kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi 2002/3992 E., 2002/6633 K.

GERÇEK ZARAR

HIRSIZLIĞA KARŞI SİGORTA

İSPAT YÜKÜ

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
ESAS KARAR
2002/3992 2002/6633
YARGITAY KARARI

MAHKEMESİ :Erzurum Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :15.11.2001
NO’SU :2001/172-2001/627

Taraflar arasında görülen davada Erzurum Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.11.2001 tarih ve 15.11.2001 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.06.2002 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya sigortalı olan müvekkiline ait işyerinde gerçekleşen hırsızlık sonucu oluşan zararın tazmin edilmediğini ileri sürerek, (22.000.000.000) TL. tazminatın 16.07.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı sigorta ettirence TTK.nun 1252. maddesinde yazılı beş iş günü içinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara, ceza dosyası kapsamına ve davacı ticari defterleri üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucuna dayanılarak, riziko tarihinde davacı envanterinde KDV hariç (28) milyar liralık mal bulunduğu, hırsızlık faillerinden elde edilip davacıya iade edilen (250.000.000) liralık eşya bedelinin indirilmesi sonucu kalanın istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile (21.750.000.000) TL.nin 8.3.2001’den itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, mal sigortalarında sigorta ettirence gerçek zararın tazmininin istenebileceği ve zarar miktarının ispatının aynı tarafa ait olduğunun gözden kaçırılması doğru görülmemiştir.
Davacı sigorta ettiren, ceza soruşturması sırasında da çalınan eşyaların değerinin (22) milyar lira olduğunun iddia etmiş olmasına karşın 17.7.2000 tarihli yer gösterme işlemi sırasında zaptedilenler dışında başkaca malların çalındığını bildirse de bunların neler olduğunu inandırıcı biçimde açıklayamamış, teslim-tesellüm tutanağında teslim aldığı eşyalar dışında da malın çalındığı çekincesi ileri sürmemiş, 15.08.2000 tarihli bilirkişi raporunda (11) kalemden oluşan çalıntı eşyaların suç tarihlerindeki değerinin (169.500.000) TL. olduğu bildiriminin aksini 3.10.2000 tarihli oturumda öne sürse de ispat yoluna gitmemiş, toplam çalıntı eşya ve değeri olarak anılan miktarlar benimsenip pek hafif kabul edilerek kurulan mahkumiyet hükmü müdahil durumundaki davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Öte yandan, rizikoyu süresinde ihbar etmeyen davacı yedi ay sonra eldeki davayı açarak davalı sigortacının rizikonun özelliğini ve tazmin sorumluluğunun denetleme ve araştırma olanağını ortadan kaldırdığı gibi, samimiyetsiz bir tutum sergilemiş bulunmaktadır. Bu evreden sonra salt envanter kayıtlarında satılmamış görülen mal girdilerinin tutarını tazminat olarak isteyemez. Gerçek zararın tazmininin istenebileceği ilkesi uyarınca davacının tazminat isteminin kapsamının kesinleşen ceza davası sonucunda dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, (250.000.000) TL. vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA