kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1953/14 E, 1954/1 K.

TOPRAK DAĞITIMI
TORAK BEDELİ
HUSUMET

"Özet"

1-HAZİNE VEYA MUHTAÇ ÇİFTÇİ ADINA TESCİL EDİLEN TOPRAK HAKKINDA ELMEN [ZİLYET] TARAFINDAN ELATMANIN ÖNLENMESİ VEYA TAPUNUN İPTALİ YÖNÜNDEKİ DAVA DİNLENEMEYECEĞİ NEDENİYLE, BU YERİN SAHİBİ OLDUĞUNUN TESBİTİ İÇİN AYRICA DAVA AÇMASI GEREKİR.

2-TOPRAK BEDELİ HAKKINDA ANCAK İDARİ MERCİLERE BAŞVURABİLİR.

3-ADINA TOPRAK TESCİL EDİLEN ÇİFTÇİYE KARSI AÇILAN DAVADA HAZİNEYE HUSUMET YÖNELTMEK GEREKMEZ.

"İçtihat Metni"

Not: 1945 g. ve 4753 s. Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu m. 21 (21. m. 5618 s. yasa ile değiştirildi. 4753 s. yasa 1973 g. ve 1757 s. yasa ile yürürlükten kaldırıldı ve bu yasada Anayasa Mahkemesinin 19/10/1976 g. ve E. 1973/42, K. 1976/48 s. kararı ile iptal edildi.)

Çiftçiyi topraklandırma hakkındaki 4753 sayılı kanunun sekiz inci maddesinin (C) bendine tevfikan sahipsiz addiyle hazine namına veya muhtaç çiftçiye tevzi edilerek çiftçi namına tescil edilen topraklar hakkında zilyetliğe müsteniden açılan davalar üzerine sözü geçen kanunun 9 uncu maddesi müeddasına göre müdahalenin meni veya Tapu kaydının iptali cihetine gidilemezse de; Davacının toprak bedelini alabilmesi için zilyedliğinin bu dava zımnında tespiti lazım gelip gelmiyeceği hakkında Besinci Hukuk Dairesinin 23/09/1949 tarih ve 48/46 numaralı ve 30/05/1953 tarih ve 3597/2710 numaralı ilamları arasında mübayenet husule gelmiş ve ayrıca sözü geçen dokuz uncu madde hükmüne göre toprak sahibine ödenecek bedelin umumi hükümler dairesinde mahkemece tahkik ve tesbiti suretiyle tahsiline dair verilen hüküm dairenin 28/01/1950 tarihli ilamiyle tasdik edilmiş ve yine toprağın muhtaç çiftçi namına tescilinden sonra açılacak davada husumetin yeni malikten başka hazineye de tevcihi lazım geldiği 26/01/1950 tarihli ilamla kabul edilmişse de; Bu iki husus hakkında da evvelki içtihadlar hilafına içtihat tehassül etmiş olduğu Beşinci Hukuk Dairesinin 23/09/1953 tarihli yazısiyle bildirilmiş olmakla keyfiyet Tevhidi içtihat Hukuk kısmı umumi heyetinde tetkik ve müzakere olunarak gereği düşünüldü:

Çiftçiyi topraklandırma hakkındaki 4753 sayılı kanunun sekiz inci maddesinde, dağıtılacak arazi altı bendde gösterilmiştir. Sahibi bulunmadığından bahisle hazine namına veya muhtaç çiftçiye dağıtılarak çiftçi namına tescil edilen topraklar hakkında Tapuya istinaden açılan meni müdahale ve Tapu iptali hakkındaki davalarla, hazine veya muhtaç çiftçi namına yapılan tescilden evvel zilyetliğe müsteniden açılan meni müdahale davalarının mahkemece görülüp hükme bağlanacağı hususunda bir tereddüt ve ihtilaf bahis konusu değildir. Ancak sözü geçen kanunun dokuz uncu maddesinde, sahibi bulunmadığından dolayı hazine adına tescil olunan sekiz inci maddenin (C) bendinde yazılı arazinin on yıl içinde hükümle sahibi belli olduğu taktirde el koyma tarihindeki bedelinin kamulaştırmadaki esaslara göre belli edilerek Devletçe ödeneceği gösterilmiştir. Bu madde hükmünce, toprağın tescilinden sonra zilyetliğe müsteniden müdahalenin meni veya Tapunun iptali hakkındaki davanın dinlenmiyeceği hususunda daire ilamları arasında mutabakat mevcuttur.

İhtilaf şu noktada belirmektedir: Dairenin evvelki ilamına göre, dava konusu toprağın tescilinden sonra zilyetliğe müsteniden açılan davanın reddine dair verilen karar tasdik edildiği halde son ilamda, gerek hazine ve gerek muhtaç çiftçi namına yapılan tescilin iptali istenemiyeceği, ancak dokuzuncu maddede yazılı olduğu üzere toprağın bedelini alabilmek için gayrimenkulun sahibi olduğu hakkında hüküm alması lazım gelmesine ve bu husus için ayrıca dava açmak külfeti tahmil edilemiyeceğine göre davacının iddia ettiği zilyetliğin iktisap müddetini doldurup doldurmadığının bu davada tesbiti gerektiği beyan edilmektedir. Halbuki, toprağın tescilinden sonra, zilyetliğe dayanılarak müdahalenin meni veya Tapunun iptali hakkında aynı müteallik istihkak davası dinlenemiyeceğine göre davacıya ait zilyetliğin iktisap müddetini doldurup doldurmadığı hususunun bu dava zımnında tahkiki cihetine gidilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı bu davasını, toprağın sahibi olduğunun tesbiti hususuna hasretmedikçe davanın reddolunması ve toprağın sahibi olduğunun tesbiti hakkında ayrı talepde bulunması usul hükümlerine daha uygun görülmüştür.

İkinci ihtilaf da; Tapuda kayıtlı olmıyan bir toprağın hazine veya muhtaç çiftçi namına tescilinden sonra, bu toprağın sahibi olduğuna dair alınan ilama istinaden Adalet Mahkemelerinde bedel davası açılıp açılamıyacağı hususuna taalluk etmektedir. Dairenin evvelki içtihadını gösteren ilamlarına göre, davacıya ait zilyetliğin ihtilalinden dolayı mahkemece bilirkişiye takdir ettirilen bedelin tahsiline karar verilmiş ve hüküm dairece tastik olunmuştur. 4753 sayılı kanunun dokuz uncu maddesinde (... bedelin kamulaştırmadaki esaslara göre belli edilerek Devletçe ödeneceği) yazılı bulunmaktadır. Aynı Kanunun yirmi birinci maddesine göre kamulaştırma bedeli, arazi vergisine matrah olan kıymet üzerinden tahakkuk ettirilmekte ve bu kıymete karşı Vergi Komisyonuna itiraz hakkı tanınmakta, kırkbeş inci maddesinde de taksitlere bağlanan bedelin ödenme sureti beyan edilmektedir. Bu hükümlere göre, bedelin tayin ve tespiti işi tamamiyle idari bir mahiyet arzettiği cihetle bedel davasına mahkemelerce bakılamıyacağı, bu hususta idari mercie müracaat gerektiği hakkındaki son içtihat kanuna uygun bulunmuştur.

Üçüncü ihtilaf da; Toprağın hazinece muhtaç çiftçiye dağıtılıp namlarına tescilinden sonra açılacak davada, yeni malikten başka hazineye de husumet tevcihi gerekip gerekmiyeceğinden doğmaktadır.

4753 sayılı kanunun elliüç, ellidört, elliyedi ve ellidokuz uncu maddelerinde, muhtaç çiftçiye dağıtılan toprakların borçlandırma yoliyle verilerek Ziraat Bankasına ipotek edilmek suretiyle çiftçi namına tescil edileceği, borç tamamiyle ödenmedikçe bu gayrimenkul üzerinde temliki hiç bir tasarrufta bulunulamıyacağı, haczedilemiyeceği ve şartlarına riayet etmemesi halinde geri alınabileceği, 25 sene geçmedikçe taksim ve şüyuun giderilmesi istenilemiyeceği hakkında hükümler bulunmakta olmasına istinaden, dairenin evvelki içtihadını gösteren ilamında, çiftçiye dağıtılıp namına tescil edilen toprakla hazinenin ilgisi kesilmediği, husumetin hazineye de tevcihi gerektiği kabul edilmişse de, bu hükümler hazine ile çiftçi arasındaki münasebeti tayin etmekte olup dava konusu olan toprak çiftçi namına tescil edilmiş olmasına göre husumetin hazineye de tevcihine kanuni bir lüzum bulunmadığı ve sözü geçen 4753 sayılı kanunun 5618 sayılı kanunla değiştirilen otuz birinci maddesi hükmüne göre Tarım Vekaletinin davaya müdahale edebileceği yolundaki son içtihat yerinde görülmüştür.

Netice; Hazine veya muhtaç çiftçi namına tescil «dilen toprak hakkında zilyet tarafından müdahalenin meni veya Tapunun iptali hakkındaki dava dinlenemiyeceği cihetle bu yerin sahibi olduğunun tespiti için ayrıca dava açması lazımgeldiğine, toprak bedeli hakkında Adalet Mahkemelerine dava açılamayıp idari mercilere müracaat olunabileceğine ve toprak namına tescil edilen çiftçi aleyhine açılan davada ayrıca hazineye husumet tevcihi gerekmediğine birinci toplantıda üçte ikiyi geçen ekseriyetle 27/01/1954 tarihinde karar verildi.

AYKIRI GÖRÜŞ Osman Yeten, İ. Öktem

Eski ve yeni ilamlarda bahis konusu davalar, zilyetliğe müsteniden müdahalenin meni ve Tapunun iptali talebine mütedairdir. Aynı mahiyetteki ihtilafların her şeklinde davacıya ait zilyetliğin iktisap müddetini doldurup doldurmadığının önce tahkik ve tespiti zaruridir. Toprağın tescilinden sonra zilyetin, müdahalenin meni ve Tapunun iptalini dava hakkı olmaması, toprak bedelini alabilmek için iddia ettiği zilyetliğin aynı davada tahkikine mani teşkil etmez. Bu davalarda dinlenmeye şayan olmıyan taleplerin de bulunması dinlenmesi lazımgelen zilyetlik iddiasına şamil olamaz. Zilyetlik iddiasını da ihtiva eden davanın reddinden sonra, aynı zilyetliğini ispat için yeni dava açmak külfetinin tahmili hem usul hükümlerinin hem de Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun tatbiki ile ilgili davalar müstacel ve şifahi usule tabi olması itibariyle bu kanunun ruh ve gayesine aykırıdır.

4753 sayılı kanunun elliüç ve müteakip maddelerindeki hükümler, çiftçi namına tescil edilen toprakla hazinenin alakası kesilmediğini göstermektedir. Bu bakımdan çiftçi aleyhine açılan davanın hazineye de teşmili lazımdır. Kararın bu kısımlarına bu sebeplerle muhalifiz.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA