Borçlunun “meskeniyet” iddiası – Av. Veysel TAYYAR – Hukuki Makaleler

Borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder ve bu nedenle alacaklıları tarafından haczettirilebilir. Kural bu olmakla, borçlunun ve ailesinin yaşaması ve ekonomik varlığını devam ettirebilmesi için, istisna olarak, borçlunun bazı mal ve haklarının haczedilemeyeceği kabul edilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi, haczi caiz olmayan bu mallar ve hakları düzenlemektedir. Bu maddede sayılan mal ve hakların kısmen dahi olsa haczi mümkün değildir.Maddenin 12. fıkrası hükmü, borçlunun haline münasip evinin de haczedilemeyeceğini açıkça belirtmektedir.

Buradaki evden maksat, yerel geleneklere göre konut olarak kullanılmaya elverişli olan yerlerdir. Bağımsız ev, kat mülkiyeti, bir ev veya apartmandaki mülkiyet hissesi m.82/12 anlamında mesken sayılır ve haczedilemez. Buna karşılık, borçlunun boş arsası mesken sayılmaz; haczedilebilir.

Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere borçlunun ancak “haline münasip” evi haczedilemeyecektir. Bir evin borçlunun haline münasip olup olmadığı, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki aile terimi de, geniş anlamda borçlu ile aynı çatı altında yaşayan kişileri ifade eder. Borçlunun evinin haczedilemeyeceğini ileri sürmesi için o evde bizzat oturuyor olması da gerekmez. Kendisi evi kiraya vermiş ve başkaca da evi yoksa, borçlunun kiradaki evi haczedilemez.

Borçlunun sahip bulunduğu evin değeri, kendisinin ve ailesinin ihtiyacına cevap verecek haline münasip evin değerinden fazla ise, o zaman icra müdürü borçlunun evini haczeder ve satar. Satıştan elde edilen paradan, ilk önce borçluya haline uygun bir ev alabileceği kadar para bırakılır; artan para, evi haczettirmiş olan alacaklıya veya alacaklılara ödenir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2019/10183 E. 2019/13256 K.

“İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir. Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu ögeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

Somut olayda, meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikâyetinde bulunulan ve borçluya ait … ili Merkez … mahallesi 2036 ada 8 parsel sayılı taşınmaz, tapuda bahçeli kagir ev vasfında olup, yapı ve eklentileri ile beraber 205,00 metrekaredir. Mahkemece itibar edilen 21/10/2014 tarihli bilirkişi raporunda; taşınmazın değerinin 64.000,00-TL olduğu, taşınmazın bir bütün olarak kabul edilmesi halinde ise değerinin 146.875,00- TL olduğu belirlenmiştir.

Şikâyete konu taşınmazın arsa değeri de dikkate alındığında, toplam değerinin 146.875,00 TL, borçlunun haline münasip alabileceği evin değerinin ise 55.000,00-TL olduğu anlaşılmaktadır.

O halde; mahkemece, taşınmazın zemin ve üzerindeki yapıların toplam değeri üzerinden meskeniyet iddiasının değerlendirilerek şikâyetin kısmen kabulü ile İİK’nın 82/1-12. maddesi uyarınca, taşınmazın, borçlunun haline münasip mesken alabileceği 55.000,00- TL’den aşağı olmamak üzere satılmasına ve haline münasip evin alınması için gerekli 55.000,00 -TL’nin borçluya, kalanının ise hak sahiplerine ödenmesine karar verilmesi gerekirken, İİK’nın 82. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

Bir Cevap Yazın