kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1950/2 E, 1952/4 K.

"Özet"

MİRASA DAHİL MALLARIN TAKSİMİ HAKKINDA MİRASÇILAR ARASINDA YAPILAN SÖZLEŞMENİN YAZILI OLMASI GEREKİR, BAŞKA ŞEKİL ŞARTI ARANMAZ.

"İçtihat Metni"

Not: 17/02/1926 g. ve 743 s. MK. m. 611, 634 10012 s. Tapu Sicilli Nizamnamesi

10/06/1931 g. ve E. 1931/2 K. 1931/40 s. Yg. İçt. Bir. K.

10/07/1940 g. ve E. 1939/2 K. 1940/77 s. Yg. İçt. Bir. K.

20/02/1946 g. ve E. 1945/12 K. 1946/5 s. Yg. İçt. Bir. K.

09/10/1946 g. ve E. 1946/6 K. 1946/12 s. Yg. İçt. Bir. K.

07/10/1953 g. ve E. 1953/8 K. 1953/7 s. Yg. İçt. Bir. K.

07/12/1955 g. ve E. 1955/18 K. 1955/27 s. Yg. İçt. Bir. K.

Mirasçılar arasında Medeni Kanunun 611 inci maddesi hükümlerine göre yapılacak yazılı taksim mukavelelerinin gayrimenkule de taalluku halinde Medeni Kanundan sonra yürürlüğe giren Tapu Kanununun yirmialtıncı maddesi gereğince ayrıca Tapu memuru huzurunda resmi senede bağlanması gerekip gerekmiyeceği hakkında Yargıtay Beşinci Hukuk Dairesinin 01/12/1947 tarih ve 701/2499, 28.10,1949 tarih ve 2688/2516 ve 05/11/1949 tarih ve 1912/2625 sayılı ilamları arasında içtihat ayrılığı bulunduğu zikri geçen daire Başkanlığının 02/12/1949 tarih ve 1940/192 sayılı yazısiyle bildirilmesine mebni uyuşmazlık konusunu teşkil ettiği bildirilen ilam örnekleri çoğaltılarak dağıtılmış ve 10/12/1952 tarihine rastlıyan Çarşamba günü saat 9,30 da müzakerenin başlıyacağı Genel Kurul Üyelerine bildirilmiştir.

Bugün toplanan Kurula (ellidokuz) zatın iştirak ettiği görülerek müzakere nisabının tahakkuk ettiği anlaşılmakla Birinci Başkan Selim Nafiz Akyollu'nun Başkanlığında müzakereye başlanarak uyuşmazlık konusu kağıtlar okunduktan ve olayın özeti anlatıldıktan sonra söz alan;

Beşinci Hukuk Dairesi Başkanı Osman Yeten; Yüksek heyete sevkedilen yekdiğerine mübayin içtihatları havi ilamların her üçü de Beşinci Hukuk Dairesinden çıkmıştır. Fakat biraz sonra arzedeceğim gibi, aynı mevzu üzerinde Birinci ve İkinci Hukuk ve İcra ve İflas Daireleri ilamları arasında da aynı şekilde mübayenetler mevcuttur.

İhtilaf; Medeni Kanunun 611 ve 634 üncü maddeleriyle Tapu Kanununun yirmi altı ve Tapu Nizamnamesinin ondokuzuncu maddesinin tatbikinden doğmaktadır.

İhtilaf mevzuu şudur: Mirasa dahil gayrimenkulun taksimi hakkında mirasçılar arasında yapılacak mukavelenin yazılı olması kafi midir?

Yoksa Tapu memuru huzurunda resmi akte bağlanması mı lazımdır?

Meselenin halli için evvel emirde sözü geçen maddelerin metinlerini okumak icap eder.

Medeni Kanunun 611 inci maddesi,

Medeni Kanunun 634 üncü maddesi.

Tapu Kanunu yirmialtıncı maddesi,

Tapu Nizamnamesinin ondokuzuncu maddesi aynen okundu.

Beşinci Hukuk Dairesinin üç ilamı ile diğer dairelerin ilamları okundu.

Mevzu ile ilgili neşriyata gelince;

Rosel, kitabında; 611 inci maddenin şerhinde epeyce izahat vermiştir.

Hulasası şudur: (611 inci madde ile 634 üncü maddenin ikinci fıkrası arasında gayri kabili telif bir tezat hasıl olmaktadır. Meğer ki mirasçılar arasında resmi olmıyan tahriri taksim mukavelesi yapıldıktan sonra mülkiyeti nakil için resmi şekle de riayet edilsin. Bu meselenin en ameli hal çaresi Tapu Nizamnamesinin onsekizinci maddesinde bulunuyor. Bir gayrimenkulun sicille kaydı için aranması lazım gelen vesikaları beyan etmektedir. Yani (Mirasın taksimi halinde bütün mirasçıların muvafakatim ihtiva eden tahriri müşterek bir beyanname, yahut resmi şekilde tanzim edilmiş bir taksim vesikası), başkaca resmi şekil de yapılacak bir aktin masraf ve külfetini mirasçılara tahmile ne ihtiyaç vardır. Tahriri müşterek beyannamenin tam ve muntazam olmak şartiyle Vazıı Kanunu niçin tatmin etmiyeceğini anlamak müşkildir. Biz, Tapu Nizamnamesinin on sekizinci maddesine istinaden deriz ki, tescil muamelesi ya gayrimenkullerin vaziyetine nazaran icap eden tafsilatı tespit eden ve müşterek mirasçıların muvafakatnamesini yazılı olarak ihtiva eden bir beyanname üzerine yapılır. Veyahut resmi şekilde yapılmış bir aktin ibrazı üzerine yapılır. Fakat Federal Meclis 4 Mayıs 1917 tarihli bir kararı ile büsbütün başka bir noktai nazarı kabul etmiştir. Buna nazaran resmi şekilde yapılması lazımdır. Bu karar meriyyetde kaldıkça ittiba zaruretin deyiz) demektedir.

Halbu ki, son neşriyattan öğreniyoruz ki, Federal Mahkeme yazılı şekli kafi görmüş ve Federal Meclis de evvelki kararından dönmüştür. Ancak; Sonraki kararların Rosel'in kitabında yer alması mümkün değildi. Dairelerimizin bazı kararlarında 611 inci maddenin tatbikinde resmi şekil üzerinde ısrar etmeleri bundan ileri gelmiş olması düşünülebilir.

İlhan Postacıoğlu eserinde; Federal Meclisin sözü geçen içtihadını, Federal Mahkemenin muahhar kararı üzerine değiştirdiğini, Haab'ında bu fikirde olduğunu kitabında yazmaktadır. (Doktor Haab'ın tercümesi elimize geçmemiştir). Profesör Ahmet Samim Bey kitabında, Rosel'in fikirlerini tekrar etmiştir. 611 inci maddenin şerhinde (... Mirasın açılmasiyle beraber mirasda dahil menkul ve gayrimenkul mallar ve haklar mirasçılara intikal eder. 633 üncü madde gereğince intikal için kayda ihtiyaç yoktur. Fakat iştirak halindeki hakkını münferiden ve müstakillen kullanabilmeleri için Tapuya tescil lazımdır. Ancak; Terekedeki gayrimenkuller mirasçılardan birisine tahriri bir mukavele ile tahsis edilince bu mukaveleye istinaden Tapudan tescilini isteyip isteyemiyeceği meselesini hal lazımdır. Böyle tahriri bir mukavele yapıldıktan sonra bir de resmi mukavele yapmağa icbar külfetlidir. Bu meseleyi ameli bir hal çaresine bağlamak maksadiyle 1931 tarihli Tapu Sicil Nizamnamesinin on dokuzuncu maddesinin üç numarasında taksim, mahkemece yapılmış olduğu takdirde mahkemenin vereceği vesika, rızaen yapılmışsa resmi vesaik veyahut alakadarların muvafakatim gösterir getirecekleri gerek resmi ve gerek gayri resmi bir beyannamenin kafi olması kabul edilmiştir. Binaenaleyh terekenin tahriri bir mukavele ile taksimi halinde artık ayrıca resmi mukaveleye hacet olmaksızın alakadarların gayrimenkul kendisine tahsis olunan mirasçı namına kayda muvafakatlarını tahriren beyan etmeleri kafidir.) demiştir.

Prf. Mustafa Reşit ise 611 ve 634 üncü madde şerhinde:

(611 inci maddenin tercihan tatbiki kabil olduğu, resmi olmasa bile tahriri bir mukavele ile de taksim yapılabileceği fikrindeyiz. (635) Mirasın varisler arasında taksimine müteallik mukavelelerin tahriri olması kafidir. Veyland, bu madde hükmünü nazarı dikkate alarak taksim edilecek emval arasında gayrimenkul bulunduğu takdirde dahi hususi tahriri mukavelenin kafi olduğu kanaatındadır. Filhakika umum terekenin bu suretle taksimi mümkün olunca bunun ihtiva ettiği gayrimenkulun başka bir taksim şekline tabi tutulması mantıki görülemez).

Prf. Hüseyin Avni Göktürk ise:

(611 inci maddenin şerhindeki güçlüğe işaretle bir çok frenk kitablarının isim ve sahife numaralarını göstererek hulasaten (Mirasçılar arasında 611 inci madde hükmünce yazılı taksim sözleşmesi mirasçılara bağlamcıl bir vazife tahmil eder. Bu sözleşme için alelade yazılı şekil kafidir. Resmi şekle ihtiyaç yoktur. Buna istinaden Tapuda tescil talep edilir. Esasen Tapu Nizamnamesinin on dokuzuncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, resmi ve gayri resmi her türlü beyannameleri tescile esas tutmaktadır). Gayrimenkullerin feragata müteallik akitlerde şekle riayet mecburiyeti hakkında bir eser yazan İlhan Postacıoğlu eserinin unvanına uygun mevzular arasında bu hususu da incelemiş yerli ve yabancı bir çok eserleri lehteki, ve aleyhteki fikirleri tahlil etmiştir.

Müellif fikirlerini yirmi büyük sahifede ifade etmiştir. Ben bunları bir sahifede hulasa etmeğe çalışacağım.

(Medeni Kanunun 611 inci maddesinin ikinci fıkrası menkul ve gayrimenkul mallar arasında bir fark gözetmediği için gayrimenkullere de şamildir. 611 inci madde hususi bir hükümdür. Medeni Kanunun 634 üncü maddesi ise umumi iktisap sebebine taalluk etmektedir. Hususi hükümlerin umumi hükümlere tercihan tatbik olunması lüzumu düşünülünce mesele 611 inci madde lehine halledilmiş olur. Bu hal tarzının kanunun ruhuna uygun olduğunu şu yolda belirtebiliriz.

1 - Medeni Kanunun gayrimenkul mülkiyetini nakleden mukavelelerin resmi akit ile yapılmasını lüzumlu kılan sebeplerden başlıcası, gayri menkulün kıymet ve ehemmiyeti dolayisiyle ferağdan evvel alakalıların düşünmeğe, kayıtlan tetkike vakit bulmalarım temine, kendilerini ikaza matuftur. Çünki; Gayrimenkul alım ve satımında bayi iktisadi kıymeti oldukça yüksek olan bir malı bırakmakta, müşteri de bir bedel mukabilinde kıymetini ve hukuki vaziyetini layikiyle bilmediği bir malı almaktadır. Halbuki taksim mukavelesinde bu düşünceler tamamen varit olamaz. Çünki, mirasçı, murisine ait olan bir gayrimenkulun hukuki vaziyetini ekser ahvalde evvelden bilir. Müşteri durumunda değildir. Taksim mukavelesi, tahriri yapılmakla mirasçıya zaten düşünüp tedkik etmek fırsatı verilmiştir. Birbirleriyle akraba olan mirasçıların karşılıklı itimatla yaptıkları yazılı bir taksim mukavelesini muteber saymamak, bir çok ihtilaf ve davalara sebebiyet verir.

2 - Esasen Medeni Kanunun 634 üncü maddesi, taksime ait 611 inci madde ile ilgili sayılamaz. Çünki, 634 üncü madde temliki mutazammın resmi akitlerin resmi şekilde yapılmasını emretmektedir. Temlik, hak sahibinin değişmesini tazammun eder. Taksim böyle değildir. Murislerinin ölümü dolayisiyle her mirasçı iştirakin bir Azası olmak sıfatiyle terekeyi teşkil eden bilcümle mallar üzerinde hak sahibidir. Taksim üzerine hak sahibinin değişmesi, gayrimenkulun bir mamelekten diğer mameleke intikali gibi bir vaziyet tehaddüs etmemektedir. Taksim ile kendisine muayyen bir gayrimenkul bırakılmış mirasçı taksimden evvel dahi o gayrimenkul üzerinde mülkiyet hakkını haiz bulunuyordu. Bütün mirasçılar taksimi mukaveleye bağlayınca iştirake nihayet vererek her hak sahibi kendisine ayrılan malda müstakillen tasarruf imkanını bulmaktadır. Buna göre taksim mukavelesi mülkiyeti nakletmemektedir. Yalnız bir mirasçının şahsi hissesine girmemiş diğer bütün mallar üzerindeki mülkiyet hakkını sükut ettirmektedir. Şu halde taksim mukavelesi, mülkiyetin naklini değil, sükutunu tazammun eden bir muameledir. Bu muameleyi bir bakımdan mülkiyeti nakil, satış ve trampaya benzetmek dayanılan hukuki esas ve görüşe tesir etmez. Bu itibarla taksim mukavelesinde, 634 üncü maddenin tatbiki bahis mevzuu olamaz. Gayrimenkul mülkiyetinin feragat ve sukutunu istihdaf eden akitlerin resmi şekilde yapılacağına dair kanunumuzda sarih bir hüküm yoktur. Borçlar Kanununun on birinci maddesi hükmünce ise, «muayyen bir akti her hangi bir şekle tabi addetmek için hususi bir kanun maddesi bulunmak lazımdır.»

Medeni Kanunun 611 inci maddesi, mirasa dahil menkul ve gayrimenkul malların verese arasında yazılı bir mukavele ile taksim edilebileceği hakkında hususi bir hüküm koymuştur. Buna rağmen, bu taksimin gayrimenkule taalluku halinde yine aynı kanunun 934 üncü maddesi gereğince resmi senede bağlanması mecburiyetini tahmil edersek, kanunun 611 inci madde ile koyduğu hususi ve istisnai hüküm yersiz kalır. Halbuki, kanunun tatbik edilmiyecek; Zait bir hüküm koyduğu bittabi düşünülemez.

Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesi, kanunda ayrıca hususi bir hüküm bulunmıyan yerlerde tatbik edilir. Tapu Kanununda Medeni Kanunun 611 inci maddesi hükmünün kaldırıldığına dair bir hüküm de yoktur. Bilakis Tapu Nizamnamesinin on dokuzuncu maddesi hükmü yazılı taksim mukavelesine göre tescil yapılacağını göstermektedir.

Sarihlerin fikri, 611 inci maddenin tatbiki lehinde toplanmaktadır. Birinci Hukuk Dairesinin kararlarında bu hususta istikrar mevcuttur. Beşinci Hukuk Dairesi son ilamı ile evvelkinden rücu etmiştir. Binaenaleyh yazılı mukavelenin kafi olduğu hakkında ekseriyetle verilen son ilamın isabetli olduğu kanaatındayız dedi.

Yedinci Hukuk Dairesi Başkanı İmran Öktem; Arkadaşımız Osman Yeten çok güzel izah buyurdular. Biz de şahsen bu fikirlere iştirak etmekteyiz. Filhakika Medeni Kanunun 611 inci maddesi gayet sarihtir. (Taksim mukavelesinin aktini müteakip taksim mirasçılar için lüzum ifade eder. Taksim mukavelesi yazılı olmadıkça muteber olmaz). Bu husus için resmi şekil şart konulmamıştır. Mutlak tahriri mukavele kafidir. Böyle bir mukavele akitler için lüzum ifade eder. Bu mukavele ile akitler birbirlerine karşı bazı vecibeler deruhte etmişlerdir. Menkul eşyanın devir ve teslimi ile mülkiyetin nakli, tereke alacağının mukavele esasları dairesinde birbirlerine temliki ve bu alacağa ait vesikaların teslimi... eğer terekede gayrimenkul mevcut ise ona ait mülkiyeti taksimde kendisine düşen mirasçıya nakli... bu mukaveleyi vecibeler hukuku dairesinde mütalaa etmek lazımdır. Mukavele taraflara birtakım vecibeler yüklemiştir. Borç altına giren taraf bu borcunu yerine getirmekle mükelleftir. Çünki mukavele tahriri yapılmış olmakla anın hakkında lüzum ifade eder. Bazı kararlarda buna aksi bir mütalaanın dermeyanına sebep olan husus Medeni Kanunun 633 ve 634 üncü maddeleriyle Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesidir. Medeni Kanunun bahsi geçen maddeleri mülkiyetin nakli şartlarını göstermektedir. Bir mukavelenin akitleri ilzam etmesi başka meseledir. Mülkiyetin nakli başka meseledir. Akit ilzam eder. Fakat henüz mülkiyet nakledilmemiş olur. Akdin ilzami karekteri akitlere mülkiyeti nakil vecibesini tahmil eder. Sıra mülkiyetin nakline gelince, akitler tapuya giderek tescil işlemini yaptırırlar. Tescilin hukuki sebebini yazılı miras mukavelesi teşkil eder. Mukaveledeki imzaların mirasçılar aidiyetinde tereddüt edilirse Tapu memuru imza sahiplerini çağırarak kendilerinden sorar, tespit eder. Bundan sonra tescil işlemi yapar. Mirasçılar Tapu memuru huzuruna gitmekten istinkaf ederlerse işi hükmen halletmek lazım gelir. Mukavele mahkemeye ibraz olunur. Mahkeme mukavelenin mümzilerine aidiyetini usulen tahkik eder, tescil kararı verir.

Tapu Kanununun yirmialtıncı maddesi ise kanunda mutlak resmi senetten bahsedildiği ahvalde kabili tatbiktir. Kanun resmi senetten bahsetmiş, fakat senedi yapacak makamı göstermemiş. Gayrimenkul satışı, ipotek tesisi gibi. İşte bu halde resmi senet Tapu memurları yaratından yapılır. Kanun başka bir şekil göstermiş, başka bir merci tayin etmiş ise, ölünceye kadar bakma akti, ölüme bağlı tasarruflar, evlenme mukavelesi, şirket akitleri gibi, akitleri ilzam için behemehal Tapu memuruna gitmeye lüzum yoktur. Kanunda gösterilen şekle riayet kafidir. Bu itibarla gayrimenkule taalluk etse bile tahriri şekilde yapılmış bir taksim mukavelesi muteberdir. Tapuya tescil muteberiyet şartı değil belki mukavelenin infazı şeklidir.

Birinci Hukuk Dairesi Üyesi Mehmet Arıkan; İsviçre ve bizim Medeni Kanunun 611 inci maddesinde:

Hisselerin teşkil ve kabzını yahut taksim mukavelesinin aktini müteakip taksim mirasçılar için lüzum ifade eder.

Taksim mukavelesi yazılı olmadıkça muteber olmaz denilmektedir.

Kanun bu maddesinde iki taksim şeklini tanzim etmektedir.

Birincisi fiili veyahut elden taksimdir ki, bu taksim hisselerin teşkil ve mirasçılar tarafından kabzı yani bu hisselerin mirasçıların münhasıran yedi iktidarlarına geçmesiyle tamam olur ve mirasçıları ilzam eder.

Conseil Federal'in 4 Mayıs 917 tarihli bir kararına göre bu taksim şekli tereke gayrimenkulleri ihtiva etse bile mümkündür.

İkincisi tahiri şekilde olan taksimdir ki, mirasçılar bir mukavelename ile terekeyi taksim ederler. Fakat hisselerine vaziyet etmiş olmazlar. Con Seil Federal 4 Mayıs 917 tarihli bir kararla bu taksim şeklinin gayrimenkuller hakkında muteber olması yani mirasçıları ilzam etmesi için resmi şekilde yapılması lazım geldiğine karar vermişse de, bilahara Federal Mahkeme iki Sovis arasındaki bir davada gayrimenkuller için de mukavelenamenin resmi şekilde olmasına lüzum olmadığı içtihadında bulunmuştur.

Brodtbeck, 389-388 s. Tuor bu noktai nazarı Haab tarafından 652-654 üncü maddelerin M. 634 şerhinde sahife 179-180 ve Humberger tarafından da 965 inci madde şerhinde iştirak edilmektedir.

İsviçre Doktirin Jiris Pudeuce tarafından kabul edilen bu noktai nazarın bizde de kabule ne Medeni Kanunun hükümleri ve ne de 2644 sayılı Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesi mani değildir. Çünki; Medeni Kanunun 611 inci maddesi İsviçre Medeni Kanununun 634 üncü maddesinin aynen tercümesidir. Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesinde ise, mülkiyete, mülkiyetin gayri ayni haklara müteallik resmi senetler Tapu Sicil Muhafızları veya Tapu memurları tarafından yapılır denilmekle resmi senet tanzimi iktiza eden hususlara atıf yapılmaktadır.

Gayrimenkule taalluk etse bile taksim mukavelenamesinin resmi olması iktiza etmemesine göre bu maddenin 611 inci maddeye şümulü olmadığı derkardır.

Bu mülahazalara binaen taksime müteallik senetlerin Tapu memuru huzurunda yapılması gerekmediği mutalaasındayım.

Ticaret Dairesi Üyesi Tahir Sebük; Medeni Kanunun 581 inci maddesi hükmüne göre mirasçıların tereke üzerindeki mülkiyeti iştirak halinde mülkiyettir. Yine Medeni Kanunun 631 inci maddesinin atıfda bulunduğu 628 inci maddeye göre iştirak halindeki mülkiyet birrıza taksim ile sona ermesi için hissedarların ittifakı şarttır. Medeni Kanunun 611 inci maddesine göre de taksim mukavelesi yazılı olmadıkça muteber değildir.

Şu halde kanun, taksimin muteber olması için biri esasa diğeri şekle taalluk etmek üzere iki şart tayin etmiştir.

Yukarıda izah olunduğu gibi bu şartlardan birisi hissedarların ittifakı diğeri de bu ittifakın tahriren tesbitinden ibarettir. Medeni Kanunda birrıza taksimin muteberliği için başka bir şart ve hüküm mevcut değildir. Gayrimenkul mülkiyetinin temliki hakkındaki hükümleri taksime de tatbik ederek taksim için resmi şekil aramak tamamen yanlış ve hatalıdır.

Medeni Kanun hükümleri bakımından meseleyi bu şekilde müşahade ettikten sonra Tapu Kanunu hükümlerini gözden geçirelim. Taksimin resmi şekilde yapılması fikrinde olanlar tarafından istinat olunan hüküm, Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesi hükmüdür. Yirmi altıncı madde aynen şöyledir: Mülkiyete, mülkiyetin gayri ayni haklara müteallik resmi senetler Tapu Sicil Muhafız veya Memurları tarafından yapılır.) Bu hükümle kastedilen şey, mülkiyeti nakleden veya ayni hak tesis eden ve aslında resmi senetle yapılması kanun hükmü icabı olan akitlerin Tapu Sicil Muhafız veya Memurları tarafından yapılması keyfiyetidir. Medeni Kanun taksim için resmi şekil tayin etmemiş olduğuna göre, Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesinden taksimin resmi şekle tabi tutulduğu yolunda bir hüküm çıkarmak imkansızdır. Esasen Tapu Kanunu ile Medeni Kanunun hiç bir hükmü tadil edilmemiştir.

Tapu Sicil Nizamnamesinin on dokuzuncu maddesinin üç numaralı bendi ise noktai nazarımızı teyit edecek ve her türlü şüphe ve tereddüdü bertaraf edecek mahiyettedir. Bu bentte pek açık olarak (Taksim mahkemece yapılmış olduğu takdirde mahkemenin vereceği vesika, rızaen yapılmış ise ya resmi vesika, yahut alakadarların muvafakatini gösterir getirecekleri gerek resmi gerek gayri resmi beyanname) ile taksimin Tapu kütüğüne kaydolunacağı yazılıdır. Medeni Kanun hükümlerine göre hissedarların ittifakı ile yapılmış olan tahriri taksim mukavelesi Tapu Sicil Nizamnamesinde bahis mevzuu edilen beyanname yerine kaim olabilir.

Binaenaleyh taksim için resmi şekle ihtiyaç olmadığı ve yazılı şekille, taksimin muteber bir surette vücut bulacağını natık içtihadın isabetli olduğu kanaatındayım. Demeleriyle:

Neticede;

Yapılan tartışmalara göre mirasın açılmasiyle beraber, mirasta dahil menkul ve gayrimenkul mallar ve bütün haklar, mirasçılara intikal eder. Ancak; Mirasçıların haklarını müstakil olarak kullanabilmeleri için aralarındaki iştirake son verilmesi lazım gelir. Medeni Kanunumuzun «Taksimin hitamı ve taksim mukavelesi» matlabını taşıyan 611 inci maddesinde, miras taksiminin nasıl yapılacağı gösterilmiş ve (Hisselerin teşkil ve kabzı, yahut taksim mukavelesinin akdini müteakip, taksini; Mirasçılar için lüzum ifade eder. Taksim mukavelesi, yazılı olmadıkça muteber olmaz) denilmiştir. Görülüyor ki; Bu maddede, menkul ve gayrimenkul mallar arasında bir fark gözetilmiyerek mirasa dahil gayrimenkullerin dahi yazılı mukavele ile taksim edilmesi esası kabul edilmiştir.

Bu sarahat muvacehesinde Medeni Kanunun 634 üncü maddesi gereğince taksimin resmi senetle yapılması mecburiyeti iltizam edilecek olursa, sözü geçen kanunun 611 inci maddesiyle koyduğu hususi ve istisnai hüküm ihmal edilmiş olur. Diğer taraftan Medeni Kanunun 634 üncü maddesinin koyduğu resmi senet mecburiyeti, mülkiyeti nakleden akitlere aittir. Taksim mukavelesi ise, taksimden evvel dahi terekenin tamamı üzerinde hak sahibi olan mirasçılar arasındaki iştirake son vererek her hak sahibinin malında münferit ve müstakil tasarruf imkanını temine matuf bir akittir. Taksim ile her mirasçının hissesi ayrılmakta diğer bütün mallar üzerindeki mülkiyet hakkı düşmektedir. Bu itibarla taksim mukavelesi, mülkiyeti nakleden bir akit sayılamıyacağından bu hususta Medeni Kanunun 634 üncü maddesi tatbik edilemez.

2644 sayılı Tapu Kanununun yirmi altıncı maddesine gelince; Bu maddede mülkiyet, mülkiyetin gayri ayni haklara müteallik resmi senetlerin, Tapu Sicil Muhafızları veya Memurları tarafından yapılacağı gösterilmiş ve mirasçılar arasındaki taksim mukaveleleri madde dışında bırakılmıştır. Bu haliyle madde, aslında resmi senede bağlanması gereken akitlerde Tapu Memurlarının görevini tayin etmektedir. Halbuki; Medeni Kanun taksim mukavelesi için resmi senet tanzimini mecburi kılmamıştır. Bu itibarla yazılı taksim mukavelesinin muteber olması için ayrıca Tapu Memuru huzurunda resmi senet yapılması mecburiyeti de yoktur.

Medeni Kanunun 611 inci maddesi hükmüne uygun olarak tanzim edilen Tapu Nizamnamesinin on dokuzuncu maddesinin üçüncü bendinde; (Taksim, mahkemece yapılmış olduğu takdirde mahkemenin vereceği vesika, rızaen yapılmışsa ya resmi vesika veyahut alakalıların muvafakatlarını gösterir getirecekleri gerek resmi, gerek gayri resmi beyanname, alakadarların arzusu ile doğrudan doğruya senedat küllüyatına geçirilen muvafakat beyanları, beyanname mahiyetindedir.) Denilmiş olması da aynı görüşü teyit etmektedir.

Netice; izah olunan sebeplere binaen mirasa dahil gayrimenkullerin taksimi hakkında mirasçılar arasında yapılacak sözleşmenin muteber olması için yalnız yazalı olması kafi olup bu aktin ayrıca Tapu Memuru huzurunda resmi senede bağlanması mecburiyeti olmadığına ve bu itibarla Beşinci Hukuk Dairesinin bu yoldaki son içtihadı kanunun metin ve ruhuna uygun görüldüğüne 10/12/1952 tarihinde ittifakla karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA