Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLÂLİ - TCK 117. Md.

İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLÂLİ - TCK 117. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



Madde 117 - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 26 Ara 2012 17:35
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



MADDE 117.– Anayasamızda herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip bulunduğunu ve özel teşebbüsler kurmanın ser­best olduğu açıklanmıştır. Bu suç tanımı ile söz konusu temel hürriyetin güvence altına alınması amaçlanmıştır.
Maddenin birinci fıkrasında, iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suç ola­rak tanımlanmıştır. Suçun oluşması için, bu ihlâlin cebir veya tehdit kullana­rak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla gerçekleştirilmesi gerekir. Bu fıkradaki suçun soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlıdır.
Maddenin ikinci fıkrasında belirtilen durumlar içinde bulunan kimse­leri rızaları ile de olsa, sömürerek insan onuruna aykırı biçimde ve koşullar altında çalıştırmak suç hâline getirilmiş ve böylece Devletin Anayasada be­lirtilen sosyal devlet olmak niteliğini koruyan ve vurgulayan değerlerden çok önemli birisi ceza himayesi altına alınmıştır.
İş ve çalışma hürriyetinin kullanılışında kişilerin insan onuruna uygun koşullar içinde çalıştırılmaları esastır. Demokratik toplum kişilerin çaresizli­ğinin sömürülmesine dayalı bir serbest piyasa sisteminin uygulanmasıyla, elbette ki, bağdaşamaz. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası kaleme alınmış­tır.
İkinci fıkrada yer alan suç, kişilerin çalışmalarının sömürülmesini en­gellemek amacını taşımaktadır. Kimsesiz, çaresiz veya belirli kişilere çeşitli nedenlerle bağımlı kişi, onun bu hâlinden yararlananlar sömürücü kişiler tarafından insanlık dışı durumları kabule veya bazı koşullara katlanmaya sevkedilebilmektedir.
Bu gibi fiilleri önlemek amacı ile maddenin üçüncü fıkrasında, kişileri ikinci fıkrada belirtilen duruma düşürmek üzere tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakil fiilleri de suç sayılmıştır. Kişileri, ikinci fıkrada belirlenen hâle düşürmemek için söz konusu hazırlık hareketlerini cezalan­dırmak yerindedir.
Maddenin dördüncü fıkrasında ayrı bir suç tanımına yer verilmiştir.
Söz konusu suçun oluşması için, cebir veya tehdit kullanılarak, işçi veya işverenlerin ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenler­den başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlanması ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olunması gerekir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



TBMM GÖRÜŞME TUTANAKLARI

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, öncelikle, Türk Ceza Yasası Tasarısının bu görüşmelerini sürdürürken, belki, ilk kez, bu tasarıda, çalışma yaşamına ilişkin birtakım müeyyidelerin girmiş olmasını sevinçle karşılıyorum. Her ne kadar 4857 sayılı Yasa görüşülürken, işverenlerin çalışma yaşamına ilişkin kurallara uymaması durumunda uygulanmak istenen para cezalarının azlığını, 50 milyon, 100 milyon gibi para cezalarının caydırıcı olacağını söylemiş olmamıza rağmen gerekli duyarlılık gösterilmemişse de, Ceza Yasamızda buna yönelik düzenlemenin yapılmasını sevinçle karşılıyorum. Tabiî ki burada, herhalde biz Türkiye Cumhuriyetinde çalışan insanlarımızın ya da işverenlerimizin ilişkilerini düzenlerken, kendi insanlarımızın ihtiyaçlarından çok başkalarının; yani Avrupa Birliğine uyum süreci nedeniyle böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duymuşuz, belki bireysel olarak pek çok çekincelerim olmasına rağmen, Avrupa Birliğinin böyle bir düzenlemeyi bize göstermiş olmasını da sevinçle karşılıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî bir kanun yapılırken, yasa yapma tekniklerinin son derece iyi olması gerekir. Bu 117 nci maddede "cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla" diye başlayan cümle, yani 112 nci maddede de var "hukuka aykırı bir başka davranış" ibaresi, gerçekten kanunların netlik ilkesine pek uygun değil, muğlak, neyi içerdiği çok anlaşılabilir değil, o nedenle düzenlemenin daha açık ve net bir dille yapılmasında yarar vardı.
Tabiî bizim iş ve çalışma hürriyetinin ihlaline ilişkin bu düzenlememiz, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23, Avrupa Sosyal Şartının 1,2,3 ve 4 üncü maddeleri ve cebri ya da zorunlu çalışma üzerine ILO'nun 29 sayılı Sözleşmelerine de uygun hale getirilmiş; ama demin de değindiğim gibi esas çalışma yaşamının ihlaline ilişkin düzenlemeleri yine de tam olarak içerdiğini söylememiz mümkün değil.

Tabiî işyerlerinin teftiş ve denetimi Türkiye'de tam olarak yapılamamakta. İşte en son Kastamonunun Küre İlçesinde 19 işçi arkadaşımızın yaşamını yitirdiğini hepimiz üzülerek öğrendik. Biz parti olarak oraya arkadaşlarımızı görevlendirdik, neden bu iş kazasının meydana geldiğini araştırdık. Tabiî bunlara iş kazası demenin olanağı yok, bunlar iş cinayeti! Para ve kâr hırsı ile işçiyi bir kefeye koyup, aynı gözle bakma mantığının doğal sonucu!

Bugün işyerlerimizde 4857 sayılı Yasayla getirilen yeni çalışma koşullarıyla birlikte ve de özellikle kayıtdışı ekonominin olabildiğince yaygınlaşması nedeniyle, çalışma koşulları ve çalışma hürriyeti alabildiğine ihlal edilmektedir; yani, bugün işyerinin yasal gereklerini yerine getirip getirmediğini bildirmeyen işverene 50 000 000 lira para cezası uygularsanız, öyle bir işyerinin olup olmadığını da bilemezsiniz. Buna ilişkin düzenleme açık değil; yani, 4857 sayılı İş Yasamızdaki 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107 nci maddelerde, işverenlere uygulanan, daha doğrusu yasalara uymayan, uymamakta ısrar eden, niyeti işi ve işçiyi korumak olmayan, ülkesinin kalkınmasından çok kısa yoldan, kestirme zengin olmayı hedefleyen art niyetli işverenlere bile cezaî müeyyideden kaçınırsak, dün Kastamonu'da yaşadığımız iş cinayetini, önümüzdeki günlerde, aylarda -hiçbirimiz arzu etmeyiz ama- Türkiye'de pek çok işyerinde duyacağız ve yine, üzüntümüzü belirtmekten öte bir işlem yapmayacağız.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu maddenin 2 nci fıkrası son derece güzel; yani, çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya belirlenen ücretin altında çalıştıran işverenlere hapis cezası öngörülmüş; altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası.

Gerçekten "veya" kelimesi yerine "ve" desek; yani, cezadan amaç ıslahsa, caydırıcılıksa, birtakım önlemleri almayan ya da yasadışı çalıştırma yoluna teşebbüs eden işverene uygulanacak ceza para cezası olursa ve onun kazancı, ödeyeceği cezanın çok çok üzerinde ise, hiçbir caydırıcı etkisi yapmaz. Cezadan amacı caydırmak olarak algılıyorum ve o nedenle, burada 2 numaralı fıkrada belirtilen "... veya yüz günden az olmamak üzere adlî para" kelimelerinin çıkarılması, bu maddenin daha da güzelleşmesine neden olur; yani, ülkemizde insanların istismar edilmesine engel olacak bir düzenleme konumuna gelebilir.

3 numaralı fıkra, gerçekten işçi simsarlığıyla ilgili. Biz, tasarıda, 2 nci fıkraya atıfta bulunarak, işçileri bu duruma düşürmek isteyen işverenlere ceza uygulamaya kalkıyoruz; ama, burada da, İş Yasamızın çalışma ilişkileriyle ilgili açık çelişkilere dikkatinizi çekmek istiyorum. 4857 sayılı Yasamızda, iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edilmesiyle ilgili her türlü suç para cezasıyla cezalandırılıyor; o para cezası da çok önemli değil, 50 000 000 lira, 250 000 000 lira, 150 000 000 lira, 100 000 000 lira gibi komik cezalarla geçiştirilmiştir. Şimdi, burada da yeni bir düzenleme getiriyoruz -tabiî, ben hukukçu değilim, her ne kadar hukuk alanında kısmen tahsil yapmışsam da, hukukçu arkadaşlarımdan af dileyerek konuşmak istiyorum- iki yasa arasında bir çelişki varsa... Örneğin, 4857 sayılı Yasanın 105 inci maddesinde, işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili gerekli önlemleri almayan işverenlere, her bir önlem için 50 000 000 lira ceza öngörülüyor. Şimdi, Kastamonu'nun Küre İlçesinde, yeterli güvenlik önlemlerinin alınmamış olması sebebiyle, işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğündeki önlemlerin alınmaması nedeniyle 19 işçimizin yaşamını yitirmesine neden olan işverene, bakın ne ceza veriliyor: Eğer, bir tek önlem almamış ise, geçtiğimiz yıl İş Yasasında öngördüğümüz ceza 50 000 000 lira. Şimdi, burada da para cezasıyla birlikte hapis cezası tehdidi var. Yani, bunun netleştirilmesinde yarar var. Her şeye rağmen, böylesi, iş ve çalışma hürriyetinin ihlaline ilişkin bir düzenlemenin Türk Ceza Yasasında, eskiye oranla açık ve net bir dile yakın bir düzenlemeyle girmiş olması, yetersiz de olsa bir ileri aşamadır; ama, yasa tasarısının bütünü bize dün burada toplandıktan sonra verildi, üzerinde yeteri kadar çalışma olanağı bulamadık. Keşke biraz zamanımız olsa da bu düzenlemeyi Türkiye'nin koşullarına uygun, Avrupa Birliği normlarına ve uluslararası çalışma normlarına yakın hale getirebilsek de elin kuruluşları bize şurayı düzeltin, burayı düzeltin diye talimat vermese.

Yine de emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çetin.
Şahsı adına Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Yıldırım; buyurun.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, sevgili milletvekilleri; Türk Ceza Yasa Tasarısının 117 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten -bölgemden bugün geldim- Sayın İzzet Çetin'in de ifade ettiği gibi, çok acı, vahim bir olay yaşadık. Yaklaşık altı yedi ay önce özelleştirilen Küre Bakır Madenlerinin ÇEKA firması tarafından alınmasından sonra, hiç yeni bir yapılanmaya gidilmeden, eski tas eski hamam anlayışıyla üretime devam edilmesi ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle de ocakta çıkan yangında yaşları 23 ilâ 37 arasında olan, 9'u Kastamonulu, 10'u, Antalyalı, Adanalı, Tokatlı ve Bartınlı olmak üzere 19 işçi kardeşimizi kaybettik. Ülkemize ve ölenlerin yakınlarına başsağlığı diledik. Sayın Başbakanımız Kastamonu'ya geldi, Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yerinde incelemeler yaptı. Acıyı sırtladık; ama, ihmal doruk noktada.

Yeni bir yasa yapıyoruz, çalışma hürriyetini konuşuyoruz. Tasarıyı irdelediğimizde, incelediğimizde, gerek 240 ıncı maddede gerekse 117 nci maddede, bu konuların kapsam içerisine girmesi gerektiğini düşünüyoruz; ama, tasarı kapsamına sokamıyoruz.

Peki, kaza saat 10.30'da meydana geliyor, Kastamonu Valisi Sayın Mustafa Kara'ya saat 11.45'te bilgi veriyorlar, Sayın Mustafa Kara İçişleri Bakanlığına saat 12.00'de haber veriyor; saat 12.00'de haber alan İçişleri Bakanlığı ve yetkililerinin, acil olarak helikopterlerle müdahale etmesi gerekirken, saat 17.20'de, Zonguldak'tan TTK'nın kurtarma ekibi, tahlisiye ekibi ancak olay yerine geliyor ve oradan -maalesef, yaya diyeceğim; çünkü, bu çağda yaya demek doğru olur- karayoluyla ekip çıkıyor, daha sonra yapılan çalışmalarla, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı helikopter, saat 16.00'da gidip, saat 17.20'de onları alıyor.
Değerli milletvekilleri, ilk defa 15.20'de 5 insan çıkardık. 15.20'de çıkarılan 5 insanın 3'ü eks olmuştu, 2'si ağır yaralıydı. Kurtulan bir kişi "ben, ağzıma atletimi sardım, öyle kurtuldum" diyor.

Eğer işyerinde, yeraltı madenlerinde, özel sektör 3 tane "S"yi yasaklamışsa, sendika yoksa, sosyal güvenlik yoksa, dinlenmek için sandalye yoksa, biz, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde millet adına, emek adına görev yapan milletvekilleri olarak, bu durumu yasamıza aktarmak zorundayız. Bunları düşünmüyorsak, Avrupa seviyesinde ve Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi çerçevesi içerisinde, o noktadaki bir yaşam biçimine uygun yeni bir yasayı hep birlikte yapıyoruz diyemeyiz.

Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, hep birlikte bu tasarıya el koyuyoruz, hep birlikte uğraş veriyoruz ve bu yasayı hep birlikte çıkaracağız. Peki, Kastamonu - Küre'deki vatandaşlarımız çıkaracağımız bu yasanın neresinde, bu ceza kanunu tasarısının neresine sığdırıyoruz; 117 nci maddeye bakıyoruz yok, 240 ıncı maddeye bakıyoruz yok! Peki, bunlar nerede olacak?! Orada görevini ihmal eden müdür, proje müdürü, firma yetkilisi görevi validen aldıktan sonra, İçişleri Bakanı görevi savsaklamış olmayacak mı?!
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19764


T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2014/1793
KARAR NO:2016/6959
KARAR TARİHİ:12.4.2016
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Tehdit
HÜKÜM: Mahkumiyet


>TEHDİT SUÇU İLE ÇALIŞMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KISITLANMASI ARASINDAKİ DEĞERLENDİRME.

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.


Ancak;

Sanık ile babası olan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen diğer sanık ...'in, ...-.. hattında mağdurun ise, ... hattında yolcu minibüsü çalıştırdıkları, olay günü yolcu alma meselesi yüzünden çıkan tartışmada sanıkların, mağduru "seni yaşatmayacağız, kafanı gözünü kırarız, burdan bir daha yolcu almayacaksın, sizi burdan geçirmeyeceğiz" biçimindeki sözlerle tehdit ettiklerinin kabulü karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 117/1 ve 119/1-c maddelerinde tanımlanan birden fazla kişi ile birlikte iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken karşı temyiz olmadığından 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/04/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM



  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi