kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2006/10-314 E., 2006/307 K.

KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK

PARA CEZALARININ TARİFİ, TESPİTİ VE YERİNE GETİRİLMESİ

“İçtihat Metni”

Sanığın karşılıksız çek keşide etmek suçundan, 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca 4.000.000.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile bankalarda çek hesabı açmaktan yasaklanmasına, yasaklama kararının tüm bankalara duyurulmak üzere T.C. Merkez Bankasına bildirilmesine, para cezasının ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir aylık sürenin sona erdiği veya infaz aşamasında takside bağlanıp taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi nedeniyle geri kalan miktarının tamamının muaccel olduğu tarihten başlamak üzere 6183 sayılı Yasanın 51. maddesinde belirtilen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına, vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile müdahil vekiline ödenmesine ve yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline, İ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 1994/588 esas 1995/1151 sayılı ilamı ile hükmedilen 300.000 TL ağır para cezasına ilişkin erteli mahkûmiyetin TCY’nın 95. maddesi uyarınca aynen infazına ilişkin A... 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.04.2003 gün ve 155-306 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.04.2004 gün ve 3021-4786 sayı ile;

”1- 08.03.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4814 sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesinde öngörülen 3 aylık yasal süre beklenip, bu süre içerisinde çek tutarının ve karşılıksız kalan kısmının %10 tazminatı ve 3167 sayılı Yasa’nın 16/a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte ödenip ödemediği ve 8. maddesine göre düzeltme hakkının kullanılarak hamilin zararının karşılanıp karşılanmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, sözü edilen yasal süre beklenmeden ve eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi;

2- 4814 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesi amir hükmü uyarınca anılan Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk duruşmaya gelmeyen şikayetçiye sonraki oturumda hazır bulunması veya bir vekil ile kendisini temsil ettirmesi, duruşmaya gelmediği veya vekil de göndermediği takdirde şikayetten vazgeçmiş sayılacağı hususunda usulüne uygun davetiye çıkartılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi

3- Kabule göre de;

a) Suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiği gözetilmeden, sanık hakkında tayin olunan ağır para cezasına 4786 sayılı Yasa ile 647 sayılı Yasa’nın 5/5. maddesinin uygulanmasına karar verilmek suretiyle TCK’nın 2/2. maddesine aykırı davranılması;

b) Sanığın TCK’nın 95/2. maddesi gereğince aynen infazına karar verilen mahkûmiyetinin TCK’nın 466/2. maddesinde öngörülen suçla ilgili olması karşısında, suç tarihi ve hüküm tarihlerine ve TCK’nın 2/2 maddesi hükmüne göre 4616 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, aynen çektirilmesine karar verilmesi;

c) 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin müdahil yerine müdahil vekili adına hükmedilmesi,” isabetsizliklerinden bozulmuştur.

Diğer bozma nedenlerine uyan Yerel Mahkeme, 1 ve 2 nolu bozma nedenlerine karşı ise 08.09.2004 gün ve 730-909 sayı ile;

1- 4814 S.K.nın geçici 2. maddesinde gösterilen 3 aylık süre yargılamanın durmasını gerektiren bir süre olmayıp aksine yargılamanın hazırlık, duruşma ve infaz aşamalarında yasal anlamda ödeme yapıldığı takdirde dosyanın nasıl sonuçlandırılacağına ilişkindir, bu nedenle yargılama sürdürülmüştür.

Bir an Yüksek Yargıtay’ın bu konudaki bozma kararının yerinde olduğu kabul edildiği takdirde şu an A... Adliyesi Asliye Ceza, C.Savcılığı, İnfaz Bürosunda onbinlerce temyiz edilmeden kesinleşmek suretiyle infazı beklenen ve müdahillere tebligat yapılmayan dava dosyaları mevcuttur. Bu dosyalarda sanık lehine olduğuna göre mutlaka infazın durdurularak yazılı emir yoluyla dosyaların bozulması gerekir ki bunun yaratacağı sakıncalı sonuçlar izahtan uzaktır.

2- 4814 S.K.nın geçici 1. maddesinde müdahile değil açıkça müştekiye duruşmayı takip etme zorunluluğu getirildiği için müdahile tebligat yapılmamıştır.

Sanığın keşide ettiği anlaşılan T… Karşıyaka Şubesine ait keşide yeri İ..., keşide tarihi 30.09.2000 ve 30.10.2000 olan ciro silsilesi içerisinde müdahilin eline geçip ibrazı sonucu karşılıksız çıktığı, bankaca çekilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmediği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır gerekçeleriyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının 20.11.2006 günlü “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın karşılıksız çek keşidesi suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm Özel Dairece;

”1- 08.03.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4814 sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesinde öngörülen 3 aylık yasal süre beklenip, bu süre içerisinde çek tutarının ve karşılıksız kalan kısmının %10 tazminatı ve 3167 sayılı Yasa’nın 16/a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte ödenip ödemediği ve 8. maddesine göre düzeltme hakkının kullanılarak hamilin zararının karşılanıp karşılanmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, sözü edilen yasal süre beklenmeden ve eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi;

2- 4814 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesi amir hükmü uyarınca anılan Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk duruşmaya gelmeyen şikayetçiye sonraki oturumda hazır bulunması veya bir vekil ile kendisini temsil ettirmesi, duruşmaya gelmediği veya vekil de göndermediği takdirde şikayetten vazgeçmiş sayılacağı hususunda usulüne uygun davetiye çıkartılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi

3- Kabule göre de;

a) Suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiği gözetilmeden, sanık hakkında tayin olunan ağır para cezasına 4786 sayılı Yasa ile 647 sayılı Yasa’nın 5/5. maddesinin uygulanmasına karar verilmek suretiyle TCK’nın 2/2. maddesine aykırı davranılması;

b) Sanığın TCK’nın 95/2. maddesi gereğince aynen infazına karar verilen mahkûmiyetinin TCK’nın 466/2. maddesinde öngörülen suçla ilgili olması karşısında, suç tarihi ve hüküm tarihlerine ve TCK’nın 2/2 maddesi hükmüne göre 4616 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, aynen çektirilmesine karar verilmesi;

c) 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin müdahil yerine müdahil vekili adına hükmedilmesi,” isabetsizliklerinden bozulmuştur.

Kabule göre yapılan bozma nedenlerine uyan Yerel Mahkeme, gerekçeli kararında; hükümden sonra hakim, C.savcısı ve yazı işleri müdürü tarafından düzenlenip imzalanan ve içeriğinde, “4814 sayılı Yasada öngörülen üç aylık süre içinde bu dosyadaki borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediğine” işaret edilen 14.07.2003 tarihli tutanağı dayanak tutmuş, ayrıca suçun şikayetçisinin davaya müdahil olduğunu, davayı takip konusunda müdahile tebligat yapılmasının gerekmediğini belirterek önceki hükmünde direnmiş ise de, bozma sonrası duruşmaya müdahili davetiye ile çağırmıştır.

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

a) Bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak,

b) Bozma kararında tartışılması istenen hususları tartışmak,

c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

d) İlk hükümde yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

e) Sonradan yürürlüğe giren yasaya ve normlarına dayanılmak suretiyle ilk hükümde yer almayan ve dolayısıyla daire denetiminden geçmemiş yeni bir hüküm oluşturmak,

Özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili Dairesi ta-rafından yapılması gerekir.

İncelenen dosyada, bozma kararında araştırılması gereken hususa ilişkin olarak ilk hüküm sonrasında düzenlenen tutanağın gerekçeli kararda tartışılıp dayanak alınması, ayrıca duruşmaya davet edilmemesi bozma nedeni sayılan müdahilin bozma sonrası duruşmaya davet edilmesi karşısında, Yerel Mahkemece her iki bozma nedenine eylemli biçimde uyulduğu ve bu hususların Özel Dairece incelenmediği anlaşılmaktadır. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınması olanaksız bulunduğundan, saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.12.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

 

Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA