Oktar kararının perde arkası – FERHAT ÜNLÜ


“Katılmak için hem maddi, hem de manevi bir bedel ödeyerek giriyor ve ağır bedeller ödeseniz dahi dışarı çıkamıyorsanız orası bir kült gruptur. Girerken de, çıkarken de hiçbir bedel ödemiyorsanız tarikattır. Türkiye’de cemaatlerin yolculuğu hiçbir zaman sağlıklı bir zeminde sürmedi. FETÖ ve en son Oktar gibi kült yapılar bu yolculuğu hepten sakatladı.”

Bu sözler, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Hilmi Demir’e ait.

Demir, son olarak ABD’deki Kongre baskınıyla gündeme gelen QAnon Grubu benzeri kültist -okültist de denilebilir- yapılar ve bunların ‘kültist faşizm’e meyyal doğası üzerine uzun süredir çalışan bir akademisyen.

Kült ile okült kavramları arasında doğrudan terminolojik bir bağlantı yok. İlki, Latince’de ‘tapınma’ anlamına gelen ‘cultus’ kelimesinden, ikincisi ise yine aynı dilde gizlemek manasına gelen ‘occulere’ kelimesinden türemiş. Bununla birlikte birincisi gizli yapıların liderlerini, ikincisi bu tür yapıların doğasını anlatmak için uygun.

Dejenerasyonun dibe vurduğu okültist örgütlerden en ‘erotiği’ olan Adnan Oktar Örgütü’nün ‘kült lideri’ Oktar, bir süredir devam eden davanın son duruşmasında rekor hapis cezasına çarptırıldı. (22 Eylül 2019’da yayınlanan yazımda Adnan Oktar Örgütü’nü ‘Erotik Terör Örgütü (ETÖ) olarak nitelendirmiş ve örgütün doğasına dair bilgiler paylaşmıştım. Ayrıntılar için bkz: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/ferhat-unlu/2019/09/22/erotik-teror-orgutu-eto-adnancilar)

Mahkeme; Adnan Oktar’ı, iddianamedeki suçlamaların pek çoğundan mahkûm etti. Bu cürümler arasında ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘siyasal veya askeri casusluk’, ‘FETÖ terör örgütüne üye olmaksızın yardım’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘nitelikli cinsel istismar’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘eziyet’, ‘eğitim hakkının engellenmesi’, ‘kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi’ ve ‘tehdit’.

Son altı suç Hilmi Demir’in kült grupları tarif ederken kullandığı ‘bedel ödeyerek girme ve ağır bedeller ödense dahi dışarı çıkamama’ kriteri ile birebir örtüşen suçlar.

BİR MİLYAR TL MALVARLIĞINA EL KONULDU

Bu davayı soruşturmanın başladığı dönemden beri, uzaktan ama tüm safahatıyla takip eden bir gazeteciyim. Oktar’ın mahkûmiyetinde hatırı sayılır bir rolü olan davanın müştekilerinden Özkan Mamati, “Ohhh Adnan. Yeni başlıyoruz Adnan” diye bağırdı karardan sonra. Mamati ile karar üzerine konuştum. Önce kararla ilgili ondan aldığım özel bilgileri paylaşayım. Çünkü bunlar arasında hiç kamuoyuna yansımayanlar var:

– Alınan karar gereğince Adnan Oktar’ın 1 milyar TL’lik servetine el konulmuş.

Bunun yanı sıra şirket hisseleri, araçlar, banka kartlarına da…

Soruşturma safhasında Adnan Oktar’ın toplam 1 milyar dolarlık mal varlığı olduğu iddia edilmişti. Ancak mahkeme, Oktar’ın malvarlığının 1 milyar TL olduğunu tespit etti ve kararı da buna göre verdi.

– Bugüne dek Adnan Oktar Örgütü, her yargılamada reddi hâkim talebinde bulunmuş ve geçmişte bu talepler kabul edilmiş. Aynı zamanda ‘hukuk uzmanı’ bir örgüt olduğu için aynı yöntemi bu kez de denemişler ama sonuç alamamışlar.

– Örgütün yurtdışındaki kaçak isimleri için, yani gıyabında yargılananlar için kırmızı bülten başvurusu kararı alınmış.

– Mahkeme, insanüstü bir gayretle üst üste görülen 180 celse ile 236 sanığı yargıladı. Bu yargılama sonucunda sanıklar toplam 152 bin yıl ceza aldılar. Mamati, ceza hukukçulardan aldığı bilgiye göre Adnan Oktar’ın 35 yıl yatacağını söylüyor. (Toplam 9 bin 803 yıl ceza almıştı.)

– Örgüt üyelerinin sosyal medya hesaplarıyla ilgili de kapatma kararı verilmiş.

– En önemli boyutlardan biri, belki de birincisi örgütün ilk kez bir silahlı suç örgütü olarak tescil edilmiş olması. Bu kapsamda örgütün silahlarına el konulması da beklenen bir karardı.

– Örgütün, FETÖ’ye yardım ve casusluktan ceza alması da önemliydi. Örgüt yöneticilerinin FETÖ’ye yardımdan ceza almasında pek çok delil etkili oldu ama en önemlilerinden biri, FETÖ’ye ait herkul.org adlı sitenin şifresinin ve içeriklerinin davanın sanıklarından birinde çıkmış olması. Bu içerikleri AppleStore yükleyen de Adnan Oktarcılar olduğu için FETÖ’ye yardımdan da ceza aldılar.

KAİDEYİ BOZAN İSTİSNA

Mahkemenin Adnan Oktar Örgütü’ne ceza yağdırması bekleniyordu. Sürpriz olan, dosyanın cesametine rağmen yargılamanın hızlı bir şekilde sonuçlanması oldu.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/313 esas sayılı dosyasına ait tüm delilleri Özkan Mamati ve arkadaşları bir araya getirdiler. Bunları da inceledim. Kapsamlı dava dosyasına delilleriyle birlikte vakıf olunca verilen cezaları astronomik bulmuyorsunuz. Bu delillerin yanı sıra Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün Cinsel İstismar Sistemi (Buna da kısaca CİS denilebilir) adlı çizgi roman türevi bir dosya da hazırlanmıştı. Bu; mahkemenin değil, davanın müştekilerinin hazırladığı bir dosya idi. Bu da davanın delilleri arasına girdi.

5 Ağustos 2018 tarihli Casus Oktar Terör Örgütü başlıklı yazımda Oktar ve örgütünün, delillere bakılırsa paçayı kurtarmasının zor olduğunu yazmıştım:

“Oktar, 1970’lerde Ortaköy’de tohumlarını ektiği örgütü yıldan yıla büyüttü. Etrafına topladığı ‘kedicik’lerin (Onlara başlarda civcivler diyordu) ve erkek örgüt üyelerinin sayısı günden güne arttı. Bu arada biri 1986, diğeri 1999’da olmak üzere iki kez kapsamlı polis operasyonuna muhatap oldu, sonunda ikisinden de kurtuldu. Hatta Nietzsche’nin, ‘Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir’ aforizması uyarınca bu operasyonlardan güçlenerek çıktı.

Ancak çekirge bir sıçrar, iki sıçrar misali üçüncü seferde baltayı taşa vurdu.

11 Temmuz’da başlatılan son Adnan Oktar operasyonu bugüne kadarkilerin en kapsamlısı ve en sağlamı. Oktar’ın ve örgütünün paçayı kurtarması artık çok zor. Örgüte yaklaşık iki yıl süreyle teknik ve fiziki takip yapıldı, delil toplandı. Daha önemlisi çok şikâyetçi var ve Fetullahçı Terör Örgütü’yle mücadele sürecinden biraz farklı olarak epey de itirafçı çıktı.”

Davaya müşteki olarak katılanlar ‘itirafçı’ kelimesinden hazzetmiyorlar. Bir dönem içinde yer aldıkları ve kült grup olmasına rağmen ayrılabildikleri bu yapıyla yürüttükleri savaşı kazanmayı başardıkları için biz de ‘müşteki’ diyelim.

Zira onlar, Hilmi Demir’in yazının başındaki o ‘tasnifli tarifini’ esas kabul edersek kült gruplarda normal koşullarda asla söz konusu olamayacak bir kaideyi bozdular. İstisna oldular. Kaideyi bozan bir istisna…





Haberin Tam Metni

Bir cevap yazın