kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2007/5-193 E., 2008/7 K.

SORUŞTURMANAN GENİŞLETİLMESİ

YETERSİZ BİLİRKİŞİ RAPORU

“İçtihat Metni”

Sanıkların rüşvet almak, rüşvet vermek, devlet alım-satımına fesat karıştırmak, görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçlarından beraatlarına ilişkin İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesince 22.10.2004 gün ve 304-294 sayı ile verilen hükmün, o yer C.savcısı ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 03.04.2006 gün ve 511-2731 sayı ile;

”Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişlerince düzenlenen 30.10.2002 gün ve 30/02-12 sayılı rapor ve Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince verilen 07.02.2003 gün ve 13-5 sayılı rapor ile Kurum müfettişi A.... T....tarafından hazırlanan 24.01.2003 gün ve 16/01 sayılı rapor arasındaki ve söz konusu tütün alımları sırasında ve sonrasında düzenlenen ekspertiz raporları ile Fatih 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/759 Esas sayılı dosyası içinde mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve suç niteliğinin tayinine esas olmak üzere toplanan deliller ve içinde mevcut tüm müfettiş raporlarıyla birlikte dosya Sayıştay emekli denetçileri ile ihale mevzuatı ve tütün alım satım işlemleri, tütün ve “tütün özellikleri, bunların kullanma süreleri, sigaralarda kullanılan tütün tipleri ve bunların fiyatları konusunda uzmanlardan oluşturulacak karma bilirkişi heyetine tevdi edilip, inceleme yaptırılarak; iddianameye konu tütün alım- satım işlem ve sözleşmelerinin kanunlara, kararnamelere, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü alım satım yönetmeliği ile dâhili mevzuat ve genel kabul görmüş alım satım ilke ve teamüllerine uygun olup olmadığı, benzer tütün alım satımlara dair yapılan diğer işlemlerden farklarının ve söz konusu tütünlerin alımına gereksinim bulunup bulunmadığı, düzenleme ve uygulama sırasında idarenin zararına olan işlemlerin olup olmadığı var ise tütün alım satımlarına ilişkin düzenleme ve uygulama sırasında idarenin zararına olan işlemlerin neler olduğu, tütünlerin satın alındığı firmalara haksız bir çıkar sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmışsa tutarın ne kadar olduğu ve tütün alım satım işlemlerinde öngörülen usul ve uygulamalara aykırı davranıp davranılmadığı hususları ile kasıtlarını belirleme bakımından sanıkların menfaat sağlama sürecindeki konumları, görevleri ve hangi ölçüde etkili oldukları, zararın miktarı, menfaatin kime sağlandığı ve biçimi hususlarında ayrıntılı mütalaa alındıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, oluşu yeterince yansıtmayan, iddia ve savunmayı değerlendirmeyen bilirkişilerce verilen yetersiz raporla yetinerek yazılı şekilde hüküm kurulması...” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 19.07.2006 gün ve 164-197 sayı ile;

”Yargıtay 5.Ceza Dairesinin bozmasında belirtilen Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının müfettişlerince düzenlenen raporlar ile ilgili idare Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince düzenlenen raporların tamamen suç duyurusunda bulunmaya yönelik olarak hazırlanmış yeminli ehil bilirkişi olmadıkları, sadece olayı soruşturan bilirkişiler oldukları, bu sebeple gerek Fatih 4. Asliye Hukuk Mahkemesince gerekse Cumhuriyet Savcılığınca kurumdan seçilen ve yeminli olarak dinlenen A.... T....tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına itibar edilmesi gerekli ve zorunlu olduğu, bu nedenle belirtildiği şekilde müfettiş raporları ile uzman bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi yolundaki Yargıtay bozma ilamına uyulmasına gerek bulunmadığı...” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık L.... S...’nın rüşvet alma, sanık M.... M.... Ö.’ün rüşvet verme, sanıklar M...... A....., T.... E...., A… O….. օ.., Y…. C……, A.. O… Dž., Y…. E….., D…. S……’in devlet alım-satımına fesat karıştırma, sanıklar M…. A…., H….. Dž., H….. N…. A…., S…… A…., T…. Dž.., S… S…… ve ܅Y….’ın devlet alım-satımına fesat karıştırma ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarından beraatlarına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık yeniden bilirkişi raporu alınmasına dolayısıyla da soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığına ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

I- Bozmadan sonra yapılan yargılamada, direnme kararının verildiği 19.07.2006 günlü son oturumda hazır bulunan tüm sanıklara ve müdafilerine bozma kararına karşı diyecekleri sorulduktan sonra, katılan vekiline ve iddia makamına söz verildiği ve hazır bulunan sanıklara son söz verilmeden duruşmanın bitirildiği anlaşılmaktadır. Yargılamanın son söz sanığa verilmeden bitirilmesi yasaya aykırıdır.

Şöyle ki;

1412 sayılı CYUY’nın 251. maddesine paralel düzenlemeler içeren 5271 sayılı CYY’ nın 216. maddesinin son fıkrasında, “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince katılmış olduğu takdirde duruşma mutlaka son söz sanığa verilerek bitirilecektir. Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak hiç bir şekilde kısıtlanamaz.
İlk defa hüküm kurulurken “son sözün sanığa verilmesi” kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Çünkü dava sonuçlanmamış yargılama devam etmektedir. Bu nedenle, “en son söz”ün sanığa verilmemesi CYY’nın 216. maddesine aykırıdır. Bu hükmün, kovuşturmanın sona erdirilmesi ve hükmün tesis ve tefhimine geçilmesi öncesinde, son konuşan tarafın hazır bulunan sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gerekmektedir.

II- Ceza yargılamasının amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda somut gerçeğin her türlü kuşkudan uzak bir biçimde kesin olarak saptanmasıdır. Gerek 1412 sayılı CYUY gerekse 5271 sayılı CYY adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle hüküm kesinleşinceye kadar, inceleme olanağı bulunan kanıtların ele alınıp değerlendirilmesi gerekir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, öne sürülen ve olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm yasal kanıt ve belgelerin araştırılıp tartışılması zorunludur. Bu nedenle dosyada bulunan müfettiş raporlarının da kanıt değeri bulunmakta olup diğer kanıtlarla birlikte maddi gerçeğe ulaşma yolunda değerlendirilmeleri gerekmektedir.

İstanbul C.Başsavcılığınca düzenlenen 23.07.2003 ve 21.11.2003 tarihli iddianameler incelendiğinde sanıklara atılı eylemlerin:

a- Özel bir şirkette çalışan sanık M.... M.... Ö.’ün Tekel İdaresinin sigara kâğıdı, ambalaj kâğıdı, yapıştırıcı almak için düzenlediği ihalelerde şirketine ayrıcalık tanınması için Tekel Ticaret Dairesi Başkanı sanık L.... S...’ya her ay 23 bin dolar para ve takım elbiseleri rüşvet olarak verdiği,

b- Herhangi bir ihtiyaç belirlemesi yapılmadan P..... firmasından alım tarihinde Tekel İdaresinin ürettiği sigaralarda kullanılmayan yerli üretim F… C…. ve B….. tipi tütünlerin 12.359.018.801.766 TL. (10.163.666,86 ABD Doları) nakit karşılığı alındığı, bu tütünler başka sigaralarda kullanılamaması üzerine sadece Samsun 216 sigarası harmanında az bir oranda kullanılmaya başlandığı,

c- Tekel İdaresinin 1990 yılı ürünü İzmir tütününü 1996 yılında R…. firmasına satarak parasını tahsil ettiği, bu firmanın tütünleri D…… firmasına devrettiği, D…… firmasının bu tütünleri yurt dışına çıkarması gereken sürenin sona ermesine az süre kala firmanın ceza ödemek zorunda kalacağı gerekçesiyle yapılan eksper muayenesinde bütün olumsuzluklar sayıldıktan sonra “sigara harmanlarında kullanılabilir şeklinde” bir görüş belirtilmek suretiyle karşılığında 1998 mahsulü İzmir menşeli tütünün (toplam 4.285.853 ABD Dolar bedel karşılığı) verilerek 2000 yılında geri alındığı, bunların özelliklerini kaybetmesi nedeniyle sigara harmanlarında kullanılmasının mümkün olmadığı,

d- R…… isimli firmanın Türkiye’de büyük yapraklı tütün üretimi için kurduğu ve Tekel İdaresinin 09.12.1997 tarihinde 4.470.000 Amerikan Doları bedelle %48’ ini satın aldığı R…. isimli firmadan alınan tütün birim bedellerinin son yıla kadar oldukça yüksek olduğu, tütünlerin bazı gratları için olumsuz muayene raporlan bulunduğu halde Tekel İdaresi tarafından satın alındığı,

e- Tekel İdaresinin tütünlerden sigara üretimini sağlayan birimi olan Sigara Sanayi İşletmeleri Müessesesi Müdürlüğü’nün doğrudan bir ihtiyaç talebi olmaksızın R…-A…. firmasından stok fazlalığı oluşturup kullanılmayan tütünlerin satın alındığı, takas işlemi ve alacağa karşı tütün alınması çerçevesinde yapılan alımlardan önce bu müessese müdürlüğünün ihtiyaç durumunu göz önünde bulundurmadan tütünlerin harmanlarda kullanılabileceği görüşünü belirttiği, gerekli ihtiyaç belirlemesi yapılmadan uygun görüş belirttikleri ve kabul gösterdikleri,

f- Yurtiçinde özel firmalardan yapılan tütün alımlarının ve yurtdışından ihtiyaç fazlası tütün ithalinin tamamının yönetim kurulunda bulunan sanıkların kararıyla yapıldığı, ayrıca Tekel’in çeşitli kademelerinde görevli olan sanıkların bu alımlar öncesinde uygun görüş belirttikleri şeklinde olduğu görülmektedir.

Bu iddialara ilişkin olarak açılan kamu davasında Yerel Mahkemenin hükme dayanak yaptığı üç Sayıştay emekli Uzman Denetçisinden alınan 30.06.2004 tarihli bilirkişi raporu ile soruşturma aşamasında Fatih C. Başsavcılığınca bilirkişi olarak görevlendirilen Tekel İdaresinde görevli Müfettiş A.... T....tarafından hazırlanan raporlar, sanıklara atılı eylemleri ayrıntısıyla irdelemekten uzak ve oldukça yüzeysel olup dosya içeriği karşısında açıkça yetersizdir. Kaldı ki, Tekel Hukuk Müşavirliğinin Fatih C.Başsavcılığına gönderdiği 03.03.2003 tarihli yazıda, üst kurum olan Başbakanlık Müfettişlerinin raporunu değerlendirmesi ve kendisinin amiri konumundaki kişiler hakkında düzenlenmiş olması nedeniyle raporun yetki açısından geçersiz olduğu ve bu raporun gerçeğe aykırı yorumlar ve bilgiler içermesi nedeniyle de içerik açısından katılınmadığı hususları gerekçeleriyle birlikte ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Bunun gibi Tekel İdaresinin bir kısım sanıklar aleyhine Fatih 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davaya ilişkin olup incelemeye konu dosyaya da sunulan ve Yerel Mahkemece hükme esas alınan iki bilirkişi raporu ise Tokat ve Ballıca Sigara Fabrikalarının depolarında bulunan tütünlerle ilgilidir. Sanıklara atılı eylemlerin kapsamı karşısında bu raporların da yetersizliği kuşkusuzdur.

İddianamede belirtilen ve uzun bir döneme yayılmış olan tüm atılı eylemlere ilişkin olarak, Sayıştay emekli denetçileri ile ihale mevzuatı, tütün alım satım işlemleri ve tütünün özellikleri, sigaralarda kullanılan tütün tipleri ve bunların fiyatları konusunda uzmanlardan oluşturulacak bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek; iddianameye konu edilen ve yukarıda açıklanan bütün tütün alım-satım ve takas işlemlerinde etkin olan başta yönetim kurulu kararları olmak üzere yapılan işlemlerin mevzuata ve teamüllere uygun olup olmadığı, alınan tütünler için ödenen birim fiyat bedellerinin rayice göre yüksek olup olmadığı, söz konusu tütün alım- satım ve takası yapılmasından önce ihtiyaç belirlemesinin yapılıp yapılmadığı, gereksiz tütün alım satım ve takası söz konusu ise bu işlemlerden katılan Tekel İdaresinin uğradığı zarar miktarı ve hangi şirket ya da kişiye hangi alım satım veya takas işlemi nedeniyle ne kadar haksız menfaat sağlandığı, sanık M.... M.... Ö.’ün çalıştığı özel şirketten katılan Tekel İdaresinin hangi tarihlerde neleri satın aldığı, bunlarda herhangi bir usulsüzlüğün söz konusu olup olmadığı, bu alımlarda adı geçen sanığın çalıştığı şirkete ayrıcalıklı davranılıp davranılmadığı, herhangi bir usulsüzlük var ise katılan Tekel İdaresinin uğradığı zararın miktarı ve sanık L.... S...’nın bunda sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınmasından sonra sonucuna göre tüm sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken Yerel Mahkemece yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak verilen direnme kararında isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla direnme hükmünün öncelikle saptanan bu iki usuli yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle saptanan bu iki usuli yanılgı nedeniyle BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 29.01.2008 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA