kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1984/5 E, 1985/1 K.

"Özet"

HARCA TABİ BİR İŞE İLİŞKİN KARARIN TEMYİZİ HALİNDE TEMYİZ HARCININ SONRADAN ALINMASI MÜMKÜNDÜR.

"İçtihat Metni"

Harca tabi olmasına karşın, mahkeme kalemince harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçesi hakkında, temyiz süresi geçtikten sonra yapılacak işlem konusunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Üçüncü Hukuk Dairesi ile İkinci ve Dördüncü Hukuk Daireleri'nin kararlan arasında görüş ayrılığı bulunduğu ileri sürülerek, içtihatların birleştirilmesi isteği, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nca haklı bulunmuş ve konunun İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nda görüşülmesine 27.12.1984 gün ve 117 sayı ile karar verilmiştir.

Gerçekten, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.5.1982 gün ve 1981/9-1180 esas, 1982/494 karar sayılı ilamında, yargı harcından bağışık olmayan DSI. Genel Müdürlüğü'nden temyiz harcı alınmak üzere ve Üçüncü Hukuk Dairesi'nin 9.2.1984 gün, 395 esas, 553 karar sayılı kararında da, hiç harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen harca tabi temyiz isteklerine ilişkin dilekçe konusunda, tıpkı eksik harç alınma durumunda olduğu gibi, HUMY.nın 2494 sayılı Yasayla değişik 434/3. madde ve fıkrası uyarınca işlem yapılması gerektiği belirtilerek dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği görülmektedir.

Buna karşılık, ikinci Hukuk Dairesi'nin 16.9.1982 gün ve 6101 esas, 6872 karar sayılı ve Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 2.2.1984 gün ve 164 esas, 866 karar sayılı kararlarında, temyiz süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde dava dosyasının dilekçenin reddi kararını vermeye yetkili yerel mahkemeye gönderilmesi, görüşünün benimsendiği ve Dördüncü Hukuk Dairesi'nce yerel mahkemece verilen temyiz dilekçesinin reddi kararının onandığı anlaşılmaktadır.

Görüşmeler sırasında, Dördüncü Hukuk Dairesi'nin dosyadaki kararının onama niteliğinde, öbür kararların ise dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine ilişkin olduğu ve bu yüzden içtihatlar arasında aykırılık bulunmadığı görüşü, Büyük Genel Kurul'ca geri çevirme kararlarının da, Yargıtay'ın görüşünü yansıtan kararlardan oldukları ve kararlar arasında içtihat aykırılığının var olduğu gerekçesiyle üçte ikiyi aşan Çoğunlukla benimsenmemiş, işin esasıyla ilgili görüşmelere geçilmiştir.

Görüşmeler sırasında kimi Üyeler, (...HUMY.nın 434/3. madde ve fıkrasında harcın eksik yatırılması durumunda yapılacak işlem belirtilmekle birlikte, hiç yatırılmaması durumunda yasanın sustuğunu, temyiz edenin iradesine karşın, yasanın yanlış yorumu sonucu harcın alınmamış ve fakat dosyanın Yargıtay'a gönderilmiş olabileceğini, kusurun hakim ya da mahkeme kaleminin yanlış uygulamasından doğabileceğini, böyle bir durumda temyiz edenin bir kusuru olmadığını, tersi tutumun adalete aykırı düşeceğini, o yüzden. yasadaki boşluğun yasanın anılan madde ve fıkrasıyla ve benzetme yoluyla doldurulması gerektiğini..... ileri sürerek Hukuk Genel Kurulu ve Üçüncü Hukuk Dairesi'nin görüşünü paylaşmışlardır. İkinci ve Dördüncü Hukuk Daireleri'nin görüşlerini benimseyen Üyeler ise, (... uyuşmazlıkları süratle çözmek amacıyla HUMY.nın 434. maddesinin temyiz harcının yatırıldığı tarihte yasa yoluna başvurulmuş sayılmasını öngördüğünü, HUMY.ndaki bu hükmün; 492 sayılı Harçlar Yasasının, harcın yatırılmaması ya da eksik yatırılması durumunda isteğin reddedilemeyip yalnızca sonraki işlemlerin yapılmayacağını öngören 27. ve 127. maddelerine oranla özel nitelikte olduğunu, özel hükmün genel hükümden önce geldiğini, o yüzden harcın verilmemesi durumunda temyiz süresinin kesilmediğini, harç alınınca temyiz incelemesinin yapılacağını, temyiz harcının eksik alınmasına ilişkin bulunan HUMY.nın 434/3. madde ve fıkrasının aynı maddenin 2. fıkrasını dışlayacak biçimde yorumlanamayacağını, bunun yorum kurallarıyla sürati amaçlayan yasa koyucunun amacına ve ayrıca 6.2.1984 gün ve 7/3 sayılı olup davanın, dilekçenin kaydı tarihinde değil, harcın ödendiği tarihte açıldığım benimseyen İçtihatları Birleştirme Kararına ters düştüğünü..... belirtmişlerdir.

HUMY.nın 2494 sayılı Yasayla değişik 434. maddesinin 2. ve 3. fıkraları birlikte incelendiğinde, harca tabi davalarda süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmesinin ve deftere kaydedilmesinin yanısıra, harcın da yatırılmasının zorunlu olduğu görülmektedir. Maddenin 3. fıkrasında eksik harç yatırıldığında yapılacak işlem belirtildiği halde, temyiz dilekçesi kaydedilmesine karşın, hiç harç yatırılmaması durumu çözüme bağlanmadığı için. Hukuk Genel Kurulu ve Daireler arasında yukarıda özetlenen görüş ayrılığı çıkmış, yasadaki bu boşluk, Hukuk Genel Kurulu ve Üçüncü Hukuk Dairesi'nce yargılama hukuklarında öncelikle geçerli bulunduğunda birleşilen benzetme (teşbih: analogie, kıyas) yoluyla çözülerek, bu konuda anılan maddenin 3. fıkrasının uygulanacağı düşüncesi geliştirilmiştir. Bu, hukuk düzeninin boşluk kabul etmeyeceği ilkesinin doğal sonucudur.

Yargıtay İkinci ve Dördüncü Hukuk Daireleri'nin yasada boşluk bulunmadığı görüşü ise, yaşanan gerçeklere uymamaktadır.

Nitekim, uygulamada, harca tabi olmasına karşın, hiç harç alınmadan temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği ve dosyanın aşağıdaki nedenlerle Yargıtay'a gönderildiği görülmektedir.

Birincisi, yasanın yanlış yorumundan kaynaklanmakta; örneğin, Sosyal Sigortalar Kurumu ve DSÎ. Genel Müdürlüğüyle ilgili davalarda yargı harcının alınıp alınmayacağı konusunda harç almakla yükümlü mahkemece duraksamalar gösterilmiş ve çoklukla olumsuz bir yorumla uygulamada bir süre, temyiz edenin harcı yatırmak isteğine karşın harç alınmamıştır.

ikinci neden de, mahkeme kaleminin harç almayı savsaklaması ve temyiz defterine dilekçeyi kaydetmesiyle ortaya çıkmaktadır. Harcın ödenmesi temyiz edenin kendi başına yapacağı bir işlem olmayıp yetkili görevlinin önüne gelen işlemi tamamlama görevinin sonucu, temyiz edenle birlikte ortaklaşa yapılması gereken bir işlemdir (Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı işleri Yönetmeliği m. 14). Temyiz edenin harç yatırmak istediği halde görevlinin almadığını belgeleyip kanıtlaması olanaksız derecede güç olmasına karşılık, görevlinin ilgiliden bu harcı istediğini ve fakat ilgilinin yatırmadığını dilekçeye düşeceği bir yazıyla kanıtlanması daha kolay ve hatta görevi gereğidir. Ancak, bütün bunlar yapılmamışsa, kuşkusuz harcın yatırılmaması yetkilinin görevini savsaklamasından kaynaklanmış demektir.

Yukarıda sergilenen yanlış yorum ya da savsaklama durumlarında, temyiz edene yükletilecek bir kusur olmadığı gibi, bunun da ötesinde temyiz edenin, aşıp üstesinden gelemeyeceği, hukuki deyimiyle, bir yemlemez yanılgı karşısında bulunduğu ve bunu temyiz edene yüklemenin adalet ve hukuka güven ilkeleriyle bağdaşmayacağı açıktır. Esasen, eksik harç yatırılmasını temyiz edene yükletilecek bir kusur ve yanılgı olarak görmeyen ve bunu verilecek ek bir süreyle çözen yasanın amaçsal (teleolojik) yorumu da, bunu gerektirmektedir. Çıkış ve varış noktalarının bu sentezinden, kullanılacak yorum aracı da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır ki, bu da hiç harç yatırılmaması durumunda, HUMY.nın 434. maddesinin 3. fıkrasının benzetme yoluyla uygulanacağıdır.

Görülüyor ki, burada Yasanın 434. maddesinin ilk fıkrasını, onu yumuşatan öbür fıkralarından soyutlayarak katı kesinlemelere götürecek biçimde bir başına ele almak ve yorumda karşıt kavram yöntemim kullanmak yerinde değildir.

Ulaşılan bu noktanın doğal bir sonucu da, harcın hiç yatırılmaması durumunda Yasanın 434. maddesinin 2. fıkrası uyarınca temyiz davasının, dilekçenin deftere kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağıdır. Temyizin harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı yolundaki düşüncenin bu yorumla ve sonuçla bağdaşması olanaksızdır. Zira, harcın yatırıldığı tarihte temyiz süresi, akan zaman içinde esasen geçmiş olacağından, temyiz edene ek bir süre vermenin hiç bir yaran bulunmayacak, dahası anlamsız kalacaktır. Oysa, yasalar yorumlanırken, anlamsız sonuçlara ulaştıran yorumlardan kaçınmak zorunludur.

Temyiz davasının açıldığı tarihle ilgili olarak ulaşılan bu sonucun, dilekçenin mahkeme kalemindeki deftere kaydı tarihinde değil, harcın ödendiği tarihte davanın açılmış sayılacağına ilişkin 6.2.1984 gün ve 7/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararına aykırı olduğu görüşü de yerinde değildir. Zira, anılan içtihatları birleştirme kararı, davanın ne zaman açılmış ve dilekçenin ne zaman kaydedilmiş sayılacağı konusuyla ilgilidir. Oysa, burada söz konusu olan sorun, eksik harç yatırana yasayla benimsenen uyan ve ek sürenin, yanlışlıkla kendisinden hiç harç alınmayan temyiz edene tanınıp tanınmayacağıdır.

Bütün bu nedenlerle, harca tabi olmasına karşılık, harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında HUMY.nın 2494 sayılı Yasayla değişik 434. maddesinin 3. fıkrası benzetme yoluyla uygulanır. Bu durumda, temyiz isteği dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. Ancak, temyiz harcının hesaplanıp temyiz edenden istendiği halde, temyiz süresi içinde ödemediği mahkeme kalemince belgelendirilmiş ise temyiz dilekçesinin reddi gerekir.

Sonuç: Harca tabi olmasına karşın, mahkeme kalemince harcı hesaplanıp ilgilisinden istenmeden ve dolayısıyla harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında HUMY.nın 2494 sayılı Yasayla değişik 434. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen "eksik harç ödenmesi halinde yapılacak işlemle ilgili kuralın" benzetme yoluyla uygulanacağına ve bu durumda temyiz isteğinin, dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılacağına; ancak, temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp ilgilisinden istendiği halde süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekeceğine, 25.1.1985 günlü ilk toplantıda üçte ikiyi aşan çoğunlukla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Usul yönünden

HUMK.nun 434. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince harca tabi olduğu halde harcı yatırılmamış temyiz dilekçelerinde, temyizin harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağına ilişkin Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi içtihatları baştan itibaren haç alınarak görülen ve karar yerinde, karar ve ilam harcı belirtilen hükümlere ilişkindir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun kararına konu olan olay ise, 6200 sayılı Kanunun 49. maddesinin ilam ve karar haçlarını kapsadığı görüşünden hareketle baştan beri harç alınmadan görülen ve bu itibarla da hüküm yerinde belirtilmiş karar ve ilam harcı bulunmayan dosya ile ilgilidir. Bu bakımdan Hukuk Genel Kurulu kararı ile Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi'nin kararı arasında içtihat uyuşmazlığı yoktur. Buna rağmen içtihat aykırılığı varmışçasına konunun, Yargıtay Hukuk Dairelerinden oluşan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerine, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nda görüşülmesi, 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 15. maddesi hükmüne aykırıdır.

Esas yönünden

Yüksek Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi ile Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi arasındaki içtihat uyuşmazlığı harca tabi olmasına rağmen haç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçesi hakkında HUMK.nun 2494 sayılı Kanunla değişik 434. maddesinin 3. fıkrasındaki eksik harç ödeme ile ilgili kuralın kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı, diğer deyişle hiç harç ödenmemiş durumlarda dahi temyiz tarihinin, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt tarihi olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Yüksek Üçüncü Hukuk Dairesi, 434. maddedeki eksik harç ödenmesi haline ilişkin istisnai hükmün hiç harç alınmaması durumunda da uygulanması gerektiği ve temyiz tarihinin; temyiz defterine, temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarih olduğu görüşündedir. Bu görüşe göre davanın harca tabi olup olmaması, temyiz tarihinin tesbiti bakımından önemli değildir. Hiç harç yatırılmamış olsa dahi, temyiz tarihi; temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kayıt tarihi olmalıdır. Yüksek Üçüncü Hukuk Dairesi bu sonuca varırken yasada boşluk olduğu ve bu boşluğun kıyas yoluyla doldurulması gerektiği görüşünden hareket etmektedir.

Kanunda bir mesele hakkında boşluk olduğunu söyleyebilmek için, o mesele hakkında kanunda bir hüküm bulunmaması veya mevcut kanun hükümlerinin yorumu ile dahi, olayda uygulanır bir hüküm bulunmadığı sonucuna varılması gerekir. Türk Medeni Kanununun 1. maddesi hükmü gereği, "kanun, lafziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde mer'idir". Diğer deyişle kanun lafziyle veya ruhiyle meseleye uygulanabiliyorsa, kanunda boşluk bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Kanunda uygulanabilir hüküm bulunmadığım kabul edebilmek için ise, bir olayın sadece düz anlam itibariyle hiç bir hükmün kapsamına girmemesi yetmez, zıt anlam itibariyle de bir hükmün kapsamına girmemesi gerekir.

"Kanunda boşluk, onunla ilgili eleştirisel yargılara göre tesbit edilemez. Belirli bir hukuki düşünceden veya zorunluluktan. hareket edilince, kanunun şu veya bu hükmü kapsamamış olması bir kusur veya eksiklik olarak telakki edilebilir; kanun, mevcut durumu ile tatmin edici veya olması gereken hukuka uygun görülmeyebilir. Bu, kanun koyucunun hatasından ileri gelebileceği gibi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Bütün bu mülahazalar, kanun ötesi (= extralegal) kriterlerdir; fakat kanunun kendisinden çıkarılmış değerler değildir. Bu itibarla, bu gibi hallerde kanun boşluğundan söz edilemez" (Bkz., Dr. Seyfullah Ediz, Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri, Ankara-1983, S:121).

"Kanunda bir hukuki meseleye tatmin edici bir cevap bulunamıyorsa gerçek olmayan boşluk vardır (...... Tatmin edici görülmeyen bir hükmü değiştirmek hakimin değil kanun koyucunun görevidir (...... Bir hükmün uygulanması hakkın. kötüye kullanılması teşkil etmedikçe hakim kanun hükmünü düzeltme yetkisine sahip değildir" (Bkz., Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Medeni Hukuk Dersleri, İstanbul-1975, S: 74).

İçtihadı birleştirmeye konu olan olayda uygulanacak hüküm vardır ve bunlar HUMK.nun 434. maddesinin 2 ve 3. fıkralarıdır. Anılan hükmün 2. fıkrası açıkça "temyiz isteği... harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır" hükmünü getirmiştir. Bu suretle temyiz tarihi bakımından ana kuralın harcın yatırıldığı tarih olduğu kesin bir şekilde belirtilmiştir. 434. maddenin 3. fıkrasında ise, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceği belirtilmiş, ancak sadece harcın eksik ödenmiş olduğu duruma hasren bunun. sonradan. tamamlanmasına imkan verilmiştir. Görülüyor ki, Yüksek Üçüncü Hukuk Dairesi'nin içtihadı birleştirme görüşünde de belirtildiği gibi; ana kural, temyiz isteği harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağıdır. Eksik harç yatırılmasına ilişkin hüküm ise, istisnai niteliktedir. istisnai hükümler genişletilerek ve hele olayımızda olduğu gibi ana kuralı kaldıracak şekilde yorumlanamaz. Olayda kanun boşluğu olmadığı gibi, yorumu gerektiren bir durum dahi yoktur. Çünkü, kanunun bütününe hakim olan ilkelere ve kanunla güdülen amaçlara ters düşmedikçe; "bir metin okunur okunmaz anlaşılıyorsa, başka başka anlamlara imkan verecek, duraksamalar doğuracak nitelikte kapalı değilse, yoruma gidilemez (Bkz., 27.3.1957 gün, 1/3 sayılı; 10.5.1974 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlan; Anayasa Mahkemesi'nin 27.9.1968 gün, 336/29 sayılı kararı).

HUMK.nun 434. maddesi hükmü 2494 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce, açıkça kayıt tarihinin temyize başlangıç olacağım kabul etmiş ve harcın yatırılması için mehil verilmesi yöntemini benimsemiştir. Oysa 2494 sayılı Kanunla, uygulamadaki aksaklıklar ve bunun davaların uzamasında bir araç olarak kullanılması nedeniyledir ki 2494 sayılı Yasa ile harca tabi işlerde temyiz isteğinin harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı hükmü getirilmiştir. Değerli Çoğunluk verdiği bugünkü kararla, mevcut hükmü adeta ortadan kaldırmış ve HUMK.nun 2494 sayılı Kanundan önceki metnine yürürlük kazandırmıştır. Yukarda da belirtildiği gibi bu yasa koyucuya ait bir görevdir.

492 sayılı Kanunun 27, 32 ve 127. maddeleri ile Usul Kanunun 434. maddesinin 2 ve 3. fıkralarındaki "ödenme" ve "yatırılma" sözcükleriyle de açık ve kesin biçimde ifade olunduğu üzere, harç yükümlülüğü iş sahibi tarafından yerine getirilmesi yasal zorunluluk teşkil eden bir yükümlülüktür. Hal böyle iken, yükümlülüğünü memurun hatası sonucu tam olarak yerine getiremeyenlere tanınan. müsamaha hükmünün. (madde 434/3), memurun kusuru dışında hiç harç yatıramayanlara da uygulanması, yasa hükmünün özünü ve amacım zedelemiş ve 434. maddesinin 2. fıkrasındaki "temyiz isteği harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır" biçimindeki emredici hükmü de yürürlükten kaldırılmış olmaktadır.

Yüce Büyük Genel Kurul'un kabul tarzının götürdüğü sonuç, 6.2.1984 gün, 7/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına da ters düşmüştür. Çünkü, anılan İçtihadı Birleştirme Kararının 2. bendin 1-6. paragraflarında açıkça dava açılma tarihi bakımından, harca tabi davalarda harcın ödendiği tarih kabul edilmiş ve bugünkü Çoğunluk görüşünün kabul edilmediği belirtilmiştir. HUMK.nun 178. maddesinde harca ilişkin bir hüküm bulunmadığı halde dava açılma bakımından kabul edilen bu ilkenin, HUMK.nun 434. maddesinin açık hükmüne rağmen kabul edilmemiş olması kanımızca doğru olmamıştır.

2494 sayılı Kanunla HUMK.nunda ve bu arada 434. maddede yapılan değişikliğin amacı işlerin daha çabuk, uzamadan sonuçlanmasının teminine yöneliktir. Yüce Büyük Genel Kurul'un kabul ettiği bugünkü sonuç maddenin lafzı ve kanunun bütününe hakim olan ilke ve ruhla bağdaşır nitelikte değildir.

Gerek Harçlar Kanununun 1 sayılı Tarifesinin III/l-e bendinde, gerekse 10.5.1965 gün, 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, temyiz harcı olarak nisbi harca bağlı kararlarda mahkeme kararında belirtilen alınmasına karar verilen nisbi ilam harcının 1/4'ü, maktu harca bağlı kararlarda ise maktu ilam harcının tümünün alınması şeklinde olacağından, davasını baştan beri harç yatırarak takip eden, bir kişi için temyizin harca tabi olduğunun bilinemeyeceği şeklindeki iddiaya, nasıl ki temyiz süresinin otuz gün, karar tashihi süresinin onbeş gün olduğunu bilmiyordu diyemiyorsak ağırlık vermek mümkün değildir. Kanımızca, böyle bir görüşün HUMK.nun 434. maddesinin açık hükmü ve Harçlar Kanunu hükümleriyle de bağdaştırılmasına olanak yoktur. Bu nedenlerle değerli Çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz. içtihat uyuşmazlığının Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi Kararı doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği görüşündeyiz. 25.1.1985

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA