kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

18. Hukuk Dairesi 1997/343 E., 1997/890 K.

VASİYET YOLU İLE KURULAN VAKFIN TESCİLİNDE MİRASÇILARIN DURUMU

İçtihat Metni


T.C
Y A R G I T A Y
18.HUKUK DAİRESİ

ESAS KARAR
1997/343 1997/890

Y A R G I T A Y İ L A M I

Dava dilekçesinde vakfın tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın
kabulü cihetine gidilmiş, hüküm müdahiller vekili tarafından temyiz
edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki
bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Cumali....... vefat etmeden önce noterde düzenlediği 24.11.1981 ve
19.2.1988 tarihli vasiyetnameler ile bazı mallarını Cumali ......Eğitim
Kültür ve Manevi Değerlere Hizmet Vakfı adı altında Medeni Kanunun 73.
maddesi gereğince vakfetmiş, adı geçen 16.2.1989 tarihinde vefat etmiş, vakıf
mütevellisi olarak tayin edilen kişilerce bu tescil isteminde bulunulmuştur.
Vakfedenin mirascıları da “ilgili” sıfatı ile bu duruşmaya
katılmışlardır. Mahkemece bu kişiler davada müdahil sıfatıyla dinlenmiş ve
ikame ettikleri deliller toplanmış ise de, Medeni Kanunun 74 ve Türk Medeni
Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 5. maddesi
dikkate alındığında tescil istemini içeren başvuru bir dava niteliğinde
olmadığı gibi mirasçıların böyle bir yargılamada davaya müdahil olarak
katılmaları da söz konusu değildir. Gerçekten Medeni Kanunun 74. maddesi
hükmü incelendiğinde sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü mahkemece verilen tescil
kararının tebliği üzerine iki ay içerisinde ancak temyiz yoluna
başvurabilecek iken, kendilerini ilgili olarak gören kişilerin dava
niteliğinde de olmayan böyle bir ihtilafsız kazai işleme müdahil olarak
katılmaları da söz konusu olamaz. Sözü edilen Tüzüğün 5. maddesinin 5.
fıkrasına göre mahkeme esas itibariyle evrak üzerinde karar vermek durumunda
olup, gereken hallerde vakfedeni ve diğer ilgilileri de bu inceleme sırasında
dinleyebilir ise de, mahkemenin böyle bir yola girmesi, “ilgililer” deyimi
kapsamında olan kişilerin menfaatleri haleldar olduğu gerekçesi ile vakfın
kurulmasına karşı gelmeleri ve vakfın tesciline karar verilmesi halinde de
temyize başvurmaları hakkını vermez. İlgililerin mahkemece dinlenmeleri
vakfın tesciline ilişkin işlemin mahkemece değerlendirilmesine yönelik olup,
çekişmesiz kaza işlemi niteliğindeki bu tescilde bu kişilerin taraf
olmalarını gerektirmez. Hal böyle olunca mahkemenin bu kişileri müdahil
olarak kabul etmesi bir usulü hatadır. Böyle bir hatalı işlem sonucu
yargılama sırasında bu kişilere izafe edilen sıfatın Yargıtay’ca dikkate
alınmayacağı ve hatalı bir işlemin hukuki sonuç doğurmayacağı da açıktır.
Bütün bu hususlar dikkate alındığında, mahkemenin tescile ilişkin
kararını temyiz eden vakfedenin mirasçıları Uğur ve arkadaşlarının bu
ihtilafsız kaza işleminde kendilerine taraf ya da müdahil sıfatı izafesinin
mümkün olmadığı için kararı temyiz etme hakları da bulunmamaktadır.
Bu kişilerin, kurulan vakıf nedeniyle hukuki menfaatlerinin ihlal
edildiği kanısında bulundukları takdirde Yasada öngörülen hukuki yollara
başvurabilecekleri tabiidir.
Bu itibarla tescil kararını temyiz eden Uğur ve arkadaşlarının
temyiz istemlerinin REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene
iadesine, 4.2.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA