yanıltıcı cevap vermesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut davada; her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davalının icra takip dosyaları üzerinden gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı süresinde verdiği cevabında borçlu şirketin alacağını temlik ettiğini ve Belediyeden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını bildirmiştir. Davacı ise Belediyenin bu cevabının gerçek olmadığını aslında borçlunun Belediye nezdinde hak edişleri olduğunu ancak Belediyenin borçlu ile muvaazalı işlem yaptığını iddia ederek tazminat istemli eldeki davayı açmıştır. Açık yasa hükmü gereği uyuşmazlığın çözümünde İcra Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 115/1. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan görev bakımından reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacı ... Tar. Tem. Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından, davalı aleyhine 27/08/2015 gününde verilen dilekçeyle haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 31/05/2016 tarihli kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 25/06/2019 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacı şirket vekili geldi, karşı taraftan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, üçüncü şahıs konumundaki davalının haciz ihbarnamesine yanıltıcı cevap vermesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; dava dışı şirketten olan alacakları için davalı Belediyeye İİK 89. maddesi kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiğini, Belediyenin yasal süresi içinde ihbarnamelere karşı borçlu şirketin Belediyeden alacağı olmadığı itirazında bulunduğunu, davacının ise dava dışı borçlu şirketin bir kısım tasarruflarının iptali amacıyla dava açtığını, bu defa Belediyenin şirketin kendisinden olan alacaklarına mahkemenin talebi üzerine tedbir konulduğunu bildirdiğini, bu durumda Belediyenin dava dışı şirketle muvazalı işlemler yaptığını düşündüklerini belirterek, şirketten olan alacağın davalı Belediyeden tahsili isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; davacının borçlusu olan şirketin kurumdan hiç ihale almadığını ve herhangi bir alacağının olmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen tasarrufun iptali davasında mahkemenin tedbir kararı gereği borçlu şirketin de paydaş olduğu adi ortaklığın alacağı ödenmeyerek bloke konulduğunu ve durumun mahkemeye bildirildiğini, alacağın adi ortaklığa ait olduğunun bildirildiğini, davacının sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde alacak talebinde bulunduğunu, davalı Belediyenin davacının tedbirli ve hacizli bir alacağını bünyesine geçirmediğini, davanın kötü niyetli açıldığını belirterek, reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının dava dışı borçlu şirketten alacağı olsa dahi eldeki dava yoluyla alacağını Belediyeden isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/4. maddesinde "Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddenin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder" düzenlenmesine yer verilmiştir.

Somut davada; her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davalı ..., ...2. İcra Dairesinin 2013/16 esas ve 2013/18 esas sayılı icra takip dosyaları üzerinden gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı süresinde verdiği cevabında borçlu şirketin alacağını temlik ettiğini ve Belediyeden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını bildirmiştir. Davacı ise Belediyenin bu cevabının gerçek olmadığını aslında borçlunun Belediye nezdinde hak edişleri olduğunu ancak Belediyenin borçlu ile muvazalı işlem yaptığını iddia ederek tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.

Şu halde; açık yasa hükmü gereği uyuşmazlığın çözmünde İcra Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 115/1. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan görev bakımından reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davacı yararına takdir olunan 2.037,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 25.06.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Cevapla