kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

13. Hukuk Dairesi 2009/5315 E., 2010/1111 K.
  • ADİ ORTAKLIKTA TASFİYE
  • TARAF TEŞKİLİ

     

  • 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 538 ]
  • 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 539 ]
  • 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 540 ]
  • 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 520 ]

    "İçtihat Metni"

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    Davacı, davalıların murisinin, K... adıyla bilinen işletmede, balık üretimi ve istihsali işi ile uğraşmakta iken, kendisini ve dava dışı iki kişiyi daha işletmeye ortak olarak aldığını, bu konuda 06.04.2002 tarihli sözleşmenin imzalandığını, ortaklık nedeniyle bakkaliye, benzin, çimento gibi giderlerin kendisi tarafından ödendiğini, ne var ki davalının, 28.07.2003 tarihinde kendisini vekaletten azlettiği gibi, sözleşmeyi de feshettiğini bildirdiğini, bu durumda sözleşme gereğince yapmış olduğu masrafların, cezai şartla birlikte 11.430.000.000 TL olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, anılan miktarın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

    Davalılar, murisleri ile davacı ve dava dışı kişiler arasında ortaklık sözleşmesi yapılmışsa da, ortaklığın devam ettiği 15 aylık süre içinde sözleşmenin 11. maddesinde belirtilen yatırımlara ilişkin sermaye konularak yatırımlara başlanılmadığını, bu nedenle de sözleşmenin muris tarafından haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.

    Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin ispat edilemediği gibi, davacının yapmış olduğu masraflara ilişkin iddiasını da ispat edemediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    06.04.2002 tarihli sözleşme ile, K... adıyla bilinen işletmede, balık üretimi ve istihsali konusunda, dava dışı iki ortakla birlikte, davacı ve davalıların murisi arasında Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, işletmeye ilişkin tüm resmi kayıt ve belgeler, davalıların murisi adına görünmekte ise de, ortaklık, davacı ve dava dışı diğer iki ortağın, dış ilişkide ortak olarak görünmediği bir iç ortaklık tarzında oluşmuştur. Bu nedenle davacı ve diğer iki ortağın dış ilişkide gizli ortak olarak yer aldığı, söz konusu "iç ortaklık" nedeniyle, tarafların birbirlerine karşı adi ortaklıktan doğan sorumlulukları ve talep hakları mevcut olup, davacı iş bu davada, sözleşmenin davalıların murisi tarafından feshedilmesi nedeniyle yapmış olduğu masrafların, cezai şartla birlikte 11.430.000.000 TL olarak ödetilmesini talep ettiğine göre, bu talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin öncelikle bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir.

    Öte yandan, adi ortakların tümünü ilgilendiren böyle bir davada, dava dışı diğer iki ortağın davada taraf olarak yer almadan uyuşmazlığın çözümlenmesi de mümkün değildir. (Bkz. 13. H.D. 15.12.1983 tarih, 1983/7910-8956 sayılı kararı) Nitekim, Borçlar Kanununun 540. maddesinde de adi ortaklıkta tasfiyenin bütün ortaklarca birlikte yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle eldeki davanın, dava dışı diğer iki ortağa da yöneltilmesi zorunlu olduğundan, dava dışı ortaklar İlhamı ve Nazmi Namık'ın, yöntemine uygun olarak davaya dahil edilmeleri sağlandıktan sonra bütün ortakların katılımı iie birlikte tasfiyeye karar verilmesi gereklidir. Sözleşmede hüküm bulunması halinde tasfiyenin öncelikle bu hükümlere göre yapılması gerekli olduğundan, somut olay itibariyle, dava dilekçesinde de davanın dayanağı olarak gösterilen, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde bulunan, "Bu sözleşmenin Sıtkı veya varisleri tarafından tek taraflı iptal edilmesi, Erden ve Nazmi Namık'a işlerin takibi için verilen vekaletleri iptal etmesi söz konusu olduğunda Sıtkı ve tarafı bu yatırım miktarına uğraş ve emek payı da yüzde yüz ilave edilmek kaydıyla Dolar bazında ödemeyi şimdiden taahhüt ve kabul ederler." Şeklindeki tasfiyeye ilişkin özel düzenleme de göz önünde bulundurulup değerlendirilmek suretiyle, Borçlar Kanununun 538. maddesi ve devamı hükümlerine göre ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, davanın ispat edilemediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 02.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     
     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     
     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA