kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2006/9-45 E., 2006/49 K.

CEZA KANUNUNUN ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI

EYLEMİNİN NİTELİK DEĞİŞTİRMEK SURETİYLE TEHLİKELİ ARAÇ KULLANMA SUÇUNA DÖNÜŞTÜĞÜNÜN KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ

TEDBİRSİZLİK VE DİKKATSİZLİK SONUCU YARALAMAYA NEDEN OLMA

YARGILAMA YASALARININ ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASINDA GENEL İLKENİN HAYATA GEÇİRİLMESİ

 

 

 

 

 

 

“ÖZET”

“İçtihat Metni”

Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya neden olma suçundan sanık İ….. Arıkan’ın 765 sayılı TCY’nın 459/2-son ve 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 321.665.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya neden olma suçundan sanık S….. Yaşar’ın eyleminin nitelik değiştirmek suretiyle tehlikeli araç kullanma suçuna dönüştüğünün kabulü ile hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin Gaziantep 3.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.10.2004 gün ve 996-1579 sayılı hüküm şikayetçi sanık Selma Yaşar vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.11.2005 gün ve 5722 sayı ile;

”Müşteki sanık S…. Yaşar’ın 09.12.2003 tarihli duruşmada sanık İ….. Arıkan’dan şikayetçi olduğunu beyan etmesi nedeniyle, hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nun 237 ve 238. maddeleri hükmü karşısında katılma ile ilgili olarak müştekinin hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedeniyle ve sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 28.02.2001 gün ve 77970 sayı ile;

”Müşteki yargılama aşamasında sanık hakkında şikayetçi olduğunu bildirmesine rağmen kamu davasına katılma talebinde bulunmadığı için, Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesince, müştekinin davaya katılması hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.

Yargılama sırasında yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 366. maddesinde, katılma usulü” merciine verilecek bir dilekçe veya tutanak katibine yapılacak bir beyanla olur ve bu tutanak Reis veya Hakime tasdik ettirilir” şeklinde düzenlenmiştir.

Dosyada şikayetçinin kamu davasına katılma talebini içeren dilekçe veya tutanağa rastlanmadığı gibi, katılma istemi mahiyetinde kabul edilebilecek herhangi bir belgede bulunmadığından, mahkemece bu hususta bir karar verilmemesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Ancak müşteki vekili, sanığın cezalandırılmasına ilişkin karara karşı 02.11.2004 tarihli dilekçe ile temyiz yoluna başvurmuş, temyiz incelemesi sırsında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 237 ve 238. maddeleri ile kamu davasına katılma müessesi ile ilgili olarak yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke, derhal uygulama olup istisnası aksinin yasada belirtilmiş olması halidir. Buna göre, usul işlemleri yapıldığı sırada yürürlükte olan yasa hükümlerine tabidir, sonradan yürürlüğe giren işlemleri yapıldığı sırada yürürlükte olan yasa hükümlerine tabidir, sonradan yürürlüğe giren yasa önceki yasanın yürürlükte olduğu sırada yapılan işlemlerin geçerliliğini etkilemeyecek, yeni yasa yargılaması süren davalarda derhal uygulanacaktır.

Somut olayda, müşteki yargılama sırasında yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 366. maddesi hükmüne uygun olarak katılma talebinde bulunmadığından, hükmü temyize de yetkisi bulunmamaktadır, bu durumda 27.10.2004 tarihinde verilen hüküm sanık ve Cumhuriyet Savcılarınca da yasal süresinde temyiz edilmemesi nedeniyle 03.11.2004 tarihinde kesinleşmiş olup, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nun kamu davasına katılma ile ilgili 237 ve 238. maddeleri hükümlerinin yürürlüğe girmesinden önce kesinleşen kamu davasında uygulanma olanağı bulunmadığı gibi, aksinin kabulü sanık bakımından kazanılmış hak kuralının da ihlali anlamına gelecektir.” görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasını, S….. Yaşar’ın davaya usulünce katılmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine, S…. Yaşar hakkında tehlikeli araç kullanma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanık İ….. Arıkan’ın taksirle yaralamaya neden olma suçundan cezalandırılmasına, şikayetçi sanık S…. Yaşar’a atılı taksirle yaralamaya neden olma suçunun nitelik değiştirerek tehlikeli araç kullanma suçuna dönüştüğünün kabulü ile hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yargıtay C.Basşavcılığı arasındaki uyuşmazlık, 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Yasası’nın yürürlükte bulunduğu dönemde gerçekleştirilip sonuçlandırılan yargılama sırasında davaya katılan sıfatını kazanmayan Selma Yaşar’ın şikayetçi sıfatıyla temyiz isteminde bulunup bulunamayacağına ilişkindir.

Usul işlemleri, derhal uygulanırlık ilkesinin doğal sonucu olarak, gerçekleştirildiği sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tâbi olurlar. Ceza yargılaması sırasında yasada değişiklik olduğunda yeni yasa hemen uygulanır; ancak bu durum, önceki yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde, o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi yenilenmesini de gerektirmez.

Bu ilkenin sonucu olarak;

1- Usul işlemleri mutlaka yürürlükteki yasaya göre yapılacaktır.

2-Yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir.

3-Yeni yasanın yürürlüğünden sonra yapılması gereken usul işlemleri yeni yasaya tâbi olacaktır.

4-Yeni yasanın uygulanmasında, sanığın leh veya aleyhinde sonuç doğurmasına bakılmayacaktır.

Nitekim 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa’nın 4. maddesinin 1. fıkrasında; 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, yasada öngörülen istisnalar dışında, görülmekte olan bütün soruşturma ve kovuşturmalarda uygulanacağı belirtilmiş, 2. fıkrasında da; Ceza Yargılaması Yasasının yürürlüğe girmesinden önceki soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılmış işlem ve kararların hukuki geçerliliklerini sürdürdükleri vurgulanmıştır.

Açıklanan bu ilkeler, Yerel Mahkemede yargılamanın yapıldığı ve hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Yasası’nın kamu davasına katılmayı ve temyiz yasa yolunu düzenleyen hükümlerinin incelenmesini ve somut olayda uygulanmasını gerekli kılmaktadır.

1412 sayılı CYUY’nın 365. maddesi gereğince, suçtan zarar gören herkesin davaya katılması olanaklıdır. Davaya katılma hakkı olan kişiler bu haklarını aynı Yasanın 366. maddesi uyarınca ya dilekçeyle ya da tutanak tutulmak üzere zabıt katibine yapacakları bir beyanla kullanabileceklerdir. Suçtan zarar gören kişiler, ancak davaya katılmalarına karar verildikten sonra CYUY’nın 367 ve 360. maddeleri uyarınca şahsi davacılar gibi duruşmaya davet edilme, 370. maddesi uyarınca hükmün kendisine tebliği ve 371. maddesi gereğince yasa yollarına başvurma hakkına sahip olurlar. Gerçi çeşitli yargısal kararlarda, suçtan zarar görenlerin katılan sıfatını kazanmasalar dahi bazı istisnai hallerde hükmü temyiz edebilecekleri kabul edilmiş ise de, bu olanak sınırlı birkaç faraziyeden ibarettir. Örneğin: Ceza Genel Kurulu’nun 28.11.1998 gün ve 450-495 sayılı kararında; suçtan doğrudan zarar gördükleri halde usulüne uygun katılma istemleri mahkemece karara bağlanmamış veya reddedilmiş olan kişilerin hükmü temyize haklarının bulunduğu belirtilmiş, Ceza Genel Kurulu’nun 24.06.1997 gün ve 188-181 sayılı kararında ise; yargılamanın başlaması ile bitirilmesi arasında suçtan zarar görenlerin davadan haberdar olmalarına ve katılma başvurusunda bulunmalarına olanak sağlayacak makul bir sürenin geçmemiş olması halinde bu kişilerin de hükmü temyiz etme hakkına sahip oldukları kabul edilmiştir. Bu istisnai haller dışında, suçtan doğrudan zarar görmüş bulunsalar dahi usulüne uygun biçimde mahkemeye başvurarak katılan sıfatını kazanmayan kişilerin hükmü temyiz etme hakları bulunmamaktadır.

Öte yandan temyiz davası, kural olarak bir isteğe lüzum gösterir. Bu isteği açıklayan başvuru ise, 1412 sayılı CYUY’nın 310. maddesi uyarınca ya hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilip hakime tasdik ettirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Bu başvuruda temyiz iradesinin ortaya konulması yeterli olup, dilekçe veya beyanda temyiz nedenlerinin gösterilmemesi yahut başvuru üzerine gerekçeli kararın tebliğinden sonra layiha verilmemesi temyiz incelemesi yapılmasına engel değildir. Ancak, birden çok sanık ve suçlara ilişkin hükümlerin temyizi söz konusu ise veya temyiz eden kişi davada hem sanık hem de katılan sıfatlarını taşıyorsa, temyiz yargılamasının kapsamının belirlenebilmesi bakımından, istemin hangi sıfatla gerçekleştirildiği ve hangi sanıklar ile hükümlere yöneltildiğinin açıklıkla ifade edilmesi gerekir. Zira bu hususlar, bir yandan temyiz yargılamasındaki istek koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, diğer yandan da CYUY’nın 326/son madde ve fıkrası uyarınca temyizin sanık aleyhine sonuç doğurup doğuramayacağının saptanması bakımından son derece önem taşımaktadır. Dilekçedeki istemin tam olarak anlaşılamadığı hallerde ise, temyiz incelemesinin kapsamına alınacak sanıklar ve hükümlerin belirlenebilmesi için yoruma başvurulması zorunludur.

İncelenen olayda;

Sanık İ….. Arıkan’ın kullandığı araç ile Selma Yaşar’ın kullandığı aracın çarpışması sonucu sürücü S….’nın fraktüre bağlı olarak 25 gün, araç içinde bulunan mağdure Mevlüde’nin 3 gün iş ve gücüne engel biçimde yaralandığı, Mevlüde’nin şikayetçi olmadığı, bu nedenle şikayetçi-sanık Selma’ya atılı suçun tehlikeli araç kullanma suçuna dönüştüğü, bu suçun da zamanaşımına uğradığı, kazada diğer sürücü sanık İsmail’in 3/8 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilerek, sanık İ….. Arıkan’ın TCY’nın 459/2-son ve 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri gereğince cezalandırılmasına, şikayetçi sanık Selma Yaşar hakkındaki kamu davasının ise zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bu hüküm şikayetçi sanık S…. Yaşar müdafii Av. M…. Köseceli tarafından verilen 02.11.2004 günlü süre tutum dilekçesi ile, başlık kısmına “Temyiz eden: Sanık S…. Yaşar”, dilekçenin imza bölümüne de “sanık S….. Yaşar vekili” yazılmak suretiyle, hükmün bozulması istemi dile getirilip başkaca neden gösterilmeksizin temyiz edilmiş, gerekçeli kararın tebliğine karşın gerekçeli temyiz layihası verilmemiştir. Bu durumda, temyiz irade ve isteminin sanık Selma Yaşar’ın yargılandığı suçtan kurulan hükümle sınırlandırıldığı, diğer sanık İsmail Arıkan hakkında kurulan hükme yönelik olarak S…. Yaşar’ın şikayetçi sıfatıyla vaki bir temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mevcut başvurunun kapsamına göre, sanık İ… Arıkan hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik açılmış bir temyiz davasının bulunmaması karşısında, bu hükmün temyizen incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, şikayetçi S….. Yaşar’ın somut olayda katılan sıfatını kazanıp kazanmadığı veya bu sıfatı kazanmasa bile hükmü temyiz etme hakkının bulunup bulunmadığı sorununun çözüme kavuşturulması da gereksizdir.

Özel Daire ise, S….. Yaşar’ın şikayetçi sıfatını dikkate almak suretiyle, mağduru bulunduğu taksirle yaralama suçundan dolayı sanık İ...... Arıkan hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden inceleme yaparak hükmü bozmuş, S….. Yaşar’ın kendisi hakkındaki hükme yönelik olarak sanık sıfatıyla vaki temyizi yönünden ise bir inceleme yapmamıştır.

Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının açıklanan değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, dosyanın sanık S.... Yaşar hakkında kurulan hükümle ilgili temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24.11.2005 gün ve 5722 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanık S.... Yaşar müdafiinin sanık Selma Yaşar hakkında kurulan hükme yönelik temyiz başvurusunun incelenmesi için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 21.03.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA