kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1976/6 E, 1976/4 K.

"Özet"

SİGORTALAR KANUNUNUN 109. MADDESİNDE SÖZÜ EDİLEN SİGORTALILARIN SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK, MALÛLLÜK VE ERKEN YAŞLANMA HALLERİ İLE HAK SAHİBİ KİMSELERİN MALÛLLÜK DURUMLARININ TESPİTİNE İLİŞKİN OLARAK SOSYAL SİGORTA YÜKSEK SAĞLIK KURULU KARARLARINA KARŞI İLGİLİLER MAHKEMEYE BAŞVURABİLİRLER.

"İçtihat Metni"

506 seyılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109. maddesine göre sigortalıların sürekli isgöremezlik, malullük ve erken yaşlanma halleri ile hak sahidi kimselerin malullük durumlarına tesbitine ilişkin olarak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararlarına karşı mahkemeye başvurulamıyacağı hususunda Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 1974/1793 - 3458 sayı ve 30.4.1974 günlü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1974/9 - 743 - 1024 sayı ve 19.9.1975 günlü, 1974/9 - 455, sayı ve 27.6.1975 günlü kararları ile bu hususta mahkemeye başvurulabileceğini öngören Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 72/46324, 73/17767 sayı ve 18.5.1973 günlü, 72/39575, 73/10962 sayı ve 13.4.1973 günlü kararları ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1974/9 - 528, 1976/1278 sayı ve 28.4.1976 günlü kararı arasında içtihat aykırılığı bulunduğu ileri sürülerek bu aykırılığın giderilmesi Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 29.4.1976 günü kararı üzerine Daire Başkanlığının 177 sayılı yazılarıyla Yargıtay Birinci Başkanlığından istenmiş ve konu böylece 1730 sayılı Yargıtay Kanununun 20/1 inci maddesi uyarınca Yargıtay Büyük Genel Kurulunda incelenmiştir:

1- İçtihat aykırılığın giderilmesi isteminde dayanılan kararlarda beliren görüşlerin özeti:

A)Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1974/9 - 743 - 1024 sayı ve 19.9.1975 gün/ü; 1974/9 - 455, sayı ve 27.6.1975 gün/ü kararları ile Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesi kararlarında beliren görüşlerin özeti:

506 sayılı Yasanın 109 ncu maddesine göre malüllük durumunun tesbitinde kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlar esas tutulacak, bu raporlar üzerine kurumca verilecek karara karşı ilgililerce itiraz edilmesi durumunda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu keyFiyeti karara bağlıyacaktır. Yasa bu suretle hiç bir duraksamaya yer bırakmayacak bir açıklıkla görevli mercii Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu olarak belirtmiştir. Bu da doğaldır; tıbbi bir uyuşmazlığın çözüm yeri adli yargı yerleri değil, sağlık kurulları olmalıdır... Sosyal Sigorta sağlık işleri kendisine vergi özellikler taşıyan ve ayrı uzmanlığı öngören sağlık işleridir ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu da bu özellikler gözönünde tutularak kurulmuştur. Diğer taraftan malüliyet oranının saptanması da tesbit davası niteliği taşımamaktadır; tek başlarına maddi olguların tesbit davasına konu olmaları söz konusu edilemez.

B). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1974/9 - 528, 1976/1278 sayı ve 28.4.1976 günlü kararı ile Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi kararlarında beliren görüşlerin özeti:

506 sayılı Yasanın 109. maddesine göre, bu madde uyarınca Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanan husus Sosyal Sigortalar Kurumu bünyesinde son ve kesin niteliği haizdir. Ancak ilgili söz konusu karara razı olmazsa T.C. Anayasasının 31/1. maddesinin kendisine tanıdığı hakka dayanarak karara karşı mahkemeye başvurabilir. Anayasanın 7 ve 132/1. maddeleri gereği olarak, 506 sayılı Yasanın 109 ncu maddesinin son fıkrası uyarınca Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanan husus mahkemeler için kesin ve bağlayıcı nitelikte değildir. Malüliyet oranının tesbitinde ilgilinin hukuksal yararı olacağı ve ayrıca uyuşmazlıkların genişletilmeden, sür'atle ve az giderle çözümlenmesi ilkesine uygun düşeceği cihetle bu husus tesbit davasının konusunu oluşturabilir. II - İçtihadı Birleştirmenin Konusu ve Gerekçe:

28.6.1976 günü Yargıtay Büyük Genel Kurulu, 1730 sayılı Yargıtay Kanununun öngördüğü çoğunluk ile toplanarak, Raportör Üyenin sözlü açıklamalarını dinlemiş ve yukarıda belirtilen iki grup karar arasında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109. maddesinde sözü edilen sigortalıların sürekli işgöremezlik, malüllük ve erken yaşlanma halleri ile hak sahibi kimselerin malüllük durumlarının tesbiti ile ilgili olarak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararına karşı mahkemeye başvurulup vurulamıyacağı konusunda içtihad uyuşmazlığının bulunduğu sonucuna oybirliğiyle yarıldıktan sonra esasın incelenmesine gecilerek gereği görüşüldü:

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109. maddesi ile aynen şu hükümler getirilmiştir: "Bu kanunun uygulanmasında: A)Sigortalıların işgoremezlik, malüllük ve erken yaslanma hallerinin, B) Hak sahibi kimselerin malülluk durumlarının, - Tesbitinde, Kurum sağlık tesisleri saglık kurullarınca verılecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızalar esas tutulur. - Raporları yeter görülmeyen ilgililer Kurumca yeniden muayene ettirilebilirler, - İlgililerin durumlarının tesbitinde son muayene raporu esas tutulur. - Yukarıda belirtilen raporlar üzerine, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır". Yasa koyucu bu madde ile ilgililerin durumlarının tesbitinden Kurum Sağlık tesisleri Sağlık Kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağını ve Kurumun yaptıracağı incelemelerin kendi açısından Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile sona ereceğini hükme bağlamıştır. Ancak ilgili 109. maddenin son fıkrası ile karara bağlanan hususun gerçeğe uygun olmadığı inancında olursa T.C. Anayasasının 31/1. maddesinin "Herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" hükmü ile Anayasal güvence altında bulunan hakka dayanarak mahkemeye başvurabilir. Bu takdirde mahkeme yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir; zira bağımsız yargı organının 506 sayılı Yasanın 109. maddesinde sözü edilen Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile bağlı olacağı düşünülemez. Yargı organını bu kararla bağlı tutmak, uyuşmazlığın gerçekte yargı organı dışındaki bir kurul tarafından çözümlenmesi sonucunu doğurur ki bu da doğrudan doğruya Anayasanın "Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız Mahkemelerce kullanılır" ilkesini öngören 7 ve "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, Kanuna Hukuka ve vicdani kanaatlerine göre hüküm 1095 verirler " biçiminde düzenlemede bulunan 132/1. maddelerine açıkça aykırı düşer. Mahkemeler ise yasaların uygulanmasında, Anayasaya uygun yorum yapmak zorunda olup Anayasaya aykırı düşen bir yorumu benimseyemezler. 0 halde 506 sayılı Yasanın 109. maddesi uyarınca Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanan hususa karşı ilgililer mahkemeye başvurabilecekleri gibi bu kararın mahkemeler için kesin ve bağlayıcı nitelikte bulunduğu da kabul edilemez.

Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında mahkemelerin görevlerinin Yasalarla gösterilmesinin bir anayasal kural olduğu, tıbbi bir uyuşmazlığın çözüm yerine adli yargı yerleri değil Sağlık Kurallarının olması gerektiği, 109. maddenin son fıkrasının ise görevli yeri Sosyal Sigorta Sağlık Kurulu olarak belirlediği görüşü ileri sürülmüş ise de çoğunluk şu gerekçelerle bu görüşe katılmamıştır:

Gerçekten Anayasanın 136 ncı maddesi hükmünce "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir". Ancak yasa koyucu Mahkemelerin görevlerini Yasa ile tespit ederken diğer bir Anayasal ilke olan "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır" (Anayasa M. 7) hükmünü de gözönünde tutmak zorundadır. 0 halde yasa koyucu yargı yetkisi alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünü bu niteliği haiz olmayan bir kurala yasa ile bırakamaz. Uyuşmazlığın çözümü kuşkusuz tıbbi bir sorunun çözümünü gerektirmektedir. Mahkeme tıbbi sorunu, bilirkişi incelemesini gerektirir diğer işlerde olduğu gibi usulünce incelettikten sonra kararını verecektir. Sosyal Sigorta sağlık işlerinin kendine vergi özellikler taşıyan ve ayrı uzmanlığı öngören sağlık işleri olduğu düşüncesi dahi az önce açıklanan esaslardan ayrılmayı haklı gösteremez. Kaldı ki 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 134 ncü maddesi "Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür" demek suretiyle görevli yeri de iş davalarına bakmakla görevli mahkeme olarak hükme bağlamıştır.

Sonuç: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109 ncu maddesinde sözü edilen sigortalıların sürekli işgöremezlik, malüllük ve erken yaşlanma halleri ile hak sahibi kimselerin malüllük durumlarının tesbitine ilişkin raporlar üzerine, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilerek durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanması halinde ilgililerin buna karşı mahkemeye başvurabileceklerine, mahkemenin söz konusu kararla bağlı bulunmadığına … karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA