kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2007/1-166 E., 2007/226 K.

DAVAYA KATILMA HAKKI

“İçtihat Metni”

13.03.2005 tarihinde M.... Ü....’in öldürülmesi olayı ile ilgili olarak sanıklar E... K...ve M..... E... K...hakkında tasarlayarak adam öldürme, sanık S...... E...hakkında ise tasarlayarak adam öldürme suçuna yardım etme suçlarından açılan kamu davaları sonunda; Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesince 13.10.2005 gün ve 44-118 sayı ile sanıklar E... K...ve M..... E... K...’nın kasten öldürme, sanık S..... E...’in de suç işleyenleri saklama, suç delillerini gizleme, değiştirme, yok etme suçlarını işledikleri kabul edilerek; “sanık E... K...’nın 765 sayılı Yasanın 448. maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Yasanın 31, 33 ve 95/2. maddelerinin uygulanmasına; sanık M..... E... K...’nın 765 sayılı Yasanın 448 ve 81/2-3. maddeleri uyarınca 30 yıl 2 ay 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 31. ve 33. maddelerin uygulanmasına; sanık S..... E...’in 5237 sayılı Yasanın 281/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile tecziyesine, aynı Yasanın 53. maddesi uyarınca hak mahrumiyetlerine ve 54. maddesi gereğince zoralıma” hükmedilmiş, bu hükümlerin her üç sanık müdafii ile katılan R..... Ü.... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine de; dosya Yargıtay’a geldiğinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.05.2006 gün ve 24220 sayı ile Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazılarak “Hüküm, şikayetçiler Rukiye ve Ş..... Ü.... ‘in yokluğunda verilmiş bulunmakla, CMK’nun 237,238 ve 260/1. maddeleri uyarınca temyiz hakkı bulunduğundan, yokluğunda verilen hükmün adı geçenlere tebliğ edilerek, buna ilişkin belgenin ve verildiği takdirde temyiz dilekçesinin eklendikten sonra dosyanın iadesinin sağlanması” istenmiştir.

Bunun üzerine; gerekçeli karar ile temyiz dilekçeleri Ş..... Ü....’e ve R..... Ü....’e 14.06.2006 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, hüküm bu kişilerce temyiz edilmemiştir.

Daha sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istekli tebliğnamesi ile gönderilen dosya ile ilgili olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.05.2007 gün ve 5535-4001 sayı ile;

”1-)Hükmün kurulduğu 13.10.2005 tarihli celsede iddia makamı esas hakkındaki görüşünü açıkladıktan sonra, sanık M..... Emin müdafiinin esas hakkındaki savunmasını hazırlamak için süre talep etmesi üzerine, makul bir süre yerine 2 saat gibi kısa bir süre verilerek savunma hakkının kısıtlanması,

2-)20.06.2005 tarihli duruşmada sanıklardan şikayetçi olduklarını belirten maktulün annesi Ş….. ile eşi R….’nin davaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmadan hüküm kurulması suretiyle CMK.nun 238/2. maddesine aykırı davranılması,..” usule aykırı bulunarak, hükümlerin sair cihetleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenlerle bozulmasına” karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığınca 29.06.2007 gün ve 199306 sayı ile yapılan itiraz; özetle “…20.6.2005 tarihli duruşmada şikayetçi olduklarını beyan eden Ş..... Ü.... ve R..... Ü....’in suçtan doğrudan zarar görmeleri nedeniyle CMK.nun 237. maddesi uyarınca davaya katılma hakları bulunmakta ise de, gerekçeli kararın adı geçenlere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğ edilmesine rağmen hükümleri temyiz etmemiş olmaları nedeniyle artık 5271 sayılı CMK.nun 238/2. maddesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği” hususuna temas etmektedir. Bu nedenle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.5.2007 gün ve 5535-4001 sayılı bozma ilamının (2) nolu bozma nedeninin kaydırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Maktul ile sanıkların aynı gazinoda yemek yiyip eğlendikten sonra 13.03.2005 günü saat 03.00 sıralarında oradan ayrılmalarını takiben yolda bekleyen ve bir süre maktulün kamyonetini takip eden sanıkların, olay yerinde maktulü durdurmaları ve E… ile M..... Emin’in bıçaklamak suretiyle onu öldürmeleri tarzında gerçekleşen olayla ilgili olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında ortaya çıkan uyuşmazlık işin esasına değil, usule ilişkindir. Bu nedenle Genel Kurul’daki görüşmelerde işin esasına girilmemiştir.

Özel Daire’nin hükmü iki nedenle bozduğu, bununla birlikte her iki bozma nedeninin de usule yönelik olduğu görülmektedir. İtiraz bu nedenlerden ikincisine temas etmektedir.

Somut olayda; maktulün annesi ve eşi oldukları anlaşılan Ş.... ile R..... Ü....’in davet üzerine 20.06.2005 tarihli duruşmaya gelerek şikayetçi olduklarını bildirdikleri, buna rağmen kendilerine davaya katılmayı isteyip istemediklerinin sorulmadığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık, dosya diğer taraflarca temyiz edilip Yargıtay’a geldiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu eksiklik fark edilmiş ve temyize hakları bulunduğundan bahisle gerekçeli kararın Ş..... Ü.... ve R..... Ü....’e tebliğ edilmesi için dosya geri çevrilmiştir. Nihayet, gerekçeli karar 14.06.2006 tarihinde gerek Ş..... Ü....’e, gerekse R..... Ü....’e tebliğ edilmişse de, bu kişiler hükümleri temyiz etmemişlerdir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY nın “Katılma Usulü” başlıklı 238. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Duruşma sırasında şikayeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur”

Aynı Yasanın 260/1. maddesi; “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.”

5271 sayılı Yasanın 237/2. maddesi ise: “Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” hükmünü içermektedir.

Anılan hükümler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ölenin annesi ve eşi olduğu anlaşılan Ş….. ile R….’nin 5271 sayılı Yasanın 237/1. maddesi uyarınca davaya katılma hakları bulunmakla birlikte, bu yönde yazılı bir talepte bulunmadıkları, bunun yerine, davet edildiklerinde duruşmaya gelerek şikayetçi olduklarını ifade etmekle yetindikleri gözlemlenmektedir. 5271 sayılı CYY.nın 238. maddenin 2. fıkrası, bu durumda olanlara davaya katılmak isteyip istemediklerinin sorulmasını zorunlu hale getirmiştir. Belirtilen zorunluluğa uyulmaması ise usule aykırıdır. Buna karşılık; 5237 sayılı Yasanın 260. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde “katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan mağdur olanların” yasa yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. R..... ve Ş..... Ü....’in; 5271 sayılı Yasanın 237/2. madde ve fıkrasındaki usule göre yapılmış ve karara bağlanmamış bir katılma isteklerinin bulunmadığı düşünülse bile, aynı Yasanın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yoluna başvurma haklarının bulunduğu kabul edilmelidir.

İşte bu nedenle de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca her iki müştekiye karar tebliğ edilmiş ve yasa yoluna başvurmaları için yeni bir fırsat verilmiştir. Kararı tebellüğ eden Ş..... Ü.... ve R..... Ü.... temyiz haklarını kullanmamışlardır. Eğer hükmü temyiz etmiş olsalardı şüphesiz bunlar tarafından açılmış olan temyiz davalarının da incelenmesi gerekecekti, ne var ki mevcut durumda her iki müşteki tarafından açılmış bir temyiz davası (ya da davaları) bulunmamaktadır. Zira, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.05.2006 gün ve 143-147 sayılı kararında da ayrıntıları belirtildiği üzere Yargıtay Özel Dairesince temyiz incelemesinin yapılabilmesi için süre ve istek koşullarına birlikte uyulmak suretiyle açılmış olan bir temyiz davasının bulunması şarttır.

Bu itibarla, katıldıkları duruşmada şikayetçi olduklarını ifade etmelerine rağmen, 5271 sayılı Yasanın 238/2. maddesine aykırı olarak kendilerine davaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmamış olmakla birlikte, aynı Yasanın 260. maddesi uyarınca hükümleri temyiz etme haklarının bulunduğu kabul edilen ve maktulün annesi olduğu anlaşılan Ş..... Ü.... ile eşi olduğu anlaşılan R..... Ü....’in, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğe çıkarılan gerekçeli kararı tebellüğ etmelerine rağmen temyiz haklarını kullanmamış olmaları karşısında, açılmış bir temyiz davasının varlığından söz edilemeyeceğinden, hükmün anılan müştekilerle ilişkilendirilerek usul eksikliğine işaretle bozulması mümkün görülmemiştir.

Bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüyle, (2) nolu bozma nedeninin Özel Daire bozma kararından çıkartılması gerekmektedir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-“20.06.2005 tarihli duruşmada sanıklardan şikayetçi olduklarını belirten maktulün annesi Ş….. ile eşi R….’nin davaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmadan hüküm kurulması suretiyle CMK.nun 238/2. maddesine aykırı davranılması” şeklindeki (2) nolu bozma nedeninin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.05.2007 gün ve 5535-4001 sayılı kararından çıkartılmasına,

3-(1) nolu bozma nedeni gereğince değerlendirme yapılması için dosyanın Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinin temini amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine 06.11.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA