kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1959/12 E, 1959/10 K.

"Özet"

MEDENİ KANUNUN 642.MADDESİ HÜKMÜNCE VERİLEN İLAMLARIN VE BU ARADA ŞUF'AYA İLİŞKİN İLAMLARIN YERİNE GETİRİLMESİ HER ZAMAN İSTENEBİLİR.

BU İLAMLAR HAKKINDA (ISKATİ MÜRURU ZAMAN ) KURALI UYGULANMAZ.

"İçtihat Metni"

İcra ve İflas Dairesinin 17.10.1952 tarili ilamı ile Üçüncü Hukuk Dairesinin 23.9.1949 tarihli ilamları arasında açıkça mübayenet görüldüğünden tevhidi içtihat hukuk umumi heyetince incelenerek gereği konuşuldu :

İcra veİflas Dairesi ilamında şuf'a ilamlarının on senelik müruruzamana tabi olmadığı mütalaa olunduğu halde, Üçüncü Hukuk Dairesi ilamında bu gibi ilamların da on senelik müruru zamana tabi olduğu belirtilmektedir.

(Şuf'a davası sonunda davacının haklı olduğuna dair verilen hüküm hak sahibinin şuf'a hakkını kullanması neticesinde o hak sahibi ile (Şefi ile) hisseyi diğer hissedardan satın almış bulunan yeni malik arasında bir satış münasebetinin doğduğu ve bu satış münasebeti dolayısıyla hissenin mülkiyetinin hakim tarafından davalıdan alınıp davacıya geçirildiğini tespit eder). Gerçekten; şuf'a davası açan, şuf'a hakkını kullanmış olması sonunda kendisi ile hissenin yeni maliki arasında (Hisseyi satan hissedarla yeni malik arasında yapılmış bulunan akdin şartlarının aynı olan şartlarla) bir satış meydana gelmiş olduğunun tespitini ve (Bu satış sebebiyle hisseyi davalı davacıya temlik etme borcunu üzerine almış durumda bulunduğundan.) Medeni Kanunun 642. maddesi gereğince verilmiş bir hükmü ihtiva etmektedir. Bir gayrimenkül temliki borcunu doğuran akde dayanılarak veMedeni Kanunun 642. maddesi hükmünce açılan bir dava sonunda verilen ilam ile mülkiyet , davalıdan davacıya geçer; Medeni Kanunun 633. maddesi hükmünce hak sahibi mülkiyetin kendisine aidiyetine karar verilmesini istemiş olduğu cihetle hakim de mülkiyetin davada haklı çıkan davacıya ait olduğuna karar verir.

Bu izahtan anlaşılıyor ki, Medeni Kanunun 642. maddesi uyarınca hakimin verdiği hüküm, hukuki mahiyetçe yenilik doğuran (inşai veya ihdasi) bir hükümdür ve böyle bir hükme dayanan davacı, (her zaman tapu kaydının kendi adına düzeltilmesini sağlamak üzere icra memuruna veya Medeni Kanunun 642. maddesinin ikinci fıkrası hükmünce doğrudan doğruya tapu memuruna başvurulabilir. Çünkü ayni haklarda Medeni Kanunun hükümleri bakımından ıskati müruru zaman cari olmayıp ancak iktisabi müruru zaman ile bir kimsenin aynı hakkının sona ermesi mümkün bulunduğundan, Borçlar Kanunundaki ve İcra ve İflas Kanunun 39. maddesindeki ıskati müruruzaman müddetinin geçmiş olması; ilam ile mülkiyet iktisap etmiş olan kimsenin mülkiyet hakkına herhangi bir şekilde müessir olamaz. Bu sebeple Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce alınmış olan ilamların ve bu arada aynı nitelikteki şuf'a ilamlarının ıskati mürurüzamanna tabi olmadığı) esasına dayanan İcra veİflas Dairesi içtihadı kanununa uygundur.

Yukarıdaki izahatın layiki veçhile anlaşılabilmesi ve şuf'a hükümlerine ait tatbikattaki bazı tereddütlerin izalesi için şu noktaları tebarüz ettirmekte fayda mülahaza olunmaktadır.

Şuf'a mevzuudaki müteaddit içtihadı birleştirme kararları ile teyit olunduğu üzere Türk hukukunda şuf'a hakkı bir yenilik doğuran (inşai) hak mahiyetindedir. Ve bu hakkın sahibi tarafından diğer tarafa ulaştırılmış beyan ile kullanılması sonunda hak sahibi hissedarla satın almış bulunan kimse arasında bir satış akdi münasebeti doğar. Ve bu satış münasebeti dolayısıyla hissenin mülkiyeti Şefie geçmez ve fakat şefi her alıcı gibi, malın temlikini isteme olanağına sahip olur. Hissenin mülkiyeti şefiancak, kendisinin satış münasebetinden doğan borçlarını yerine getirmesi halinde ve diğer tarafın hisseyi tapuda temlik etmesi yahut şefiin satış münasebetine dayanılarak ve Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce açtığı tescil davası sonunda lehine karar alması ile geçer. Tatbikata şefi, açtığı tek bir dava ile hem şuf'a hakkını kullandığını diğer tarafa bildirir ve bu hakkın kullandığının diğer tarafa bildirir ve bu hakkın kullandığının tespitini ister hemde şuf'a hakkını hakkını kullanmış olması sebebiyle meydana gelen satış münasebeti dolayısıyla hissenin kendine temlikini ister. Mahkeme şuf'a hakkının kullanılmasının şartları gerçekleşmiş olduğunu ve satış münasebetinden doğan borçlarının (Hususiyetle satış parasının vadeye bağlı olmadığı hallerde para ödeme borcunu) şefi tarafından yerine getirilmiş bulunduğunu tespit ettikten sonra hissenin mülkiyetinin şefie geçirilmesine karar verir ve ancak bu karar ile şefi hisseye malik olur. Lakin tek bir dava ile neticeye ulaşmış olması, ortada herşeyden önce tek tarafa bildiren beyan) bundan sonra bu beyan neticesinde meydana gelen satış akdi münasebeti ve daha sonrada satış münasebetine dayanan şefiin hissesinin kendisine temlikini istemesi gibi üç safhanın mevcut olduğu hakikatını bertaraf edemez. Netice;

Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce alınmış olan ilamların ve bu arada şuf'a ilamlarının icrasının her zaman istenebileceğine ve bu ilamlar hakkında iskati müruruzaman hükümlerinin tatbik olunamıyacağına , 11.2.1959 tarihli birinci toplantıda ve ittifakla karar verildi .

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA