Mücbir sebep, vergi davası açma süresini uzatır mı?


Nurettin BİLİCİ / Begüm Dilemre ÖDEN – Çankaya Üniversitesi

Bu yazı ile mücbir sebep hallerinin vergi yargılama sürelerini uzatıp uzatmayacağı hususunun tartışılması arzulanmaktadır.

1. VUK’da mücbir sebep halinin vergi ödevlerine ilişkin süreleri uzatacağı öngörülmüştür

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 13’üncü maddesine göre mücbir sebep hallerinde, vergi ödevlerine ilişkin süreler, söz konusu sebepler ortadan kalkana kadar işlemez. Mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihi izleyen günden itibaren duran süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Bu maddede mücbir sebep hallerine ağır kaza, ağır hastalık, tutukluluk, yangın-yer sarsıntısı-su basması gibi afetler, defter ve belgelerin irade dışında elden çıkması gibi durumlar örnek gösterilmiştir.

Mükellef, mücbir sebebin varlığını kanıtlarsa vergi ödevlerini yerine getirememesinden kaynaklanan cezai yaptırımdan kurtulur ve bu ödevini gecikmeli olarak yerine getirme hakkına kavuşur.¹

2. İYUK’ta mücbir sebep halinin vergi yargılama sürelerine etkisi konusunda bir düzenleme bulunmamakta

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) konuya ilişkin düzenleme bulunmaması Danıştay içtihatlarının, ağırlıklı olarak, mücbir sebep halinin vergi (ve idari) dava süresini uzatmayacağı yönünde oluşmasına yol açmıştır. Şu gerekçelerle:
– İYUK’ta sürenin uzayacağı öngörülmediğine göre, vergi hukukunda geçerli olan kanunilik ilkesi gereği, mücbir sebep halleri yargısal süreleri uzatamaz.
– Vergi yargıcı mücbir sebebi olduğu için davasını geç açan bir mükellefin davasını kabul edemez. Çünkü kamu düzenine ilişkin olan bu konuda hâkimin boşluk doldurarak mücbir sebebi kabul etmesi mümkün değildir.²

3. Mücbir sebep hali vergi yargılama süresini uzatan bir neden olarak kabul edilmeli midir?
Bizim görüşümüz mücbir sebep halinin vergi yargılamasında dikkate alınması yönündedir. Çünkü:
– Mükellefin vergi ödevlerini yerine getirmesine engel olan haller, aynı şekilde mükellefin süresinde yargısal faaliyette bulunmasına da engel olabilir. Bu takdirde mükellef elinde olmayan sebepler yüzünden savunma hakkını kullanamayacak, mahkemeye erişim hakkından mahrum kalacaktır.
– Vergi davası açma aşamasında, başında (deprem, su baskını, yangın, tutukluluk, ağır hastalık, defter ve belgelerinin elden çıkması hali gibi) bir mücbir sebep olan mükellefe ek süre tanınmaması hak kayıplarına yol açar.

– Mahkemeye erişim hakkı (hak arama özgürlüğü) hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır ve hukukun üstünlüğünün sağlanması amacına hizmet eden hakların başında gelmektedir. Mükelleflerin vergisel ödevler bakımından sahip olduğu bu imkânın, yargılama süreleri bakımından geçerli olmaması orantılı bir uygulama olamaz. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması… ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” (Any. m. 13) Bu durum bir insan hakkı olan mahkemeye erişim hakkının ihlali anlamına gelir.

Vergi Usul Kanunu’muzun mehazını oluşturan Almanya uygulamasında mücbir sebep halinde vergi dava açma süresi uzamaktadır (FGO: Finanzgerichtsordnung: Mali Yargılama Kanunu, Paragraf 56). Bu maddeye göre mükellef, kusuruna dayanmayan (mücbir sebep dahil) bir nedenden dolayı yasal süreyi kaçırdıysa engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde başvurup ek süre isteyebilir… Yargıç sebebin doğru olduğunu tespit ederse ek süre verir.
Öyleyse bizim uygulamamızdaki eksikliğin giderilmesi gerekir. Bunun için İYUK’un 8’inci maddesine Almanya uygulamasına benzer (mücbir sebep halinin kabulüne imkân veren) bir fıkra eklenmelidir. Bu fıkra sadece vergi davalarını değil tüm idari davaları kapsayacak şekilde kaleme alınmalıdır.

Aksi takdirde, (mücbir sebep hali dikkate alınmayan bir mükellefin) uyuşmazlığı bireysel başvuru yoluyla Türk Anayasa Mahkemesi önüne veya ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıması durumunda ihlal kararı verilme olasılığının yüksek olduğunu düşünüyoruz.

Dipnot:

¹ Bkz. Nurettin Bilici, Vergi Hukuku, 49. Baskı, Savaş Yayınevi, Ankara, s. 84.

² Bu genel ilkeye rağmen, mücbir sebep halini yargılama süresini uzatan bir neden olarak gören bazı Danıştay kararları da bulunmaktadır. Bu kararlar için bkz.: Turgut Candan, İdari Yargılama Usulü Kanunu, 8. Baskı, 2020, 820-822 nolu dip notlar; Barış Bahçeci, Kamu Alacağını Takip Hukuku, 2019, Seçkin Yayınevi, s. 451-453.



Haberin Tam Metni

Bir cevap yazın