Hukukçu Yapıcıoğlu: Süresiz nafaka ailenin, toplumun düzenini olumsuz etkiliyor – Hukuki Makaleler

Hukukçu Yapıcıoğlu: Süresiz nafaka ailenin, toplumun düzenini olumsuz etkiliyor – Hukuki Makaleler

Süresiz nafakanın oluşturduğu mağduriyetler devam ediyor. Süresiz nafakanın oluşturduğu mağduriyetlere dikkat çeken Hukukçu Rıdvan Yapıcıoğlu, toplum huzurunu bozan süresiz nafakanın sadece erkeği değil kadınları da mağdur ettiğini söyledi.

Süresiz nafakanın toplumsal barışı bozduğunu, aile yapısını olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Hukukçu Yapıcıoğlu, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, aile yapısının korunması için acilen süresiz nafakaya ilişkin bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.Aksi halde on binlerce insanın mağduriyetinin devam edeceğine işaret eden Yapıcıoğlu, yetkililere seslendi.

Aile Bakanlığının yaptığı pratiklerle aileyi korumayı değil sanki bitirmeye yönelik çalışmalar yaptığını gözlemlediklerini ifade eden Yapıcıoğlu, bu durumun kendilerini daha fazla üzdüğünü söyledi.

“Kusura rağmen nafakaya hükmediliyor”

Kadının kusurlu olması halinde bile Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi’nin nafakaya hükmedilmesi gerektiği yönde kararlar verebildiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu şöyle dedi:

“Medeni Kanununda, boşanma sonrasında maddi durumu kötü olan, fakirliğe düşecek kişi ile ilgili olarak nafakaya hükmedilmesi belirtilmiştir. Günümüzde bazen uzun süren evliliklerde boşanmalar gerçekleştiğinde nafakaya hükmedildiği gibi çok kısa süren evlilikler sonrasında da yine nafakaya hükmedilebiliyor. Bu nafakaya hükmedildiğinde aile mahkemesi veya asliye hukuk mahkemelerinde bir hüküm verildiğinde dosyalar Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesinde görülüyor. Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi maalesef kadının kusurlu olması halinde dahi nafakaya hükmedilmesi gerektiği yönünde bazı kararları oluşmuştur.”

“Nafakanın belirli bir süreye tabi olmaması mağdur etmekte”

Süresiz nafakanın sadece erkekleri değil kadınları da mağdur ettiğini kaydeden Yapıcıoğlu, “Kimi durumlarda nafaka ödenmesi gerekir. Fakat kusurlu olan tarafa nafakaya hükmedilmesi ve bununda süresiz olması bazı mağduriyetlere sebebiyet veriyor. Özellikle kısa süreli olan bir evlilik sonrasında nafakaya hükmedilmesi ve bunun belirli bir süreye tabi olmaması sadece erkeği değil, kadınları da mağdur etmektedir.” dedi.

“Yeni kanun getirilmemesi on binlerce insanın mağduriyetinin sürmesine neden oluyor”

Meclis’te nafaka süresiyle ilgili bir çalışmanın yapıldığını anımsatan Yapıcıoğlu, “Belirli bir noktaya da getirildi. Ancak maalesef bazı baskılardan dolayı mı, hükümetin iradesindeki zafiyetten mi tartışılır ancak bu bir türlü kanun haline getirilemedi. Böyle olunca toplumda buna ilişkin bir düzenleme bekleyen belki on binlerce insan mağduriyetlerinin sürmesi ile karşı karşıya kalmış oldu.” diye konuştu.

“Süresiz nafaka aile kurmanın önünde engel”

Açıklamasının devamında Yapıcıoğlu, “Yapılması gereken şey şudur; Evlilik eğer bir boşanmayla neticeleniyorsa burada kimin kusurlu olduğu veya kimin kusurunun daha fazla olduğu tespit edilerek, buna göre her iki tarafında maddi durumuna uygun bir şekilde ve evlilik süresinin devamına oranlı bir nafaka ödenmesi kanuni bir düzenlemeyle getirilirse her iki taraf içinde mağduriyetin önüne geçilmiş olacak. Aksi durumda 3 gün süren bir evlilik neticesinde kişi 10-20, belki de 30 yıl boyunca nafaka almaya devam edecek. Bu da hem aile yapısının dinamiklerini etkileyen olumsuz bir durum olarak göz önünde bulundurulmalı hem de boşanmalar sonrası tarafların yeni bir aile kurmasının önünde engel olmaktan çıkarılması gerektiği unutulmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Acil bir düzenleme yapılmalı”

Buna ilişkin bir an önce bir yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, son olarak şunları söyledi:

“Aksi durumda bu mağduriyetlerin giderilmesi söz konusu olamayacak. Bunun için acil olarak bir yasal düzenlemeye ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. Süresiz nafaka toplumsal dinamikleri de bozabiliyor. Aile yapısının korunması için böyle bir çalışmanın yapılması gerekiyor. Türkiye’de Aile Bakanlığı söz konusu ama maalesef yaptığı pratiklerle aileyi korumayı değil sanki aileyi bitirmeye yönelik çalışmalar yaptığını gözlemliyoruz. Bu da maalesef bizi daha fazla üzüyor.”

Bir Cevap Yazın