kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 
 
 
 
 

 

 
 
 

 

13. Hukuk Dairesi 2007/3171 E., 2007/7154 K.
  • MENFİ TESPİT DAVASI

    "İçtihat Metni"

    Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    Davacı, dava dışı Akın' a kefil olduğunu, kefilliği 400.000.000 Tl için kabul ettiğini, sözleşmede kefalet limiti gösterilmemesine rağmen, banka tarafından sonradan 3.000.000.000 Tl olarak doldurulduğunu ve hakkında takip başlatıldığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

    Davalı, davacının garantör olarak sözleşmeyi imzaladığını, başlatılan takibe itiraz etmediğinden takibin kesinleştiğini, sözleşmenin tüm sayfalarında davacının imzasının olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

    Mahkemece, davacının sözleşmede limitin yazılmadığını iddia ettiğini bu iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığını, sözleşmedeki limit üzerinden yaptırılan bilirkişi raporuna göre davacının takip tarihi itibariyle 3.717,72 YTL borçlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı, dava dışı Akın Yar' a kefil olduğunu, kefilliği 400.000.000 Tl için kabul ettiğini, sözleşmede kefalet limiti gösterilmemesine rağmen, banka tarafından sonradan 3.000.000.000 Tl olarak doldurulduğunu ve hakkında takip başlatıldığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile borçlu olmadığının tespitini istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacının garantör olarak sözleşmeyi imzaladığını, başlatılan takibe itiraz etmediğinden takibin kesinleştiğini, sözleşmenin tüm sayfalarında davacının imzasının olduğunu savunmuştur. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin kefalet mi yoksa garanti sözleşmesi mi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Gerek doktrin ve gerekse bu konudaki uygulamanın öncüsü niteliğindeki 11.6.1969 gün ve 1969/4-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler çerçevesinde bakıldığında, davacı tarafından imzalanan kredi sözleşmesi ve ekindeki Garanti Sözleşmesi içeriğinden taraflar arasındaki ilişkinin kefalet olduğu anlaşılmakta olup, esasen mahkemenin kabulü de bu yöndedir. 12.4.1944 gün ve 14-13 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince de limit belirlenmesi kefaletin asli unsurudur. Daha açık bir anlatım ile, sözleşme kurulurken kefilin sorumlu olacağı limit belirlenmiş olmalıdır. Limit belirlenmemiş ise geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz etmek mümkün değildir. Somut olayda dava dışı asıl borçlu Akın Yar için uygun görülen kredi limiti hanesinin diğer yazılardan ve kullanılan kalemden farklı olarak ve kurşun kalemle 3.050.000.000 TL olarak doldurulduğu çıplak gözle dahi açıkca görülmekte olup, bu husus kredi limitinin sonradan doldurulduğuna karine teşkil eder. Dolayısıyla geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usül ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 22.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     
     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA