kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi 2002/3799 E., 2002/8137 K.

GÖREVLİ MAHKEME

KİRA SÖZLEŞMESİ

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
ESAS KARAR
2002/3799 2002/8137

YARGITAY KARARI

MAHKEMESİ :Ankara 14. Sulh Hukuk Mahkemesi
GÜNÜ :04.12.2001
SAYISI :1997/807-2001/1254

Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2001 tarih ve 1997/807-2001/1254 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalıların murisi İlhan Mahmut arasında 17.05.1994 tarihinde 15 yıl süreli bir kira sözleşmesi ve protokol imzalandığını, tapuya serh verildiğini, bu sözleşmelere göre kiralayan İlhan Mahmut’un taşınmazını müvekkil şirkete kiraya verdiğini karşılığında bu taşınmaz üzerine inşa edilecek mobil akaryakıt servis istasyonunun işletme hakkını aldığını kira bedelinin peşin olarak ödendiğini, ayrıca taraflar arasında 22.06.1995 tarihinde standart mobil işleticilik anlaşması yapıldığını, İlhan Mahmut’un 15.08.1995 tarihinde ölümü ile sözleşmenin 13/3. maddesine göre akdi hak ve yükümlülükler veraseten intikal etmediği için işleticilik anlaşmasının münfesih olduğunu, müteveffanın mirasçılarının işleticilik anlaşması akdetmeleri için davet edilmelerine rağmen davete uymadıklarını ileri sürerek fuzili şagil durumundaki davalıların işletmeye ve taşınmaz yönelik tecavüzlerinin men’ine, haksız rekabet, marka hakkına tecavüz ve yoksun kalınan kâr dolayısıyla tazminat haklarının saklı tutulmasına, kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açtıkları kira aktifinin feshi ve cezai şart talebine ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kiralanan üzerine hiçbir zaman zilyet olmadığını, kira akti başlangıcından beri zilyetliğin müvekkillerinin ve murisinin elinde olduğunu bu nedenle davacının müdahalenin meni davası açmakta hukuki yararı olmadığını, müvekkillerinin maliki oldukları bir gayrimenkule tecavüz etmelerinin söz konusu olmayacağını, davacının müvekkillerinin murisinin ölümünü vefat tarihinden beri bildiğini ve müvekkillerine akaryakıt satmaya devam ettiğini, iki yıl sonra dava açmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, protokolün 5. maddesi gereğince gönderilen ihtarnamelerle davacının A... A.Ş.nin kira sözleşmesinin tarafı olduğunu bildiğini, murislerinin vefatı ile mirasçısı davalıların kiralayan ve işletici konumuna geldiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere göre, 17.04.1994 tarihli sözleşme ile taraflar arasında akaryakıt işleticiliği ilişkisi kurulduğu, davalıların murislerinin ölümünden sonra da işletme ilişkisinin fiilen devam ettiği, protokolün 5. maddesine göre diğer davalı şirkete devrin gerçekleştiği ve bu hususun ihtarnamelerle davacıya bildirildiği, bu durumda davalıların fuzuli şagil sayılamayacakları, taraflar arasındaki işletmecilik ilişkisi ve davacı şirketin zilyet bulunmaması nedeniyle zilyetliğin korunması davası şartlarının da olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kira sözleşmesi ve akaryakıt istasyonu işleticiliği ilişkisinden kaynaklanan tecavüzün men’ine ilişkindir. Dava konusu 4500 m2.lik taşınmazın yeri de gözönüne alınarak olağan hayat şartlarına göre değerinin her halükarda 400.000.000 TL.den fazla olduğu, dava dilekçesinde de dava değerinin zaten bu rakamın üzerinde gösterildiği, uyuşmazlığın HUMK.nun 8. maddesinde sayılan münhasıran Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülecek dava türlerinden olmadığı, ayrıca sözleşmenin 15. maddesinde uyuşmazlık halinde kira akdi, standart mobil işleticilik anlaşması ve protokolün birbirini tamamlayıcı nitelikte olmaları sebebiyle birarada yorumlanacağının ve dava dilekçesinde müddeabih değerinin de 666.666.666 TL. olarak gösterilmesi gözetilmeksizin davanın salt fuzuli şagil durumunda oldukları iddia edilen davalıların işyerinden çıkarılması (tahliyesi) istemi şeklinde kabul edilerek Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülüp sonuçlandırılması doğru değildir.
Görev kanununun mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA