kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1980/4 E, 1981/1 K.

"İçtihat Metni"

İzmir Barosu Avukatlarından Muhtar Girgin tarafından verilen 20.10.1979 günlü dilekçede, noterde re’sen düzenlenmeden yapılan bir evlâtlık sözleşmesinin gereklerini taraflar yerine getirmekle beraber evlât edinenin ölümünden sonra mirasçıları şekil bozukluğuna dayanarak evlâtlık ilişkisinin iptâli için başvurmaları üzerine iptâl isteğinin mücerret şekil bozukluğu nedeni ile kabul edilmesi gerekip gerekmediği konusunda Hukuk Genel Kurulu’nun 2.10.1974 gün ve Esas: 1971/2-810, Karar: 1974/1043 sayılı ilâmı ile ikinci Hukuk Dairesi’nin 12.12.1977 gün ve 8401/8582 sayılı ilâmı arasında aykırılık bulunduğundan bahisle, içtihadı birleştirme yolu ile aykırılığın giderilmesi istenilmekle; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nda ilgili dosya ve ilâmlar okunarak, Raportör Üyenin açıklamaları dinlendikten sonra sözü geçen Hukuk Genel Kurulu ile Daire ilâmları arasında içtihadın birleştirilmesini gerektirecek bir aykırılığın bulunup bulunmadığı hususunda yapılan görüşmede:

İkinci Hukuk Dairesi’nin 20.11.1970 gün ve 5884/6134 sayılı ilâmıyla, Medeni Kanunun 2. maddesine göre objektif iyiniyet kuralları tarafların uyguladıkları bir sözleşmenin mirasçıları tarafından iptaline engel olacağı, ancak bu kuraldan istifade edebilmek için senedin yetkili noterce düzenlenmesi sırasında şekle riayetsizlik yapılmasının icabedeceği, halbuki hâdisede noter tarafından şekil noksanı ile muallel bir muamelenin yapılmamış olduğu, haricen tanzim kılınan senedin murisin ölümünden sonra tasdik edildiği, ortada keenlemyekün bir muamele mevcut olup yokluk ifade eden muamelelerin biç bir suretle sıhhat kazanamayacağı gibi tabiatıyla Medeni Kanunun 2. maddesi yoluyla da varlık iktisap edemeyecekleri gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemenin direnmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulu’nun 2.10.1974 gün ve Esas: 1971/2-810, Karar: 1974/1043 sayılı ilâmıyla, hâkimin evlât edinmeye izin verdiği, evlâtlık sözleşmesinin resmi şekle uyulmadan yapıldığı, evlât edinenin ölümünden sonra bu sözleşmenin notere tasdik ettirildiği ve tarafların sözleşme hükümlerini yerine getirdikleri, Medeni Kanunun 256. maddesinde öngörülen şeklin geçerlilik koşulu olduğu, bu şekle uyulmadığı takdirde evlât edinme muamelesinin hükümsüz sayılacağı ve ayrıca sözleşmenin geçersizliğini gerektirir eksiklikler yönünden bir ayırım yapılarak onu farklı hükümlere tâbi tutmanın mümkün olmayacağı, şu halde noterden re’sen düzenlenmesi gereken evlâtlık sözleşmesi örneğinin, noterin sadece imzasının eksikliği nedeniyle geçersiz sayılması ile dışarıda düzenlenerek notere tasdik ettirilen veya tarafların kendi aralarında özel olarak düzenledikleri bir senedin geçersizliği arasında, resmi şeklin geçerlilik koşulu olması itibariyle, geçersizliğin doğuracağı hukuksal sonuçlar arasında bir ayırım yapılamayacağı, genel kural böyle olmakla beraber şekil eksikliği veya bozukluğu nedeni ile sözleşmenin iptâli isteminde bulunmak hakkının da Medeni Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca dürüstlük kuralı ile bağdaşamayacak bir şekilde kullanılmamasının zorunlu olduğu, olayda evlatlık sözleşmesi resmi şekilde yapılmamış ise de taraflar evlât edinenin ölümüne kadar sözleşmenin geçerli bulunduğu düşüncesi ile gereklerini yerine getirdikleri ve davacılar ancak evlât edinenin ölümünden sonra sözleşmenin iptâli amacı ile mahkemeye başvurdukları, davacıların bu davranışlarının olayın özelliği yönünden hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup yasal bakımdan korunmaya değer görülemeyeceği ve böylece bu görüşün aksini benimseyen hukuk dairesinin yukarıda gün ve sayısı belirtilen ilâmdaki görüşün yerinde olmadığına karar verilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır.

İkinci Hukuk Dairesi’nin 12.12.1977 gün ve 8401/8582 sayılı ilâmında ise, davacıların mirâs bırakanı ile davalı arasında noterde düzenlenmiş bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak Fatma ile Nebahat arasındaki evlâtlık sözleşmesinin tarih ve numarası yazılarak Mehmet ile Nebahat arasında da bir evlâtlık ilişkisi kurulduğuna işaret olunduğu, bu dayanaksız ve yanlış kaydın evlâtlık ilişkisi meydana getiremeyeceği, zira, gerçekten var olmayan bir hukuki işlem için objektif iyiniyetten sözedilemeyeceği nedenleri ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bu durumda, 1974 günlü Hukuk Genel Kurulu ilâmı ile Özel Dairenin 1977 günlü ilâmı birbirinden farklı olay ve hukuki nedenleri içeren davalarla ilgili olması itibariyle, ilâmlar arasında aykırılığın söz konusu olamayacağı ve yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu’nun ilamıyla kaldırıldıktan sonra Özel Dairenin 20.11.1970 gün ve 5884/6134 sayılı ilâmındaki içtihadında ısrar ettiğine ilişkin yeni bir uygulaması bulunmadığı müzakereler esnasında belirtildiğinden, Özel Daire ile Genel Kurul kararlan arasında bir içtihat uyuşmazlığının doğmamış bulunduğuna, ilk toplantıda 2/3 çoğunluk sağlanamadığından 9.2.1981 günlü toplantıda çoğunlukla karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA