kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2005/1-130 E., 2006/61 K.

CEZA KANUNUNUN ZAMAN BAKAMINDAN UYGULANMASI USUL VE ŞEKİL ŞARTLARI

KASITLI OLARAK ADAM ÖLDÜRME SUÇUNDAN YARGILANIP HÜKÜM GİYEN SANIĞIN HUKUKİ DURUMU

LEHE OLAN YASANIN UYGULANARAK KARARDA DEĞİŞİKLİK TALEBİNİN DİKKATE ALINMASI GEREKTİĞİ

SANIĞIN OLAYI AĞIR TAHRİK ALTINDA MI YADA HAFİF TAHRİK ALTINDA MI İŞLEDİĞİNİN TAHKİK EDİLMESİN GEREKTİĞİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“ÖZET”

“İçtihat Metni”

Kasten adam öldürme suçundan sanık İ….. Çaynak’ın TCY.nın 448, 51/1, 59 ve 81/1. maddeleri uyarınca 16 yıl 15 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCY.nın 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, suçta kullanılan bıçakların TCY.nın 36. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesince 06.12.2004 gün ve 136-50 sayı ile verilen kararın, kendiliğinden temyize tabi olması ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.02.2005 gün ve 3363-124 sayı ile;

”Sanığın alacaklı olduğu parayı maktulün eşinden istemesine ve aile içi sorunlara müdahale etmesine kızan maktulün suç tarihinde 238 mg/dl alkollü olarak annesinin evine gidip sanığı dışarı çağırdığı, dışarıda küfür ederek namlu uzunluğu 33 cm olan bıçakla sanığa saldırdığı, sanığın da hamili olduğu bıçakla maktulü yaralayarak öldürdüğü anlaşılmakla TCK’nun 29/son maddesi de gözetilerek eylemini TCK’nun 51/2 maddesinde düzenlenen haksız ağır tahrik altında işlediğinin kabulü ile indirim oranının ½ yerine tahrikin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayini” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 06.06.2005 gün ve 26-112 sayı ile;

”Yargılamada sanık vekili ile iddia makamı bozma ilamına uyulmasını istemiş, müşteki ise bir diyeceğinin olmadığını belirtmiş olmakla 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi beklenmiş, bu arada sanık vekili yazılı beyanlarını mahkememize sunmuştur.

Mahkememizce bozma ilamı karşısında başkaca bir şey yapmamış ve Cumhuriyet savcısı esas hakkında mütalaasını vermiştir. ...

Her ne kadar maktul alkollü ve elinde 33 cm’ye varan döner bıçağı ile sanığa saldırmış ise de dosya kapsamına göre sanığın, maktulün bıçağı ile yaralanmadığı, bu konuda herhangi bir yara bere olmadığı ve dosya arasında da böyle bir raporun olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, mahkememiz ilk kararındaki gerekçede maktulün içerisinde bulunduğu ruh haleti, olaydaki rolü ve sanığın bir süre evlerinde de kalması da nazara alınarak hafif tahrikin olduğunu kabul etmiş ve uygulamıştır.

Mahkememiz bu takdir yetkisini kullanırken ve kararını verirken yargılamanın başından hüküm verinceye kadar dinlediği sanık, müşteki, mağdur ve tanıklar ile olayın meydana gelişi ve gelişime etki eden saikleri görerek, gözeterek ve gözlemleyerek kullanmıştır. Sanık, maktulün evinde kalmaktadır. İddiaya göre annesi ile ilişkiye girmiştir. Bozma ilamında bahsedilen bıçak olayda kullanılmamıştır. Böyle olsa idi sanık yaralanır idi. Bozma ilamına göre maktul bıçak ile sanığa saldırdı ise sanıkta belirgin bir yaralanma meydana gelmesi gerekirdi, oysa sanıkta böyle bir yaralanma olmamıştır. Kaldı ki sanık görünüşe göre fiziki yapısı gelişmiş yani iri yapılı, cüsseli bir kişidir. Dolayısı ile sanık, bıçak ile saldıran maktulü kolayca etkisiz hale getirip öldürmüştür.

O bakımdan sanığın aksi ispatlanmayan savunmasına itibar edilerek TCK’nun 51/2. maddesindeki ağır tahrik şartlarının olayda oluşmadığı mahkememizce kabul edilmiş, ilk kararın yukarıdaki bulgular ışığında daha isabetli olması nedeniyle bu kararda direnme kararı alınmıştır” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de, kendiliğinden temyize tabi olması ve sanık müdafii ile o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli, 28.09.2005 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanığın, kasten adam öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın sabit olan eylemini, ağır haksız tahrik etkisi altında mı yoksa hafif tahrik etkisi altında mı işlediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;

Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada, 5237 sayılı TCY.nın yürürlüğe girmesi beklenmiş ve 06.06.2005 tarihinde direnme hükmü kurulmuştur. 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 81. maddesinde sanığın eylemi suç olarak düzenlenmiş ve sanık hakkında uygulanan diğer maddelerin karşılıklarına yer verilmiş ve dolayısıyla uygulama açısından herhangi bir yasal boşluk bulunmamakta ise de, tahrik, tekerrür ve güvenlik tedbirleri ile ilgili olarak farklı ve yeni hükümlere yer verilmiştir.

5237 sayılı TCY.nın 7/2. maddesinde, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasanın hükümlerinin farklı olması halinde, failin lehinde olan yasanın uygulanıp, infaz olunacağı, 5252 sayılı Yürürlük Yasasının 9/3. maddesinde ise lehe olan hükmün, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle saptanacağı belirtilmiş, 5320 sayılı CYY.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın, 8/2. maddesinde de; “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ilk derece mahkemelerince karar verilmiş olup, temyiz edilmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş bulunan dava dosyalarından, lehe kanun hükümlerinin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiği açıkça anlaşılanlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilir. Bu halde, mahkemesince duruşma yapılarak karar verilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Yerel Mahkemece sabit kabul edilen eylem, 765 ve 5237 sayılı Yasaların her ikisinde de suç olarak tanımlanmış ise de, 5237 sayılı TCY.da tahrik ve tekerrür hükümlerinin değiştiği nazara alınarak bir karşılaştırma yapılması gerekirken, lehe yasanın belirlenmesi hususunda takdir hakkının nasıl kullanıldığını belirtecek tarzda, denetime de olanak sağlayacak herhangi bir gerekçe gösterilmemiştir.

Bu itibarla sanık hakkında uygulanan lehe yasanın ne şekilde hangi gerekçeyle ve hangi takdir ölçüsüyle uygulanacağına ilişkin gerekçe gösterilmemiş olması nedeniyle hükmün diğer yönleri incelenmeksizin, öncelikle saptanan bu usul yanılgısı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;

1-Yerel Mahkeme direnme hükmünün, diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle saptanan usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, 28.03.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA