Gözaltı Tedbiri İçin Ödenen Tazminatın Yetersiz Olması Hak İhlalidir

Anayasa Mahkemesi Gözaltı Tedbiri İçin Ödenen Tazminatın Yetersiz Olması Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine karar verdi

Olaylar

Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış (16 yaşında); bir gün sonra imza vermek suretiyle adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının daha sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi üzerine başvurucu haksız yere gözaltında kalması ve adli kontrol tedbiri nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuya 39,24 TL maddi tazminat ile 150 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş, fakat Bölge İdare Mahkemesi ret kararı vermiştir. Bunun üzerine başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur.

İddialar

Başvurucu, gözaltı tedbiri nedeniyle ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, adli kontrol tedbirine dayalı tazminat talebinin değerlendirilmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

1. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası Yönünden

Anayasa’nın 19. maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulması durumunda kişilerin uğradıkları zararların tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifade edilmiştir.

Kişinin Anayasa’nın 19. maddesindeki esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğunun derece mahkemeleri tarafından tespiti halinde Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme tazminat miktarının yeterli olup olmadığını belirlemekle sınırlı olacaktır.

Somut olayda Mahkeme başvurucunun haksız olarak gözaltına alındığını kabul etmiş ve başvurucuya maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Dolayısıyla burada yapılacak inceleme tazminat miktarının yeterli olup olmadığının belirlenmesiyle sınırlı olacaktır.

Derece mahkemesince toplanan deliller doğrultusunda belirlenen maddi tazminat miktarının davanın koşullarında orantısız olduğu söylenemeyecektir. Ancak 150 TL’lik manevi tazminat, Anayasa Mahkemesinin benzer davalarda belirlediği tazminat miktarına göre kayda değer ölçüde düşüktür.

Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda verilmesine hükmettiği tazminat miktarıyla aynı olması gerekmemekle birlikte tazminat miktarının somut olayın koşullarında -başvurucunun çocuk olması da gözönünde bulundurulduğunda- tazminat hakkının özünü zayıflatacak kadar düşük olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya 5.000 TL. manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası Yönünden

Somut olayda başvurucu gerek dava dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde, örnek Yargıtay kararlarına da yer vererek maruz kaldığı adli kontrol tedbiri nedeniyle de tazminat ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun söz konusu iddialarının alacağı tazminat miktarını ve dolayısıyla davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte, değerlendirilmesi ve karşılanması gereken iddialar olduğunu kabul etmek gerekir. Buna rağmen derece mahkemelerince başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, başvurucunun iddialarının tartışılmadığı ve karşılanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bir cevap yazın