kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  11. Hukuk Dairesi 2006/3231 E., 2007/11356 K.
  • HALEFIYET
  • RUCUEN TAZMİNAT
  • TAŞIYANIN SORUMLULUĞU

     

  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 817 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1061 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1062 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1063 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1361 ]

    "İçtihat Metni"

    Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi)rnce verilen 18.10.2005 tarih ve 2005/34-2005/214 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra İşin gereği görüşülüp, düşünüldü:

    Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma risklerine karşı sigortalı sac emtiasının Kore'nin Poheng Limanı'ndan İzmit Diliskelesi Limanı'na taşınması işinin davalı gemi ile gerçekleştirildiğini, gemiye hasarsız olarak yüklenen sac emtiasının taşıma sırasında deniz suyu ve yağa maruz kalarak kısmen hasariandığını, müvekkilince sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, davacının 52.757.708.154 TL tutarındaki alacağı yönünden TTK'nın 1235/7 ve 1236. maddeleri uyarınca kanuni rehin hakkı tanınmasına, anılan bedelin 07.08.2003 ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekifi, gönderilenin emtiayı teslim alırken TTK'nm 1065 ve 1066. maddesi gereğince taşıyana yazılı bildirimde bulunmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine dava açılamayacağını, taşınan emtiada malın kalitesini etkileyecek önemli bir hasar olmadığının tespit raporu ile belirlendiğini, öte yandan geminin yolda kötü havaya maruz kaldığını, TTK'nın 1063/1. maddesi gereğince fahiş zarardan müvekkilinin sorumlu olmayacağını, istenen bedelin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, geminin yolculuğu sırasında fırtınaya maruz kalması ve fırtınanın meydana geldiği kuzey yarım kürenin mevsim koşullan itibariyle yolculuğun olağan koşullarda olmadığı, bu nedenle olayın TTK'nın 1063/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

    Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    1- Dava, TTK'nın 1361 ve müteakip maddelerine dayanılarak ve halefiyet ilkelerine göre açılmış rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sigortalı yükün deniz suyu ve yağa maruz kalmak suretiyle hasarlandığından bahisle davacının, ilgilisine sigorta tazminatı Ödediği hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Tüm davacı iddialarına ve somut olayın özelliklerine göre, öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken husus, davalı taşıyıcının kusurlu ve dolayısıyla zarardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesidir.

    TTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, taşıyan, mallan teslim aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar geçen süre içindeki ziyaı ve hasar yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan Yasa'nın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur. TTK'nın 1061,1062 ve 1063, maddesinin son fıkrasından da anlaşılacağı gibi, kusursuzluğun ispat külfeti taşıyıcıya aittir. Bir geminin denize elverişli olması ise, umumi donanım, makine, kazan gibi kısımları bakımından yapacağı yolculuğun (tamamiyie anormal tehlikeler hariç) deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda olması demek olup, yetkili makamlarca belirli zamanlarda muayene ile verilen denize elverişlilik belgeleri bir karine hükmündedir ve aksi her zaman ispat olunabilir. TTK'nın 817/1. maddesinde geminin, denize ve yola elverişli sayılabilmesi için "anormal olanlar hariç" bütün tehlikelere karşı koyabilecek vasıfta olmasının arandığına göre, anormal tehlikenin mücbir sebep anlamında kullanıldığının kabulü gerekir. Taşıyana, geminin denize ve yola elverişli ve ambarlarının yükü kabule, taşımaya elverişli tutma mükellefiyeti getiren TTK'nın 1019. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, taşıyanın özen borcunun daha ağırlaştırılmış olduğu görülmektedir. Taşıyanın gemiyi mücbir sebep teşkil etmeyen deniz koşullarına uygun, denize elverişli halde bulundurması, aldığı yükün özelliklerine uygun muhafaza tedbirlerini alması ve yine o sefere mahsus diğer alınması gerekli tedbirleri de alması zorunludur.

    Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olunursa, jurnal kayıtlarına göre geminin bir süre rüzgara maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, geminin fırtınaya maruz kalması nedeniyle, TTK'nın 1063/1. maddesi gereğince davalı tarafın sorumlu olmadığına karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında Körfez Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/124 D.İş sayılı dosyası ve bu dosyada yer alan bilirkişi raporu değerlendirilmemiştir.

    Körfez Asliye Hukuk Mahkemesİ'nin 2003/124 D.İş numaralı tespit dosyasında alınan 22.09.2002 tarihli bilirkişi raporunda, "gemi kaptanı, tespit sırasında deniz raporu alınırken verdiği ifadesinde, Güney Kore'den yüklemesini müteakip Hint Okyanusu'nda seyrederken 2 gün süre ile şiddetli muson yağmurlarına yakalandığını, daha sonra yolculuğunu tamamlayıp İtalya'nın Savona Limanı'na vardığını, burada bu limana ait yükün tahliyesinin erken saatlerde başladığını, gece yağan çiğin kapakların üzerinde toplandığını, ambar kapaklarının açılması sırasında kapakların üzerinde toplandığını, ambar kapaklarının açılması sırasında kapaklann üzerinde geceden birikmiş nemin (çiğ ıslaklığı) ambara aktığını ve söz konusu ıslaklığın bu nedenle oluştuğunu beyan ettiği, bu hususun gemi jurnalinde de kayıt albna alındığı" belirtilmiş olup, bahsi geçen tespit dosya numarası 10.09.2004 tarihli davalı vekilinin delil listesinde de yer almaktadır.

    Mahkemece, Körfez Asliye Hukuk Mahkemesİ'nin 2003/124 D.İş numaralı tespit dosyası, özellikle kaptanın deniz raporu alınırken verdiği ifadesine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, gemi adamlarının ve dolayısıyla taşıyıcının kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, eksik inceleme İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

    2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

    Sonuç: Yukanda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına (BOZULMASINA), (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  •  

     

     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA