kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Hukuk Genel Kurulu 2010/11-208 E., 2010/295 K.

BEŞ SENELİK MÜRURU ZAMAN

İNŞAAT SÖZLEŞMESİ

TAZMİNAT

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.12.2003 gün ve 1995/619 E.-2003/856 K. sayılı kararın incelenmesinin davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 28.04.2005 gün ve 2004/5835 E., 2005/4346 K. sayılı ilamı ile;

(“...Davacı vekili, davalıların görevde bulundukları sürede müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını, genel kurulca yönetimden sorumlu kişiler hakkında dava açılmasına karar verildiğini, bankanın gereksinimi olmamasına ve tarifeli uçak seferleri ile yapılması mümkün iken efektif ve yolcu taşıması amacıyla THK’dan uçak kiralandığını, uçağın R.. S...’nun kişisel işlerinde kullanıldığını, eski ana hizmet binası restorasyonu ve eklenti yapıların renovasyonu işi ile ilgili olarak ruhsat alınmadan ihale yapıldığını ve müteahhide ödenen avansın gecikme ile tahsil edilerek faiz kaybına neden olunduğunu, banka meclisi kararına aykırı olarak fiyat farkı ödendiğini, banknot makinası alımı nedeniyle de usulsüzlüklere dayalı olarak bankanın zarara uğratıldığını, ayrıca banknot koli için iki adet sipariş verilmesi ve ücretinin ödenmesine rağmen 1 adet kalıp alındığını ileri sürerek, uçak kiralanmasından kaynaklanan zararın 14.199.824.578.-TL olarak davalı Rüşdü Saraçoğlu’ndan, hizmet binası restorasyonu işinden kaynaklanan faiz kaybı 4.040.363.293.-TL ile fiyat farkı zararı 16.483.177.897.-TL.nın (faiz kaybının E.. K..’dan olmak üzere) E.. K.., H.. B.., E.. A.., Y.. K.. ve D.. D..’dan, banknot kalıbı siparişinden doğan 100.000 DM zararın ise C.. Ö..’den, Banknot makinası alımından oluşan 14.000.000 DM zararın ise Pazarlık Komitesi, Merkez Yönetim Komitesi ve Banka Meclisi üyesi davalılardan ve banknot sayma, ayırma, imha makinası alım işinden kaynaklanan 227.050 DM zararın davalılar Rüsdü, Kadir ve Cenap’dan, makinaların seçimi, satın alınmasında izlenecek yöntemin belirlenmesi ve satın alma kararlarının oluşumunda etkili olan aynı kişilerden 2.200.000 DM zararın tazminini istemiş, yargılama sırasında banknot sayım, ayrım, imha makinası alımına ilişkin tazminat taleplerinden feragat etmiştir.

Davalı Nihat vekili, BK.nun 126/4 ncü maddesi gereğince zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açıldığını, zira zararın ilgili yıllar bilanço ve bütçesi tarihlerinde ortaya çıkması ve anlaşılması gerektiğini, kaldı ki Başbakanlık Teftiş Kurulu ve banka müfettişleri raporları ile de herhangi bir usulsüzlük saptanmadığını, genel kurullarda ibra edildiklerini, ibranın feragat anlamını taşıdığını, banknot makinalarının dünyada iki firmaca üretildiğini ve tüm ülkelerde üstün özellikleri nedeniyle Giori firması makinalarının kullanıldığını, Türkiye’de de 1950 yılından beri anılan firma makinaları ile çalışıldığını, satın alma açısından şartname düzenlenmesinin de mümkün olmadığını, zira üretici firmaların prototip makinalar ürettiklerini, davanın siyasi olduğunu savunarak, reddini istemiştir.

Davalı R.. S.. ve 12 arkadaşı ve davalı V.. G.. ile H.. B.. vekilleri zamanaşımı defi yanında, sorumluluk davasının ilgili dönemdeki tüm sorumlular yerine seçilmiş müvekkilleri aleyhine siyasi amaçlı olarak açıldığını, davalı Nihat vekilinin savunmaları ile eşdeğer savunmalara dayalı olarak davanın reddini istemiştir.

Davalı E.. A.. vekili, inşaat sözleşmesinde ruhsat alım işinin müteahhidin yükümlülüğüne bırakıldığını, ruhsatın geç alınmış olması nedeniyle 8 aylık gecikme olmasına rağmen banka yararının gözeterek 7 aylık fiyat farkı ödendiğini, ihalenin başkan onayı ile yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı A.. M.. vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, banknot sayım, ayrım, imha makinaları alımına ilişkin tazminat davasında vazgeçildiği, 2 nci banknot kalıbı alımı yerine bir kalıp alınmasına dayalı olarak tazminat istenen davalı C.. Ö..’ün durumun her aşamasında davacı idareyi bilgilendirdiği ve yönetim komitesinin kararı ile Cumhuriyet Savcılığı’nın takipsizlik kararı kapsamında 25.000.-TL.lık banknot kalıbının alınmamasında sorumluluğunu doğuracak kusurunun bulunmadığı, banknot baskı makinası alımının da makinanın üstün teknik özellikleri gözetildiğinde ve bankanın daha önce kullandığı bu makinaların ilgili firmadan satın alınmasında zarar oluşmadığı, uçak kiralaması işinin de, bankanın efektif ve yolcu taşıması amaçlı olması ve 1991-92 -93 -94 yılı banka meclisi onayına sunulup bütçe tasarılarında gösterilmiş olması ve onaylanması, görev gereği yapılan kiralama işinde bankanın zararının olmadığı, banka başkanının kişisel kullanımının kanıtlanamadığı, keza inşaat ruhsatı alınmadan sözleşmenin imzalanmasının banka meclisi kararı ile uygulamaya uygun olduğu, banka personelinin bu tazminat kaleminden sorumluluğu bulunmadığı, keza müteahhide verilen avansında meclis kararına dayalı olduğundan bu kaleme yönelik olarak bir kısım davalıların sorumluğunun sözkonusu olmayacağı, ancak, dava dışı yüklenici firmanın sözleşme ile ruhsat alma yükümlülüğünü de üstlenmiş olması ve inşaatın devamı sırasında işin yapılacağı parselde imar tadilatı olmamasına rağmen süre uzatımı verilmesinin usulsüz olduğu, uzatılan süre nedeniyle verilen fiyat farkından süre uzatımı ve fiyat farkı verilmesini sağlayan davalılar H... B.., E.. A.., Y.. K.. ve D.. D..’ın 13.527.603.561.-TL.lık fazla ödemeden sorumlu oldukları gerekçesiyle bu tutarın dava tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte adı geçen 4 davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile davalılardan R.. S.. ve 12 arkadaşı vekili ve davalılar E.. A.., H.. B.. vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen davacı vekilinin tüm, temyiz eden davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Aleyhine hüküm kurulan davalılar H.. B.., D.. D.., E.. A.. ve Y.. K..’un davacı bankanın hizmet binası restorasyon ve renovasyonu ihalesi ile ilgili olarak yaptığı işlemler ile davacı bankayı zarara uğrattıkları kabul edilmiştir. Kabul gerekçesi olarak, yüklenicinin inşaat ruhsatı alma işini de kendisinin taahhüt ettiği, inşaat alanında her hangi bir imar tadilatı olmamasına rağmen ruhsat alımının gecikmesi ve bu nedenle de inşaat taahhüt süresinin uzamasına bağlı olarak sözleşmede öngörülen taahhüt süresinin davalıların da arasında bulunduğu komisyon tarafından uzatılması ile inşaat girdileri açısından oluşan fiyat farkının sözleşmede açıkça kabul edilmemesine rağmen ödenmiş olması gösterilmiştir.

Davacı ile dava dışı yüklenici N.. İnşaat A.Ş. arasında 09.04.1991 tarihinde imzalanan eser sözleşmesinde inşaat ruhsatının yüklenici tarafından alınacağı, l. etap inşaatın 16 ay içinde tamamlanacağı, bu süre içinde fiyat farkı verilmeyeceği kabul edilmiş, ayrıca 28.03.1992 tarihli banka meclisi kararı ile de fiyat farkı ödenmeyeceği belirtilmiştir. Ancak yüklenicinin ruhsat alımında gecikilmesi nedeniyle süre uzatımı istemesi üzerine aleyhine hüküm kurulan davalılar ile birlikte yüklenici temsilcilerinin yaptığı 23.09.1992 tarihli toplantıda l. etap inşaatı taahhüt süresinin 7 ay uzatılması ve uzatılan süre içinde yapılacak işlerde fiyat farkı ödenmesi kararlaştırılmıştır. Mahkemece bu kararda imzası olan davalıların sorumluluğu yoluna gidilmiştir.

Davalıların yaptıkları işlemlerin sorumluluğunu gerektirip gerektirmediğinin tespiti açısından öncelikle taahhüt süresinin uzatılmasına gerekçe gösterilen inşaat ruhsatı alınmasındaki gecikmenin salt müteahhidin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti gerekmektedir. Yüklenicinin kusuru ile ruhsat alınmasında gecikilmiş olmasına rağmen süre uzatımı kabul edilip, buna bağlı olarak da yükleniciye fiyat farkı ödenmiş ise bahsi geçen davalıların, sözleşmenin tarafı olan davacı bankanın zararından sorumlu tutulmalarının gerekeceği kuşkusuzdur. Ancak, yüklenicinin hiçbir kusuru bulunmaksızın bir başka deyişle ruhsat alınmasındaki gecikilmeye önceden tahmin edilemeyen ve yükleniciden kaynaklanmayan mevzuat veya idari engellerin neden olup olmadığı hususları üzerinde durularak değerlendirilmelidir.

O halde mahkemece yukarıdaki açıklamaların ışığında inşaat ruhsatı alınmasında gecikmenin neden kaynaklandığı, yüklenicinin kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenip aleyhine hüküm kurulan davalıların sorumluluklarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle eksik inceleme sonucunda karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3-Temyiz eden davalılar vekillerinin ücreti vekalet takdirine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2’nci maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekillerine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekiline ise her ret sebebi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilir. Eldeki davada davalılar hakkındadeğişik hukuki nedenlere dayalı olarak farklı tazminat talepleri dava konusu edildiğine göre davalıların her bir tazminat konusundaki ortak red nedenleri gözetilerek ücreti vekalet takdiri gerekir iken reddedilen tazminat kalemlerinin toplamı üzerinden tek bir vekalet ücreti verilmesi de doğru görülmemiş kararın bu nedenle dahi bozulması gerekmiştir…”) gerekçesiyle;

”Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, temyiz eden davalılar vekillerinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar H.. B.., Y.. K.., D.. D.. ve E.. A.. yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle de temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA...”) karar verilmiştir.

Davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 31.10.2005 gün ve 2005/10399 E., 2005/10520 K. sayılı ilamı ile;

(“…Davacı vekili, müvekkili bankanın eski başkanı, yöneticileri ve çalışanları olan davalıların gereksiz olarak THK’dan uçak kiralamak, eski ana hizmet binası restorasyonu ve eklenti yapıların yenilenmesi işi ile ilgili olarak ruhsat almadan ihale yapmak, banka meclisi kararına rağmen fiyat farkı ödemek ve müteahhide verilen avansın gecikme ile tahsili suretiyle faiz kaybına neden olmak, banknot makinası alımında usulsüzlükler yapmak, iki adet kalıp için sipariş verilmesine ve ödeme yapılmasına rağmen bir adet kalıp almak suretiyle bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, uçak kiralanmasından kaynaklanan (14.199.824.578) TL zararın davalılardan R.. S..’ndan, hizmet binası restorasyonu ve renavasyonu işinden kaynaklanan avansa dair faiz kaybı (4.040.363.293) TL’nin E.. K..’dan, fiyat farkı zararı (16.483.177.897) TL’nin E.. K.., H.. B.., E.. A.., Y.. K.. ve D.. D..’dan, banknot kalıbı siparişinden doğan (100.000) DM zararın C.. Ö..’den, banknot makinası alımından kaynaklanan (14.000.000) DM zararın pazarlık komitesi, merkez yönetim komitesi ve banka meclisi üyesi davalılardan ve banknot sayma, ayırma, imha makinası alımı işinden kaynaklanan (227.050) DM zararın davalılar Rüştü,Kadir ve Cenap’dan ve (2.200.000)DM zararın satın almada izlenecek yöntemin belirlenmesinde ve satın alma kararlarının oluşumunda etkili olan aynı kişilerden tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında banknot sayım, ayırma ve imha makinasının alımına ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini belirtmişlerdir.

Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle inşaat işinden kaynaklanan (13.527.603.510) TL zararın davalılardan H.. B.., E.. A.., Y.. K.. ve D.. D..’dan dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine ilişkin olarak verilen karar, davacı ve davalılardan R.. S.. ve 12 arkadaşı vekili ile davalılardan E.. A.. ve H.. B.. vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce mümeyiz davalılar yararına bozulmuştur.

Davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir

2-Ancak, taraflar arasında ihtilafsız olduğu üzere dava dışı yüklenici firma davacı bankaya ait eski hizmet binası restorasyon ve renovasyonu işinin l.etap inşaatını 16 ay içerisinde ve fiyat farkı ödenmeden tamamlamayı üstlenmiş olup, sözleşmesine göre inşaat ruhsatı almak da dava dışı yüklenici firmanın yükümlülüğündedir. Dava dışı yüklenici firma sözleşme ile üstlendiği işin bir restorasyon ve renovasyon işi olduğunu, binanın yerini ve durumunu bilerek ihaleye iştirak etmiş, sözleşme ile inşaat ruhsatı almayı ve bu koşullarla inşaatı fiyat farkı ödenmeksizin tamamlamayı kabul etmiş bulunmaktadır.

Tacir olan ve bu sıfatının gereği olarak TTK.nun 20/2 maddesi hükmünce bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek durumunda olan ve başka firmalardan daha düşük bir teklif vermek suretiyle ihaleyi kazanan dava dışı yüklenici firmanın sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkan öngörülemeyen bir hal veya mücbir sebebin varlığını veya sonradan yürürlüğe giren ve inşaat ruhsatının alınmasının uzamasına neden olan bir mevzuat değişikliğinin varlığını kanıtlamadan süre uzatımı ve buna bağlı olarak da fiyat farkı talebinde bulunamaz. Dava konusu olayda dava dışı yüklenici firma binanın tarihi bir bina olduğunu ve bu nedenle de bu hususta yetkili bulunan mercilerden izin alınması gerektiğini bilebilecek durumda bulunduğundan ve yukarıda belirtildiği üzere sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkan yeni bir durum söz konusu olmadığından inşaat izninin ne kadar sürede alınabileceğini öngörmesi ve şayet de öngörememişse neticelerine katlanması gerekir. Aksinin kabulü halinde ihale koşullarının eşitliğinden söz edilemez. Kaldı ki, yüklenici firmanın talebi önce yerinde bulunmayarak ret edildikten, çok kısa bir süre sonra kabul edilmiş olup, bu tavır değişikliğinin yasal ve kabul edilebilir gerekçeleri de ortaya konamamıştır. Bu itibarla, banka meclisinin aksi yöndeki kararına rağmen banka meclisine götürmeden fiyat farkı ödenmesine ve dolayısıyla davacı bankanın zararına neden olan davalılar H.. B.., E.. A..,Y.. K.. ve D.. D.. aleyhine oluşturulan yerel mahkeme kararı doğru bulunduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 2004/5835 E, 2005/4346 K ve 28.04.2005 tarihli bozma ilamının (2) nolu bendinin ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Davacı taraf açtığı işbu sorumluluk davasında diğer iddialarının yanı sıra bankanın Türk Hava Kurumu’ndan uçak kiralanması suretiyle de zarara uğratıldığı iddiasında bulunmuş ve bu zararın bir kısmının efektif nakli nedeniyle bir kısmının ise banka yöneticilerinin özel veya resmi amaçlı seyahatleri nedeniyle oluştuğunu ileri sürmüştür. Mahkemece de kabul edildiği üzere dava konusu edilen 1991,1992,1993 ve 1994 yılları ile ilgili olarak banka meclisine sunulan bütçe tasarılarında efektif ve kıymet yollama giderleri hesabında THK’dan kiralanan özel uçak kiraları ibaresinin yer alması karşısında bankanın en yetkili organı bulunan banka meclisinin onayı ve bilgisi nedeniyle efektif ve kıymet yollama nedeniyle yapılan ödemelerden dolayı davalıların herhangi bir sorumlulukları söz konusu olmaz ise de, banka genel kurulunun açık bir kabul veya ibrasının bulunmaması halinde bankanın eski teamül ve uygulamaları dahilinde olmayan ve pahalı olduğu açık olan özel veya resmi seyahatler nedeniyle ödenen kira ücretlerinin ve dolayısıyla uğranılan banka zararının sorumlularınca karşılanması gerekir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın bu husustaki iddiaları üzerinde durularak banka meclisinin bu hususta açık izninin olup olmadığı ve şayet yok ise özel ve resmi seyahatlerin ne için yapıldığı, hangi görevlilerin ne amaçla ve neden tarifeli uçaklar yerine özel kiralanan uçaklarla seyahat ettikleri, şayet mümkün ise bu seyahatlerin tarifeli uçaklar veya başka vasıtalarla yapılması halinde ne kadar ödeme yapılacağı, özel uçaklara bu amaçla ne miktar ödeme yapıldığı her somut seyahat bazında değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmelidir. Bu seyahatler nedeniyle bankanın ne şekilde kar elde ettiğinin gerekçesi ve bu gerekçenin dayanakları gösterilmeden bu husustaki talebin de reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı tarafın bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.

4-Öte yandan; davacı taraf davada banknot baskı makinaları alımı nedeniyle de bankanın zarara uğratıldığını, daha ucuz makine yerine pahalısının alındığını ileri sürmüş, davalı taraf ise alınan makinaların daha az mürekkep tükettiğini ve daha kaliteli olduğunu savunmuştur. Bu husustaki iddia ve savunmanın HUMK. nun 275 vd. maddeleri uyarınca özel ve teknik bilgiyi gerektireceği açıktır. Nitekim mahkemece bu kalemi de kapsayacak şekilde davadaki tüm iddialar bakımından 2 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, karar gerekçesinde bu rapor veya raporlara göre hüküm kurulduğu belirtilmemiş, mahkeme heyetinin kendi tesbitlerine nazaran bu husustaki talebin de reddine karar verilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere bu husustaki uyuşmazlığın halli özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahkemece bu konuda uzman bilirkişi veya bilirkişilerden hüküm kurmaya ve kurulacak hükmü izlemeye olanak verecek şekilde rapor alınmak ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, iki banknot kalıbı yerine bir banknot kalıbı alınması sebebiyle dava dışı alıcı firmaya fazladan ödendiği ileri sürülen (100.000) DM’nin tahsil edilemediği ve bu nedenle de bankanın zarara uğratıldığı iddiası bakımında da fazladan ödendiği iddia olunan (100.000) DM’nin akıbeti saptanmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmadığından, davacı tarafın bu yönlere ilişen karar düzeltme itirazlarının kabulüyle, yerel mahkeme kararının bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerekmiştir…”) gerekçesiyle;

Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) no’lu bentde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 2004/5835 E, 2005/4346 K. sayılı ve 28.04.2005 tarihli bozma ilamının (2) no’lu bendinin ortadan kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının (3) ve (4) no’lu bentlerde yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA…”)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı ve bir kısım davalılar vekilleri

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, T.C. Merkez Bankasında görev yaptıkları süre içinde davalıların bankayı zarar uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

İşin esasına geçilmeden önce, temyize konu direnme kararının Anayasa’nın 141/3 ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/3.maddeleri uyarınca direnme gerekçesi ihtiva edip etmediği hususu ön sorun olarak ele alınmıştır.

Belirtilmelidir ki, bir mahkeme kararının gerekçesi, davaya konu maddi olguların mahkemece ne şekilde nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hangi hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla ortaya koyan, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan gerekçe bölümünün bulunması, zorunludur.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Öte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin delil veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de, çoğu kez o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesini gerektirir.

Yine, direnme kararlarının hukuksal niteliklerinin doğal sonucu ve gereği olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yapacağı inceleme ve değerlendirme sırasında gözeteceği temel unsurlardan birini direnme gerekçesi oluşturacağından, yukarıdaki tüm gerekçelerin yanında, özel olarak bu bakımdan da direnme kararının gerekçeli olarak yazılması zorunludur: Özel Daire bozma ilamına hangi nedenlerle uyulmadığı, niçin yerinde bulunmadığı ve mahkemenin bozulan önceki kararının neden hukuka uygun olduğu hususlarının direnme kararında açıklanmasında kesin bir zorunluluk bulunmaktadır.

Nihayet, direnme kararlarının taşıdıkları önem nedeniyle, değinilen nitelikte bir gerekçeyi içermeleri mantık gereğidir: Yasa’nın, hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli ve dahası yetkili kıldığı bir Yargıtay dairesinin bu denetim sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının doğru olduğu iddiası, zorunlu olarak o iddianın yasal ve mantıksal gerekçelerini de içermek zorundadır. Salt, bozma ilamının yasaya uygun bulunmadığına işaret edilmek suretiyle direnme kararı verilmesi, yargılama faaliyetinin hakime yüklediği görevlerde bir savsamayı, dahası hafife almayı ortaya koyar.

Bu açıklamaların ışığında, somut olayda yerel mahkeme direnme kararında; direnilen kısma ilişkin olarak önceki gerekçelerin tekrarlanması suretiyle gerekçe oluşturulduğu ayrıca dava dışı firmanın bir jest olarak iki kalıbı aynı fiyatla yapmayı kabul ettiği hususuna dayanıldığı, dolayısıyla belirtilen içerikteki direnme kararının, yine yukarıda değinilen anlamda yasal gerekçe içerdiği çok açıktır. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta ön sorun bulunmadığına oybirliğiyle karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

İşin esasına gelince;

I-Taraf vekillerinin direnmeye ilişkin temyizinin incelenmesinde;

Kısmi direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dışı firmaya toplam 200.000 DM bedelle yaptırılması planlanan iki adet banknot kalıbından bir tanesinin yapımından vazgeçilmesi karşısında bankanın 100.000 DM zarar uğratılıp uğratılmadığı ile bu zarardan davalılardan C.. Ö..’in sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Yerel mahkemece dava dışı firmanın iki kalıbı jest olarak 200.000 DM bedelle yapmayı kabul ettiği belirtilmiş ise de; pazarlık komitesi zaptı ve buna uygun olarak yapılan sözleşme uyarınca anlaşmanın 100.000 TL ve 25.000 TL ‘lik iki kalıp için yapıldığı ve bunun bedelinin 200.000 DM olduğunun kabulü zorunludur.

Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre 100.000 TL’lik banknot kalıbı yapılarak teslim edildiği halde 25.000 TL’lik kalıbın yapılmadığı, 25.000 TL’lik kalıp yapılmamasına rağmen 200.000 DM bedelin tamamının ödendiği hususları da tartışmasızdır.

Böylece yapılmayan işin bedelinin ödenmesinden, ödeme tarihinde Emisyon Genel Müdürü olan davalı C.. Ö..’in kusur ve sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir.

Ne var ki, davalının sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi yönünden mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Zira yapılmayan kalıbın, dava dışı firmaya yapılan ödeme içindeki miktarı yöntemince tespit edilmediği gibi 25.000 TL’lik kalıbın dava dışı şirkete yaptırılmamasında davacı bankanın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır.

Bu kapsamda mahkemece; öncelikle, davacı bankanın kalıbın yaptırılmamasında müterafik kusuru bulunup bulunmadığı araştırılmalı; yapılacak bilirkişi incelemesi ile; dava dışı firmanın 20.000 TL’lik kalıbı kullanarak 25.000 TL’lik kalıp yapabileceğine dair teklifinin kalıp maliyetini etkileyeceği doğal olduğundan, bu husus ta nazara alınarak yapılmayan 25.000 TL’lik kalıbın maliyeti ve toplam bedele oranla değeri belirlenmeli; böylece yapılmayan 25.000 TL’lik kalıp bedelinin ödenmesinden dolayı davacının uğradığı zarar miktarının ve varsa müterafik kusurun bu miktara etkisinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti ile varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Direnme kararı, açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır.

II-Taraf vekillerinin uyulan kısma yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Bozma ilamının yukarıda (I) bentte açıklanan “banknot kalıbı yapımına ilişkin” kısmı dışındaki bozma nedenlerine uyularak oluşturulan hüküm, açıkça yeni hüküm niteliğinde olup, Hukuk Genel Kurulu’nun görev alanına girmemekte; Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

S O N U Ç : Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda (I) numaralı bentte gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, oyçokluğu ile,

2-(II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11.HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, oybirliği ile,

02.06.2010 gününde karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA