kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

9. Hukuk Dairesi 2002/2721 E., 2002/2771 K.

ÇOĞUNLUK TESPİTİNE İTİRAZ

İETT’YE AİT YETKİ TESPİTİ VE İTİRAZ

ÜYELİKLERİN SAHTELİĞİ İTİRAZI

İçtihat Metni

T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi

E. 2002/2721
K. 2002/2771
T. 14.02.2002

YARGITAY KARARI



İstanbul İ.E.T.T. İdaresine ait işletme kapsamındaki işyerleriyle ilgili olarak Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca düzenlenen yetki tesbit yazısına karşı açılan itiraz davası
sonucunda, mahkemece davacı işçi sendikasının çoğunluğu bulunduğu belirlenerek davanın
kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme bu hükme varırken, Dairemizin görüşü doğrultusundaki
bilirkişi raporunun (A) şıkkında yer alan değerlendirme ve sonuçları benimsemiştir ki, buna
göre 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 92.. maddesinde öngörülen koşullara tam uyulmamış
olması üyelik ve çekilme bildirimlerinin geçersizliği sonucu doğurmaz. Bu görüş,
Anayasa’nın ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun sendikalara üye olmak ve üyelikten
çekilmek konusunda öngördüğü serbestlik ve özgürlüğü esas alır ve anılan 92. maddeye tam
uyulmaması olgusunun işçinin iradesini kısıtlayamayacağını kabul eder. Bilirkişi raporunun
bu görüşe uygun biçimde davacı ve davalı işçi sendikaları üye sayılarını gösteren (A) şıkkı
mahkemece benimsendikten başka, sendikaya üyeliklerin geçersizlikleri ile ilgili olarak açılan
ceza davalarının da, bu itiraz davası için bekletici sorun sayılamayacağı, zira ceza
davalarının noter görevlileri hakkında açılmış olduğu gerekçesine de dayanılmıştır.
Görüldüğü gibi yerel mahkemenin bu ilk kararında, bilirkişi raporunun (B) şıkkında yer alıp
Noterlik Kanunu’nun 92. maddesine tam uyulmaması sonucu bazı üyelik ve çekilme
bildirimlerinin geçersiz sayılması görüşü kabul edilmemiştir.

Davalı işçi sendikasının temyizi üzerine, yerel mahkeme kararı, Dairemizin
22.10.1998 tarih ve 15481 – 15066 sayılı ilamıyla bozulmuş olup, özellikle sendikaya üyelik
ve sendikadan çekilme bildirimlerinden bir kısmının sahte oldukları iddiasıyla açılan
soruşturma ve kamu davalarının sonuçlarının beklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve böylece açılan kamu davalarının sonuçlanması
beklenmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, Eyüp ve Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemelerinde
ayrı ayrı açılan kamu davaları sonucun da ilgili noter ve noterlik personelinin görevi ihmal ve
görevi kötüye kullanmak suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Ancak her iki ceza
mahkemesince anılan üyelik ve çekilme bildirimlerinin, bir başka anlatımla uyuşmazlık
konusu noterlik işlemlerinin tamamı inceleme ve irdelemeye tabi tutulmamış, mahkemelerden
biri sekiz, diğeri on dokuz bildirim (işlem) üzerinde inceleme yapmış ve bunların işçilerin
gerçek iradelerini yansıtmadığı, bir başka deyişle geçersiz olduğu sonucuna vararak noterlik
personelinin hükümlülüğü cihetine gitmiştir. Görüldüğü gibi ceza mahkemesi kararları,
inceleme konusu yapılan bildirimlerle sınırlıdır ki, bunun sonucunda inceleme ve irdeleme
yapılmayan öteki bildirimlerin geçersiz olduğunun kabulüne olanak yoktur. Oysa yerel
mahkeme temyize konu bu son kararında 1908 üyelik ve çekilme fişlerinin tamamının
geçersiz olduğunu kabul ederek hüküm kurmuştur. Çoğunluk tespit yazısına itiraz davasında,
gerçek durumun, çoğunluğun hangi sendikada olduğunun açık ve kesin biçimde
anlaşılabilmesi için her üyelik kayıt fişinin veya üyelikten çekilme bildiriminin geçerli olup
olmadığı incelemeye tabi tutulmalıdır.

Öte yandan, mahkemece üyelikleri geçersiz sayılan bazı işçilerin mahkemeye vermiş
oldukları anlatımlarında ilgili fişlerdeki imzaların kendilerine ait olduğunu ve imzaları noter
huzurunda attıklarını belirtmişlerdir. Bu ifadeler ortada iken, irade bildirimlerinin varsayıma
dayanılarak geçersiz olduğunun kabulünde isabet yoktur.

Dairemizin bozma kararından önceki aşamada 834 üyelik konusunda geçersizlik
iddiası mevcutken, bozma dan sonraki aşamada bu sayının 1748’e yükseldiği görülmüştür.
Çoğunluk tesbitinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvuru tarihindeki üyelik
konusu, uyuşmazlığın esasını oluşturduğu için, Dairemizce sonradan soruşturma kapsamına
giren üyeliklerle ilgili olarak da incelemeler yapılabileceği görüşü benimsenmiştir. Bir başka
anlatımla bu konuda usulü kazanılmış haktan söz edilemez.

Ayrıca burada bir hususun önemle vurgulanmasında yarar vardır. Yukarıda ayrıntılı
biçimde açıklandığı üzere bu davanın geçirdiği evreler itibariyle, üyelik kayıt fişlerinin ya da
üyelikten çekilme bildirimlerinin 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 92. maddesine aykırı olup
olmadığı sorunu üzerinde bu aşamada durulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece
yapılacak iş, taraf işçi sendikalarından her birinin başvuru tarihindeki üye sayısının sağlıklı
şekilde tesbit etmek ve bunun sonucuna göre de hüküm kurmaktan ibarettir.

Olayda Medeni Kanunu’nun 2. maddesine dayanılması olanağı da yoktur. Gerçekten
bu uyuşmazlığın çözümünde, üyelikle ilgili koşulların oluşup oluşmadığı önem taşımaktadır.
Yapılacak inceleme sonucunda bazı üyelikler geçersiz sayılabileceği gibi diğerleri geçerli
olabilir. Varsayımlara dayanılarak sonuca gidilemez. Bu sorun çözümlendikten sonra, bozma
kararının diğer kısımları ile ilgili olarak da araştırma ve inceleme yapılmalı ve hasıl olacak
sonuca göre hüküm kurulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.2.2002 gününde oyçokluğu ile
karar verildi.


KARŞI OY

İstanbul İ.E.T.T. İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve bağlı işyerlerinde Toplu İş
Sözleşmesi yapmak üzere Belediye İş Sendikası 3.11.1997 tarihinde başvurmuş ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan değerlendirme sonucunda işyerlerinde çalışan işçi
sayısının 7960 ve Belediye-İş Sendikasının 4183 üyesi olduğu belirlenmek suretiyle Belediye-
İş Sendikasının yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığı tesbit edilmiştir.

İş Müfettişleri Kurulu 17.4.1998 tarihli raporlarında; “...3.11.1997 tarihi itibariyle
inceleme yapıldığını, 12.10.1997 – 30.10.1997 tarihleri arasında Belediye İş Sendikası
üyeliğinden çekilme bildirimleri ile 24.10.1997 tarihli Hizmet-İş Sendikası üyeliğinden
çekilme bildirimleri 2821 sayılı Yasa’nın 25. maddesine göre çekilme Notere başvuru
tarihinden itibaren bir ay sonra geçerli olacağı için değerlendirilmediği ve Beyoğlu Yedinci
Noterliği tarafından 12.5.1997 tarihi ile 2.10.1997 tarihi arasında onaylanan ve
değerlendirmeye alınan 4930 adet Belediye-İş Sendikası üyeliğinden çekilme bildiriminde
Noter tarafından kimlik tesbiti yapılmadığı ve yapılan değerlendirme sonucunda; İETT
İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve bağlı işyerlerinde 3.11.1997 tarihi itibariyle 7960 işçinin
çalıştığı, 4183 işçinin Belediye-İş Sendikası üyesi, 3012 işçinin Hizmet-İş Sendikası üyesi
olduğu, 765 işçinin ise hiçbir sendikaya üye olmadığının tesbit edildiğini...” belirtmişlerdir.

Hizmet-İş Sendikası açtıkları dava da, 3.11.1997tarihi itibariyle 7960 işçiden 6100
işçinin kendi üyeleri olduğunu iddia etmişlerdir.

Belediye-İş Sendikası ise, Hizmet-İş Sendikasınca ibraz olunan üyelik fişi ve
istifanamelerden 1650 sinin sahte olduğunu ileri sürmüştür.

Üyelik fişleri ve istifanamelerin Belediye-İş Sendikasından ayrılma ve Hizmet-İş
Sendikasına üyelik başvuruları ile ilgili olduğu ve 12.10.1997 – 30.10.1997 tarihleri arasını
kapsadıkları ve istifanamelerin Belediye-İş Sendikasına ulaşmadığı ve Bakanlık kayıtlarında
da yer almadığı görülmektedir.

Belediye-İş Sendikası bu belgelerin sahte olduklarını iddia etmekle beraber işçilerde
yargı yoluna başvurmuşlardır.

Belgelerin düzenlemesinde yer alan Noter-Noter Başkatibi ve Noter Katipleri
hakkında davalar açılmıştır.

Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Kadıköy Noter Başkatibi beyanında;
“...görev yaptığı sırada yanına gelen Hizmet-İş Sendikası yetkililerine güvenerek işyerlerine
gittiğini ve burada ilgili sendikanın doldurup kendisine verdiği belgeleri kişileri görmeden ve
belgelerin altındaki imzaların kendilerine ait olup olmadığını sormadan ve kimlik bilgilerinin
doğruluğunu kontrol etmeden tasdik ettiğini...” ifade etmişdir.

Beyoğlu 7. Noteri ile Noter başkatibi ve noter katibi Ağır Ceza Mahkemesindeki
beyanlarında; “...Hizmet-İş Sendikası yöneticileri tarafından düzenlettirilen üyelikten çekilme
bildirimlerinin altındaki imzaların ve bildirimi veren kişilerin bildirimde yazılı kişiler olup
olmadıklarını kontrol etmeden tasdik işlemi yaptıklarını...” ifade etmişlerdir.

İlgili Ağır Ceza Mahkemeleri, noter görevlilerinin eylemlerinin görevi ihmal suçunu
teşkil ettiğini kabul etmek suretiyle tecziyeleri yönüne gitmişlerdir.

İş Mahkemesi de; “...Eyüp Ağır Ceza Mahkemesinde 181, Beyoğlu Ağır Ceza
Mahkemesinde ise davaya konu olan 1727 kişiye ait üyelik ve çekilme bildirimlerinin
Sendikalar Yasasının 22 ve 25. maddelerine uygun olarak yapılmadığı ve böylece Hizmet İş
Sendikası ilgilileri tarafından gerçekleştirildiği anlaşılan 1908 kişiye ait bildirimlerin geçersiz
olduklarını ve bu sendika geçersiz belgeleri itiraz sebebi yapmakla eylemlerinin MK. 2.
maddesi uyarınca himayeye layık olamayacağını ve 1908 kişinin Belediye-İş Sendikası
üyeleri sayılmaları gerektiğini ...” belirtmek suretiyle, davacının davasının reddi yönüne
gitmiştir.

14.2.2002 tarihli Daire bozma kararında; “...çoğunluk tesbit yazısına itiraz davasında,
gerçek durumun, çoğunluğun hangi sendikada olduğunun açık ve kesin biçimde
anlaşılabilmesi için her üyelik kayıt fişinin veya üyelikten çekilme bildiriminin geçerli olup
olmadığının incelemeye tabi tutulması gerektiği, ayrıca bazı işçilerin mahkemeye vermiş
oldukları anlatımların da, ilgili fişlerdeki imzalarının kendilerine ait olduğunu ve noter
huzurunda attıklarını ve bu ifadeler ortada iken, irade bildirimlerinin varsayıma dayanılarak
geçersiz olduğunun kabulünde isabet yoktur...” denilmektedir.

Bozma kararında vurgulandığı gibi üyelik kayıt ve çekilme bildirimlerinin geçerli olup
olmadığının incelemeye tabi tutulması gerekir. Sendikalar Yasasının 22. maddesinde; “...İşçi
Sendikasına üyelik, işçinin doldurup imzaladığı ve notere tasdik ettirdiği üye fişini sendikaya
vermesi ile üyeliğin kazanılacağı...” belirtildiği gibi 25. maddesinde üyeliğin sona ermesinin
noter huzurunda münferiden kimliğin tesbiti ve istifa edecek kişinin imzasının tasdiki ile
olur...” denilmektedir.

Yasa hükmünde belirtildiği gibi üyelik, işçinin bizzat doldurup imzaladığı üye kayıt
fişinin noter tarafından onanması ile tekemmül eder. Üye kayıt fişleri ve Defterlerinin şekli ve
İhtiva Edeceği Bilgiler Hakkında ki Yönetmelik’in 4. maddesine göre, sendikaya üye olmak
isteyen bir işçi yönetmelik Ek 3’de gösterilen örneğe uygun içerikli üye kayıt fişini doldurup
bunu notere tasdik ettirecektir. Aynı yönetmeliğin 4. maddesinin 2. fıkrasında ise; “noter, fişte
adı yazılan işçinin kimliğinin tesbitini yapar ve imzasını onaylar. Onaylanan bu fişler işçi
tarafından alındı belgesi karşılığında sendikaya verilir...” denilmektedir. Yine Sendikalar
Yasasının 25. maddesinde, üyelikten ayrılmak isteyen işçinin bu isteğini notere bildireceği ve
noterin üyeden isteyeceği bir belge ile önceden üyenin kimliğini saptayacağı belirtilmektedir.
1512 sayılı Noterlik Kanununun 72. maddesinde “noterler, ilgililerin istemi üzerine, hukuki
işlemleri belgelendirirler. Belgelendirme, bu kısım hükümleri ile diğer kanunlar ve
yönetmelikte gösterilen şekilde yapılır...” denilmektedir.

Ağır Ceza Mahkemelerinde ifade veren noter görevlileri beyanlarında, üyelik ve
üyelikten çekilme bildirimlerinin diğer sendika yöneticileri tarafından düzenlettirilip
kendilerine verildiğini ve işçileri görmeden ve altlarındaki imzaların kendilerine ait olup
olmadığını sormadan ve kimlik bilgilerinin doğruluğunu kontrol etmeden tasdik işlemi
yaptıklarını beyan etmişlerdir. Bu beyanları ve diğer kanıtlarla mahkumiyetleri yönüne gidilen
noter görevlilerinin anlatımlarından da görüleceği şekilde üye kayıt ve çekilme fişlerinin
işçiler tarafından doldurulup notere verilmediği, işçilerin noterlerce görülmediği, noter
huzurunda münferiden kimlik tesbiti yapılmadığı ve imzaların onaylanmadığı ortaya
çıkmaktadır. Nitekim Dairemizin müteaddit kararlarında da, sendikadan çekilme, noterde
kimlik tesbiti ve imzanın tasdikinden itibaren yasal süre geçtikten sonra geçerli olacağı kabul
edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin 8.9.1972 gün ve 1972/3 sayılı kararında; yasa ile
sendikadan çekilme konusunun gerek sendika çalışmaları ve gerekse sendikada kalan ve
çekilen işçiler yönlerinden bir takım biçim koşullarına bağlanmasında kamu yararı ve düzeni
bakımından gerek vardır denilmektedir. O halde Sendikalar Yasası ile getirilen biçim
koşulları kamu yararı ve düzeni ile ilgilidir.

Yukarıda belirttiğimiz 1512 sayılı Noterlik Kanununun 72. maddesinde vurgulanan
belgelendirme; diğer kanunlar ve yönetmeliklerde gösterilen şekilde yapılır hükmü gerek
sendikalar yasası ve gerekse üye kayıt fişleri ve defterlerinin şekli ve ihtiva edeceği belgeler
hakkında ki yönetmelik’i işaret etmektedir. 1512 sayılı Noterlik Yasasının 90. maddesine göre
onamanın şekil şartları tamamlanmamıştır. Yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmamıştır.
Davacı sendika yargılamanın hiçbir safhasında kendilerinin üyelik ve istifa fişi tanzim
ettirmediklerini ileri sürmemişler ve noter görevlilerinin kendileri hakkında ki beyanlarına
karşı çıkmamışlardır. Bu durumda Medeni Kanunun 2. maddesi hükmü devreye girmektedir.
Ağır Ceza ve İş Mahkemelerinin tesbitleri karşısında geçersiz bildirimlerin ilgili sendikanın
katkılarıyla yapıldığı anlaşılmakla bu sendikanın Dairemizin 21.11.2000 gün ve 2000/15834
esas 2000/16990 sayılı kararında belirtildiği gibi oluşumuna katkıda bulundukları bir yasaya
aykırılıktan yararlanmaları mümkün değildir. Bozma kararında M.K.nun 2. maddesine
dayanılma olanağının olamayacağı, çünkü üyelikle ilgili koşulların oluşup oluşmadığının
önem taşıdığı vurgulanmaktadır.

Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olan bir olayın tesbitine, olayın varlığı ve bu
olayın işlenmesine ilişkin kesinleşmiş hükmü hukuk mahkemesince gözardı edilemez.
Yukarıda defalarca vurgulandığı gibi üyelik ve üyeliğin kaybı ile ilgili koşullar oluşmamıştır.
Bu koşulların oluşmamasında ilgili sendikada sorumludur. O halde mahkemenin M.K.nun 2.
maddesine dayanması son derece doğrudur.

Yine bozma kararında her üye kayıt veya çekilme bildiriminin geçerli olup
olmadığının incelemeye tabi tutulması gerektiği belirtilmekle beraber bunun yöntemi
gösterilmemektedir. Bildirimlerin geçerli olmadığı ceza mahkemeleri kararları ile
belirlenmiştir. Sendikalar Yasasının 22 ve 25. maddelerine uyulmamıştır. Davacı sendika
aksini iddia edip kanıtlamamıştır. Mahkeme bu yönde ki delilleri değerlendirmiş olup,
bildirimleri geçersiz saymıştır. Bozma kararında incelemenin ne şekilde yapılması gerektiği
yönünde görüş getirilmemiştir.

Yine bozma kararında irade bildirimlerinin varsayıma dayanılarak geçersiz kabulünde
isabet yoktur, denilmektedir. Varsayım, sözlük anlamıyla kısaca faraziye olarak
tanımlanabilmektedir. Ortada gerçek irade bildirimlerinin bulunmadığı yönünde kesinleşmiş
mahkeme kararları bulunmaktadır. Daire çoğunluk görüşünde bazı işçilerin imzaları noter
huzurunda attıkları şeklinde beyanlarına dayanılmaktadır. Esas bu görüş varsayımın bir
örneğidir. Birkaç işçi bu şekilde beyanda bulundu diye diğer bildirimlerinde incelenmesinin
istenmesi hukuksal ve maddi gerçekleri ortadan kaldıracak nitelik taşımamaktadır. Daire
çoğunluğunun görüşünden hareket edildiğinde bir başka olgu karşımıza çıkmaktadır.
Dosyaların ekleri arasında yer alan ve işçiler tarafından verilen umumi vekaletnamelerde şu
sözler yer almaktadır. “...İstanbul Birinci İş Mahkemesinin 1998/1407 esas sayılı dava
dosyasında Belediye İş Sendikası Üyesi olduğum hususunda adıma beyan ve bildirimde
bulunmaya ve keza aynı dava dosyasında adıma ibraz olunan Belediye-İş Sendikası
üyeliğinden istifa ettiğime ilişkin (ekaltı) işçinin üyelikten çekilme bildirimi başlıklı çekilme
bildirimlerinin bana ait olmadığı,...” şeklinde irade bildirimleri yer almakta olup, bu
bildirimlerin Temmuz 2001 tarihlerinde noter huzurunda yapıldığı görülmekte ve bu
bildirimlerin 2942 adet olarak dosya eklerinde yer aldığı ifade edilmektedir. Bu husus dahi
ortada varsayım olmadığı şeklinde ki görüşlerimizin doğruluğunu ortaya koymaktadır.
Çoğunluk bozma kararında gösterilmeyen inceleme yöntemi irade bildirimlerinin tesbiti ise
bu bildirimler dosyada bulunmaktadır. Ayrıca Hizmet-İş Sendika Vekilinin 26.12.2001 günlü
yazılı beyanında” “...sahteliği iddia olunan istifa fişlerinde adı geçen ve 3.11.1997 tarihinde
işyerinde çalışan 1890 işçinin emeklilik, nakil, istifa, fesih, ölüm vs. nedenlerle ayrıldıklarının
İETT Genel Müdürlüğü tarafından beyan tarihi itibariyle bildirildiği ve bu durumda isticvap
ve istikdap’ın güçlük arzedeceği belirtilmek suretiyle bildirimlerin yeniden incelemeye tabi
tutulmasının güçlüğü ve gereksizliğine işaret edilmiştir.

Bütün bu anlatımlar karşısında; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İş
Müfettişleri Kuruluna yaptırdığı tesbitler sonunda İETT Genel Müdürlüğü ve bağlı
işyerlerinde Belediye-İş Sendikasının toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkili kılınmasına
ilişkin kararının iptali için açılan davada, mahkeme yasa ve yönetmelik hükümleri ve bu
hükümler kapsamında dosyalarda ki tüm karar ve delilleri ve belgeleri değerlendirerek hüküm
kurmuş olduğundan Daire çoğunluğunun bozma kararına katılamıyoruz. Hükmün onanması
görüşündeyiz.

Üye Üye

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA