kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 
 
 
 
 

 

 
 
 

 

13. Hukuk Dairesi 2008/9245 E., 2008/11969 K.
  • İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
  • POLİÇEYİ KABUL EDENE KARŞI AÇILACAK DAVALAR

     

  • 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 61 ]
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 76 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 613 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 644 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 661 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 690 ]

    "İçtihat Metni"

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacı, davalılardan A........ Y......'a vermiş olduğu ödünç karşılığında, adı geçen kişi tarafından, alacaklısı A...... Y......, borçluları da diğer davalılar olan 1.5.1999 tanzim ve 1.6.1999 vade tarihli 15.000.000.000 TL bedelli bononun imzalanarak kendisine verildiğini, vadesinde ödenmeyen bonodan kaynaklanan alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine ise itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

    Davalılar S....G....., Ö.... Ç.... ve F.... A..., davacıya senetli veya senetsiz herhangi bir borçları bulunmadığını, davanın sadece davacı ile ödünç ilişkisi bulunduğu iddia edilen A........ Y......'a karşı açılabileceğini, kendilerine karşı dava açılamayacağını, böyle bir senet de imzalamadıklarını, kaldı ki senedin de zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini dilemişler, diğer davalı A........ Y...... ise davaya cevap vermemiştir.

    Mahkemece, davalılardan A........ Y...... hakkında açılan dava yönünden, icra takip dosyasında adı geçen kişiye ödeme emrinin tebliğ edilemediği, dolayısıyla takibe itirazının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında açılan davada 2008/9245-11969

    ise, takibe dayanak yapılan kambiyo senedinde üç yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    1-6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK), Üçüncü Kitabının "Dördüncü Faslı"nı oluşturan Kambiyo senetlerinin düzenlendiği "Birinci Kısım"da, poliçelar hakkında ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiş, bono ve çeklere ilişkin hükümlerde ise genelde poliçe ile ilgili düzenlemelere atıflarda bulunulmuştur. TTK'nun 690.maddesindeki gönderme gereğince bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 661. maddesinde, poliçeyi kabul edene (bonolarda keşideciye) karşı açılacak davaların vade tarihinden itibaren üç yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür. Bu hükme göre senet borçlusu keşideciye karşı senetten doğan alacak hakkını vadeden itibaren 3 yıl içinde kullanmayan hamil, borçluya karşı kambiyo senedine dayalı müracaat hakkını kaybedecektir. Ancak TTK Kanununun 644.maddesinde, keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatabın, zamanaşımı sebebiyle poliçeden doğan borçları düşmüş olsa bile hamilin zararına ve sebepsiz olarak iktisap etmiş olduğu miktar oranında ona karşı borçlu kalacağı hüküm altına alınmıştır. Çeklerle ilgili TTK'nun 730.maddesinde sözü edilen TTK'nun 644. maddesine göndermede bulunulmasına rağmen, bonolara ilişkin TTK'nun 690.maddesinde böyle bir göndermede bulunulmamışsa da, gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamalarında, bono hamilinin de Borçlar Kanununun 61 ve devamı maddeleri uyarınca sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre keşideciye müracaat edebileceği, dolayısıyla TTK'nun 644. maddesinin bonolarda da uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (Bkz. Y.HGK.2008/12-542 E. 2008/521 K. ; Y.HGK. 2007/19-132 E. 2007/153 K. ; YHGK, 28.3.2001, 2001/19-230 E., 2002/310 K.)

    Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davalılardan A........ Y...... adına F.... A... ve S....G..... tarafından keşide edilen, H. Ö.... Ç....'in de "kefil" ibaresinin yazılı olduğu bölümü imzaladığı 1.5.1999 tanzim ve 1.6.1999 vade tarihli bononun, lehdar tarafından davacıya ciro edildiği, davacı tarafından 24.6.2002 tarihinde davalılar hakkında takip başlatıldığı, takibe itiraz üzerine de "itirazın iptali" istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Vade tarihinden itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davacının senet borçlularına karşı kambiyo senedine dayalı müracaat hakkı kalmamıştır. Bononun ciro yoluyla hamili bulunan davacı ile A........ Y...... dışındaki diğer davalılar arasında temel ilişki de mevcut değildir. Nitekim davacı da, adı geçen davalıların sadece senette imzaları bulunması nedeniyle onlara karşı da takip başlattığını 2.6.2005 tarihli celsede açıkça belirtmiştir. HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. O halde dava konusu bonoyu ciro yoluyla ele geçirmiş olan davacı ile bono borçluları A........ dışındaki davalılar arasındaki uyuşmazlığın, az yukarda değinilen TTK.nun 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.

    Bu noktada bonoda borçlu sıfatıyla imzaları bulunan davalıların hukuki durumları ile anılan hükmün tüm davalılar yönünden uygulanmasının mümkün olup olmadığı da tartışılmalıdır;

    Davalılardan F.... A... (F…

    …… Ç....) ve S....G.....'in (Ş…

    …. G.....) bononun ön yüzünde "ödeyecek" yazılı kısmın karşısında birlikte isim ve imzaları bulunduğundan, adı geçen kişilerin bononun müşterek keşidecileri olduğu kabul edilmelidir. (Bkz. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 1997, 2.Baskı sh.801) Buna karşılık takip konusu bonoda H. Ö.... Ç....'in isim ve imzası ise bonoda "kefil" yazılı kısmın karşısında bulunmaktadır. TTK'nun 613/1. maddesi gereğince muhatap veya keşidecinin (veya keşidecilerin) imzaları dışında poliçenin ön yüzüne konan her imza, avali gösteren herhangi bir kayıt (şerh) bulunmasa da, aval verildiği anlamındadır. (Bkz. Aynı yönde; 11. HD 6.10.1986 E.1986/4563, K.1986/4992 ; 12.HD. 26.3.1987 E.1986/8472 K.4141, Fırat Öztan, age, sh.801; Ertan Demirkapı, Kambiyo Senetlerinin Aval Yoluyla Temini, İzmir 2005, sh. 62) Bu nedenle bononun ön yüzünde "kefil" yazılı kısmın karşısında imzası bulunan kişinin, gerçekte aval verme iradesiyle hareket ettiği, dolayısıyla aval veren olarak kabulü gerektiği, gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında benimsenmiştir. (Bkz. Hayri Domaniç, Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, TTK Şerhi, 1V İstanbul, 1990 sh. 235 ; Ertan Demirkapı, age sh.63 ; Yargıtay 12. HD.1999/11398 E. 1999/12463 K. 18.10.1999 YKD 2000/1 sh.61 ; 19.HD. 25.6.2001 T. 2001/1283 E. 2001/4938 K. ; 11.HD. 1987/1185 E. 1987/2184 K.) O halde dava konusu olayda da takip konusu bononun ön yüzünde "kefil" yazılı kısmın karşısında isim ve imzası bulunan davalılardan H.Ö.... Ç....'in, bonoda aval veren sıfatında bulunduğunu kabul etmek gerekir.

    Bonoda imzaları bulunan davalıların kambiyo senedindeki hukuki sıfatlarının bu şekilde tespitinden sonra, TTK'nun 644. maddesinin, tüm davalılar yönünden uygulanıp uygulanamayacağının incelenmesine gelince; TTK'nun 644. maddesine göre sebebsiz zenginleşme davasında davalılar kural olarak keşideci veya muhatap veya her ikisidir. Keşideci kavramına, hesabına poliçe çekilen şahıs veya ticarethane, kavramına, ikametgahlı poliçeyi ödeyecek kişi de dahildir.(TTK. 644/2) Bu kişilerin ortak yönleri, senedin zamanaşımına uğraması sonucunda malvarlıklarında hamilin zararına sebebsiz bir zenginleşmenin meydana gelmiş olmasıdır. TTK'nun 644. maddesinde davanın yöneltilebileceği kimseler tahdidi olarak belirtilmiş olduğundan, cirantalara, kefile, aval verene karşı sebebsiz zenginleme davası açılamaz. (Ertan Demirkapı, age, sh.200 ; Kazım Menderes Uslu, Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımı, Ankara 2006, sh. 324, davanın kefile karşı açılamayacağı ile ilgili bkz.Yargıtay 11.HD.4.7.2002 2002/3093 E. 2002/7001 K.) O halde somut olayda da takip konusu bonoda aval veren durumunda olan davalılardan H. Ö.... Ç....'e karşı TTK'nun 644. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davası açılması mümkün değildir. Adı geçen davalıya karşı açılan davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiğinden, davacının bu davalı yönünden sonucu itibariyle doğru olan hükme yönelik temyiz itirazlarının bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.

    2-Davalılardan A........ Y......'a icra takip dosyasında ödeme emrinin tebliğ edilemediği, adı geçenin, takibe karşı bir itirazının da bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece anılan davalı yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    3-Davalılardan F.... A... (F…

    ….. Ç....) ve S....G..... (Ş…

    …. G.....) hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    Yukarda (2) no'lu bentte açıklandığı üzere, bononun vade tarihinden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonraki bir yıl içinde açılan bu davada davacı, senedi keşideci olarak imzalamış olan davalılara karşı TTK.nun 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvuru hakkına sahip olup, davalı keşideciler, genel hükümler çerçevesinde sebepsiz zenginleşmediklerini kanıtlamakla yükümlüdürler. Mahkemece taraflardan bu hususa ilişkin delilleri sorularak, yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davada ileri sürülen maddi olgulara uygulacak yasa maddelerinin tespitinde yanılgıya düşülerek, TTK'nun sebebsiz zenginlemeye ilişkin 644. maddesi hükmü gözardı edilmek suretiyle, senedin üç yılık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğundan bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın davalılardan H. Ö.... Ç.... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar hakkında verilen karar yönünden ise temyiz edilen hükmün 2. ve 3. bentler gereğince temyiz eden davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     
     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA