kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  12. Hukuk Dairesi 2008/24960 E., 2009/4267 K.
  • KATMA DEĞER VERGİSİ
  • KATMA DEĞER VERGİSİNDEN MUAFİYET

     

  • 3065 S. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU [ Madde 11 ]
  • 3065 S. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU [ Madde 17 ]
  • 3065 S. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU [ Madde 1 ]

    "İçtihat Metni"

    Mahalli mahkemece verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

    1-2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 68. maddesinde; tellallık harcını mal ve ürünleri satan gerçek ve tüzel kişilerin ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, harcın sorumlusu, ihalede malı satılan borçludur. Ancak, bu harç borçluya ait ise de, onun adına bu hara yatıran alıcı, daha sonra bu parayı borçludan geri alabilir. Hal böyle olunca, alacaklı harçtan sorumlu olmadığına göre, Harçlar Kanunu'ndaki alacaklıya tanınan muafiyete ilişkin hükümler burada uygulanamaz. Açıklanan nedenlerle alacaklının tellaliye harcına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddî gerekir.

    2-Alacaklının KDV alınmasından sorumlu olmadıklarına ilişkin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;

    Alacaklı banka, kredi alacağı sebebi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoly ile takibe geçildiğini, alacağa mahsuben banka adına alınan taşınmazlara ilişkin olarak KDV bedelinin bankadan talep edilmemesi gerektiğini, KDV bedelinin ödenmesine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece, bankanın KDV'den muaf olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

    3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, Türkiye'de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 1. maddesinin (d) bendinde, müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışların katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 15 ve 48 seri nolu Katma Değer Vergisi genel tebliğlerinin müzayede mahallinde yapılan satışları düzenleyen bölümünde cebri icra, izaleyi şüyu, ipoteğin paraya çevrilmesi ve tasfiye nedenleriyle müzayede mahallerinde yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışların katma değer vergisine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yasa maddesi ve uygulamaya ilişkin tebliğler birlikte değerlendirildiğinde, müzayede mahallerinde yapılan aleni ve özel satışlar ile cebri satışların ticari olup olmadığına bakılmaksızın katma değer vergisine tabi olması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme olan Danıştay'ın kararları da bu yöndedir. Uygulamada cebri icra satışlarında KDV alınmakta olup, KDV Kanunu'nda cebri icra ile ilgili özel bir düzenleme mevcut değildir. Cebri icradaki KDV alımı, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1/3-d bendi uyarınca yapılmaktadır. Yasa koyucu, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11. ve sonraki maddelerinde, Kanun'un 1. maddesine göre KDV'den sorumlu olanlarla ilgili olarak bazı hallerde muafiyete ilişkin dü

    zenlemeler getirmiştir. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin değişik (r) bendinde "bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin KDV'den muaf olduğu" açıkça belirtilmiştir. Bu durumda Danıştay kararları, Yargıtay ve diğer Daire görüşlerine ve uygulamaya uygun olarak yeniden oluşturulan içtihatlarımız doğrultusunda, alacaklı banka, alacağına karşılık borçlu ve kefilinin borçları ile ilgili olarak onlara ait taşınmazları cebri icra yolu ile aldığı takdirde KDV'den muaftır.

    Somut olayımızda alacaklı banka, kredi borcuna karşılık almış olduğu ipoteğe dayalı olarak takip başlatmış, kesinleşen takip üzerine yapılan ihalede taşınmazı alacağına mahsuben almıştır. Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere alacaklı banka KDV uygulamasından muaf olacağı için, kendisinden bu konuda ödeme yapılması istenemez. Mahkemece bu yöne ilişkin şikayetin kabulü ile KDV alınmasına yönelik icra memuru işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile istemin reddi isabetsizdir.

    Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA