kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2005/6-157 E., 2006/21 K.

BOZMA SONRASINDA YAPILAN ARAŞTIRMAYA, İNCELEMEYE, TOPLANAN YENİ KANITLARA DAYANMASI

ELEKTRİK HIRSIZLIĞI SUÇUNDAN BERAAT EDEN KİŞİ

SUÇLULUK KONUSUNDAKİ ŞÜPHENİN SANIK LEHİNE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

 

“ÖZET”

“İçtihat Metni”

Sanığın elektrik hırsızlığı suçundan beraatına ilişkin Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince 10.10.2002 gün ve 118-815 sayı ile verilen kararın, katılan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 08.12.2004 gün ve 15057-13663 sayı ile;

”Sanığın, suça konu elektrik sayacının gerilim kancasını düşürerek kaçak elektrik kullandığının; 22.11.2001 günlü kaçak elektrik kullanma tespit tutanağı, tutanağı düzenleyen tanıklar F... Becer ve M... Erbil’in antlı anlatımları ile kanıtlanarak yüklenen suçu işlediğinin anlaşılması karşısında, hükümlülüğü yerine, yerinde olmayan gerekçe ile beraatına karar verilmesi” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 19.04.2005 gün ve 124-400 sayı ile;

”Dosya kapsamına baktığımızda; sanığın eşi ve 5,12,16 yaşlarında olan 3 çocuğu ile birlikte 10 yıldan beri bu evde ikamet ettiği, sanığın esnaf olarak çalıştığı ve elektrik abonesinin 17.06.1992 tarihinde sanığın adına yapıldığı, sanığın eşinin memur olarak çalıştığı, bu aboneye ait sayacın apartmanın girişindeki panoda olduğu, iki ayda bir düzenli olarak tüketim kontrolü yapıldığı, en son olarak 15.11.2001 tarihinde tüketim kontrolü yapıldığı, bu tarihten bir hafta sonra 22.11.2001 tarihinde Tedaş görevlilerince yapılan kontrolde bu sayacın gerilim kancasının düşürülmüş olduğunun tespit edilmesi üzerine abone kaydı adına olan sanık hakkında kaçak elektrik kullanma tespit tutanağı düzenlendiği, tutanak sonrasında kaçak elektrik kullandığı iddiası ile cezalandırılması için hakkında kamu davası açıldığı ... görülmektedir.

2709 sayılı TC. Anayasası’nın 38 nci maddesinde “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz ... ceza sorumluluğu şahsidir ...” denilmektedir. Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için davaya konu suçun bizzat sanık tarafından işlenmiş olduğunun kesin delillerle ispat edilmiş olması gerekir. Suçluluk konusundaki şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir. Suçluluğu kesin delillerle ispat edilmedikçe bu konudaki şüpheye dayanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilemez. Dosya incelendiğinde sanığın müsnet suçu işlediğine dair mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığı, sırf abone kaydı sanığın adına olduğu için sanığın kancanın düşürülmesinden sorumlu tutularak cezalandırılmasının talep edildiği görülmektedir.

22.11.2001 tarihli kaçak elektrik kullanma tespit tutanağında bu sayacın gerilim kancasının düşük olduğu belirtilmiş, tutanak tanıkları F…. Becer ve M… Erbil yeminli beyanlarında sayaç kancasının düşük olduğunu tespit ettiklerini ve tutanağın doğru olduğunu belirtmişlerdir. Bu tutanak ve tutanak doğrultusundaki tanık beyanları sayaç gerilim kancasının düşük olduğunu ispatlamakla birlikte bu gerilim kancasının sanık tarafından düşürüldüğüne veya sanığın bundan haberdar olduğuna yeterli delil niteliğinde değildir.

Mahallinde yapılan keşifte bu binanın 4 katlı olduğu, apartmandaki tüm sayaçların bina giriş kapısının arka kısmındaki panoda olduğu, bu panoya herhangi bir şahsın müdahale edebilmesinin imkan dahilinde olduğu görülmüş, keşifte dinlenilen uzman bilirkişi ibraz ettiği raporunda, sanığın oturduğu evde bulunan elektrik tesisatı ve elektrikli aletler dikkate alındığında 60 günlük dönem itibarı ile normal kullanım miktarının 365 kilovat olduğunu, 2000-2001 yıllarındaki tüketim ekstresi ile karşılaştırıldığında 15.01.2000, 15.03.2000 ve 15.05.2001 tarihlerinde belirlenen kullanım miktarlarının normal kullanım miktarlarından düşük olduğunu, diğer dönemlerdeki kullanım miktarının normal kullanım miktarının üzerinde ve buna uygun olduğunu, eksik kullanım tespit edilen bu tarihlerde kaçak elektrik kullanılmış olabileceğini belirtmiştir. Bilirkişi raporunda evde bulunan çamaşır makinesi ve bulaşık makinesinin günde bir saat çalıştırılacağı belirtilerek ve yine evde bulunan 6 adet lambanın günde 5 saat açık tutulacağı belirtilerek normal tüketim miktarı 365 kilovat olarak tespit edilmiş olup; iki aylık dönem itibarı ile bir evde çamaşır makinesinin her gün 1 saat çalıştırılmasının gerekli ve doğal olmadığı, ayrıca geceleri kullanılan mutfak ve salon gibi bölümler dışındaki lambaların sürekli açık tutulmaları karşısında 6 lambanın her gün 5 saat açık tutulmasının gerekli olmadığı hususları dikkate alındığında bilirkişi raporunda esas alınan normal kullanım ölçülerinin fazla miktarda tutulduğu, bu evde kullanılacak normal tüketimin bilirkişi raporunda belirtilen 365 kilovattan daha az olacağı, en azından daha az olmasının yüksek ihtimal dahilinde olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu açıklanan husus dikkate alındığında tüketim ekstresinde görünen iki aylık dönemler itibarı ile 15.01.2000 tarihindeki 240 kilovat, 15.03.2000 tarihindeki 235 kilovat ve 15.05.2001 tarihindeki 272 kilovatın normal kullanım miktarından çok düşük olmadıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca sanık ifadelerinde zaman zaman eşinin annesini ziyarete gittiklerini, bu ziyaretler sırasında bir süre evden ayrı kaldıklarını belirtmiş olup, aile yaşamında tatil için evden ayrılma veya ziyaret için süreli evden ayrılmalar olabileceği de dikkate alındığında bazı dönemlerde kullanılan elektriğin az çıkması doğaldır. Bu tespitler ışığında bilirkişi raporunda belirtilen 15.01.2000, 15.03.2000, 15.05.2001 tarihlerindeki düşük miktarlar kaçak elektrik kullanıldığına kesin delil niteliğinde değildir.

Sanığın kullandığı evde bulunan elektrik tüketimine ilişkin 2000-2001 yıllarındaki enerji tüketim ektresi incelendiğinde 20.09.2001 tarihine kadar iki aylık dönemler itibarı ile düzenli olarak tüketim kontrolü yapıldığı ve birbirine yakın miktarlarda tüketim tespit edildiği, 20.09.2001 tarihinde yapılan kontrolde tüketimin 340 kilovat ve sayaçtaki son endeksin 34810 olduğunun tespit edildiği, 15.11.2001 tarihinde yapılan tüketim kontrolünde tüketim miktarının 167 kilovat, sayaçtaki endeksin 34977 olduğunun tespit edildiği, bu kontrolden bir hafta sonra 22.11.2001 tarihinde yapılan kontrolde ise sayaçtaki endeksin 34986 olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Enerji tüketim ekstresinde belirtilen tüketim kontrolleri dikkate alındığında 20.09.2001 öncesinde kaçak tüketim olmadığı, 20.09.2001 tarihinden sonra belirli bir süre elektrik kullanıldıktan sonra gerilim kancasının düşürüldüğü, bu nedenle 15.11.2001 ve 22.11.2001 tarihlerinde yapılan kontrollerde tüketim miktarının düşük çıktığı anlaşılmaktadır. Ayrıca düzenli olarak iki aylık dönemler itibarı ile tüketim miktarının tespiti için sayaç kontrolü yapıldığından daha önce mühür bozulup kanca düşürülmüş olsaydı bu durum görevlilerce daha önce fark edilirdi. Tüketim ekstresindeki miktarlara ilişkin yapılan tespit gerilim kancasının ne şekilde ve kimin tarafından düşürüldüğü sabit değildir.

Sayacın bulunduğu yer, sanığın sayaçların bulunduğu yerde zaman zaman başkasının müdahalede bulunduğuna ilişkin beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında bu sayaca kasten veya tamirat sırasında hataen başkasının da müdahale edip gerilim kancasının düşmesine sebep olması ihtimal dahilindedir. Ayrıca sanığın oturduğu evde sayacın gerilim kancasına müdahale edebilecek ehliyet ve yeterlilikte eşi ve çocuğu da bulunmaktadır. Toplumumuzdaki yaşam şekli, kadının elektrik işlerindeki bilgi ve katkısı dikkate alındığında müdahalesi tehlike arz eden elektrik sayacına ve tesisatına müdahalelerin genellikle evde bulunan erkek kişi tarafından yapıldığı, bu tür müdahalelerde kadınların rolünün yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Mahkememizde görülmekte olan kaçak elektrik kullanılmasına ilişkin davalarda da genellikle evde bulunan erkek kişilerin sayaca müdahale ettiğinin tespit edildiği, kadınların müdahalesinin çok düşük olduğu görülmektedir. Sanığın kadın kişiliği, sayacın bulunduğu ortam, evde ikamet eden şahıslar dikkate alındığında sayaç kancasının kim tarafından düşürüldüğü konusunda sanık akla gelecek son kişidir.

Elektrik abone sözleşmesinde taraf olmak hukuki sorumluluk için yeterli olabilir. Ancak sadece adına abone kaydı bulunması herhangi bir şahıs tarafından işlenen suçtan sorumlu olmaya neden olamaz. Aksini kabul, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu kuralına aykırı olur.

Ceza yargılaması, açılan dava ve sanıkla sınırlı olarak yapılır. Bu yargılamada mahkûmiyet kararı verilebilmesi için sanığın suç işlediğinin kesin delillerle ispat edilebilmesi gerekir. Sanıktan suçsuz olduğunu ispat etmesi beklenemez. Dosyamızda suça konu sayaç kancasının düşürüldüğü sabit olmakla birlikte bunun sanık tarafından düşürüldüğüne veya sanığın kancanın düşük olduğunu bildiğine ilişkin yeterli ve kesin delil yoktur. Sanık açısından mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına göre beraatına karar verilmelidir. İşlenen suçla ilgili olarak sanığın mahkûmiyeti için yeterli delil bulunmadığı durumlarda suçu işleyenin tespit edilmesi mahkemenin görevine dahil değildir.

Açıklanan nedenlerle sanığın müsnet suçu işlediğine dair mahkûmiyete yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamında bozma gerekçesi olarak belirtilen 22.11.2001 tarihli kaçak elektrik kullanma tespit tutanağı ile tutanak tanıklarının beyanlarının sanığın müsnet suçu işlediğine dair kesin ve yeterli delil niteliğinde olmadığı, bu durumda sanık hakkında mahkememizce daha önce verilmiş olan beraat kararının yerinde olduğu kanaatine varıldığı” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de, katılan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli, 27.10.2005 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanığın, elektrik hırsızlığı suçundan beraatına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa yüklenen suçun sübuta erip ermediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Ancak, Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,

c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,
Özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Yerel Mahkemece, ilk kararın gerekçesinde tartışılmadığı halde, son kararda, mahallinde 21.02.2002 tarihinde yapılan keşifte yapılan tespitler, bu keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun içeriği, tutanak tanıklarının anlatımları, elektrik tüketimine ilişkin iki yıllık dönemdeki ekstre rakamları ayrıntılı olarak irdelenmiş, Özel Dairenin bozma nedenleri tartışılarak hüküm kurulmuştur. Bu yeni ve değişik gerekçeler Dairesince incelenmemiştir.

Bu itibarla Yerel Mahkemenin son uygulaması özü itibariyle eylemli uyma sonucunda verilen yeni bir hüküm olduğundan dosyanın, temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;

Dosyanın saptanan eylemli uyma nedeniyle, temyiz incelemesi için Yargıtay 6.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 14.02.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA