kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2007/4.MD-187 E., 2007/212 K.

CUMHURİYET SAVCILIĞI

GÖREVİ İHMAL

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA

“İçtihat Metni”

Görevi ihmal suçundan sanık Ö... K......’ın beraatine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 05.07.2007 gün ve 15-38 sayılı hüküm;

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tarafından, sanığın mesleki görevini yerine getirirken kayıtsız ve özensiz davrandığı, evrakların birikimine neden olduğu ve bunun sonucunda, kamu idaresinin işleyişinde zarara sebebiyet verdiği ve tarafları mağdur ettiği ve sanığın mesleki kıdemi ve evrakı işlemsiz bırakma süresi göz önüne alındığında sanığın görevi ihmal suçunu işlediğinden bahisle temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istekli, 18.07.2007 günlü 99701 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

1-Yargılama konusu maddi olay;

Bakırköy Cumhuriyet Savcısı olan sanığın, 127 adet soruşturma evrakını 01.12.2005 tarihi itibariyle, on ay yirmi bir gün ile üç yıl sekiz ay arasında değişen sürelerde işlemsiz bırakması şeklinde gerçekleşmiştir.

2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca çözümlenmesi gereken hukuksal uyuşmazlık;

Sanığın 127 adet soruşturma evrakını çeşitli sürelerde işlemsiz bırakması eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.

3-Genel Kurulca yapılan değerlendirme;

İncelenen dosya içeriğine göre;

Bakırköy Adalet Dairelerinde 2005 yılı olağan denetimini yapan Adalet Müfettişlerinin yaptığı denetim sırasında, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı olan ve 31.08.1996 tarihinde 1. sınıfa ayrılan sanığın 127 adet soruşturma evrakını 01.12.2005 tarihi itibariyle, on ay yirmi bir gün ile üç yıl sekiz ay arasında değişen sürelerde işlemsiz bıraktığının tespit edildiği,

Adalet Müfettişlerinin 23.01.2006 tarihli soruşturma raporunda sanık hakkında “...işlemsiz bırakılan dosyaların niteliği, hiçbirisinin zamanaşımına uğramaması, tarafların şikâyetçi olmaması, sebebiyle kovuşturma yapılmaması ve disiplin cezasıyla yetinilmesine ...” şeklinde görüş bildirdiği,

Ancak, Adalet Bakanı oluru ile sanık hakkında kovuşturma izni verilmesi üzerine Eyüp Cumhuriyet Savcılığınca 07.04.2006 gün ve 7750-147 sayı ile, 5237 sayılı TCY’nın 257/2 maddesi uyarınca yargılanması için hakkında son soruşturmanın açılıp açılmaması hususunda karar verilmesi talep edildiği,

Eyüp 3. Ağır Ceza Mahkemesince 30.05.2006 gün ve 196-114 sayı ile, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği,

Adalet Bakanlığının 07.09.2006 günlü yasa yararına bozma istemi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 06.02.2007 gün ve 8379/1165 sayı ile; “...Şüpheli hakkında dava açılması kararı verilerek yapılacak yargılama sırasında şüphelinin lehine ve aleyhine tüm delillerin görevli mahkemesince tartışılması hukuken isabetli olacaktır” gerekçesiyle Eyüp 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının CYY’nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına hükmedildiği,

Bu karar üzerine de Eyüp 3. Ağır Ceza Mahkemesince 04.04.2007 gün ve 67-114 sayı ile, TCY’nın 257/2 maddesindeki suçtan yargılanmasının yapılması için son soruşturmanın Yargıtay 4. Ceza Dairesinde açılmasının karara bağlandığı
Yargıtay 4. Ceza Dairesince yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçelerle sanığın beraatına karar verildiği,

Sanığın 09.12.2005, 20.04.2006 ve 04.07.2007 tarihli yazılı savunmaları ile 14.06.2007 tarihli duruşmadaki özü itibarıyla birbiriyle uyumlu savunmalarında; atılı suçlamayı kabul etmediğini, kendisinin görevi ihmal kastının bulunmadığını, Bakırköy Adliyesinde işlerin çok yoğun olduğunu, 153 bin adet faili meçhul hazırlık evrakının bulunduğunu, kendisinin Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmalara çıktığını, haftanın 4 günü duruşma yapıldığını bazen 5 günü bile duruşmaların yapıldığını, duruşmaların genellikle akşam saat 18.00’de, bazen geç saatlerde bittiğini, haftanın tamamını duruşmada geçirdiğini, duruşmaya çıkmadan dosyaları inceleyip mütalaa hazırladığını, kalan zamanda da soruşturma dosyaları incelendiğini, bir kâtibin üç, dört savcıyla çalıştığını ve işlere yetişemediğini, çalışma koşullarının elverişli olmadığını, üç savcının bir odada oturduğunu, Bakırköy Adliyesine son kararnameyle 26 C.Savcısı ve 49 hâkim atanmasının da iş yoğunluğunun ve ağırlığının hangi düzeyde olduğunu gösterdiğini, suçlamaların yapıldığı dönemde kalbinden rahatsızlandığını, uzun süre teşhis konulamadığını, daha sonra kalpten ameliyat olması gerektiğini, kalbine pil takıldığını, işini ihmal etmediğini, beyan ettiği,

Sanığın 2001 yılından itibaren kendisine verilen 4584 adet soruşturma evrakının 3659 adedini sonuçlandırdığı, 2003 yılında toplam 1990 (çıkan:1510, kalan:480), 2004 yılında 618 (çıkan:90, kalan:528), 2005 yılında ise 608 (çıkan: 23, kalan:585) işe baktığı,

Bakırköy Adliyesinde bir kâtibin en az üç Cumhuriyet Savcısıyla çalıştığı,

Sanığın, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinde 2002 yılında 748, 2003 yılında 1613, 2004 yılında 13 karara, 08.10.2004 tarihinden itibaren görevlendirildiği ve Salı, Perşembe, Cuma, bazen de Çarşamba günlerindeki duruşmalarına çıktığı Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde ise 2004 yılında 322, 2005 yılında 348, 2006 yılında 140 olmak üzere toplam 810 karara iddia makamını temsilen katıldığı,

Kalbinden rahatsızlığı bulunan sanığa Sağlık Bakanlığı Dr. Siyami Ersek Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kalp pili takıldığı, dosyadaki bilgi ve belgelerle sabit olup bu husus dairesince de isabetle değerlendirilip hükme konu edilmiştir.

5237 sayılı TCY’nın “Görevi kötüye kullanma” başlıklı 257. maddesinin 2. fıkrası;

” Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklindedir.

Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğüne göre ihmal; yapmama, savsama anlamına gelmektedir.

Gecikme ise; işin, yapılması gereken zaman geçtikten sonra yapılmasıdır.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere kamu görevlisinin, yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya yasaya göre yapılması gereken biçimde yerine getirmemesi ya da geciktirmesi suç sayılmıştır. Bu suç kasten işlenebilen suçlardan olup, oluşması için kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi gerekir.

Somut olayda sanığın, denetim tutanağının düzenlendiği 01.12.2005 tarihi itibariyle, 127 adet soruşturma evrakını on ay yirmi bir gün ile üç yıl sekiz ay arasında değişen sürelerde işlemsiz bıraktığı tartışmasızdır. Cumhuriyet Savcısı olarak sanık, işbölümü gereği kendisine düşen soruşturma evrakının akıbetini takip etmek, gereğini yapmak, olanaklı olan en kısa sürede sonuçlandırmak ve bu işlemler sırasında kalem personelini denetlemekle görevli ve yükümlüdür. Ancak, sanığın soruşturma evrakını içinde bulunduğu koşullar ve sağlık sorunları nedeniyle işlemsiz bırakmasında 5237 sayılı TCY’nın 257. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır.

Bu itibarla, olayda soruşturma evrakının işlemsiz bırakılmasında görevi savsama kastı bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazının reddiyle Özel Dairenin beraat hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1-Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 05.07.2007 gün ve 15-38 sayılı kararının ONANMASINA,

2-Dosyanın Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2007 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA