kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

14. Hukuk Dairesi 2011/3650 E., 2011/4757 K.
  • ARSA BEDELİNİN TAHSİLİ
  • İNANÇ SÖZLEŞMESİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL
  • İNANÇ SÖZLEŞMESİNİN YAZILI OLMASI
  • İNANÇLI İŞLEMLER
  • SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

     

  • 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 22 ]
  • 3194 S. İMAR KANUNU [ Madde 18 ]

    "İçtihat Metni"

    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; alacak isteminin kabulüne dair verilen 23.11.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

    Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek arsa bedelinin 1/2'si ile 132 ada 25 sayılı parsel üzerine yapılan binanın 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerinin bedelinin tahsili taleplerine ilişkindir.

    Davalı, yargılamaya katılmamıştır.

    Mahkemece, tapu iptali ve tescil istemi, inanç sözleşmesi mülkiyetin geçirilmesinden sonra düzenlendiği, binadaki 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin davacı değil onun eşi tarafından yapıldığı gerekçesiyle reddedilmiş, arsanın 1/2 oranındaki değeri olarak bilirkişinin saptadığı 12.700,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

    Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

    İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

    İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte, ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

    İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye "inanan" adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de "inanılan" denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise "inanç konusu şey" olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

    İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

    İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delilin, mülkiyetin bir tarafa geçmesinden önce veya sonra düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Zira 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında bu yönde bir sınırlama getirilmemiş, sadece iddianın yazılı delille kanıtlanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Kaldı ki, Dairemizin ve Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun uygulamaları da bu doğrultudadır.

    İnanç sözleşmesine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince;

    25.05.2007 tarihli sözleşmedeki tarafların imzası ve içeriğinde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının dayandığı bu sözleşmede aynen "işbu mevcut hisse üzerinde 4 katlı bina olup, bu binanın zemin ve 1. kat olmak üzere 2 kat benim üzerimde kalıp, diğer 2. kat 3 no'lu ve 3. kat 4 no'lu daireler arsayı aldığımızda beraber yaptığımız Sadık kızı Sevgil'e ait olup, benim bu 3 ve 4 no'lu daireler ile ilgim olmadığından ve ilerde bu yer imar geçtiğinde yarısının tapusunu devredeceğimden bu sözleşmeye şahitler huzurunda imza ederim" sözlerine yer verilmiştir. Görülüyor ki bu sözleşmede davalı, arsanın davacı ile birlikte alındığını, arsa üzerindeki binanın 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerinin onun tarafından yapılmış olduğunu kabul et-miştir. Dolayısıyla iddia 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı şekilde yazılı delille kanıtlanmıştır. Davacı, bu sözleşmeye dayanarak mülkiyet aktarımı isteminde bulunabilir.

    Ne var ki incelenen tapu kaydında, taşınmazın imar planı dışında olduğu, ancak mücavir saha içinde kaldığı anlaşılmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/son maddesi imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacıyla arsa ve parsellerin hisselere ayrılarak paydan pay devrini engellediğinden, davacının bu aşamada mülkiyet talebinde bulunmasına olanak yoktur. Fakat davada ikinci kademedeki istek olarak binadaki 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin bedellerinin tahsili de talep edilmiştir. Davacı mülkiyet talebinde bulunamayacağından, davalının da kabul ettiği binadaki 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin davalı uhdesinde kalması sebepsiz zenginleşmesine neden olur. Davalının, sebepsiz zenginleştiği bu değeri bedel olarak davacıya iade etmesi gerekir.

    Mahkemece yapılması gereken iş, 132 ada 25 sayılı parsel üzerindeki binanın 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerinin değerini dava tarihine göre hesaplatmak, davadaki ikinci kademe istemi bunun sonucuna uygun şekilde hükme bağlamak olmalıdır. Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

    S o n u ç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     
     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     
     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA