kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

13. Hukuk Dairesi 2011/5605 E., 2011/14474 K.
  • HAKSIZ ŞART
  • KREDİ KARTI ÜCRETİ, AİDATI
  • TÜKETİCİNİN BELLİ BİR SÜRE KREDİ KARTI AİDATINI ÖDEMESİ, SONRADAN BU BEDELİ ÖDEYECEĞİ ANLAMINA GELMEZ.

     

  • 5464 S. BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU [ Madde 13 ]
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 432 ]
  • 4077 S. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 6 ]

    "İçtihat Metni"

    Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacı T..... Birliği Derneği, davalı ve dilekçesinde belirtildiği bankaların onyedi milyon tüketiciye verdiği kredi kartı ile hizmet sunduğunu, verilen kredi kartı nedeniyle kredi kartı ücreti, kredi kartı aidatı ve benzeri isimler altında yılda 30.00-120,00 TL arasında değişen rakamlarda paranın tüketicilerden talep edildiğini, talep edilen bu ücretlerle ilgili binlerce tüketici tarafından Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvuru yapıldığını, kredi kartı aidatı, kredi kartı ücreti adı altında alınan paraların tüketiciye iadesine karar verildiğini, verilen kararların Yargıtay'ca onandığını ancak verilen kararların başvuruda bulunmayan tüketiciler bakımından sonuç doğurmadığını, hatta uyuşmazlık konusu edilen yılın kart ücretini iade eden bankanın bir sonraki yıl aynı şekilde talepte bulunduğunu, banka tarafından talep ve tahsil edilen bedellerin 4822 sayılı yasa ile değişik 4077.sayılı yasanın 6.maddesine, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununa aykırı olduğunu belirterek; banka tarafından kredi kart ücreti, kredi kart aidatı, kredi kart bedeli ve benzeri isimler altında tüketicilerden talep ve tahsil olunan miktarların alınmaması gerektiğinin tesbitine ve bankaların buna ilişkin uygulamasının iptaline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, kart ücretinin verilen hizmet karşılığı olup, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununu 13/2 maddesi gereği alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    Mahkemece, 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda kredi kartı ücreti alınmasını engelleyici bir hüküm olmadığı gibi aynı yasanın 13.maddesinde ücret alınmasını mümkün kılan düzenleme olduğunu, tarafların serbest iradeleri ile karşılıklı müzakere ederek imzalanan ve bir nushasının tüketiciye teslim edildiği sözleşme içeriğine uygun olarak kart çıkaran kuruluşlarca yıllık kart ücreti talep edebileceği, buna karşılık kart çıkaran kuruluşca önceden matbu olarak hazırlanmış ve tüketici ile müzakere edilmeden, tüm sayfaları tüketici tarafından imzalanmamış, bir örneği tüketiciye verilmemiş olan sözleşmeye dayanarak tüketiciden kart ücreti istenmesinin hukukça korunmayacağı, ancak yasalarımızın öngördüğü şartları taşımayan tüketici aleyhine şartlar taşıyan, kart çıkaran kuruluşca geçmiş yıllarda talep edilen kart ücretini herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan, itiraz ve dava hakkını kullanmaksızın ödeyegelen tüketicinin zimnen bu uygulamaya onay verdiğini, sonraki yıllarda bu tür ücretlere itirazda bulunmasının TMK 2 maddesindeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmayacağını, tüm bu nedenlerle bankalar ile tüketiciler arasında yapılan sözleşmelerin ve içeriklerinin münferiden değerlendirilmesi gerektiğinden bu sözleşmelerin genel olarak değerlendirilmesinin ve karar oluşturmasının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine müdahale olacağından davacı talebinin bu nedenle reddine ilişkin verdiği karar, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.

    1-Davalı temyizi yönünden yapılan incelemede; 21.10.2010 günlü ilam temyiz eden davalı tarafa 31.12.2010 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz dilekçesi 24.1.2011 tarihinde verilmiştir.

    3156 sayılı yasanın 20.madesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1 maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15.gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3. karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

    2-Davacı temyizi yönünden yapılan incelemede; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    3-Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, kredi kartı sözleşmelerine kredi kartı çıkaran kuruluşun tüketici ile müzakere etmeden tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kurallarına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

    4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6/2.maddesi gereğince, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7.maddesindeki düzenlemeye göre: Satıcı; sağlayıcı ve kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır.

    Görüldüğü gibi mevzuatımızda, sözleşmede bulunan haksız şartlarla ilgili olarak, tüketiciyi bağlamayacağı ve batıl olma gibi hukuki mueyyide getirilmiştir. Tüketicinin bu hakkını kullanması ile ilgili herhangi bir zaman sınırlaması bulunmamaktadır. Tüketici bu hakkını her zaman kullanabilir. Borçlar Kanunundaki düzenlemeler, tüketici hakkını korumaya yeterli olmadığı için Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Yasanın amacı, sağlayıcı ve satıcıya karşı daha zayıf durumda olan tüketiciyi korumaktır. Bu amaçla çıkan yasada yorumun tüketici lehine olması esas olmalıdır.

    Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi haksız şart niteliğinde olduğu kabul edilen ve tüketiciden kredi kartı ücreti, kredi kartı aidatı vb. isimler altında alınan bedelleri tüketicinin bir süre ödemesi, sözleşmedeki haksız şarta icazet verdiği ve bundan sonra da ödemeye devam edeceği anlamına gelmez. Kredi kartı hamili belli bir süre ödeme yaptıktan sonra, haksız şart niteliğinde olan sözleşme hükmüne uygulanması gereken "haksız şartın bağlayıcı olmayacağına" ilişkin müeyyide gereği talepte bulunabilir. Hal böyle olunca tüketici haksız şart niteliğinde olan kredi kartı aidatını bir süre ödedikten sonra gelecek dönemler için sözleşmedeki hükmün haksız şart olması nedeniyle ileriye yönelik olarak talepte bulunabileceği gözetilmeksızın aksine düşüncelerle bu talebin iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğine dair mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davalının temyiz dilekçesinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 3. Bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     
     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     
     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA