Kapalı Maraş’ta ‘telaş’ın nedeni Abdullah Paşa Vakfı – Mahkeme Haberleri

Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıldönümünde KKTC’ye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Artık Kuzey, Güney diye bir ayrım bizim için yok” çıkışı ve Kapalı Maraş’ın açılmasını gündeme getirmesi dünyada yankı buldu. Yunanistan telaşla konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı. BMGK, Türkiye’yi kınarken ABD, Fransa, Rusya, İngiltere ve Mısır, Türkiye’ye tepki mesajları yayınladı. Kapalı Maraş’ın statüsünü değiştirmeye yönelik bu adım, Kıbrıs sorununun çözümünde bir kırılma anlamına geliyor. Rumlar’ın AB referandumunda ‘hayır’ demesinin ardından tıkanan süreçte, Ankara’nın ‘tek devlet’ tezine verdiği destekten vazgeçip iki devletli çözüme yönelmesi yeni bir aşama olarak kayıtlara geçti.

Özellikle Kapalı Maraş’ın statüsü ile ilgili Türkiye’nin elini güçlendiren bir detay ise şimdiye kadar pek gündeme gelmedi.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Kıbrıs/Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Emete Gözügüzelli, Kapalı Maraş’ın yerleşime açılmasının hukuki bir zeminde yapılacağını ve Yunanistan’ın asıl telaşının gasp ettikleri Abdullah Paşa Vakfı’na ait mallar olduğunu söyledi. Emete Gözügüzelli, Kapalı Maraş bölgesindeki malların çoğunun İngiliz Tapu Kütüklerine göre Abdullah Paşa Vakfı’na ait olduğuna ve bunun mahkeme tarafından tescil edildiğine dikkat çekti.

İNGİLİZ TAPU KÜTÜKLERİNE GÖRE MALLAR VAKFA AİT

Kapalı Maraş bölgesinin Rumlar tarafından dönem dönem gasp edildiğini vurgulayan Emete Gözügüzelli yaşanan süreci şöyle anlattı:

“İngiliz döneminde Rumlara imtiyaz gösterildi ve vakıf malları gasp edildi. O dönemde İngiltere iradesi altında olan bir vakıflar idaresi vardı. Rumlara imtiyaz gösterildi ve vakıf malları gasp edildi. Rumlar gasp ettikleri alanların üzerine gayri hukuki inşaatlar yaptılar. 1955’e gelindiğinde Kıbrıs Türk Komisyonunun baskısıyla vakıf haklarına dair yasa düzenlemesine gidildi ve İngilizlerin gasp ettiği Vakıflar İdaremizin yönetimi tekrar Türklerin eline geçti. 1960 Anayasası’nda Osmanlı vakıfları ve Ahkamül Evkaf Kuralları kabul edildi. Ancak yine de Kıbrıs Türkleri ortaklık cumhuriyeti çok kısa sürdüğü için haklarını alamadı ve Rumların gaspları devam etti. Rumlar ellerindeki belgelerle veya Rum Tapu Dairesinin verdiği evraklarla süreci ilerletmeye çalışıyorlar. Mağusa Kaza Mahkemesi, 2002 ile 2005 yılları arasında Maraş bölgesinin Abdullah Paşa Vakfı’na ait olduğunu tespit etmiştir. Bunun üzerine Rum tarafında yaşayan ve Maraş’ta mülkü olduğunu iddia eden Rumlar, Yüksek İdare Mahkemesine dava açmıştır. Ancak alınan karara göre Mağusa Kaza Mahkemesi’nin kararı yerinde bulunmuş ve tapuların geçerliğinin muhafaza ettiğine dair bir karar vermiştir. Vakfa ait tapuların orijinalleri de bulunmuştur. Ayrıca İngiliz Tapu Kütüklerinde buradaki malların Türk vakfına ait olduğu açıktır.”

BU UYGULAMA TÜRKİYE’NİN İYİ NİYETİDİR

Kapalı Maraş sorunundan bundan sonra hukuk boyutunun öne çıkacağını belirten Gözügüzelli, “Gelinen noktada tarihi vesikaların değerlendirilmesi komisyon nezdinde yapılacaktır. Rumlar tapularını ispat ettikleri ve ihtilaflı bir durum olmadığı sürece mallarını geri alabilir. Burada Türkiye’nin ve Kıbrıs tarafının iyi niyetli bir tavrı var. Buraya yeniden hayat vermek ve ekonomiyi canlandırmak istiyorlar. Yapılan tutum Yunan’ın statükocu ve bağnaz zihniyetinin bir yaygara ürünüdür. Propaganda ürünüdür. Yunan tarafı Türk tarafının hiçbir zaman egemenlik gösterisinde bulunmasına tahammül edemiyor” dedi.

‘İKİ DEVLET’ TEZİ GÜÇLENDİ

Gözügüzelli, BM Güvenlik Konseyi’nin asıl yetkisinin uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden durumlarda devreye girmek ve tedbir almak olduğunu söyledi. Kıbrıs’ta böyle bir durumun söz konusu olmadığını kaydeden Gözügüzelli, “Çözüm sürecinde BM taraflı ve yanlı bir tutum izledi. Bu yüzden bu noktaya gelindi. İki devletlilik tezinin artık geri adım atılamayacağının bir ifadesi oldu Maraş açılımı. Rumlar federal bir yönetimle tekrardan Maraş’ı kendi iradelerine alma planı kuruyorlar, ancak bundan artık vazgeçmeleri gerekiyor” diye konuştu.

TEPKİLER KUTSAL İTTİFAKIN TEKERRÜRÜDÜR

Küresel güçler için Kıbrıs’ın ilgi odağı olduğunu belirten Gözügüzelli, Batı dünyasının konuya yaklaşımını ise şöyle anlattı:

“BM ve diğer ülkeler Hristiyan Hristiyan’ı destekler tavrıyla yaklaşıyor. Osmanlıya karşı kurulan Kutsal İttifakın tekerrür etmesidir. Haçlı zihniyetidir. Çünkü hukuk konuşulmuyor. Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta insanlar öldürülüyor. Bunlara ses çıkarılmıyor. Bu devletler hukuk konuşsa hukukun altında kalır” dedi. Gözügüzelli, Türkiye’nin küresel güç noktasında hareket ettiğine değinerek “Türkiye Libya’da, Azerbaycan’da, Afrika’dadır. Türkiye kendi yerli ve milli politikalarıyla ve adalet anlayışıyla bir siyaset gütmektedir. Bu açıdan bakıldığında tabi tepki toplayacaktır.”

“Türkiyesiz bir Kıbrıs gelecekte yer alamaz” diyen Gözügüzelli, “Türkiye her koşulda Kıbrıs’ın yanındadır ve garantörüdür. Türkiyesiz bir Kıbrıs gelecekte yer alamaz. Hangi çözüm modeli getirilirse getirilsin bu değişmez bir ilkedir. Anavatan Türkiye olmasa biz yok oluruz. BM ve Yunanistan’a kalsa bize denizleri kapatırlar. Türkiye olmasa biz şu an denize açılmak için bile Rumlardan izin alacaktık” diye konuştu.

VAKIF MALLARI NASIL GASP EDİLDİ?

Maraş, aslında 3 Osmanlı vakfının arazileri üzerine kuruldu. Kent, I. Selim döneminde Kıbrıs’ı fetheden Lala Mustafa Paşa’nın 1579’da, Padişah I. Mahmut döneminde Kıbrıs Valisi olan Seyyid Abdullah Paşa’nın 1748’de ve Padişah II., Mahmut döneminde yaşayan Bilal Ağa’nın 1821’de kurup tasdik ettirdiği vakıflara ait. Ancak Kapalı Maraş denilen bölgede daha çok Abdullah Paşa Vakfı’nın malları bulunuyor. 1878’de Osmanlı-Rus savaşı sırasında Kıbrıs’ı kiralayan İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914’te Osmanlı’yla savaşa girmesini gerekçe göstererek Kıbrıs’ı ilhak etti. Vakıf mülkleri, Rum zenginlere önce kiralandı, ardından tapu kaydı yapılarak el değiştirdi. Böylece vakıf malları Rumlar tarafından gasp edildi.

Bir Cevap Yazın