SON SÖZÜN SANIĞA VERİLMESİ, MÜDAFAA BAKIMINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR.

Kavramlar: yargıtay kararları, yargıtay kararları 2019, yargıtay kararları 2018, yargıtay kararları 2017, yargıtay kararları fetö, son yargıtay kararları, yargıtay kararları nereden bulunur...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22990
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

SON SÖZÜN SANIĞA VERİLMESİ, MÜDAFAA BAKIMINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR.

Mesaj gönderen teoman » 03 Ara 2019 19:54

T.C
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS NO.2017/312
KARAR NO.2019/543
KARAR TARİHİ.17.09.2019
YARGITAY: 3. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ:Asliye Ceza
Sayısı : 493-45


> "Son söz sanığındır.Son sözün sanığa verilmesi,müdafaa bakımından çok önemlidir.Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır

Kasten yaralama suçundan sanıklar ... ve ...’in beraatlerine ilişkin Milas (Kapatılan) 5.
Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04.12.2014 tarihli ve 413-285 sayılı hükümlerin
Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen
Yargıtay 3. Ceza Dairesince 26.10.2015 tarih ve 19994-29693 sayı ile;
“...Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanında sanıklar tarafından darbedildiğini beyan
etmesi, katılan hakkında tanzim olunan 08.07.2014 tarihli raporda katılanın sol şakağında
yaklaşık 5-6 cm'lik üçgen şeklinde kesi olduğunun belirtilmesi ve bu suretle sanıkların
üzerlerine atılı kasten yaralama suçunun sabit olması karşısında katılanın tüm tıbbi tedavi
evraklarıyla beraber en yakın Adli Tıp Kurumuna sevki ile yaralanmasının yüzde sabit iz
niteliğinde olup olmadığı hususunda kati rapor alındıktan sonra sonucuna göre sanıkların
cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar
verilmiştir.

Milas (Kapatılan) 5. Asliye Ceza Mahkemesi ise 26.01.2016 tarih ve 493-45 sayı ile
bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların beraatlerine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi
üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2016 tarihli ve 126684 sayılı "bozma"
istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca
07.12.2016 tarih ve 602-634 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı
Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı
madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 13.03.2017 tarih ve 460-
2510 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci
Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan
gerekçelerle karara bağlanmıştır.


TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI


Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi
gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının
belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle,
hazır bulunduğu oturumda son söz sanıklara verilmeden hüküm kurulmasının, savunma
hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.


İncelenen dosya kapsamından;

Özel Dairenin bozma kararından sonra, Yerel Mahkemece sanıklar ... ve ... ile katılan ve
vekilinin hazır bulunduğu 26.01.2016 tarihli oturumda, sanıklar ve katılana bozma
ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, ardından katılan vekilinin bozma ilamına ilişkin
görüşü alındıktan sonra hazır bulunan sanıklara söz verilmeden duruşmanın bitirilerek
direnme kararına konu hükümlerin kurulduğu anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK'nın 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nın
"Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "hükümden önce son
söz, hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca
katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza
muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup hazır
bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının
kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden çok sayıdaki kararlarında açıkça
belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna
ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık
oluşturmaktadır.


Bununla birlikte, yürürlükten kaldırılmış bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 251. maddesinin
son fıkrasındaki; "Sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya
ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur” şeklindeki düzenlemenin yeni usul
kanununda yer almamasının nedeni, aynı yöntemin yeni yasada kabul edilmemesi değil,
216. maddenin son fıkrasındaki “Hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir.”
ibaresinin bu anlamı da kapsamasıdır.

Temyiz mercisince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından
yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa
hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan
yargılamalarda da "kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu
olarak aynen geçerli olacaktır. Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine
geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması
gereken "son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hâli, gerek "savunma hakkının
sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık
aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına
geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.

Öğretide; "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok
önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz
sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır." (Nurullah
Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta
Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484.); "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan
sanığa verilmek zorundadır. Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin
gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür. Son sözün
sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır."
(Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara
2013, cilt: 2, s. 146–149.) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve
tefhim edildiği duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği
düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;

Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan oturumda, sırasıyla sanıklar ... ve ... ile
katılana bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan sonra katılan vekilinin bozma
ilamına ilişkin görüşü alınıp hazır bulunan sanıklara son sözleri sorulmadan yargılama
bitirilmek suretiyle hükümlerin tesis ve tefhim edilmesi, CMK'nın 216. maddesinin üçüncü
fıkrasına açıkça aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu
doğuran bu usule aykırılık nedeniyle Yerel Mahkemenin direnme kararına konu
hükümlerinin diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.



SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Milas (Kapatılan) 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 493-45 sayılı
direnme kararına konu hükümlerinin, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanıklara
verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ
EDİLMESİNE, 17.09.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Cevapla