kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  11. Hukuk Dairesi 2004/12369 E., 2005/9979 K.
  • HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

     

  • 1163 S. KOOPERATİFLER KANUNU [ Madde 16 ]

    "İçtihat Metni"

    Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.05.2004 tarih ve 2003/20-2004/311 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

    Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 843/A, 846/A, 844/A nolu üyesi iken ihracına ilişkin kararın alınması ve bunun mahkeme kararı ile iptal edilmesi sonrasında, mahkeme ilamının uygulanması istemini içeren 03.05.2002 tarihli dilekçeye, davalının, o mahkeme ilamından sonra aidatların yatırılmadığını ve ihraç kararı alındığını müvekkiline kısa bir cevabi yazı ile bildirdiğini, müvekkiline bizzat tebliğ edilen bir ihtar ya da karar bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin üyeliğinin tespitini, çıkarma kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili, hak düşürücü süre geçirildikten sonra dava açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, üç üyelik için alınan ihraç kararlarının davacının gelinine 2000 yılında tebliğ edildiği, davalının 06.05.2002 tarihli cevabi yazısının, birkaç gün içerisinde davacıya tebliğ edildiğini davacı vekilinin son oturumda imzalı beyanı ile bildirdiği, davanın, gerek ihraç kararlarının tebliğine, gerekse cevabi yazının tebliğine göre, 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 30.12.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

    Dava, davacının üç ayrı paya ilişkin ihraç kararlarının iptali istemine ilişkindir.

    Davalı vekili, davacının her üç paya ilişkin ortaklıktan ayrı ayrı ihraç edildiğini ve ihraç kararlarının kesinleştiğini savunmuştur.Mahkemece,davacının ihraç kararlarını haricen öğrendiği ve kaldı ki,ihraç kararlarının davacının gelinine de tebliğ edildiği gerekçesiyle,davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

    Oysa, ilk gerekçeye ilişkin olarak,ihraç kararının varlığını haricen öğrenme, sonuca etkili değildir. İptal davası süresinin başlaması için kararın davacıya usulüne uygun tebliği zorunludur. Somut olayda, davacının, üyeliğinin akıbeti hakkındaki başvurusu üzerine,davalının ihraç kararlarının varlığından davacıyı haberdar eden 06.05.2002 tarihli cevabi yazısının tebliğ yerine geçmesi mümkün değildir. Zira, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3. maddesi hükmü uyarınca, çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaz ise ihraç kararı, kesinleşir. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir.

    Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın varlığının değil, kararın bizzat kendisinin tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme

    olduğu takdirde tebliğin yapıldığını, ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğ yapılmaması halinde, hak düşürücü sürenin başladığından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla,somut olayda, bu yazının tebliği ile sürenin başlamadığının kabulü gerekmekte olup, mahkemenin, aksi yöndeki gerekçesi doğru değildir.

    Diğer gerekçenin irdelenmesine gelince; üç paya ilişkin ayrı ayrı ihraç kararları, noter şerhine göre,davacının gelini Rukiye'ye tebliğ edilmiş ise de, bu kişinin muhatap ile aynı çatı altında oturup oturmadığı şerhten anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, tebliğ mazbatalarının asılları celbedilip, davacının ihracına ilişkin kararların, usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilip edilmediğinin üzerinde durulması, davanın yasal sürede açılıp açılmadığının tespitinin buna göre yapılması gerekirken, noter şerhi ile yetinilmesi de doğru görülmemiştir.

    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA