HAKARET İÇEREN TWETLERİN RETWEET EDİLMESİ SUÇ OLUŞTURUR

Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23361
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

HAKARET İÇEREN TWETLERİN RETWEET EDİLMESİ SUÇ OLUŞTURUR

Mesaj gönderen teoman »

T.C.
YARGITAY
18.CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2018/7790/
KARAR NO:2019/1445
KARAR TARİHİ:16/01/2019


>TAKİPSİZLİK KARARINA İTİRAZIN MAHKEMECE REDDİ (KYB) HAKARET İÇEREN TWETLERİN RETWEET EDİLMESİ SUÇ OLUŞTURUR.

KARAR

Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/01/2018 tarihli ve 2017/190222 soruşturma, 2018/12072 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/1660 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre müştekinin şikayet dilekçesinde şüphelinin twitter isimli sosyal medya hesabında @... kullanıcı adıyla kayıtlı olduğunu ve kendisine karşı önceden de aynı şekilde sosyal medyadan hakarette bulunması sebebiyle şikayetçi olduğundan aralarında husumet bulunduğunu, bu duruma rağmen şüphelinin değişik tarihlerde başka kullanıcılar tarafından paylaşılan ve şahsına yönelik hakaret içeren paylaşımları retweet etmek suretiyle sayfasında paylaşarak hakaret ettiğini, şüpheliden şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve şikayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında, şüphelinin alınan savunmasında adı geçen hesabın kendisi tarafından kullanıldığını, iddia konusu paylaşımları kendisinin yapmadığını, bilgi amacıyla sayfasında retweet etmek suretiyle paylaştığını ifade ettiği görülmekle; suça konu paylaşımların müştekiye hitaben yazılmış pislik, namert, edepsiz, yalancı, silah kaçakçısı, çirkef, imansız, izzetsiz, rüşvetçi, salyasını akıtan, şerefsiz.. şeklinde hakaret sayılabilecek sözler içeren paylaşımlar olması, bu paylaşımların şüpheli tarafından retweet edildiğinin savunmada kabul edilmesi ve taraflar arasında önceden görülen kamu davasının bulunması hep birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil ve şüphenin elde edildiği gözetilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme:

CMK'nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. 2. fıkrasında, Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. hükümleri düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz başlıklı 173. maddesinde ise;

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. hükümleri yer almaktadır.

Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.

Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye araştırma mecburiyeti ilkesi; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi denilmektedir.

Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.

İncelenen dosyada, şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu @... kullanıcı adlı twitter hesabından müştekiden bahsedilerek paylaşımlar (retweetler) yapıldığının anlaşılması karşısında; CMK'nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.

Sonuç ve Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/1660 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından mahallinde tamamlanmasına, 16/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



T.C
YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2015/10377
KARAR NO.2015/12777
KARAR TARİHİ.07/12/2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet



>HAKARET İÇEREN TWETLERİN RETWEET EDİLMESİ SUÇ OLUŞTURUR

ÖZET:Twitter üzerinden hakaret içeren bir tweet’in retweet edilmesi sebebiyle yapılan yargılama sonunda yere mahkemece beraat kararı verilmesi sebebiyle inceleme yapılmıştır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi verdiği kararlar bu beraat hükmünü “sanığın mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi” sebebiyle bozmuştur. Yani beraat kararının hukuka uygun olmadığını retweet yapılan hesabın kişinin kendi hesabın kişiye ait olması sebebiyle ceza alması gerektiğini bildirmiştir.


Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,

Katılanlar hakkındaki hakaret içeren sözlerin, sanığın kendi twitter hesabından atılması ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen sanık savunması karşısında, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

1- Sanık …’e yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

Hakaret eyleminin, dönemin Adana Valisi olan katılan …’un görevinden dolayı gerçekleştirildiği anlaşılmasına rağmen, TCK’nın 125/3-a maddesine göre uygulama yapılması gerektiği düşünülmemiş ise de, karşı temyiz bulunmadığından bozma yapılamayacağı,

Anlaşıldığından, sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmemiş olmakla, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyizine gelince; Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın, twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde diğer sanık tarafından paylaşılan tweeti retweetlediğinin, kendi ikrarı ile de sabit olması karşısında, kamu görevlisine görevinden dolayı zincirleme şekilde hakaret suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı, katılanlar … ve … vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23361
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: HAKARET İÇEREN TWETLERİN RETWEET EDİLMESİ SUÇ OLUŞTURUR

Mesaj gönderen teoman »

Twitter’da Propaganda Suçu İşlenebilir mi?
Prof. Dr. Ersan ŞEN
01 Nisan 2018





Türk Ceza Kanunu’nun “Suç işleme amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesinin 8. fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu’nun “Terör örgütleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında örgüt propagandası yapmak suç sayılmıştır. Propaganda, bir görüşü veya düşünceyi yaymak anlamını taşımaktadır. Bir suç veya terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapmak, yani bir örgütün yöntemlerini haklı kılacak veya övecek veya bu yöntemlere başvurulmasını özendirecek şekilde yaymak suç kabul edilmiştir. Propaganda (yayma) fiili, serbest hareketli bir suçtur.

Propaganda yapılmasında ilk akla gelen yöntem; gazete veya dergide yazmak, haber yapmak, aynı şekilde televizyon veya radyo yoluyla yayma, kamuya açık yerlerde veya özel veya genel toplantılarda konuşma, bildiri dağıtma, insanların toplandığı yerlerde propaganda suçunun kapsamına giren açıklamalarda bulunmalıdır. Ancak bilim ve tekniğin gelişmeleri, bu kapsamda internet ve sosyal medyanın yükselişi de dikkate alındığında, bu mecralarda da propagandanın yapılması mümkündür. Çünkü propaganda başkalarına düşünce veya görüşün ulaşmasını sağlamak olduğuna göre; Twitter, Facebook, Instagram gibi sosyal medya vasıtalarıyla da propaganda yapılabileceği açıktır.

Sosyal medya kullanılarak, birçok hukuka aykırılığın gündeme gelebildiği ve suçun işlenebildiği, ancak sosyal medyanın kullanılma hızı, yayılma gücü, takip zorluğu ve bu alanda ceza kurallarının yetersizliği, özellikle de ceza yargılamasının zayıf kalması sebebiyle, Ceza Hukukunun beklenen işlerliğe sahip olamadığı, özellikle de ifade hürriyetinden hareketle, sosyal medya alanına yönelik müdahalelerin “yasakçı zihniyet” ve “düşünce ve görüşlerin paylaşılmasının engellenmesi” şeklinde nitelendirildiği bir gerçektir. Bir kısım eleştirilerde doğruluk payı bulunsa da, sosyal medyanın vasıta olarak kullanılması suretiyle örgüt propagandası yapılmasına izin verilemez veya müsamaha gösterilemez. Sosyal medyanın yaygınlığı, yayılma hızı ve tesir alanı dikkate alındığında, pekala “yayma” olarak tanımladığımız propagandanın bu alan üzerinden yapılması ve diğer yayma araçlarına göre daha güçlü sonuçlara ulaşılması imkan dahilindedir.

1- Sosyal medyada “retweet” veya “share/paylaş” veya “like/beğen” yöntemleri kullanılarak, TCK m.220/8 ile TMK m.7/2’de tanımlanan suçların işlenmesi mümkün müdür?

“Re-tweet” ibaresi, kelime kökeninden de anlaşılacağı üzere, İngilizce ifadesi ile “re-“, Türkçe ifadesi ile “tekrar” anlamını taşımaktadır. Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde; retweet aktivitesi, bir başka Twitter kullanıcısının gönderisini, kendi takipçilerinle paylaşmaktır. Dolayısıyla retweet; kullanıcının kendisi tarafından söylenilen bir paylaşım türü olmayıp, dolaylı yoldan, yani kişiye doğrudan ithaf edilemeyecek şekilde, Twitter kullanıcılarının bilgisine sunulması amacıyla paylaşılan üçüncü kişiye ait bir beyandır. Burada asıl beyan, retweet yapan şahsa ait değildir, yani bu beyan ilk elden veya doğrudan paylaşılmamıştır. Bu tespite göre, ifadenin retweet yapana doğrudan ithaf edilmesi mümkün gözükmemektedir. Retweet aktivitesi; beğenilen veya beğenilmeyen, doğru veya yanlış kabul edilen her paylaşım için gerçekleştirilebilir. Burada amaç, bu paylaşımın başkaları tarafından görülmesini sağlamaktır. Esasında retweet aktivitesinin işlevi, beyanın sahibi Twitter kullanıcısının popülaritesini ortaya koymaktır. Bir beyan veya resim, ne kadar çok paylaşılırsa, Twitter kullanıcısının popülerliği de o kadar artar. Ceza Hukukunun ilgi alanına Twitter kullanıcısının popülerliği değil, suça konu fiilin kimin tarafından icra edildiği veya iddiaya konu suça iştirak edilip edilmediği girer ki, bunun adına “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi denir. Bir başkasına ait beyanı kamunun bilgisine açma veya yaymayı genişletme fiilinde; retweet yapan şahsın, propaganda suçunu işleme kastına da sahip olması gerekir. Bunun için de retweet yapan şahsın, propaganda suçuna konu paylaşım yönünden suç işleme kastı ile hareket ettiğini destekleyip ortaya koyan, illi değere sahip delillere ihtiyaç olduğu ileri sürülebilir.

Tweeti ilk atanın beyanında, bir terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemini meşru gösterme veya övme veya bu yönteme başvurmayı teşvike yönelik propaganda varsa ve bir başkası da retweet yöntemi ile bunu paylaşmışsa, somut olayın özelliklerine, paylaşma amacına, retweetden önce ve sonra konu ile ilgili yaptığı paylaşımlara, yine retweet için hemen altına veya üstüne yazdığı yoruma bakılmalı, yani somut olayın özelliklerini değerlendirmek suretiyle propaganda suçunun oluşup oluşmadığı, yani propaganda suçunun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir. Bu sebeple; içeriği itibariyle TCK m.220/8 ve TMK m.7/2’de tanımlanan maddi unsurda öngörülen fiili gerçekleştiren bir paylaşımın, daha sonradan bir başkası tarafından paylaşılması, yani retweetlenmesi, ilk aşamada, retweetinde bir paylaşma ve yayma yöntemi olduğundan bahisle, propaganda suçuna işaret ederse de, bu suçun retweet ile birlikte otomatik gerçekleştiğini kabul etmek isabetli olmayacaktır. Retweet yapanın, suç işleme kastı ve somut olayın özelliklerinde yeniden paylaşımın propaganda suçunun maddi unsurunu oluşturup oluşturmayacağı, ayrıca incelenmelidir.

Retweet benzeri diğer sosyal paylaşım sitelerinde kullanılan “share/paylaş” veya “like/beğen” gibi yöntemlerde eğer, başkaları ile paylaşma, başkalarının bu paylaşımlara ulaşma ve içerik taşıyan paylaşımın yayılması mümkün olabilmekte ise, bu durumda propaganda suçu bakımından yapılan değerlendirme, yukarıda yaptığımız açıklamaların benzeri yönde olacaktır. Bir başka ifadeyle; sosyal medya alanında düşünce veya görüşün paylaşılması veya yayılması olmayıp da, sadece düşünce veya görüşün beğenilmesi veya işaretlenmesi veya etiketlenmesi olmakta ise, bu durum propaganda suçu olarak değerlendirilemeyecek, ancak bu tür yöntemlerle sosyal medyada popülaritesi olan kişilerin, suça konu düşünce ve görüşlerin doğrudan veya dolaylı yayılmasına imkan tanımaları gündeme gelmekte ise, bu durumda “suçta ve cezada kanunilik” prensibi bakımından, propaganda suçunun oluştuğundan bahsedilebilecektir.

Propaganda suçu ile ilgili olmasa da, retweet hakkında bir görüş ortaya koyan ve konuyu hakaret suçu yönünden kısaca değerlendiren bir Yargıtay kararı bulunmaktadır[1]. Karara göre; “Sanığın, Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde, diğer sanık tarafından paylaşılan tweeti retweetlediğini, kendi ikrarı ile de sabit olması karşısında, kamu görevlisinin görevinden dolayı, zincirleme şekilde hakaret suçunun unsurları oluştuğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesi,” bozmayı gerektirmiştir. Karardan; hakaret suçuna konu sözlerden bahsedilmediği, retweet bakımından somut olayın özellikleri ve sanığın suç işleme kastının ne şekilde tespit edildiği, tekrar paylaşımın yukarıda yer verdiğimiz şekilde kendi başına hakaret suçuna konu olup olmadığına yönelik incelemenin ne şekilde yapılıp, tweetin yanında retweetin hangi gerekçe ile hakaret suçu kapsamında görüldüğü anlaşılamamıştır. Tekrar paylaşım, hakarete konu olan sözün aynen kullanılması ve başkaları ile paylaşılıp, paylaşanın takipçileri tarafından retweet yoluyla öğrenilmesi şeklinde tezahür etmişse, ilk tweette yer alan ve hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen sözün, retweet yöntemi ile başkalarına aktarılması ve ulaştırılması, aktaran açısından hakaret suçunu gündeme getirebilecektir. Retweet yapan açısından; somut olayın özellikleri gözetilerek, hakaret suçunun maddi ve manevi unsurlarına ayrıca bakılmalıdır, bu nedenle bir paylaşımın retweet yoluyla tekrar paylaşılması tek başına hakaret suçunun sübutu için yeterli değildir.

Propaganda suçunda da, farklı bir mantık ve yol izlenemez. Retweet veya sosyal paylaşım sitelerinde bir paylaşımın başkalarınca paylaşılıp, kendisini takip edenlerce öğrenilmesinde ve bu yolla düşünce veya görüşün yayılmasında, retweete veya yeniden paylaşıma konu sözlerin içeriğinin propaganda suçunun maddi unsurunu oluşturması yeterlidir. Propaganda suçunun manevi unsuru bakımından ise; özel kast aranmayıp, TCK m.220/8 ve TMK m.7/2’de öngörülen suçun maddi unsurunu oluşturan fiilin icrasının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, yani genel suç işleme kastının failde tespiti yeterli sayılmıştır. Failin suç işleme kastının tespiti ve paylaşımının örgüt propagandası suçunun maddi unsurunu oluşturup oluşturmadığının tespiti için, suça konu paylaşımdan önce ve sonra yaptığı paylaşımlar, suça konu paylaşımı hangi yorumla veya açıklamayla yaptığı, bu paylaşımın öncesinde veya sonrasına neye yer verdiğine bakılarak, ulaşılacak sonuca göre propaganda suçunun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir. Belirtmeliyiz ki ifade hürriyeti; bir temel hak ve hürriyet olarak demokratik hukuk toplumunda en geniş şekilde kullanılması hedeflenen, fakat bir o kadar da kısıtlamaya, baskıya ve ağır eleştiriler ile suçlamalara muhatap olandır. Bu nedenle, paylaşımın propaganda suçunu oluşturup oluşturmadığı bakımından suçun unsurlarının ayrıntılı analiz edilmesi isabetli olacaktır.

2- TMK m.7/2’nin ikinci cümlesinde; propaganda suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, faile verilecek cezanın yarı oranında artırılacağının ifade edildiği görülmektedir. Sosyal medya hesabı olan Twitter ve bu platform kullanılarak başkalarına gönderilen veya başkaları ile paylaşılan tweet veya retweetler, “basın yayın” kapsamında kabul edilebilir mi?

Anayasanın 28. maddesinde güvence altına alınan basın hürriyeti dikkate alındığında, tweet veya retweet faaliyetinde bulunmayı basın yayın kapsamında görmek mümkün değildir. Twitter hesabı sahibi olmak; ifade hürriyetinin tipik bir kullanım vasıtası olarak kabul edilse de, gazete, televizyon, radyo veya internet gazeteciliği veya yayıncılığı olarak görülemez. Twitter; bilim, teknik ve dolayısıyla bilişim alanında yaşanan gelişmelerin insanlara sunduğu bir haberleşme vasıtası ve iletişim kurabilme yöntemidir. Bu nedenle, Twitter’ın bir basın yayın aracı olarak görülmesi isabetli değildir.

Twitter hesabı bir basın mensubu tarafından, basın yayın vasıtası olarak kullanılabilir mi? Burada da her biri 140 karakterden oluşan Twitter paylaşımının, hesap sahibi tarafından kullanılma amacına bakılmalıdır. Kullanıcı; Twitter hesabını bir basın yayın vasıtası haline getirmiş ve buradan paylaştığı tweet veya retweetlerle habercilik mesleğini icra etmekte ise, paylaşımlarda yer verdiği içeriklerin örgüt propagandasını oluşturması durumunda, TMK m.7/2’nin ikinci cümlesinde yer alan ceza artırımı fail hakkında tatbik edilebilecektir. Prensip olarak Twitter hesabı “basın ve yayın yolu” olarak kabul edilmemekle birlikte, istisnai olarak bu hesabın basın mesleğinin icrasında kullanılması mümkün olabilir. Ancak bu durumda, yani Twitter hesabının basın ve yayın aracı olarak kullanılması halinde, yapılan paylaşımların propaganda suçuna konu olduğu durumda ceza artırımına da gidilebilecektir.

Twitter hesabının, hesap sahibinin arkadaşları ile sınırlı olacak şekilde açık olması ile herkese açık olması arasında, propaganda suçunun gerçekleşmesi bakımından bir fark olmayacaktır, çünkü propaganda suçunda esas olan, düşünce veya görüşün yayılması ve başkaları ile paylaşılmasıdır. Klasik propaganda suçunda da, yapılan konuşma ve yazılan yazılar herkese açık tutulabileceği gibi, dar bir toplantıda ve sınırlı sayıda insanla da paylaşılabilir. Her iki durumda da, yani Twitter hesabının bazı insanlara açık tutulması ile herkese açık olması halinde, yapılan paylaşım içeriklerinin konusu suç teşkil ettiğinde hesap sahibinin ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. Ancak burada; propaganda suçunun etkisi bakımından, Twitter hesabının bazı insanlara açık olması ile herkese açık olması arasında bulunan fark, cezanın alt ve üst sınırlarında bireyselleştirmesinde dikkate alınmalıdır.



KAYNAK

[1] Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2015/10377 E., 2015/12777 K., 07.12.2015.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj